...
...
Authentic hadith sources, categorized, with original Arabic text and Turkish translation.
عن عبد الله بن بُحَيْنَةَ رضي الله عنه وكان من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم «أن النبي صلى الله عليه وسلم صلَّى بهم الظهر فقام في الركعتين الأُولَيَيْنِ، ولم يَجْلِسْ، فقام الناس معه، حتى إذا قضى الصلاة وانتظر الناس تسليمه: كَبَّرَ وهو جالس فسجد سجدتين قبل أن يُسَلِّمَ ثُمَّ سَلَّمَ».
“Abdullah b. Buheyne -radıyallahu anh-'dan -Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabındandır- rivayet edildiğine göre: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara öğle namazını kıldırırken (birinci teşehhüde) oturmadan (üçüncü rekat için) ayağa kalktı. Cemaat de, onunla birlikte ayağa kalktı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını tamamladığında, insanlar selam vermesini beklerken, o, selam vermeden önce (Allahu Ekber diye) tekbir alıp oturduğu halde (yanılmadan dolayı) iki secde yaptı, sonra da selam verdi.''”
Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nadîroğulları'nın malları Allah -Celle Celâluhu-'nun peygamberine verdiği ganimetlerdir. Müslümanların at ve deveye binerek sürmedikleri mallardır. Sadece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e özeldir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ailesinin bir yıllık yiyeceğini ayırırdı. Sonra kalanı atlara, silahlara ve Allah -Azze ve Celle- yolunda savaş hazırlığına ayırırdı.''
Rafi' b. Hadîc -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte (gazvelerden birinde) Zülhuleyfe'de insanlara açlık isabet etti. Koyun ve deve elde ettiler. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- de ordunun arkasında idi. Önde gidenler (ganimet hayvanlarından kesip) tencereleri ateşe koymuşlardı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- gelince emretti de tencereler devrildi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ganimet mallarını taksim etti ve taksimde bir deveyi on koyuna denk saydı. Sonra ordunun önünde bulunanlardan bir deve kaçtı, onların yanlarında sayı olarak az at vardı. Savaşçılardan biri ona ok atıp vurdu. Bu suretle Allah o deveyi hareketten alıkoyup hapsetti. Bunun üzerine Nebî -aleyhisselam- şöyle buyurdu: «Şüphesiz vahşi hayvanların kaçakları olduğu gibi, evcil hayvanların da kaçakları vardır. Hayvanlardan biri bu işi yapar, kaçarsa ona böyle muamele ediniz.» . Râfi' şöyle dedi: Yâ Rasûlallah! Bizler gazvelerde ve seferlerde bulunuyoruz, bu sırada hayvan kesip yemek istiyoruz; fakat yanımızda bıçaklar bulunmuyor (kılıçlarımızı da bu işte köreltmek istemiyoruz) şeker kamışı dedim. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kanı akıtabileceğin keskin bir şey bulmaya bak ve Allah'ın adını an! -yahut bol kan akıtan herhangi bir şeyle öldürün- ve onu yiyin! Bu şey diş ve tırnak olmasın. Çünkü diş bir kemiktir (kesmez). Tırnak da Habeşliler'in bıçaklarıdır.»