---
title: "Zariyat Suresi — Arapça Metin ve Türkçe Meali"
description: "Zariyat suresi: 60 âyet, Mekkî. Arapça metin ve Türkçe meal."
canonical: "https://getvaaz.com/tr/kuran/zariyat"
locale: "tr"
updated: "2026-06-12"
source: "VAAZ — getvaaz.com"
---

# Zariyat Suresi — Arapça Metin ve Türkçe Meali

| Bilgi | Değer |
|---|---|
| Sure no | 51 |
| Âyet sayısı | 60 |
| İniş yeri | Mekkî |
| Cüz | 26, 27 |
| Arapça adı | سورة الذاريات |

## Sure hakkında

Zariyat Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 51. suresidir; 60 âyetten oluşur ve dirilişin, hesabın ve kulluğun hakikatini işler. Adını, ilk âyetinde üzerine yemin edilen ve "tozu toprağı savuran rüzgârlar" anlamına gelen "zâriyât" kelimesinden alır. Sure; rüzgârlara, yük taşıyan bulutlara ve işleri taksim eden meleklere yapılan yeminlerle, vaad edilen hesabın kesin olduğunu ilan eder. Cinlerin ve insanların yalnızca Allah'a kulluk etmeleri için yaratıldığını bildiren 51:56 âyeti, varoluş gayesini tek cümlede özetleyen en temel Kur'an ifadelerinden biridir. Anlam arayışının yoğunlaştığı çağımızda sure, hayatın amacını kulluk ekseninde tanımlayarak okuyucuya sağlam bir yön duygusu kazandırır.

### İniş sebebi ve dönemi

Zariyat Suresi Mekkî'dir; Mekke döneminin ortalarında, öldükten sonra dirilişin ve hesabın inkâr edildiği bir ortamda indiği kabul edilir. Sure belirli bir nüzul sebebine bağlanmaz; müşriklerin alaycı itirazlarına yeminler, kevnî deliller ve geçmiş kavimlerin kısa anlatılan kıssalarıyla cevap veren Mekkî üslubun seçkin örneklerindendir.

### Başlıca konular

Surenin omurgasını hesabın kesinliği oluşturur. Takva sahipleri; gece ibadeti, seher vakti istiğfarı ve mallarında yoksulun hakkını gözetmeleriyle tasvir edilir (51:15-19). Ardından yeryüzünde ve insanın bizzat kendi varlığındaki âyetlere dikkat çekilir (51:20-21). Hz. İbrahim'in melek misafirleri, Lût kavmi, Firavun, Âd, Semûd ve Nûh kavmi kıssaları kısa ve çarpıcı sahnelerle geçer. Rızkın ve vaad edilenin gökte oluşu (51:22) ile her şeyin çift çift yaratılması (51:49) tefekküre açılan kapılardır; öğüdün müminlere fayda vereceğini bildiren 51:55 âyeti hatırlatmanın sürekliliğine işaret eder. Sure, yaratılış gayesini bildiren 51:56 ve rızkı verenin yalnızca Allah olduğunu vurgulayan 51:58 âyetleriyle zirveye ulaşır.

## Âyetler

**51:1**

> وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرۡوࣰ ا

Meal: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

**51:2**

> فَٱلۡحَٰمِلَٰتِ وِقۡرࣰ ا

Meal: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

**51:3**

> فَٱلۡجَٰرِيَٰتِ يُسۡرࣰ ا

Meal: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

**51:4**

> فَٱلۡمُقَسِّمَٰتِ أَمۡرًا

Meal: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

**51:5**

> إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقࣱ‏

Meal: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

**51:6**

> وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعࣱ‏

Meal: Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir

**51:7**

> وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ

Meal: İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

**51:8**

> إِنَّكُمۡ لَفِي قَوۡلࣲ مُّخۡتَلِفࣲ‏

Meal: İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz

**51:9**

> يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ

Meal: Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür

**51:10**

> قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ

Meal: Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

**51:11**

> ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ سَاهُونَ

Meal: Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın

**51:12**

> يَسۡـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Meal: İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar

**51:13**

> يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ

Meal: O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür

**51:14**

> ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ

Meal: Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir

**51:15**

> إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Meal: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

**51:16**

> ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ

Meal: Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı

**51:17**

> كَانُواْ قَلِيلࣰ ا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ

Meal: Onlar, geceleri az uyuyanlardı

**51:18**

> وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ

Meal: Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi

**51:19**

> وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ

Meal: Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi

**51:20**

> وَفِي ٱلۡأَرۡضِ ءَايَٰتࣱ لِّلۡمُوقِنِينَ

Meal: Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

**51:21**

> وَفِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ

Meal: Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz

**51:22**

> وَفِي ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ

Meal: Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir

**51:23**

> فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقࣱّ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ

Meal: Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir

**51:24**

> هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ

Meal: İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi

**51:25**

> إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمࣰ اۖ قَالَ سَلَٰمࣱ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ

Meal: Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti

**51:26**

> فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجۡلࣲ سَمِينࣲ‏

Meal: Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

**51:27**

> فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Meal: Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti

**51:28**

> فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةࣰۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمࣲ‏

Meal: (Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler

**51:29**

> فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِي صَرَّةࣲ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمࣱ‏

Meal: Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi

**51:30**

> قَالُواْ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ

Meal: Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler

**51:31**

> ۞قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Meal: İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi

**51:32**

> قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِينَ

Meal: Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

**51:33**

> لِنُرۡسِلَ عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن طِينࣲ‏

Meal: Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

**51:34**

> مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِينَ

Meal: Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler

**51:35**

> فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Meal: Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık

**51:36**

> فَمَا وَجَدۡنَا فِيهَا غَيۡرَ بَيۡتࣲ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Meal: Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk

**51:37**

> وَتَرَكۡنَا فِيهَآ ءَايَةࣰ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Meal: Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık

**51:38**

> وَفِي مُوسَىٰٓ إِذۡ أَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Meal: Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik

**51:39**

> فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونࣱ‏

Meal: Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi

**51:40**

> فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Meal: Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti

**51:41**

> وَفِي عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلۡعَقِيمَ

Meal: Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

**51:42**

> مَا تَذَرُ مِن شَيۡءٍ أَتَتۡ عَلَيۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِيمِ

Meal: Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik

**51:43**

> وَفِي ثَمُودَ إِذۡ قِيلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Meal: Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti

**51:44**

> فَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمۡ يَنظُرُونَ

Meal: Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı

**51:45**

> فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مِن قِيَامࣲ وَمَا كَانُواْ مُنتَصِرِينَ

Meal: Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler

**51:46**

> وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ

Meal: Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti

**51:47**

> وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَٰهَا بِأَيۡيْدࣲ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Meal: Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz

**51:48**

> وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَٰهِدُونَ

Meal: Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz

**51:49**

> وَمِن كُلِّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَيۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ

Meal: İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır

**51:50**

> فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Meal: De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

**51:51**

> وَلَا تَجۡعَلُواْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Meal: Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım

**51:52**

> كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ

Meal: Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi

**51:53**

> أَتَوَاصَوۡاْ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ

Meal: Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir

**51:54**

> فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومࣲ‏

Meal: Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin

**51:55**

> وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Meal: Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir

**51:56**

> وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ

Meal: Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır

**51:57**

> مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقࣲ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ

Meal: Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem

**51:58**

> إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ

Meal: Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır

**51:59**

> فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذَنُوبࣰ ا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَٰبِهِمۡ فَلَا يَسۡتَعۡجِلُونِ

Meal: Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler

**51:60**

> فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن يَوۡمِهِمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ

Meal: Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere

Tüm sureler: https://getvaaz.com/tr/kuran

---

Kaynak: [VAAZ — getvaaz.com](https://getvaaz.com/tr) · Bu belge sayfanın ajanlara yönelik Markdown sürümüdür; kanonik sürüm yukarıdaki `canonical` adresindedir. Tüm bölümlerin dizini: https://getvaaz.com/llms.txt
