Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün ashâbına "İflas eden kimdir?" diye sordu. Onlar "İflas eden malı kalmayan kişidir" diye cevap verdi. Allah Resûlü itiraz etti: "Ümmetimin iflas edeni — kıyamet günü namaz, oruç, zekât hesabıyla gelen; ama birine sövmüş, birine iftira etmiş, birinin malını yemiş, birinin kanını dökmüş olarak gelen kişidir. Bunların alacakları kendisinin sevaplarından alınır..." — Müslim, Birr, no. 2581. Yalan ve iftira mü'minin kazandığı sevabı tüketen iki büyük afettir. Bu vaaz dilin bu iki kâbusunu, Kuran'daki yasağını ve nasıl korunulacağını ele alıyor.
Kuran'ın Yalanı Anışı
Yalan, Kuran-ı Kerim'de yüzlerce kez geçen ve her seferinde lanetlenen bir kavramdır. Allah Teâlâ Bakara Sûresi'nde mü'minlere kesin bir emir verir:
— Bakara 2:42Hakkı bâtılla karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin.
Bu âyet iki ayrı günahı sayar: hakkı yalanla karıştırmak (saptırma) ve bile bile gerçeği saklamak (yarı-yalan). İkincisinin de yalan kadar ağır olduğu vurgulanmıştır.
Yalanın en ağır biçimi Allah hakkında yalan söylemektir. Allah Teâlâ Zümer Sûresi'nde uyarır: "Allah'a karşı yalan söyleyenleri kıyamet günü yüzleri kararmış olarak görürsün" (Zümer 39:60). Bu, dinde olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek; bilmediği halde fetva vermek; uydurma hadisleri Peygamber'e nispet etmek anlamına gelir.
"Mü'minin Yalan Söylemesi"
Hz. Peygamber (s.a.v.) yalan ile iman arasındaki çelişkiyi şöyle ifade eder:
— Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, no. 10930Mü'min, üç şey hariç her tabiat ve huy üzerinde yaratılmıştır: hıyanet, yalan ve korkaklık.
Mü'minin doğasında yalan yoktur. Eğer bir kul yalan söylüyorsa, fıtratına aykırı bir hâl üzerindedir.
Allah Resûlü'nün (s.a.v.) bu konudaki en ağır hadislerinden biri şudur:
— Buhârî, Edeb, no. 6094Yalandan sakının; çünkü yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. Bir adam yalan söylemeye ve yalanı araştırmaya devam ettiği takdirde, Allah katında yalancı diye yazılır.
"Allah katında yalancı diye yazılır" — bir kez yalan sonsuza dek değildir; sürekli yalan söylemek ise kişinin kalbine bir damga vurur.
İstisnaî haller vardır: savaşta hile, eşler arasında tatlı söz, iki Müslüman'ı barıştırırken söylenen söz — bunlar İslâm'da bir tür meşrû kılınmıştır — Müslim, Birr, no. 2605. Bunların dışında yalan haramdır.
Gıybet — "Kardeşinin Etini Yemek"
Allah Teâlâ Hucurat Sûresi'nde gıybeti çok güçlü bir benzetmeyle yasaklar:
— Hucurat 49:12Ey iman edenler! Zandan çokça sakının. Çünkü bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın ve biriniz diğerinin gıybetini etmesin. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? İşte bundan tiksindiniz! Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah tövbeleri çok kabul edendir ve çok merhametlidir.
Bu âyetin dehşet verici görüntüsü herkesin nefretini uyandırır. Ölmüş bir kardeşin etini yemek — kimse böyle bir şeyi düşünmek bile istemez. Ama Allah Teâlâ "gıybet bu derecede iğrençtir" der.
Gıybet ne demektir? Hz. Peygamber (s.a.v.) net biçimde tanımlar:
— Müslim, Birr, no. 2589Kardeşinden hoşlanmayacağı şekilde bahsetmen.
Söylediğin şey doğru bile olsa, gıybettir. Yanlışsa o zaman zaten daha ağır bir günah olur — iftira.
İftira — Yapılmamış Bir Şeyi Yapılmış Gibi Söylemek
İftira, gıybetten daha ağır bir günahtır çünkü içinde yalan ve haksızlık birleşir. Allah Teâlâ Nur Sûresi'nde özellikle namus iftirasını "lanetlenmiş" olarak nitelendirir:
— Nur 24:23Şüphesiz, mü'min kadınlara iftira atanlar dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.
İftiranın bedeli çok ağırdır. Sahabe arasında bile bir kez büyük bir iftira yaşandı — "İfk hadisesi" olarak bilinir; Hz. Âişe'ye yapılan iftira, vahiyle çürütülmüştür (Nur 24:11-20). Bu hadise mü'minlere kıyamete dek bir ders olarak kalır.
Modern Hayatta Dilin Ağırlığı
Bugünün dünyasında dil sadece konuşmakla sınırlı değildir. Yazdığımız her tweet, paylaştığımız her hikâye, attığımız her yorum — hepsi dilin uzantısıdır ve hepsi terazide tartılacaktır.
Dijital dünyada özellikle dikkat edilmesi gereken konular:
- Doğrulanmamış bilgi paylaşmamak: Kaynak göstermediğin bir bilgiyi yaymamak. Hadis-i şerifte "İşittiği her şeyi söylemesi kişiye yalan olarak yetmez" diyor — Müslim, Mukaddime, no. 5.
- Birinin paylaşımı altında kötü yorum yapmamak: O kişi senin sözünü görünce ne hissedecek? Gıybetin yeni şekli budur.
- Group sohbetinde olmayan biri hakkında konuşmamak: Modern apartman komşuluğunun bozulmasının en büyük nedenlerinden biri budur.
- Çocukları gıybet ortamından korumak: Aile büyüklerinin yaptığı gıybetler çocuğun ahlakına en derin etkidir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) dilin korunmasının cennete giden bir yol olduğunu söyler: "Kim bana iki çenesi arasındakini (dilini) ve iki bacağı arasındakini (namusunu) koruyacağını garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim" — Buhârî, Rikak, no. 6474.
Dili Korumanın Pratik Yolları
- Konuşmadan önce üç soru: Söyleyeceğin söz (1) doğru mu? (2) faydalı mı? (3) gerekli mi? Üçü de evet değilse söyleme.
- Bir başkası hakkında konuşurken durmak: "O söylediğin şeyi onun yanında söyleyebilir misin?" diye kendine sor.
- Sessizliğin sevabını hatırlamak: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi ya hayır söylesin ya sussun" — Buhârî, Edeb, no. 6018.
- Günlük istiğfar: Her gece yatmadan önce dilinden çıkan sözler için bir miktar istiğfar — yaptıklarımızı bilmesek bile dilimizden çıkmış olabilir.
VAAZ ile Dilin Terbiyesi
VAAZ uygulamasındaki hadis arşivi "dil afetleri" konusuyla yüzlerce rivayet sunar. Dua arşivinde gıybetten korunma duaları kategorize edilmiştir.
Tövbenin yalan ve iftiraya karşı kapısını incelemek için Tövbe Vaazı; ailenin gıybet ortamına karşı korunması için Aile Vaazı yazılarına bakabilirsin.
Yalan ve iftira mü'minin kazandığı sevapları tüketen iki gizli yangındır. Dilin terbiyesi, namaz ve oruç gibi sayılmaz ama onların sevabını koruyan en önemli ibadettir. Konuşmadan önce duraklayan kul, ahirette kazanmanın yolunu bulmuş demektir.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerim, Bakara Sûresi 2:42, Diyanet Meali.
- Kur'ân-ı Kerim, Hucurat Sûresi 49:12, Diyanet Meali.
- Kur'ân-ı Kerim, Nur Sûresi 24:23, Diyanet Meali.
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Birr, Hadis No. 2581.
- Beyhakî, Sünen-i Kübrâ, Hadis No. 10930.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Edeb, Hadis No. 6094.
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Birr, Hadis No. 2605.
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Birr, Hadis No. 2589.
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Mukaddime, Hadis No. 5.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'r-Rikak, Hadis No. 6474.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Edeb, Hadis No. 6018.