Hastalık ve sıkıntı anlarında insanın Rabbine yönelip O'ndan şifa istemesi, İslam'ın en tabii yönlendirmelerinden biridir. Bu yönelişin somut bir biçimi olan rukye, Kur'an âyetleri ve Peygamberimizden gelen dualarla Allah'a sığınmayı ifade eder. Peki rukye tam olarak nedir, sünnetteki yeri nedir ve meşru rukye ile yasaklanmış üfürükçülük arasındaki sınır nerede başlar? Bu yazıda konuyu kaynaklarıyla ele alıyoruz.
Rukye Nedir?
Sözlükte "okuyup üflemek, dua ile Allah'a sığınmak" anlamına gelen rukye, dinî terim olarak hastalıktan kurtulmak ya da kötülüklerden korunmak amacıyla Kur'an'dan âyetler ve me'sûr (Peygamberimizden nakledilen) duaları okuyup hastanın üzerine üflemek demektir. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "Rukye" maddesinde belirtildiği gibi, bu uygulamanın kökleri İslam öncesi Arap toplumuna kadar uzanır; ancak o dönemdeki muska, nazarlık ve efsun uygulamaları çoğu zaman şirk unsurları taşıyordu. İslam, bu geleneği tevhid inancına aykırı yönlerinden arındırmış, şifanın kaynağını yalnızca Allah'a bağlayan bir dua ve sığınma biçimine dönüştürmüştür.
Bu ayrım rukyeyi anlamanın anahtarıdır: rukyede okunan sözler bir "büyü" değil, bir duadır. Fayda ve zarar veren, âyetlerin ya da okuyanın kendisi değil; O âyetleri indiren, kâinatı yaratan ve dilediğine şifa veren Yüce Allah'tır.
Rukyenin Kur'an ve Sünnetteki Temeli
Kur'an-ı Kerim, kendisinin bir şifa kaynağı olduğunu açıkça bildirir. İsrâ sûresinde şöyle buyrulur:
— İsrâ sûresi, 82Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır.
Bu âyet, Kur'an'ın öncelikle kalplere ve ruhlara şifa olduğunu vurgular; onunla kurulan bağ, mü'mini hem manevî hastalıklardan hem de korkulardan arındırır. Yine Felak ve Nâs sûreleri (Muavvizeteyn), doğrudan kötülüklerden Allah'a sığınmayı öğreten dualardır:
— Felak sûresi, 1-5De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Hz. Peygamber (s.a.v.) bu sûreleri hem korunma hem de şifa amacıyla okumuş ve ümmetine öğretmiştir. Hz. Âişe'nin naklettiğine göre, Resûlullah rahatsızlandığında Muavvizeteyn'i (Felak ve Nâs sûrelerini) kendi üzerine okuyup ellerine üfler, sonra bereketini umarak ellerini vücuduna sürerdi.
— Sahih al-Bukhari, Tıbb, no. 5735Cebrâil'in Peygamberimize Yaptığı Rukye
Rukyenin meşruiyetine dair en güçlü delillerden biri, bizzat Cebrâil'in (a.s.) Hz. Peygamber'e okuduğu şu duadır. Ebû Saîd el-Hudrî'den nakledildiğine göre Peygamberimiz hastalandığında Cebrâil ona gelmiş ve şöyle demiştir:
— Sahih Muslim, Selâm, no. 2186Allah'ın adıyla sana rukye yapıyorum; sana eziyet veren her şeyden, her nefsin ve haset eden her gözün şerrinden Allah sana şifa versin. Allah'ın adıyla sana rukye yapıyorum.
Bu dua, rukyenin özünü özetler: baştan sona Allah'ın adıyla başlar, O'na sığınır ve şifayı yalnızca O'ndan bekler.
Fâtiha Sûresi ile Rukye
Sahâbeden bir grubun yolculuk sırasında konakladıkları bir kabilenin reisi akrep sokması sebebiyle rahatsızlanır. Kabile halkı sahâbeden okuyup şifa arayacak birini ister. Bir sahâbî, Fâtiha sûresini okuyup hastanın üzerine üfler ve adam Allah'ın izniyle iyileşir. Sahâbe bu davranışın câiz olup olmadığını sormak için Peygamberimize geldiğinde Resûlullah şaşkınlıkla sorar:
— Sahih al-Bukhari, Tıbb, no. 5736Fâtiha'nın bir rukye (şifa duası) olduğunu sana kim bildirdi?
Peygamberimiz onların yaptığını onaylamış ve "En haklı olduğunuz ücret, Allah'ın kitabı karşılığında aldığınız ücrettir" buyurmuştur. Bu rivayet, Fâtiha başta olmak üzere Kur'an âyetleriyle şifa aramanın meşruiyetini açıkça ortaya koyar. Kur'an-ı Kerim ve hadis kaynaklarımızda bu konudaki metinlere daha yakından bakabilirsiniz.
Meşru Rukyenin Şartları
Âlimlerin çoğunluğu, belirli şartlara uyulması kaydıyla rukyenin câiz olduğunda görüş birliği içindedir. TDV İslam Ansiklopedisi'nin ilgili maddesinde bu şartlar özetle şöyle sıralanır:
- Okunan sözler anlaşılır ve meşru olmalı: Rukyede yalnızca Kur'an âyetleri, Allah'ın güzel isimleri (Esmâ-ül Hüsnâ) ve Peygamberimizden nakledilen dualar okunur. Anlamı bilinmeyen, tılsım niteliği taşıyan sözler kullanılmaz.
- Şifanın Allah'tan olduğuna inanılmalı: Fayda ve zarar veren âyetlerin ya da okuyanın değil, doğrudan Allah'tır. Bu inanç, rukyeyi tevhid çizgisinde tutan temel ölçüdür.
- Şirk ve istismar bulunmamalı: Yıldızlara, cinlere ya da gaybî güçlere başvurmak, düğüm atıp üflemek gibi câhiliye âdetleri kesinlikle yasaktır.
Rukye ile Üfürükçülük Arasındaki Fark
Rukye ile halk arasında "üfürükçülük" denilen istismar arasındaki sınır çok nettir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, Allah'ın izniyle şifa umarak Kur'an ve dua okumanın câiz olduğunu; ancak halkı kandırmak, gaipten haber vermek ve maddî çıkar sağlamak amacıyla yapılan üfürükçülüğün dinen yasak olduğunu belirtmiştir. Kurul'un ifadesiyle, meşru rukye şifanın yalnızca Allah'tan geldiği inancıyla ve istismara yol açmadan yapılır.
Buna göre; gaybı bildiğini iddia eden, insanları borçlandıran, korkutarak para toplayan, muska ve tılsıma dayanan uygulamalar rukye değil, açık bir istismardır. Bu tür işlere yönelmek, kişiyi nazar ve göz değmesi korkusuyla hurafelere sürükleyebilir. Oysa mü'minin sığınağı, gaybı yalnızca Allah'ın bildiğine olan sağlam imanıdır.
Rukye Nasıl Yapılır?
Kişi kendisine ya da bir yakınına rukye yapmak istediğinde şu çerçeveyi izleyebilir:
- Niyet ve tevekkül: Şifayı Allah'tan beklediğini kalbiyle bilerek başlar. Rukye bir sebep, şifa ise Allah'ın takdiridir.
- Âyet ve duaları okumak: Fâtiha sûresi, Âyetü'l-Kürsî, İhlâs, Felak ve Nâs sûreleri en çok okunan bölümlerdir. Bunları anlamına da dikkat ederek okumak faziletlidir.
- Üfleme ve dua: Okunanların ardından ellere hafifçe üfleyip yüz ve vücut üzerine sürmek, Peygamberimizin uygulamasına uygundur. Ardından samimi bir dua ile Allah'tan şifa istenir.
Rukye için okunacak dua ve sûreleri dua bölümümüzden, Allah'ın güzel isimlerini ise Esmâ-ül Hüsnâ sayfamızdan öğrenebilirsiniz. Önemli olan, bu okumayı bir alışkanlık ya da ritüel değil, Rabbe yönelen bir gönlün duası hâline getirmektir.
Sonuç
Rukye, doğru anlaşıldığında mü'minin Rabbine sığınmasının, Kur'an'la şifa aramasının ve tevekkülünü kuvvetlendirmesinin güzel bir yoludur. Yanlış anlaşıldığında ise istismara ve hurafeye kapı aralar. Bu iki uç arasındaki farkı belirleyen tek ölçü, tevhid inancıdır: fayda ve zararın yalnızca Allah'tan geldiğine iman. Kişisel durumlarla ilgili bağlayıcı hükümler için Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yetkili mercilere danışılmalıdır; bu yazı bir fetva değil, kaynaklara dayalı genel bir bilgilendirmedir.
Kaynakça
- İsrâ sûresi, 82 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali).
- Felak sûresi, 1-5 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali).
- Sahih Buhârî, Tıbb, Hadis No. 5735 — Hz. Âişe'den (Muavvizeteyn'in okunması); hadeethenc.com üzerinden doğrulandı.
- Sahih Müslim, Selâm, Hadis No. 2186 — Ebû Saîd el-Hudrî'den (Cebrâil'in rukyesi); hadeethenc.com üzerinden doğrulandı.
- Sahih Buhârî, Tıbb, Hadis No. 5736 — Fâtiha sûresi ile rukye (akrep sokması olayı).
- "Rukye" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDV) — islamansiklopedisi.org.tr.
- Din İşleri Yüksek Kurulu, "Rukye câiz midir?" fetvası — kurul.diyanet.gov.tr.