Modern hayatın en yaygın hastalığı kontrol etme arzusudur — geleceği planlamak, sonuçları garanti altına almak, her olasılığı önceden hesaplamak. Bu çaba bizi tüketir; çünkü gerçek kontrol bizde değildir. İslâm bu yorgunluğa bir cevap sunar: tevekkül. Üzerine düşeni yap; sonra emaneti Sahibi'ne bırak. Bu vaaz tevekkülün gerçek anlamını, yaygın yanlış anlamalarını ve günümüz mü'minine sağlayacağı huzuru ele alıyor.
Tevekkül Nedir? Üç Yanlış Anlama
Tevekkül sözlükte "bir işi başkasına havâle etmek, ona güvenmek" demektir. İslâmî terminolojide ise üzerine düşen sebepleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah'a havâle etmek anlamına gelir. Maalesef bu kavramın üç yaygın yanlış anlaması vardır:
Yanlış 1: Tevekkül = tembellik. "Allah verecekse verir, niye uğraşıyorum?" Bu, tevekkül değil tevekkülsüzlüktür. İslâm sebepleri ihmal etmeyi övmez.
Yanlış 2: Tevekkül = tedbiri reddetmek. Yağmurda şemsiye almamak, hasta olunca doktora gitmemek tevekkül değildir. Sebepleri yaratan Allah'tır; onlardan yararlanmak da kulun sorumluluğundadır.
Yanlış 3: Tevekkül = bağırıp Allah'a şikâyet etmek. Tevekkül sızlanmanın değil, teslimiyetin adıdır. Kalbin susup ellerin çalıştığı haldir.
Doğru tevekkülün özünü Resûlullah (s.a.v.) bir bedevi diyaloğunda özetlemiştir. Bir adam Peygamber'e geldi ve "Yâ Resûlallah! Devemi bağlayayım mı yoksa salıp Allah'a mı tevekkül edeyim?" diye sordu. Allah Resûlü kısa ama derin bir cevap verdi:
— Tirmizî, Kıyâme, no. 2517Önce deveni bağla, sonra (Allah'a) tevekkül et.
Bu hadis, tevekkülün denklemini netleştirir: tedbir + Allah'a güven = tevekkül.
Kuran'da Tevekkül
Allah Teâlâ Talak Sûresi'nde tevekkülün en güçlü vaadini şöyle bildirir:
— Talâk 65:3Kim Allah'a tevekkül ederse O ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.
"Hasbunallah" — Allah bize yeter. Bu kelime, mü'minin kalbine yerleştiğinde tüm endişe çözülür. Hz. İbrahim'in (a.s.) ateşe atılırken ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Uhud Savaşı sonrasında söylediği kelime budur.
Allah Teâlâ ayrıca Âl-i İmrân Sûresi'nde Müslümanlara şu emri verir:
— Âl-i İmrân 3:159Bir kere de azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et. Çünkü Allah kendisine tevekkül edenleri sever.
Bu âyet sıralamayı net biçimde belirler: önce istişâre, sonra karar, sonra azim, sonra tevekkül. Tevekkül kararsızlığın değil, kararın peşinden gelir.
Tevekkülün Üç Hâli
Selef-i sâlihîn tevekkülü üç hâlde inceler:
1. Sebebe sarılırken tevekkül: Çalışırken, ekerken, ilaç alırken Allah'tan istemek. "Yâ Rabbi! Sebepleri Sen yarattın; onları benim için bereketli kıl."
2. İcraat sırasında tevekkül: Yapılması gereken adımlar atılırken sonucu hesaplamayıp Allah'a bırakmak. Kalp huzurla işine devam eder.
3. Sonuçtaki tevekkül: İstenen olduğunda şükür, olmadığında sabır. İkisinde de "Rabbim biliyordu, hayırlısı oldu" diyebilmek.
Hz. Eyüp (a.s.) hastalığa düştüğünde duayı bırakmadı — bu sebebe sarılma idi; Hz. Yusuf (a.s.) kuyuya atıldığında bağırmadı — bu sürecin içindeki tevekkül idi; her ikisi de sonuçta Allah'a hamd ettiler — bu sonuçtaki tevekküldür.
Modern Anksiyete Çağında Tevekkül
Bugün bilim "anksiyete" diye adlandırdığımız hâl, eski tabirle "evham"dır: olmayan bir şeyi kafada büyütmek, kontrol edilemeyecek şeyleri kontrol etmeye çalışmak. Tevekkül bu hastalığın klasik şifasıdır.
Sosyal medyada başkalarının başarılarını izleyen ve geleceği hakkında endişelenen genç bir mü'min için tevekkül şunu öğretir: O kişinin Rabbi kim ise senin Rabbin de odur. Aynı Rab her ikinizin de rızkını, başarısını, ömrünü takdir eder. Sen üzerine düşeni yap; sonucu hesaplama.
Maddi sıkıntıda olan bir aile için tevekkül "elimden geleni yaptım" demektir — daha sonra aklın bütün hesabını gerip "ama bu yetmez!" demeden Allah'a sığınmaktır.
Sağlığı endişesi olan bir hasta için tevekkül "doktorun verdiği ilacı kullan, Allah'ın yarattığı sebepleri ihmal etme; ama şifanın O'ndan geldiğini unutma."
VAAZ ile Tevekkül Yolculuğu
VAAZ uygulamasının esmâ-ül hüsnâ kataloğunda el-Vekîl ismi yer alır — kullarının kendisine tevekkül ettiği, onların işlerini üstlenen Allah. Anksiyete ve endişe anlarında okunabilecek koruyucu dualar kategorize edilmiştir; her gün okunan günün âyeti ve günün hadisi tevekkül bilincini canlı tutar.
Sabırla tevekkülün birbirini tamamlayışını Sabır Vaazı yazısında, ikisinin pratik birlikteliğini Sabır ve Tevekkül yazısında bulabilirsin.
Tevekkül endişeyi tamamen ortadan kaldırmaz; ama onu sahibine teslim eder. Kalp huzura, beden çalışmaya devam eder. Bu mü'minin asıl konforudur — kendisine değil, Hâlik-i kâinata güvenmenin verdiği o derin sükûnet.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerim, Talâk Sûresi 65:3, Diyanet Meali.
- Kur'ân-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi 3:159, Diyanet Meali.
- Sünen-i Tirmizî, Kitâbu'l-Kıyâme, Hadis No. 2517.