İslâm, insanın dünya ve âhirette mutluluğunu hedefleyen son ilâhî dindir; bu mutluluğa götüren her şeyi emretmiş, ondan mahrum bırakacak her şeyi yasaklamıştır. Zina ve fuhuş, yasakların ağır olanlarındandır — bir ferdi olduğu kadar bir aileyi, bir nesli, bir toplumu yıkar. Bu vaaz, Kur'an'ın zina yasağının hikmetini, hangi vesilelerin de bu yasağa dâhil olduğunu, iffetin değerini ve hata edenler için Allah'ın daima açık olan tövbe kapısını ölçülü ve eğitici bir dille ele alıyor.
Zina Nedir, Neden Kur'an'ın Diliyle "Yaklaşılmaz"?
Zina, aralarında meşru bir evlilik bulunmayan, nikâh bağı olmayan kimselerin cinsel ilişkide bulunmasıdır. İslâmiyet, evlenmeyi emretmiş; zinayı ise haram kılmıştır. Allah Teâlâ İsrâ Sûresi'nde meseleyi en yoğun bir cümleyle ifade eder:
وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةࣰ وَسَآءَ سَبِيلࣰ ا
— İsrâ Sûresi 17:32Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.
Âyetin lafzı "zina yapmayın" değil, "zinaya yaklaşmayın"dır. Bu fark çok önemlidir; Kur'an sadece fiili değil, ona götüren her yolu — yalnız kalma, mahremiyet sınırlarının aşılması, gözü ve dili korumaya almama, tahrik edici ortamlarda gevşeklik — yasak çemberinin içine alır. Allah Teâlâ Furkan Sûresi'nde Rahman'ın has kullarını tarif ederken aynı zincirin halkalarını yan yana koyar:
وَٱلَّذِينَ لَا يَدۡعُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ وَلَا يَقۡتُلُونَ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِي حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَا يَزۡنُونَۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذَٰلِكَ يَلۡقَ أَثَامࣰ ا
— Furkan Sûresi 25:68Onlar, Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur.
Görüldüğü gibi zina, şirk ve haksız adam öldürme ile aynı âyette anılır — toplumun temelini sarsan en ağır üç çizgi. Akabinde tövbe edenin akıbetini bildiren âyet (25:70) gelir; bu sıralama Kur'an'ın insan psikolojisini bildiği gerçeğini ortaya koyar: ne kadar ağır günah olursa olsun, dönen kabul edilir.
Yasağın Hikmeti — Birey, Aile, Toplum
Zinanın haram kılınması keyfî bir yasak değildir; arkasında ferdi, aileyi ve toplumu koruyan açık bir hikmet vardır.
Aile yapısı: Toplumun çekirdeği ailedir. Sağlıklı nesil bu yuvada yetişir; çocuk fıtrî gelişmesini, ahlâkını, terbiyesini ve insan sevgisini önce buradan alır. Zina, ailenin teşkilini engeller, kurulmuş olan ailenin ise dağılmasına sebep olur. Bir babanın oğlunun gerçek babasının kim olduğundan emin olmadığı bir toplumda, nesep — yani neslin meşruiyeti — kaybolur. Bu mesele bireysel bir tercih değil, gelecek nesillere taşınan bir kimlik meselesidir.
Beden sağlığı: Pek çok zührevi hastalığın kaynağı zina ve fuhuş olarak tıbben sabit olmuştur. Peygamberimiz, "Bir kavimde zina yayılırsa, daha önce görülmemiş hastalıklar onlar arasında yayılır" buyurmuştur (Sünen-i İbn-i Mâce, Fiten 22). Bu uyarının modern karşılığını bugün her ülkenin halk sağlığı verilerinde görmek mümkündür.
Çocuk: Zina sonucu dünyaya gelen çocukların bir kısmının doğumları engellenir, geride kalanları anne ve baba şefkatinden mahrum olarak büyür. Zaman zaman bu çocukların cami kapılarına, hastane önüne bırakıldığı haberleri toplumu dehşete düşürür. Anneyi, çocuğuna sonsuz şefkat duyması beklenen anneyi, bu yola sürükleyen şey iffetsizliğin getirdiği ağır toplumsal yüktür.
İffet ve şeref: İffet, mü'minin Allah katındaki değerinin önemli bir göstergesidir. Allah Teâlâ Mü'minûn Sûresi'nin başında "Saadete erenler"i sayarken iffeti merkeze yerleştirir:
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:1-2Mü'minler saadete ermişlerdir. Onlar namazda huşû içindedirler.
Sıralamada hemen ardından — namazdan sonra — gelen sıfatlar: boş şeylerden yüz çevirmek, zekâtı vermek, iffeti korumak. İffet, mü'minin imanının dış işareti olarak Kur'an'ın listesinde namazla aynı sırada anılır.
Vesilenin de Yasağa Dâhil Oluşu
Peygamberimiz, fiile götüren küçük adımları da kalp ve organın "zinası" olarak isimlendirmiştir:
— Sahih al-Bukhari, Kader, no.Allah, Âdem oğluna zinadan nasibini takdir etmiştir. Hiç şüphesiz Âdem oğlu bu akıbete erişecektir. Gözün zinası bakmaktır; dilin zinası konuşmaktır; nefsin temenni ve iştahası vardır. Tenasül organı ise bütün bu organların arzularını ya gerçekleştirir ya da bırakarak yalanlar.
Hadis, küçük hataların — yasak bakış, gevşek konuşma, içte beslenen arzu — eğer fiile dönüşmeden tövbe ile yargılanırsa zina günahı doğurmadığını söylüyor. Bu, mü'mine bir kapı aralamaktır: bir bakış kaymışsa kendini kınar ve gözünü çekersin; bir dil sürçmüşse çekilirsin; içe bir arzu düşmüşse onu beslemezsin. Necm Sûresi de aynı çizgide buyurur: "Büyük günahlardan ve hayasızlıktan, ufak tefek kabahatler dışında kaçınanlara şüphesiz Rabbin geniş mağfiret sahibidir" (Necm 53:32).
İslâm bu sebeple zinaya götüren vesileleri de yasaklar: bir kadınla bir erkeğin yalnız bir odada başbaşa kalması (halvet), mahremiyet çizgilerinin gevşetilmesi, evlenmenin gereksiz masraflarla zorlaştırılması, helâl yoldan iffeti korumak isteyene yardımcı olunmaması — bunların hepsi yasağın çevresini dolduran "yaklaşmayın" emrinin uygulanışıdır. Evlenmek isteyenin yolunu kolaylaştırmak da bu emrin bir yerine getirilişidir.
Bu konuda mü'minin yapacağı en zor iş, kendi tarafına yönelmektir. Bir başkasını kınamak kolay, kendi gözünü ve dilini hizada tutmak zordur. Allah'ın Settâr ismi, gizli kalanı ifşa etmemenin değerini gösterir; bir mü'minin işlediği bir hatayı duyduğun zaman onu yaymamak, kendi tövbeni de kuvvetli kılar.
Anlatılan Kıssalar — İffet ve Tövbe
Kıssa 1 — Hz. Yûsuf'un İffeti
Hz. Yûsuf aleyhi's-selâm, Mısır'da Aziz'in evinde yetişen genç bir köleydi. Aziz'in eşi onu yalnız bir odaya çağırıp tüm kapıları kilitledi ve kendini ona sundu. Yûsuf'un cevabı Kur'an'da kayıttadır: "Maâzallah! Doğrusu O, benim efendimdir; bana güzel davrandı. Doğrusu zâlimler iflah olmazlar" (Yûsuf 12:23). Bu, mevki sahibi, güzel bir kadının davetine "Ben Allah'tan korkarım" cevabıyla karşılık vermenin Kur'an'daki en parlak örneğidir. Hz. Yûsuf bu uğurda zindana razı oldu — "Yâ Rabbi, bana zindan, beni dâvet ettikleri şeyden daha sevimlidir" (Yûsuf 12:33). Allah onu hem dünyada Mısır'ın hazinedarlığı ile şereflendirdi hem de âhirette peygamberlik makamıyla yüceltti.
Kıssa 2 — Mâiz ve Gâmidiyye'nin Tövbesi
Sahabeden Mâiz b. Mâlik, zina ettikten sonra Peygamberimize gelip "Yâ Resûlallah, beni temizle" diyerek dört kez itirafta bulundu. Peygamberimiz onu her seferinde geri çevirdi — "Belki sarhoştun, belki yanılıyorsun, dön." Sonunda Mâiz'in tövbesi öyle samimi idi ki Peygamberimiz cezayı uygulattı. Sonra şöyle buyurdu: "Mâiz öyle bir tövbe etti ki, eğer onun tövbesi bir kasaba halkı arasında pay edilse hepsine yeterdi" (Sahih Muslim, Hudûd 1695). Bir başka olayda Cüheyne'li bir kadın (Gâmidiyye) aynı kapıyı çaldı; çocuğunu doğurana, sütten kesene kadar Peygamberimiz onu bekletti. Cezası uygulandığında Hâlid b. Velîd'in elindeki kana lanet eden bir sahabiyi Peygamberimiz şu sözle uyardı: "Yumuşak olun. Allah'a yemin ederim, eğer Medine ehlinin yetmişi onun tövbesi gibi tövbe etse hepsi affedilirdi" (Sahih Muslim, Hudûd 1696). İslâm günahkârı kapıdan kovan değil, döneni kabul eden bir dindir.
Kıssa 3 — Mağarada Kalan Üç Kişi
Üç kişi yağmurdan kaçıp bir mağaraya girdiğinde mağaranın ağzı büyük bir kayayla kapanmıştı. Her biri Allah'a en samimi amelini şefaatçi kılarak dua etti — birincisi ana-babasına olan saygısını, ikincisi amelesine emaneten ödediği ücreti söyledi. Üçüncüsü ise şunu nakletti: "Yâ Rabbi, çok sevdiğim, fakat müsait olamadığım bir amca kızım vardı. İhtiyaç içine düştü, ona ücret olarak yüz yirmi altın verdim. Onunla yalnız kaldığım anda, bana 'Allah'tan kork ve hakkı olmayan bir yolla halkayı kırma' dedi. Ben de durdum. Yâ Rabbi, sırf Senin için yaptım, bu kayayı bizden kaldır." Allah kayayı kaldırdı (Sahih al-Bukhari, Edeb). Burada anlatılan, en güçlü sınamada — fırsat el altında, arzu kalpte, kimse görmüyor — kişinin Allah korkusu ile elini çekmesidir. Kıyamet günü Arş'ın gölgesinde gölgelendirilecek yedi sınıftan beşincisi de bu örnekteki kişidir: "Mevki sahibi güzel bir kadın kendisini davet ettiğinde 'Ben Allah'tan korkarım' diyen kimse" (Sahih al-Bukhari, Ezân).
Kıssa 4 — Lût Kavminin Akıbeti
Lût aleyhi's-selâm'ın kavmi, ahlâkî sapmaları ve toplumsal şiddeti sıradanlaştırmış bir topluluktu. Şehirlerinden geçen yolcuları soyuyor, kendi peygamberlerinin nasihatine "Bizi rahat bırak" diye karşılık veriyorlardı. Sonunda azap melekleri Lût'a misafir olarak indi; kavim onları da rahat bırakmak istemedi. Allah Teâlâ şehirleri yerle bir etti, üzerlerine taş yağmurları yağdı (Hûd 11:82-83). Kıssanın dersi, zina ve fuhuşun bireysel düzeyde işlenen bir günah olmaktan çıkıp toplumsal bir kabul haline geldiğinde, içeriden gelen çürümenin dışarıdan görünür bir helâka dönüştüğüdür. Toplumun kendi kendisini koruması, fertlerin iffetinden başlar.
VAAZ ile İffeti ve Tövbeyi Pratiğe Dökmek
İffetin yolu yalnız "yapmamak"tan ibaret değildir; aynı zamanda kalbin başka bir merkeze yönelmesidir. VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Tevvâb (tövbeleri çok kabul eden) ve es-Settâr (kusurları örten) isimleri açıklamalarıyla yer alır; bu iki ismi günlük zikre alan kalp, hem kendi kusurunu örtmenin emniyetini hem de döndüğünde kapının açık olduğunun bilgisini kazanır. Dua arşivindeki Seyyidü'l-istiğfar, herhangi bir günahtan tövbe için günde bir defa okunmasıyla sağlam bir manevî alışkanlık kurar.
Önceki büyük günah serisindeki Büyük Günahlar Vaazı (1) ve Büyük Günahlar Vaazı (2) zinanın helâk eden yedi günah içindeki yerini ve diğer altı günahla ilişkisini anlatır; tövbenin sınırı ve şartları için Tövbe Vaazı; iç eğitim için Takva Vaazı tamamlayıcıdır.
Allah Teâlâ, "Tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenler — işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir" buyurmuştur (Furkan 25:70). İslâm günahkârı dışlamaz; dönen kişinin geçmişini iyilik olarak yeniden yazar.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi 17:32, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Furkan Sûresi 25:68-70, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mü'minûn Sûresi 23:1-5, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Necm Sûresi 53:32, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Yûsuf Sûresi 12:23-33, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Hûd Sûresi 11:82-83, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbü'l-Kader (Göz, dil ve nefsin zinası); Kitâbü'l-Ezân (Yedi sınıf insan); Kitâbü'l-Edeb (Mağaradaki üç kişi).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbü'l-Hudûd, Hadis No. 1695 (Mâiz) ve 1696 (Gâmidiyye).
- Sünen-i İbn-i Mâce, Kitâbü'l-Fiten (Zinanın yayıldığı kavme yayılan hastalıklar).
- Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İsrâ Sûresi 32. âyet tefsiri.