Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.
Tirmizî, Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da ve Ahmed rivayet etmiştir
عَنِ الحُسَينِ بنِ عَلِيٍّ بنِ أَبِي طَالِبٍ رضي الله عنهما قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْبَخِيلُ مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ».
Hüseyin b. Ali b. Ebû Tâlib -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Asıl cimri, yanında ismim anıldığı halde bana salavat getirmeyendir.»
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, ismi, künyesi veya vasfı anıldığında kendisine salâtu selâm getirilmemesinden sakındırmış ve şöyle buyurmuştur: Yanında adım anıldığı hâlde bana salât getirmeyen kimse, cimriliğin en ileri derecesindedir. Bunun çeşitli sebepleri vardır: Birincisi: Bu, az ya da çok hiçbir kayba sebep olmayan; ne mal ne de çaba harcamayı gerektiren bir hususta cimrilik etmektir. İkincisi: Kişi aslında kendisine karşı cimrilik etmiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirme sevabından kendini mahrum bırakmıştır. Zira ona salât getirmekten kaçınmakla, yerine getirmesi gereken bir hakkı esirgemiş; emre uyarak elde edeceği ecirden de yoksun kalmıştır. Üçüncüsü: Ona salât getirmek, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bazı bizim üzerimizde olan haklarını yerine getirmek anlamına gelir. Bize öğreten, bize doğru yolu gösteren bizi Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'ya davet eden, bize bu vahyi ve bu şeriatı getiren odur. Dolayısıyla, Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'dan sonra bizim hidayetimize vesile olan odur. Kim ona salât getirmezse, hem kendisine karşı cimrilik etmiş olur hem de Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in en asgari haklarından biri olan bir hakkı ondan esirgemiş olur.