Ana icerige atla
Mekkî · 62 ayet

سورة النجم

Necm

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Necm Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 53. suresidir; 62 âyetten oluşur ve vahyin kaynağının güvenilirliğini işler. Adını, ilk âyetinde üzerine yemin edilen "necm" (yıldız) kelimesinden alır. Sure, Hz. Peygamber'in hevasından konuşmadığını, ona bildirilenin vahiyden ibaret olduğunu ilan eder (53:3-4); onun Cebrail'i asıl suretiyle görüşünü ve Sidretü'l-Müntehâ'ya uzanan müşahedesini anlatır. Müşriklerin taptığı Lât, Uzzâ ve Menât'ın içi boş isimlerden ibaret olduğu vurgulanır. Hiç kimsenin başkasının günah yükünü taşımayacağını ve insana ancak çalıştığının karşılığı verileceğini bildiren 53:38-39 âyetleri, kişisel sorumluluk ahlâkının en veciz ifadelerindendir. Sure; emek, sorumluluk ve hakikat arayışı üzerine düşünen herkese sağlam bir zemin sunar.

Nüzul ve arka plan

Necm Suresi Mekkî'dir; Mekke döneminin ortalarında indiği kabul edilir. Sahih kaynaklarda, Hz. Peygamber'in bu sureyi Mekke'de açıktan okuduğu ve sonundaki secde âyetinde secde ettiğinde orada bulunan Müslümanlarla birlikte müşriklerin de secdeye kapandığı nakledilir; sure bu yönüyle açıktan okunduğu bilinen ilk surelerden sayılır.

Ana temalar

Surenin merkezinde vahyin doğruluğu vardır: Hz. Peygamber'in gözü kaymamış, sınırı aşmamış, gördüğünü yalanlamamıştır (53:11-18). Lât, Uzzâ ve Menât eleştirisiyle şirkin temelsizliği ortaya konur (53:19-23). Büyük günahlardan ve hayâsızlıklardan kaçınanların küçük kusurlarının bağışlanacağı müjdesi, ilahi rahmetin genişliğini gösterir (53:32). Hiçbir günahkârın başkasının yükünü taşımayacağı, insana ancak emeğinin ait olduğu bildirilir; bu ilkenin Hz. Musa'nın ve ahdine vefa gösteren Hz. İbrahim'in sahifelerinde de yer aldığı hatırlatılır (53:36-41). Güldüren ve ağlatan, öldüren ve dirilten, zengin eden Allah'tır; son varış yalnızca Rabbedir (53:42-48). Yaklaşan kıyamet uyarısının ardından sure, secde ve kulluk emriyle sona erer (53:62).

153:1

وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ

Batmakta olan yıldıza and olsun ki

253:2

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ

Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır

353:3

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ

O, kendiliğinden konuşmamaktadır

453:4

إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ

Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir

553:5

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

653:6

ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

753:7

وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

853:8

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Sonra yaklaşmış ve inmiştir

953:9

فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ

Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu

1053:10

فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ

Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti

1153:11

مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı

1253:12

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız

1353:13

وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür

1453:14

عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür

1553:15

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ

Orada Me'va cenneti vardır

1653:16

إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ

Sidre'yi bürüyen bürüyordu

1753:17

مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı

1853:18

لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ

And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü

1953:19

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz

2053:20

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz

2153:21

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ

Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı

2253:22

تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ

Öyleyse bu haksız bir paylaşma

2353:23

إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ

Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir

2453:24

أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır

2553:25

فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ

Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır

2653:26

۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ

Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz

2753:27

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ

Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar

2853:28

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا

Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez

2953:29

فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma

3053:30

ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ

Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir

3153:31

وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir

3253:32

ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir

3353:33

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü

3453:34

وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü

3553:35

أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor

3653:36

أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

3753:37

وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

3853:38

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ

Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez

3953:39

وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

İnsan ancak çalıştığına erişir

4053:40

وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ

Onun çalışması şüphesiz görülecektir

4153:41

ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ

Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir

4253:42

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Doğrusu son varış Rabbinedir

4353:43

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur

4453:44

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا

Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur

4553:45

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur

4653:46

مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur

4753:47

وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ

Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur

4853:48

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ

Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur

4953:49

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur

5053:50

وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

5153:51

وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

5253:52

وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ

Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi

5353:53

وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur

5453:54

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur

5553:55

فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin

5653:56

هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ

İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır

5753:57

أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ

Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır

5853:58

لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur

5953:59

أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ

Bu söze mi şaşıyorsunuz

6053:60

وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ

Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz

6153:61

وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ

Habersiz oyalanmaktasınız

6253:62

فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩

Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin

VAAZ
VAAZ UYGULAMASI

VAAZ'ı cebinize indirin

Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.

  • Ezan bildirimi
  • Kur'an & meal
  • Kıble pusulası
  • Günün ayeti ve hadisi