Namaz sırasında yanılmak, dalgınlığa düşmek ya da bir vacibi unutmak insana mahsus bir hâldir. İslam, bu tür kusurları namazı bozup yeniden kıldırmak yerine, kılınan namazın sonunda yapılan iki secde ile telafi etme imkânı tanımıştır. Bu rehberde sehiv secdesinin ne olduğunu, hangi durumlarda gerektiğini ve adım adım nasıl yapıldığını kaynaklarıyla birlikte ele alıyoruz.
Sehiv Secdesi Nedir?
Sehiv secdesi, kelime olarak "yanılma, unutma" anlamındaki sehv ile "secde" kelimelerinden oluşur ve namazda meydana gelen bazı eksiklik, fazlalık veya yanılmaları gidermek için namazın sonunda yapılan iki secdeyi ifade eder. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "Sehiv Secdesi" maddesinde belirtildiği üzere bu secde, namazın bir rüknünün sehven geciktirilmesi ya da vaciplerinden birinin terk edilmesi hâlinde onu telafi etme amacı taşır.
Önemli olan ayrım şudur: Sehiv secdesi, namazı bozacak nitelikte olmayan yanılmalar için geçerlidir. Farzlardan (rükünlerden) birinin büsbütün terk edilmesi namazı bozarken, vaciplerin unutulması ya da geciktirilmesi sehiv secdesiyle giderilir. Bu yönüyle sehiv secdesi, kulun kusurunu itiraf etmesinin ve ibadetini eksiksiz tamamlama gayretinin bir ifadesidir.
Kur'an ve Sünnette Yanılmanın Yeri
Kur'an-ı Kerim, kulun unutma ve yanılma gibi kaçınılmaz beşerî hâllerden dolayı sorumlu tutulmamasını Rabbinden dilemesini öğretir. Bakara sûresinin son âyetinde müminlerin duası şöyle aktarılır:
— Bakara sûresi, 286Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!
Sehiv secdesinin sünnetteki dayanağı ise bizzat Hz. Peygamber'in (s.a.v.) namazda yanıldığı ve bunu iki secde ile telafi ettiği rivayetlerdir. Abdullah b. Mes'ûd'dan (r.a.) nakledilen bir hadiste, Resûlullah namazı fazla kılınca ashabı durumu hatırlatmış, o da şöyle buyurmuştur:
— Sahih Müslim, Mesâcid, no. 572Ben de sizin gibi bir insanım; sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Öyleyse unuttuğumda bana hatırlatın.
Bu rivayetin devamında Hz. Peygamber'in fazlalık sebebiyle iki secde yaptığı bildirilir. Böylece yanılmanın insana mahsus olduğu ve bunun namazı geçersiz kılmadığı, uygun bir telafi ile giderilebileceği ümmete öğretilmiştir.
Sehiv Secdesi Hangi Durumlarda Gerekir?
Hanefî mezhebine göre sehiv secdesini gerektiren başlıca durumlar şunlardır:
- Bir vacibin sehven terk edilmesi: Örneğin ilk oturuşun (ka'de-i ûlâ) unutularak terk edilmesi ya da Fâtiha'dan sonra okunması gereken zamm-ı sûrenin okunmaması.
- Bir vacibin geciktirilmesi: Bir rüknün ya da vacibin yerinin öne alınması veya geriye bırakılması; örneğin secdeyi geciktirmek.
- Bir rüknün tekrarı ya da fazladan yapılması: Fazladan bir rükû veya secde eklemek gibi durumlar.
- Rekât sayısında şüpheye düşmek: Kaç rekât kılındığından emin olamamak.
Buna karşılık, namazın sünnetlerinden birinin (örneğin Sübhâneke'nin) terki sehiv secdesini gerektirmez; sünnetlerin terkinde secde yapılmaz. Ayrıca kasten yapılan bir eksiklik sehiv secdesiyle giderilemez; kasten vacip terk edilirse namazın iadesi gerekir. Namaz kılmanın rükün ve vaciplerini adım adım hatırlamak için namaz nasıl kılınır rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Sehiv Secdesi Nasıl Yapılır? (Adım Adım)
Hanefî mezhebinin uygulamasına göre sehiv secdesi şu şekilde yapılır:
- Son oturuşta Tahiyyat'ı oku: Namazın son oturuşunda önce Tahiyyat (Ettehiyyâtü) duası okunur.
- Yalnız sağ tarafa selâm ver: "Es-selâmü aleyküm ve rahmetullah" diyerek yalnızca sağ tarafa selâm verilir.
- Birinci secdeye git: "Allahü ekber" diyerek secdeye varılır ve secdede üç kez "Sübhâne Rabbiye'l-a'lâ" denir.
- Doğrul ve ikinci secdeyi yap: "Allahü ekber" diyerek oturuşa dönülür, ardından yine tekbir alınarak ikinci secdeye gidilir ve tekrar üç kez "Sübhâne Rabbiye'l-a'lâ" denir.
- Otur ve duaları oku: "Allahü ekber" diyerek son oturuşa dönülür; burada yeniden Tahiyyat, Salli-Bârik ve "Rabbenâ âtinâ..." duaları okunur.
- İki tarafa selâm vererek bitir: Önce sağa, sonra sola selâm verilerek namaz tamamlanır.
Selâmdan Önce mi, Sonra mı?
Sehiv secdesinin namazın neresinde yapılacağı mezhepler arasında farklılık gösteren bir konudur. TDV İslam Ansiklopedisi'nde aktarıldığına göre:
- Hanefîler: Sehiv secdesi selâmdan sonra yapılır (yukarıda anlatılan uygulama).
- Şâfiîler: Sehiv secdesi selâmdan önce, son oturuşta yapılır.
- Mâlikîler: Eksiklikten kaynaklanan sehiv secdesi selâmdan önce, fazlalıktan kaynaklanan ise selâmdan sonra yapılır.
Bu farklılıklar, konuyla ilgili sahih rivayetlerin çeşitliliğinden kaynaklanır; her mezhep, sünnetten getirdiği delillere dayanarak kendi usulünü benimsemiştir. Dolayısıyla hangi mezhebe göre kılınıyorsa o mezhebin usulü esas alınmalıdır.
Rekât Sayısında Şüpheye Düşünce Ne Yapılır?
Namazda kaç rekât kıldığından emin olamamak, sehiv secdesini gerektiren en yaygın durumlardan biridir. Ebû Saîd el-Hudrî'den (r.a.) nakledilen hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
— Sahih Müslim, Mesâcid, no. 571Biriniz namazında şüpheye düşer de üç mü yoksa dört rekât mı kıldığını bilemezse, şüpheyi bıraksın ve kesin olarak bildiği (az olan) sayıya göre namazını tamamlasın; sonra selâmdan önce iki secde yapsın.
Bu hadis, şüphe hâlinde kesin bilgiye dayanmayı esas alır: Kişi az olan sayıyı esas alarak eksik saydığı rekâtı tamamlar ve sehiv secdesi yapar. Böylece namaz, hem tamamlanmış hem de olası bir eksiklik telafi edilmiş olur.
Sonuç
Sehiv secdesi, namazdaki beşerî yanılmaları gideren, ibadeti eksiksiz tamamlamaya yönelik bir rahmet kapısıdır. Bir vacibin unutulması, geciktirilmesi ya da rekât sayısında şüpheye düşülmesi gibi durumlarda namazı yeniden kılmak yerine, sonunda yapılan iki secde ile eksiklik telafi edilir. Konuyla ilgili âyet ve hadis metinlerine Kur'an-ı Kerim ve hadis bölümlerimizden ulaşabilir, diğer namaz ve ibadet rehberlerimizi de inceleyebilirsiniz.
Kaynakça
- Bakara sûresi, 286 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali ve Tefsiri).
- Sahih Müslim, Mesâcid, Hadis No. 572 — Abdullah b. Mes'ûd'dan (buhârî ve müslim'in ittifak ettiği rivayet); hadeethenc.com / Mütercem Hadis Ansiklopedisi.
- Sahih Müslim, Mesâcid, Hadis No. 571 — Ebû Saîd el-Hudrî'den (sahih); hadeethenc.com üzerinden doğrulanmıştır.
- "Sehiv Secdesi" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDV), c. 36, s. 318-319 — islamansiklopedisi.org.tr.