Mü'min, kapısından içeri girdiği her cami eşiğinde aslında "Bismillah" diyerek bir başka aleme adım atar; dünya orada eşikte kalır, gönül Allah'ın huzuruna durur. Camiler sıradan binalar değildir — *"yeryüzünde Allah'a en sevimli yerler"*dir. Bu vaazda mescidlerin Allah katındaki yeri, ilk inşa edilen mâbetler, üç şerefli mescid ve cami yapan kimsenin Cennet'te bir misli kazandığı sevap hakkındaki rivayetler ele alınacaktır.
Mescid: Allah'a Secde Edilen Yer
Mescid kelimesi sözlükte "secde edilen yer" anlamına gelir. Mescidlerin büyüğüne cami denir; cami ise "toplayan, bir araya getiren" demektir. Gerek Cuma, gerekse bayram ve gerekse beş vakit namaz için cemaati bir araya topladığı için bu adı almıştır. Mescidler Allah'a ibadet edilen yerler olmaları hasebiyle "Allah'ın evi" kabul edilmiş ve İslâm'ın açık alâmeti sayılmışlardır.
Allah Teâlâ Cin Sûresi'nde şöyle buyurur:
وَأَنَّ ٱلۡمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدۡعُواْ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدࣰا
— Cin Sûresi 72:18Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.
Mescidler O'na ait olduğu için içinde başka bir varlığa kulluk düşünülemez. Bir yerde cami görmek, o beldenin Müslümanlığını gösteren ilk işarettir. Nitekim Peygamberimiz Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde ilk iş olarak Kuba köyünde Mescid-i Kubâ'yı, Medine'de ise Mescid-i Nebevî'yi inşa etmiştir.
Yeryüzünde İlk İnşa Edilen Mâbed
Kur'an-ı Kerim ilk mâbedin Mekke'deki Beytullah olduğunu bildirir: "Şüphesiz insanlar için ilk kurulan ibadet evi Mekke'de olandır. Âlemlere rahmet ve hidâyet kaynağı olarak kurulmuştur" (Âl-i İmrân 3:96). Kâbe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yeniden inşa edilmiş, temellerini yükseltirken duâ ettikleri an Kur'an'da şöyle anlatılır:
وَإِذۡ يَرۡفَعُ إِبۡرَٰهِۧمُ ٱلۡقَوَاعِدَ مِنَ ٱلۡبَيۡتِ وَإِسۡمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلۡ مِنَّآۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
— Bakara Sûresi 2:127Bir zamanlar İbrahim İsmail ile beraber Allah'ın evinin temellerini yükseltirken: "Ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur, sen işitensin bilensin" diye duâ ediyorlardı.
Ebû Zer (r.a.) anlatıyor: "Peygamberimize 'Yeryüzünde ilk inşa edilen mescid hangisidir?' diye sordum. 'Mescid-i Harâm' buyurdu. 'Bundan sonra hangisi inşa olundu?' dedim. 'Mescid-i Aksâ' buyurdu. 'İkisinin yapılışı arasında ne kadar süre vardır?' diye sordum. 'Kırk sene' buyurdu. Sonra şu sözü ekledi: 'Ey Ebû Zer, her nerede namaz vakti girerse orada namazını kıl; namazın fazileti vaktinde kılınmasındadır.'" Mescid-i Harâm, Kâbe'yi çevreleyen mesciddir; Harem-i Şerif de aynı yerin adıdır. Mescid-i Aksâ ise Kudüs'teki Beytü'l-Makdis'tir ve Hz. Süleyman (a.s.) tarafından inşa edilmiştir.
İslâm'da İlk İnşa Edilen Mescidler
Mescid-i Kubâ — Takvâ Üzerine Kurulan Mescid
Peygamberimiz hicret yolculuğunda Medine'ye varmadan önce Kuba köyünde durmuş ve burada bir mescid inşa etmiştir. Mescid-i Kubâ Peygamberimizin bizzat taş taşıyarak çalıştığı ilk mesciddir. Kur'an-ı Kerim'de bu mâbed hakkında şöyle buyurulur: "İlk günden takvâ üzerine kurulan mescid (Kuba Mescidi) içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah çok temizlenenleri sever" (Tevbe 9:108). Peygamberimiz hayatı boyunca her Cumartesi günü bu mescidi ziyaret etmiş ve içinde namaz kılmıştır.
— Sunan al-Tirmidhi, al-Salah, no. 324Kuba Mescidi'nde namaz kılmak, bir umre yapmak gibidir.
Mescid-i Nebevî
Peygamberimiz Medine'ye hicret ettiklerinde Mescid-i Nebevî'yi inşa etmişlerdir. Kabri de bu mescidin içindedir. Müslümanların sayısı arttıkça oturdukları yerlerde pek çok mescid inşa edilmiş; cami yapısı İslâm coğrafyasının ilk mimarî kimliği olmuştur.
Üç Şerefli Mescid: Ziyaret İçin Yolculuk Edilebilenler
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
— Sahih al-Bukhari, Fadl al-Salah, no. 1189Namaz kılmak ve ibadet etmek için hiçbir mescide yolculuk edilmez; yalnız şu üç mescit hariç: Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ.
Bu üç mescidin diğerlerinden üstün olmasının sebebi peygamberler tarafından inşa edilmiş olmalarıdır. Mescid-i Harâm aynı zamanda müslümanların kıblesidir; Mescid-i Aksâ ise geçmiş ümmetlerin ve İslâm'ın ilk günlerinde Müslümanların kıblesi idi. Sonra kıble Kâbe'ye çevrildi.
Bu mescidlerin en faziletlisi Mescid-i Harâm, sonra Mescid-i Nebevî'dir. Peygamberimiz buyurmuştur:
— Sunan Ibn Majah, Iqamat al-Salah, no. 1406Mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Harâm hariç, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır. Mescid-i Harâm'da kılınan bir namaz ise diğer mescidlerde kılınan yüz bin namazdan daha faziletlidir.
Fazilet itibariyle Kubâ Mescidi bu üç mescidden sonra gelir. Bir kimsenin mahallesindeki mescidde namaz kılması ise diğer mescidlerde namaz kılmasından daha çok sevaptır.
Camileri Kim İmar Eder?
Allah Teâlâ mescidlerin imârının hangi nitelikteki insanların eseri olabileceğini açıkça bildirir:
إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَۖ فَعَسَىٰٓ أُوْلَٰٓئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ
— Tevbe Sûresi 9:18Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve âhiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.
Bir önceki âyet ise mescidi imârın îmânla ilgili tarafına dikkat çeker: "Puta tapanların kendilerinin inkârcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini imâr etmeleri gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir" (Tevbe 9:17). Cami inşa eden ve onaran insan, gönlüne îmân yerleşmiş, namaza durmuş, malından zekâtını vermiş, korkusu yalnız Allah'tan olan kişidir. Çünkü bu, mâlî bir yatırım değil, mü'minin Cennetteki yatırımıdır.
Peygamberimiz buyurmuştur:
— Sahih al-Bukhari, al-Salah, no. 450Kim Allah'ın rızası için bir mescid yaparsa, Allah onun için Cennette bir mislini yapar.
Diğer bir hadiste de şöyle buyurulur: "Bir mü'mine öldükten sonra amelinden ve yaptığı iyiliklerden ulaşacak şeylerden biri de yaydığı ilim, geride bıraktığı iyi bir evlât, miras olarak bıraktığı Mushaf-ı şerif, yaptırdığı mescid, yolcuların barınması için inşa ettiği misafirhane, akıttığı su ve sağlığında verdiği sadakadır."
Câmide Dikkat Edilmesi Gereken Edebler
Camiler sıradan binalar gibi değildir; içinde yalnız Allah'a ibadet edilen kutsal mekânlardır. Peygamberimiz cemaate katılan mü'min için şöyle uyarır:
- Temizlik ve güzel kıyâfet. Allah Teâlâ buyurur: "Ey Âdemoğulları, her mescide gidişinizde zinetli (güzel ve temiz) elbiselerinizi giyin" (A'râf 7:31).
- Camiye girip çıkma duâsı. Peygamberimiz buyurmuştur: "Sizden biriniz mescide girdiği zaman: 'Ey Rabbim, bana rahmet kapılarını aç' desin; çıktığı vakit de: 'Ey Rabbim, Senden üstünlük dilerim' desin."
- Tahiyyâtü'l-mescid. Peygamberimiz buyurmuştur: "Sizden biriniz mescide girdiği vakit oturmadan önce iki rekât namaz kılsın."
- Soğan-sarımsak gibi koku verici şeylerden kaçınma. Resûlullah: "Her kim sarımsak veya soğan yemiş ise bizden, yahut mescidimizden uzak olsun; evinde otursun" buyurmuştur. Bunları yemek haram değildir ama kokusuyla cemaati rahatsız etmek caiz değildir.
- Câmide alışveriş, kayıp ilânı ve gürültüden uzak durma. Peygamberimiz: "Her kim bir kimseyi mescidde alışveriş yaparken görürse, 'Allah ticaretinizde size kâr vermesin' deyin" buyurmuştur.
Cemaatle Namazın Fazileti
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayetinde Peygamberimiz buyurmuştur:
— Sahih al-Bukhari, al-Adhan, no. 647Kişinin cemaatle namazı, evinde veya iş yerinde tek başına kıldığı namazdan yirmi beş derece daha sevaptır. Çünkü sizlerden biri abdestini tam aldığı ve namazdan başka bir kasdı olmadığı hâlde mescide gittiği zaman, mescide girinceye kadar attığı her adım için Allah onu bir derece daha yükseltir ve bir günahını eksiltir. Mescide girince de mescidte kaldıkça hep namazda imiş gibi sevap alır. Namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece yanındaki melekler: "Allah'ım, bunu bağışla, buna rahmet eyle" diye duâ ederler.
Peygamberimiz, kıyâmet günü Allah'ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insandan birinin de "kalbi mescidlere bağlı" — yani mescidi seven ve cemaate devâm eden kimse — olduğunu bildirmiştir.
Anlatılan Kıssalar
Mescid-i Nebevî'nin İnşası — Peygamberimiz Taş Taşıyor
Peygamberimiz Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde Mescid-i Nebevî'nin inşasına bizzat el attı. Hurma kütüklerinden direkler dikildi, hurma yapraklarından çatı örüldü; tabanı toprak, mihrabı bir taştan ibâretti. Peygamberimiz sahabe ile birlikte çamur taşıyor, "İlâhî, âhiret hayrından başka hayır yoktur; ensâra ve muhâcire rahmet eyle" diye söylüyordu. Bu mescid kerpiçten bir bina olarak başladı ama dünyanın gördüğü ilk müslüman şehrin kalbi oldu.
Mescidi Süpüren Habeşli Kadın
Mescid-i Nebevî'yi devamlı silip süpüren bir Habeşli kadın vardı. Bir gün bu kadın görünmez oldu. Peygamberimiz onu sorduğunda öldüğünü söylediler. Peygamberimiz hayli üzüldü ve: "Bana ölümünü haber vermeli değil miydiniz? Haydi kabrini bana gösterin" buyurdu. Kabrine gidip namazını kıldı ve duâ etti.
Bu hâdise, mescide hizmetin Allah katında — ve dolayısıyla Peygamberimiz katında — ne büyük bir ayrıcalık olduğunu gösterir. Süpürge bile mescidde bir vasıta olunca ihmâl edilemez bir hâtıraya dönüşür.
Avrupa'daki İşçilerin Camileri
Yakın tarihimizde de cami imârının en güzel örneklerinden birini Avrupa ülkelerine işçi olarak giden Türk müslümanlar vermiştir. Asgari ücretle çalışan bu insanlar, kişisel giderlerinden artırdıkları meblağlarla kendi kalacakları evlerden daha çok câmilere yatırım yapmışlardır. "Bu insanlar nasıl olur da bu kadar fedakârlık yapabiliyor?" sorusunun cevabı, mescidi imâr etmenin "Allah onun için Cennette bir misli yapar" hadisindeki vaade duyulan îmandır.
VAAZ ile Câmi Edebini Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Kuddûs, es-Selâm ve el-Mü'min isimleri câminin neden Allah'ın evi olduğunu öğretir. Duâ arşivinde câmiye girip çıkma duâları, ezandan sonra okunacak duâ ve cemaat sonrası tesbihat sırasıyla yer alır.
Câmi, mü'min için bir cemaatın damarına bağlandığı en somut yerdir. Cemaatle namazın geniş bahsi için Cuma Vaazı'na, namazın iç düzeniyle ilgili pratik bir rehber için Namaz Vaazı'na bakabilirsin. Câmi yapan, câmide oturan, câminin kapısından eşiği aşan her mü'min Allah'ın evinin imârcılarındandır. Ne mutlu, namazını muntazam kılana ve cemaate devâm edene.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Cin Sûresi 72:18, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 3:96, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:127, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Tevbe Sûresi 9:17-18 ve 9:108, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, A'râf Sûresi 7:31, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nûr Sûresi 24:36-37, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Fadli's-Salâh, Hadis No. 1189 (Üç şerefli mescid).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu's-Salâh, Hadis No. 450 (Allah için mescid yapan).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu's-Salâh, Hadis No. 458 (Mescidi süpüren Habeşli kadın).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Ezân, Hadis No. 647 (Cemaatın yirmi beş kat sevabı).
- Sünen-i Tirmizî, Kitâbu's-Salâh, Hadis No. 324 (Kubâ Mescidi'nde namaz).
- Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu İkâmeti's-Salâh, Hadis No. 1406 (Mescid-i Harâm'ın yüz bin katı).