Sırtımızı uzanıp döşeğe verdiğimiz her gece ve gözlerimizi açtığımız her sabah, aynı soru kalbimizin önündedir: "Neden buradayım?" Kur'an-ı Kerim bu soruyu beş kelimelik bir âyetle cevaplar: "Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım." Bu vaaz yaratılışımızın gayesi olan ibadetin manasını, hikmetini, hayatımıza nasıl bir mizan koyduğunu ve ihlâsın neden bütün bir kulluğun bel kemiği olduğunu ele alıyor.
Yaratılışın Gayesi: İbadet
Allah Teâlâ insanı yoktan var ettikten sonra, yaratma gerekçesini ve kulun ne için var olduğunu net olarak bildirir:
وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ
— Zâriyât Sûresi 51:56Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yarattım.
Kullukla aynı anlamda kullanılan ibadet, gönülden ve isteyerek Allah'a yönelmek, O'nun emrine itaat etmektir. Kul kendisini yoktan var edene karşı, lütfettiği sayısız nimete karşı şükretmek için ibadet eder; üstelik bu, insanın yaratılışına yerleşmiş bir özelliktir. Bir hayvan bile kendisini yedirip içiren insana bağlılık gösterirken, akıl ve idrak gibi üstün yeteneklerle donatılmış olan insanın bunca nimet karşısında duyarsız kalması nasıl düşünülebilir?
Bakara Sûresi insanlığa yine aynı çağrıyı kavî bir ifadeyle yapar:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمُ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ
— Bakara Sûresi 2:21Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz.
Hicr Sûresi'nde ise yaratılışın kuldan istediği vefâ ölünceye kadar devam eden bir teslimiyettir:
وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأۡتِيَكَ ٱلۡيَقِينُ
— Hicr Sûresi 15:99Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.
İbadet bir mevsim işi değildir; mü'minin doğumundan ölümüne kadar süren bir kulluk hatıdır. Hiç kimse "şu kadar ibadet ettim, bana bu kadar yeter" diyebileceği bir dereceye yükselemez. Çünkü Peygamberimizin bile zikrettiği gibi "En yüksek makam, kulluk makamıdır."
"Allah'ın Bize İhtiyacı Var" Yanılgısı
İbadetin hikmetini kavrayamayanlar ya da hazzını duyamayanlar bazen şöyle der: "Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı mı vardır ki O'na kulluk edelim?" Allah Teâlâ Kendisi cevap verir:
إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ
— Zâriyât Sûresi 51:58Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
Bu âyetin hemen öncesinde "Ben onlardan rızık istemiyorum; beni doyurmalarını da istemiyorum" (Zâriyât 51:57) buyurur. Yani Allah Teâlâ âlemlerden müstağnîdir; ibadetimize muhtaç olan O değil, biziz. Çünkü ibadetler her şeyden önce insan hayatını disipline eder. Belirli zamanlarda yerine getirmekle yükümlü olduğumuz ibadetler bizi dağınıklıktan, başıboşluktan ve sorumsuzluktan kurtarır. Her işinde Cenâb-ı Hakk'ın denetimini gönlünde taşıyan kimse hem kendi kendisine âdil olur, hem de başkalarına haksızlık etmekten sakınır.
Allah Teâlâ Furkan Sûresi'nde şöyle buyurur: "De ki: İbadetiniz olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" (Furkân 25:77). İbadet, kulun Allah katında kıymetinin somut delilidir. İbadetsiz hayat, üzerinden teveccüh çekilmiş bir tarladır.
İbadet İnsanı Yüceltir, Kötülükten Alıkoyar
Namaz, ibadetlerin direği olarak insanın hem rûhî hem ahlâkî hayatına en güçlü mührü vurur. Allah Teâlâ buyurur:
ٱتۡلُ مَآ أُوحِيَ إِلَيۡكَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَۖ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنۡهَىٰ عَنِ ٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِۗ وَلَذِكۡرُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تَصۡنَعُونَ
— Ankebût Sûresi 29:45Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Çünkü namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah ne yaptığınızı bilir.
Günde beş defa Allah'a yönelen bir mü'min, O'nu unutmaz. Bir gün O'nun huzuruna gelip dünyada yaptığı her şeyin hesabını vereceğini düşünür; bu his ölçülü olmasını, dürüst davranmasını sağlar. Peygamberimiz oruç ibadetinin de aynı manevî disiplinle iç içe olduğunu şöyle vurgular: "Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah Teâlâ o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına değer vermez."
Hz. Âişe (r.a.) anlatır: "Peygamberimiz geceleri mübarek ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi. Kendisine 'Ey Allah'ın Resûlü, geçmişte ve gelecekte işlenmesi muhtemel bütün günahları Allah Teâlâ bağışlamış iken niçin bu kadar yoruluyorsunuz?' dedim. Şöyle buyurdu: 'Yâ Âişe, Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?'" Resûlullah ibadetini Cennetin ümidi veya Cehennemin korkusuyla değil, Allah sevgisi ve şükrü sebebiyle yapardı. Onun "O iki rekât bana dünyadaki her şeyden daha çok sevimlidir" (sabah namazının iki rekât sünneti hakkında) sözü bu hazzı özetler.
İbadetin Üzerimizdeki Üç Hakkı
Bu vaazın merkezindeki en önemli hâdise Muâz b. Cebel'le Resûlullah arasındaki şu konuşmadır:
— Sahih al-Bukhari, al-Jihad, no. 2856Muâz b. Cebel anlatıyor: Peygamberimiz bana: "Ey Muâz, Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?" diye sordu. "Allah ve Resûlü daha iyi bilir," dedim. "O'na ibadet etmeleri ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır," buyurdu. Sonra: "Ey Muâz, kulların Allah üzerindeki hakkı nedir?" diye sordu. "Allah ve Resûlü daha iyi bilir," deyince: "O'na ibadet edip hiçbir şeyi ortak koşmadıkları takdirde onlara azap etmemesidir," buyurdu.
Hadis, ibadet ile şirkin önlenmesini birbirine bağlar. Çünkü ibadetin gerçek karşılığı, başka bir varlığın O'na ortak koşulmamasıdır. Şirk eğer ibadetin içine sızarsa, o ibadet ibadet olmaktan çıkar.
Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin (r.a.) rivayetinde de Peygamberimiz bir adamın "Beni Cennete koyacak bir ibadeti haber veriniz" sorusuna şu cevabı vermiştir: "Allah'a ibadet eder ve ibadette O'na hiçbir ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve akrabanı görüp gözetirsin."
Anlatılan Kıssalar
Hz. İbrahim'in Babasıyla ve Kavmiyle Konuşması
Hz. İbrahim (a.s.) babasına ve kavmine "Neye tapıyorsunuz?" diye sormuş, onlar "Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz" demişti. Hz. İbrahim onlara şöyle sordu: "Yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı, yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?" Onlar: "Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk" dediler. Hz. İbrahim şu büyük cevabı verdi:
"Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O'dur. Beni yediren içiren O'dur. Hastalandığım zaman bana şifâ veren O'dur. Benim canımı alacak sonra beni diriltecek O'dur ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O'dur." (Şuarâ 26:78-82)
İbadet, Hz. İbrahim'in bu konuşmasında gizli bir mantıktır: Yaratan, doyuran, şifâ veren, dirilten ve bağışlayan kim ise yalnız O'na kulluk edilir.
Hz. Ebû Bekir'in Mescide Çıkışı
Peygamberimiz vefât ettiğinde Ashâb-ı kirâm büyük bir şok yaşadı. Hz. Ömer (r.a.) bile "Peygamber vefât etmedi ve etmez; her kim 'Muhammed öldü' derse boynunu vururum" demişti. O sırada Hz. Ebû Bekir (r.a.) mescide gelip şu sözleri söyledi: "Sizden her kim Muhammed'e tapıyor idiyse, bilsin ki o vefât etmiştir. Kim ki Allah'a ibadet ediyorsa bilsin ki, Allah diridir, ölmez."
Ardından şu âyeti okudu:
وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولࣱ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِ ٱلرُّسُلُۚ أَفَإِيْن مَّاتَ أَوۡ قُتِلَ ٱنقَلَبۡتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡۚ وَمَن يَنقَلِبۡ عَلَىٰ عَقِبَيۡهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيۡـࣰٔا
— Âl-i İmrân Sûresi 3:144Muhammed ancak bir Peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
Hz. Ebû Bekir'in bu hutbesi İslâm'ın merkezini netleştirir: İbadet sadece ve sadece Allah'a yapılır. Peygamberimiz dahi sevgi gerektirir ama ibadet gerektirmez. Onun makamı kulluk makamıdır — abduhû ve resûluhû.
Riyâya Karşı Cenâb-ı Hakk'ın Hadîs-i Kudsîsi
Peygamberimiz Allah Teâlâ'nın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
— Sahih Muslim, al-Zuhd, no. 2985Ben ortakların ortaklıktan en müstağnî olanıyım. Her kim yaptığı amel ve ibadette bana başkasını ortak yaparsa, onu bana koştuğu ortağı ile başbaşa bırakırım.
Bu hadîs-i kudsî, "gösteriş için" yapılan bir ibadetin Allah katında değersizliğini açıkça beyan eder. Mâûn Sûresi de aynı uyarıyı tekrarlar: "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır, hayra da engel olurlar" (Mâûn 107:4-7).
İbadetin sadece içi değil, dışı da Allah'a aittir. Hangi gözle ne ümit ettiğin, hangi kalple ne adadığın bütün ibadetin kıymetini belirler.
VAAZ ile İbadeti Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Ma'bûd, eş-Şekûr ve el-Vâhid isimleri kulluğun kime yapıldığını ve ibadetimizdeki tevhîd boyutunu öğretir. Duâ arşivinde sabah-akşam zikirleri, beş vakit namaza eşlik eden tesbihat ve oruç-zekât niyetleri tek tek yer alır.
İbadet bir tek namaz değildir; namazla başlar, oruçla devam eder, zekât ile sosyalleşir, hac ile tamamlanır. Beş esasın merkezindeki namazın pratik bir rehberi için Namaz Vaazı'na, ibadetin samimi tonunu öğrenmek için İhlâs Vaazı'na bakabilirsin. Allah Teâlâ buyurur: "Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et" (Hicr 15:99). İbadet, yaratılışın gayesidir, kalbin huzurudur, mü'minin yükseliş asansörüdür. Cenâb-ı Hakk hepimizi O'na ibadet etme hazzına erenlerden eylesin.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Zâriyât Sûresi 51:56-58, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:21, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Hicr Sûresi 15:99, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Ankebût Sûresi 29:45, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Furkân Sûresi 25:77, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Şuarâ Sûresi 26:78-82, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 3:144, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mâûn Sûresi 107:4-7, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Cihâd, Hadis No. 2856 (Muâz b. Cebel'le konuşma).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'z-Zühd, Hadis No. 2985 (Hadîs-i kudsî: Riyâ).
- Sahîh-i Buhârî ve Müslim (Hz. Âişe'nin Resûlullah'ın geceleri ibadeti rivayeti).
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Kitâbu'l-Esrâri's-Salât.