İnsan sorumluluk taşıyan bir yaratıktır. Bu, onun temel özelliklerinden birisidir. Allah Teâlâ'nın emirlerine uymakla ve yasaklarından sakınmakla yükümlü olan insan, mutlaka bir gün O'nun huzurunda dünyada yaptıklarından hesap verecektir. Bu vaaz, "hesap günü" diye andığımız o günün Kur'an ve Sünnet'teki tablosunu çizer: amel defterinin önümüze konması, mizanın kurulması, organların şahitliği, ömrün dört maddeden ve bilgimizden sorgulanması, ve aralarında müflis olduğu halde namaz oruç ve zekâtla gelenlerin nasıl iflas eder hale geldiğinin tablosu.
Boşuna Yaratılmadık
Hesap fikri "boşuna yaratılmadığımız" gerçeğine dayanır. Allah Teâlâ açıkça uyarır:
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:115Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin gerçekten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?
Tesadüfen dünyaya gelmedik; bilakis Allah'ın takdir ve yaratmasıyla var olduk. Üstelik kâinatın her şeyi bizim hizmetimize verilmiştir. Bir kul, ona her şeyi veren Yaratıcı'ya bir gün dönüp dönmeyeceği sorulduğunda, "döneceğim" diye cevap verir. O döndüğü yerde sorgu, herkesin hayatının kazandığı ve harcadığı her şeyden olacaktır.
Hz. İbrâhim aleyhi's-selâm Allah'ın dostu olma şerefiyle taçlandırılmış bir peygamber olmasına rağmen, hesap gününden duyduğu derin endişeyi şu duayla ifade eder:
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ
— Şuarâ Sûresi 26:87-89İnsanların dirilecekleri gün beni utandırma. O gün ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah'a temiz bir kalp ile gelenler başka.
Bu duayı Kur'an'da nakletmenin hikmeti: bizim de İbrâhim aleyhi's-selâm'ı örnek alarak o günü unutmadan, hazırlıklı olarak yaşamamızdır. Mal ve evlât kişiye fayda vermez; Allah'a sunulabilecek tek değer, kalbinin selâmetidir.
O Gün Kim Kimden Kaçar?
Hesap gününün dehşeti hadis ve âyetlerde defalarca anlatılır. Bir tanesi:
يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ لِكُلِّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ شَأۡنࣱ يُغۡنِيهِ
— Abese Sûresi 80:34-37O gün, kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve oğullarından kaçar. O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
İnsan dünyada bu yakınlarıyla karşılaştığında sevinirdi. Ama o gün, ya kendi derdi ile meşgul olduğu için ya da "sen bana yardım etmedin", "sen bize iyilik yapmadın", "sen bize haram yedirdin", "sen bize dinimizi öğretmedin" diye yakasına sarılırlar diye kaçacaktır. Yakın olanın yakını olmaktan çıktığı bir gündür.
Hz. Âişe (ra.) anlatıyor: Peygamberimiz "İnsanlar kıyamet günü yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolacaklardır" buyurdu. Hz. Âişe sordu: "Yâ Resûlallah, erkek kadın bir arada mı; birbirlerinin edep yerlerine bakarlar nasıl olur?" Peygamberimiz: "Yâ Âişe, haşir işi çok zordur; insanların birbirlerine bakmalarına müsait değildir" buyurdu (Sahih al-Bukhari, Rikâk).
Hz. Peygamber, Safâ tepesine çıkıp en yakın akrabalarına seslendi:
— Sahih al-Bukhari, Vesâyâ, no.Ey Kureyş topluluğu, kendinizi Allah'tan satın alın; ben Allah'ın azabından sizden hiçbir şeyi men edemem. Ey Abdülmenâf oğulları, Allah'ın azabından sizden hiçbir şeyi men edemem. Ey amcam Abbas, senden de men edemem. Ey halam Safiyye, Allah'ın azabından kurtarmak için sana bir yararım olmaz. Ey kızım Fâtıma, malımdan ne dilersen iste, vereyim; fakat Allah'ın azabından sana yardım edemem.
Peygamberimizin kendi yakınlarına bu sesleniş, bize kıyamet günü hiçbir akrabalığın, hiçbir yakınlığın taşınamayan bir yük olduğunu öğretir. Her kul kendi amel çantasıyla gelir.
Amel Defteri: Hiçbir Şey Atlanmamış
Allah Teâlâ insanın yaptıklarını melekler aracılığıyla yazdırır:
وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَٰفِظِينَ كِرَامࣰ ا كَٰتِبِينَ يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ
— İnfitâr Sûresi 82:10-12Oysa üzerinizde muhakkak koruyucular var. Değerli yazıcılar. Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler.
Bu defterler kıyamet günü sahiplerine verilir. Açıldığında şöyle bir tablo ortaya çıkar:
وَوُضِعَ ٱلۡكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ مُشۡفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيۡلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلۡكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةࣰ وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحۡصَىٰهَا
— Kehf Sûresi 18:49Amel defteri ortaya konunca, suçluların onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün. "Eyvah, bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" derler.
Defteri okumak için kişinin nefsi kendine yeter:
ٱقۡرَأۡ كِتَٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفۡسِكَ ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكَ حَسِيبࣰ ا
— İsrâ Sûresi 17:14Kitabını oku; bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.
İnsan zaman zaman "Bunu ben yapmadım, melekler yazdı" diyebilir. O gün dilini mühürleyen Allah, organlarına konuşma izni verir. Eller, ayaklar, deri, kulaklar, gözler — hepsi şahitlik eder:
ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٰهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيهِمۡ وَتَشۡهَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
— Yâsîn Sûresi 36:65O gün onların ağızlarını mühürleriz; bizimle elleri konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
Enes b. Mâlik (ra.) anlatıyor: "Peygamberimiz güldü, biz 'Niye güldün, biliyor musunuz?' diye sordu. 'Allah ve Resûlü bilir' dedik. Peygamberimiz: 'Kulun, Rabbi ile konuşmasına gülüyorum. Kul, "Ey Rabbim, siz beni haksızlık yapmaktan menetmediniz mi?" der; Allah, "Evet, menettim" buyurur. Kul "Bana kendi tarafımdan bir şahit getirilmesinden başkasına razı değilim" der. Allah: "Bugün sana tek şahit olarak nefsin, çok şahit olarak da değerli yazıcı melekler yeter," buyurur ve ağzı mühürlenir. Organlarına "Konuş" denir; onlar konuşur. O da organlarına "Irak olun" der'" (Sahih Muslim, Zühd).
Mizan — Terazinin Kurulması
Amel defterleri okunduktan sonra terazi kurulur ve ameller tartılır:
وَنَضَعُ ٱلۡمَوَٰزِينَ ٱلۡقِسۡطَ لِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَلَا تُظۡلَمُ نَفۡسࣱ شَيۡـࣰٔ اۖ وَإِن كَانَ مِثۡقَالَ حَبَّةࣲ مِّنۡ خَرۡدَلٍ أَتَيۡنَا بِهَاۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ
— Enbiyâ Sûresi 21:47Kıyamet günü için adâlet terazileri kurarız; artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Hardal danesi kadar dahi olsa onu getiririz. Hesap gören olarak herkese yeteriz.
Bu terazi dünyadaki ölçü aletlerine benzemez; hakikatini bilemediğimiz İlâhî adâletin keyfiyetidir. Sevap tartılarda ağır gelenler kurtulur; hafif gelenler ise hesap mahkemesinin diğer tarafına geçer. Cehenneme gidenlerden mü'min olanlar, cezalarını çektikten sonra cennete girebileceklerdir.
Zilzâl Sûresi'nin son iki âyeti, terazinin çalışma prensibini bir çift cümleye sığdırır:
فَمَن يَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةٍ خَيۡرࣰ ا يَرَهُۥ وَمَن يَعۡمَلۡ مِثۡقَالَ ذَرَّةࣲ شَرࣰّ ا يَرَهُۥ
— Zilzâl Sûresi 99:7-8Kim zerre miktar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktar kötülük yapmışsa onu görür.
Bu âyet, terazinin hassasiyetinin sınırını gösterir. "Bu kadar küçük bir iyilik ne işe yarayacak", "bu kadar küçük bir kötülük unutulur" düşüncesi, mizanın titiz işleyişi karşısında çöker.
Beş Şeyden Sorgu
Peygamberimiz, kişinin kıyamet günü genel olarak beş şeyden sorguya çekileceğini bildirmiştir:
— al-Tirmidhi, Kıyâmet, no. 2417Kişi, beş şeyden sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamayacaktır: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede çürüttüğünden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, ve bildiği ile ne yaptığından.
Hadis-i şerifte gençlik ayrı bir madde olarak öne çıkarılmıştır; çünkü en güçlü olunan zamanın hesabı en ağırdır. "Malın nereden kazanıldığı" sorusu, helâl–haram ayrımının kişinin biyografisinin merkezinde olduğunu söyler. "Bildiği ile ne iş yaptığı" ise, ilim ve hidayetin sadece bilmek değil, yaşamak için verildiğinin bir başka tarifidir.
Hz. Ömer bir gün Ebû Mûsâ el-Eş'arî (ra.) ye sordu: "Ey Ebû Mûsâ, biz Müslümanlığı kabul ettik, yerimizi yurdumuzu bıraktık, hicret ettik, Peygamberimizle beraber bulunduk. Acaba kıyamet gününde mükâfata nail olacak mıyız?" Ebû Mûsâ: "Elbette olacağız; biz çok iyilik yaptık." Hz. Ömer: "Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın huzurunda hesaptan kurtulmaktan başka bir şey istemiyorum." Sahabe arasında bile böyle bir endişe vardı; bir mü'minin gevşekliği daha az olmamalıdır.
Anlatılan Kıssalar — Mahşer Sahnesinden
Kıssa 1 — Peygamberimizin Cenazedeki Gözyaşları
Berâ (ra.) anlatıyor: "Peygamberimizle birlikte bir cenazede idik. Cenazenin mezarı kazılırken Peygamberimiz mezarın bir tarafında oturdu. Bu manzara onu o kadar etkiledi ki ağladı; göz yaşları ile toprak ıslandı. Sonra orada bulunanlara: 'Kardeşlerim, kendinizi bu gün için hazırlayınız' buyurdu" (Sahih Muslim, Cennet). Peygamber bile o günün dehşeti karşısında ağlamış; başkalarına da hazırlık öğüdünü vermişti. Hz. Aişe (ra.) anlatıyor: Peygamberimiz "Eğer benim bildiğimi siz bilseydiniz, daha az güler, daha çok ağlardınız" buyurdu (Sahih al-Bukhari, Rikâk).
Kıssa 2 — Müflis Kimdir?
Ebû Hüreyre (ra.) anlatıyor: Peygamberimiz "Müflis kimdir, bilir misiniz?" diye sordu. Sahabe: "Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir." Peygamberimiz şöyle buyurdu:
— Sahih Muslim, Birr, no.Benim ümmetimden müflis, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelen kimsedir. Ama şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür. İşte bunun için iyiliklerinden adı geçenlerin her birine pay verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır.
Bu hadis, kul hakkının ne kadar ağır olduğunu gösterir. Bir kişi namazını kıldığı, orucunu tuttuğu, zekâtını verdiği halde diliyle insanlara eziyet etmiş, malına haksızca el atmış, kanını dökmüşse — kıyamet günü gerçek müflis o olur. Bütün iyilikleri hak sahiplerine dağılır, sonra hak sahiplerinin günahları üzerine bindirilir.
Kıssa 3 — Hz. Osman b. Maz'ûn'un Cenazesi
Ümmü Alâ (r. anhâ) anlatıyor: "Müslümanlar Mekke'den Medine'ye hicret ettiklerinde, Ensar arasında kura ile taksim edildiler. Bize Osman b. Maz'ûn düştü; evimizde misafir ettik. Bir süre sonra hastalandı ve vefat etti. Peygamberimiz cenazeye geldiklerinde ben: 'Ey Ebû Sâib, Allah sana rahmet etsin; sen Allah'ın rahmetine erişmiş bahtiyar bir zatsın' dedim. Peygamberimiz dönüp bana: 'Allah'ın bu ölüye rahmet ettiğini nereden biliyorsun?' diye sordu. Ben: 'Yâ Resûlallah, Allah onun gibi inanmış ve emirlerine uymuş bir kuluna ikram etmez de kime ikram eder?' dedim. Peygamberimiz: 'Osman vefat etmiştir. Allah'a yemin ederim ki ben de bu ölü için hayır dilerim. Yine Allah'a yemin ederim ki, ben bir Peygamber olduğum halde bana ne muamele edileceğini bilmem,' buyurdu" (Sahih al-Bukhari, Cenâiz). Bu hadis, hiç kimsenin — Bedir'de bulunanlar ve cennetle müjdelenmiş on sahabe dışında — kesin olarak "cennetlik" diye damgalanamayacağını söyler. Mü'minler için "umulur" der; kesin damga vurmaz. Bu da kalbe daimi bir uyanıklık verir.
Kıssa 4 — Hz. Ömer'in Borçluyu Bekleyişi
Peygamberimiz "Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, yer yüzünde bulunan her mü'mine insanların en yakını benim. Sizden herhangi biriniz ölür de borç veya çoluk-çocuk bırakırsa ben onun velisiyim. Mal bırakan kimsenin malı varislerinindir" buyurdu (Sahih al-Bukhari, Tefsir). Hz. Ömer halife olunca bu sünneti devam ettirdi: hazineden vefat eden borçluların borçlarını ödetti, çoluk-çocuklarını gözetti. Bu sahabe yolu, hesap günü kul hakkıyla huzura çıkmamak için dünyada her gayretin gösterilmesinin bir örneğidir. Borçlu öldüyse imkân olanlar tarafından borç ödenmeli; borçlu hayattaysa ödemenin kolaylaştırılması için zaman tanınmalıdır.
"Hesaba Çekilmeden Önce Hesabını Görün"
Hz. Ömer'in meşhur sözü: "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin." Aynı manada Peygamberimiz: "Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel işleyendir; aciz ise, nefsinin hevâsına uyan ve sonra Allah'tan temennilerde bulunan kimsedir" (al-Tirmidhi, Kıyâmet 2459).
Günlük muhâsebe pratiği: gece yatmadan önce o günü kısa bir gözden geçirmek — Allah'a karşı ne söz verdim, hangisini tuttum? Bir kulun hakkını çiğnedim mi? Bu çiğnedim diye yarın helâlleşeceğim biri var mı? Kalbime şirk olarak girmiş bir niyet sızdı mı? Bu sorular hesap gününü dünyada bir kez yaşamaktır; o gün hazırlıklı olmanın yolu da budur.
VAAZ ile Hesap Günü Hazırlığını Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Adl (mutlak adâlet), el-Hasîb (en doğru hesap gören), el-Hâkim (her hükmü hikmetli) isimleri açıklamalarıyla yer alır; bu isimler özellikle gece muhâsebesinin günlük çerçevesini kurar. Dua arşivinde gece yatış zikrinin sonunda okunan "Estağfirullah" ve "Allâhümme ente Rabbî" duaları, hesap gününe günlük bir hazırlık biçimidir.
Konunun komşu vaazları: Arş'ın gölgesindeki yedi sınıf için Kıyamet Günü 7 Sınıf Vaazı; âhiret tablosunun genel çerçevesi için Ahiret Vaazı; tövbe ve son fırsat için Tövbe Vaazı.
Allah Teâlâ Veda Haccı sonrasında inen son âyetlerinden birinde şöyle uyarmıştır:
وَٱتَّقُواْ يَوۡمࣰ ا تُرۡجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِۖ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسࣲ مَّا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
— Bakara Sûresi 2:281Allah'a döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.
Ne mutlu o hesap gününe hazırlananlara. Yine ne mutlu o günü hiç unutmayanlara.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Mü'minûn Sûresi 23:115, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Şuarâ Sûresi 26:87-89, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Abese Sûresi 80:34-37, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, İnfitâr Sûresi 82:10-12, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Kehf Sûresi 18:49, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi 17:14, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Enbiyâ Sûresi 21:47, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Zilzâl Sûresi 99:7-8, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:281, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbü'r-Rikâk (Haşr ve Peygamberimizin gözyaşı); Kitâbü'l-Vesâyâ (Safa tepesi); Kitâbü'l-Cenâiz (Hz. Osman b. Maz'ûn); Kitâbü't-Tefsîr (Borç hadisi).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbü'l-Birr (Müflis hadisi); Kitâbü'z-Zühd (Organların şahitliği); Kitâbü'l-Cennet (Cenazedeki gözyaşı).
- Sünen-i Tirmizî, Kitâbü'l-Kıyâmet, Hadis No. 2417 (Beş şeyden sorgu) ve 2459 (Akıllı ve aciz).