Allah korkusu, mü'minin gönlünü günahtan koruyan en güçlü bekçidir. Bu korku öldüren bir korku değil, yücelten bir saygı (haşyet); ümidi söndüren değil, ümidi besleyen bir azamettir. Bu vaaz, haşyetin kaynağını, peygamberlerden örneklerini ve mü'minin iki cihan mutluluğunu nasıl bu korku üzerine bina ettiğini ele alıyor.
Allah'tan Yaraşır Şekilde Korkmak
Allah Teâlâ kullarına önce kendi azametini tanıttı, sonra korkunun derecesini bildirdi:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسۡلِمُونَ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:102Ey iman edenler! Allah'tan O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.
"Hakka tukâtihî" — "O'na yaraşır şekilde" — ifadesi, korkunun ölçüsünü Allah'ın azametine bağlar. Bu korku, kulun Allah'ın huzurunda bulunduğunu bir an dahi unutmaması anlamına gelir. İnsan akıl ve irade ile diğer yaratıklardan üstün kılındı; bu üstünlük aynı zamanda sorumluluk getirdi. Kişi erginlik çağından ölünceye kadar bütün söz ve fiillerinden bir gün hesaba çekilecektir.
Kıyamet günü yaptıklarımız nasıl bilinecek? Her şeyden önce kul bizzat Allah tarafından gözetlenmektedir:
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخۡفَىٰ عَلَيۡهِ شَيۡءࣱ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِي ٱلسَّمَآءِ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:5Şüphesiz ki ne yerde ne de göklerde hiçbir şey Allah'a saklı kalmaz.
Yanı sıra meleklerin yazıcılığı, organların kıyamet günü şahitliği ve amel defterinin sunulması — bütün bu sahneler insanın denetim altında olduğunu hatırlatır. Mü'min "Allah görüyor" idrakini gönlünde taşıdığı ölçüde günahtan korunur.
Korkanlardan Korkma — Allah'tan Kork
Allah Teâlâ mü'mini insanların baskısından kurtarıp doğrudan kendisine bağlar:
إِنَّمَا ذَٰلِكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ يُخَوِّفُ أَوۡلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمۡ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:175İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Eğer inanmışsanız onlardan korkmayın, Benden korkun.
Bu âyet mü'minin yüreğini yeniden tanzim eder: korkular tek bir merkeze, Allah'a teveccüh eder. İnsan, Allah'tan korktuğu ölçüde başkalarından korkmaz. Tâif'in azgın taşları altında, Necid yolunda kılıçlı bedevînin önünde, Mekke'nin müşrik baskısında — Hz. Peygamber bu tek korkunun sahibiydi.
ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخۡشَوۡنَهُۥ وَلَا يَخۡشَوۡنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبࣰ ا
— Ahzâb Sûresi 33:39Allah'ın gönderdiklerini tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.
Allah'tan Korkan Âlimlerdir
Kim Allah'tan en çok korkar? Kim O'nu en iyi tanıyorsa. Bunun için en derin haşyetin sahibi peygamberler ve onların yolunda yürüyen âlimlerdir:
إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
— Fâtır Sûresi 35:28Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan, ancak âlimlerdir. Şüphesiz Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.
Buradaki "âlim", sadece kitap okumuş kişi değil; Allah'ın azametini, hikmetini, kudretini ve adâletini idrak etmiş kişidir. İlim arttıkça haşyet artar; haşyet arttıkça takva derinleşir. Zümer Sûresi bu kalbî titremeyi şöyle resmeder:
تَقۡشَعِرُّ مِنۡهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُمۡ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمۡ وَقُلُوبُهُمۡ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ
— Zümer Sûresi 39:23Rablerinden korkanların derileri (bu Kitap'tan) ürperir; sonra hem derileri hem de kalpleri Allah'ın zikrine yumuşar ve yatışır.
Korku ile Ümit Arasında
Mü'min ne tam emin, ne tam ümitsizdir. İmamlar bu denge için "havf ile recâ arasında olma" (beyne'l-havfi ve'r-recâ) tabirini kullanır.
Enes (ra.) anlatır: Peygamberimiz ölüm döşeğinde bir gencin yanına girip "Kendini nasıl buluyorsun?" diye sordu. Genç dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, Allah'ın affını umarım ve günahlarımdan korkarım." Peygamberimiz şöyle buyurdu:
— Sünen et-Tirmizî, Cenâiz, no. 983Böyle bir durumda inanmış bir kulun gönlünde bağışlanma ümidi ve günahından ötürü azap görme korkusu birleşirse, Allah o kuluna umduğunu verir ve onu korktuğu azaptan emin kılar.
Bu hadis Allah korkusunu ümitsizlikle karıştıranlara verilen en açık cevaptır. Allah hem azabı şiddetli olandır hem de "Ben kulumun zannı üzereyim" buyurandır.
Anlatılan Kıssalar
Peygamberimizin Gözyaşları
Abdullah b. Mes'ûd (ra.) anlatır: Peygamberimiz bir gün "Ey İbn Mes'ûd, bana Kur'an oku" dedi. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü, Kur'an size indirilmiş iken size nasıl okuyayım?" dedim. O: "Ben Kur'an'ı başkasından dinlemeyi severim," buyurdu. Nisâ Sûresi'ni okumaya başladım. "Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman onların hâli nice olacak?" (Nisâ 4:41) âyetine geldim. Peygamberimiz: "Yeter," dedi. Baktım, gözünden iki yaş tanesi süzülüyordu.
— Sahih al-Bukhari, Fedâilü'l-Kur'an, no. 5050İşte âlemlere rahmet olarak gönderilen Resûlullah'ın haşyeti: kıyamet günü ümmetine şahit olarak getirileceği âyetini duyduğunda gözünden yaşlar akıyordu. Allah'ı en iyi tanıyanın haşyeti, en derin olandır.
Hz. İbrahim'in Duası — Kalb-i Selîm
Hz. İbrahim aleyhisselam, ömrünü Allah'ı tanımakta geçirmişti. Yıldızlara, aya, güneşe baktı; hepsinin bir batanı olduğunu görünce "Ben batanları sevmem" dedi (En'âm 6:76-78). Sonunda gözünü görünmeyen Yaratıcı'ya çevirdi. Onun haşyeti, hayatının her safhasında gözlenir. Yaşlandığında şöyle dua ediyordu:
وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ ۞ يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ ۞ إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ
— Şuarâ Sûresi 26:87-89İnsanların diriltilecekleri gün beni utandırma. O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak temiz bir kalp ile gelenler hariç.
Hz. İbrahim Allah'ın halîli, en sevgili kullarından biriydi. Yine de mahşerde mahcup olma korkusu onu hiç bırakmadı. Çünkü gerçek haşyet, hâle değil mâzîye değil, sadece Allah'ın huzuruna bağlıdır.
Hz. Osman b. Maz'ûn'un Cenazesi
Ensar'dan Ümmü'l-Alâ (ra.) anlatır: Mekke'den Medine'ye hicret eden muhacirler Ensar arasında bölüştürülmüştü; bizim ailemize Hz. Osman b. Maz'ûn düşmüştü. Bir süre sonra hastalandı, vefat etti. Cenazesinde Peygamberimiz yanımıza geldi. Ben şöyle dedim: "Ey Ebû Sâib (Osman'ın künyesi), Allah sana rahmet etsin. Senin hakkında bildiğim şudur ki, sen Allah'ın lütuf ve keremine ermiş bir zatsın."
Bunu duyan Peygamberimiz: "Allah'ın bu ölüye ikram ettiğini nereden biliyorsun?" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resûlü, anam babam Sana feda olsun, Allah bu inanmış kuluna ikram etmez de kime ikram eder?" dedim. Peygamberimiz şöyle buyurdu:
— "Osman b. Maz'ûn ölmüştür. Allah'a yemin ederim ki, ben de onun için iyilik ve mutluluk umarım. Yani Allah'a yemin ederim ki, ben Allah'ın bir peygamberi olduğum halde, Allah'ın bana kıyamet gününde ne yapacağını bilemem."
Ümmü'l-Alâ der ki: "Vallahi bundan sonra ben hiç kimseyi tezkiye etmedim."
— Sahih al-Bukhari, Tâbîr, no. 7003Bu hadis İslâm tasavvurunda haşyetin son sınırını çizer. Allah'ın seçtiği Resûlü dahi mahşerde mutlak garantisi olduğunu söylemez — bu, kalbinin Rabbine teslimiyetinden ve âhiretin azametinden kaynaklanan bir tevazudur. Mü'minin gönlünde de aynı titreşim yaşamalıdır.
Yûsuf'un Zindana Tercih Ettiği Korku
Hz. Yûsuf aleyhisselam, Mısır azîzinin sarayında, kapının kapalı olduğu, etrafta tanıdığın olmadığı, gencin gücünün ve cazibesinin doruğunda olduğu bir anda büyük bir imtihanla karşılaştı. Ev sahibesi onu kötülüğe çağırınca o tek cevabı verdi: "Maâzallâh" — Allah'a sığınırım. Sonra zindanı tercih etti.
Peygamberimiz, kıyamet günü Allah'ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insanı sayarken bunlardan birinin şu olduğunu bildirir: "Soylu ve güzel bir kadının kendisini davetine 'Ben Allah'tan korkarım' diyerek karşılık veren erkek."
— Sahih al-Bukhari, Ezân, no. 660Yûsuf'un haşyeti, görünmeyen gözün gördüğüne olan iman idi. İşte Allah korkusunun pratik gücü budur — kapı kapalı olsa, kimse görmese, fırsat eldeyken, mü'min yine "Allah görüyor" der ve günahtan vazgeçer.
Korkunun Meyvesi — Furkân ve Mağfiret
Allah Teâlâ takva sahibine üç müjde verir:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تَتَّقُواْ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّكُمۡ فُرۡقَانࣰ ا وَيُكَفِّرۡ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ
— Enfâl Sûresi 8:29Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız, O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış (furkân) verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.
Furkân — hakkı bâtıldan ayıran basîret. Haşyet sahibi mü'minin en büyük kazancı bu netliktir. Karışık zamanlarda hangi yol Allah'ın razı olduğu yol, hangi yol nefsin sevdiğidir — bunu ayırt edecek nuru ona Allah verir.
Mehmet Âkif'in mısraları bu hakikati Türk edebiyatında en güzel şekilde ifade etmiştir:
Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır;
Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havfi Yezdân'ın,
Ne irfânın kalır tesîri kat'iyyen, ne vicdânın.
İnsanlardaki fazîlet duygusunun kaynağı Allah korkusudur. Onu yitirenin ne ilmi ne vicdanı kötülüğe karşı bir kalkan oluşturur. Bunun için Peygamberimiz: "Allah'ım, faydasız ilimden, Allah korkusu taşımayan gönülden Sana sığınırım," diye dua etmiştir.
Korkunun Sonu — Cennet
Allah Teâlâ haşyet sahibine en büyük ödülü vâdeder:
وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ
— Nâziât Sûresi 79:40-41Ama kim Rabbinin azametinden korkup nefsini hevâ ve hevesten alıkoyarsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
Buradaki "korku" pasif bir his değil aktif bir tercihtir: nefsi hevâdan alıkoymak. Korku ile amel iç içe geçer; amelsiz korku boş, korkusuz amel yüzeyseldir.
VAAZ ile Haşyeti Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Cebbâr (her şeye gücü yeten), el-Müntakım (zalimden hak alan) ve el-Hâfız (kullarının amellerini muhafaza eden) isimleri Allah'ın azametini idrak için pencere açar. Dua arşivindeki "Allahümme innî es'elüke haşyeteke fi'l-gaybi ve'ş-şehâde" duası, görünür ve görünmez durumda Allah'tan korkmayı isteyen mü'minin en güzel yalvarışıdır.
Allah korkusunun kardeşi olan takva için Takva Vaazı'na, korkunun denkleyicisi olan Allah sevgisi için Allah Sevgisi Vaazı'na bakabilirsin. Allah korkusu yokken irfan da vicdan da kişiyi günahtan koruyamaz; o korku var olduğunda ise mü'minin bütün ameli o tek ölçüye göre düzene girer.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 3:5, 3:102, 3:175, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Ahzâb Sûresi 33:39, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Fâtır Sûresi 35:28, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Zümer Sûresi 39:23, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Şuarâ Sûresi 26:87-89, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Enfâl Sûresi 8:29, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nâziât Sûresi 79:40-41, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Fedâili'l-Kur'an, Hadis No. 5050 (Peygamberin gözyaşları).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu't-Tâbîr, Hadis No. 7003 (Hz. Osman b. Maz'ûn'un cenazesi).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Ezân, Hadis No. 660 (Allah'ın gölgesindeki yedi sınıf).
- Sünen et-Tirmizî, Kitâbu'l-Cenâiz, Hadis No. 983 (Havf ve recâ arasında).
- Mehmet Âkif Ersoy, Safahat.