Faiz, İslam hukukunun en açık ve en kesin yasaklarından biridir. Kur'an-ı Kerim, hiçbir başka mali günahı, faiz konusundaki kadar sert bir dille kınamamıştır. Bu yazıda faizin ne olduğunu, neden haram kılındığını ve günlük hayatta faizden korunmanın yollarını kaynaklarıyla birlikte ele alıyoruz.
Faiz (Riba) Nedir?
Sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma" anlamına gelen riba (faiz), fıkıh terimi olarak borç veya alışveriş ilişkisinde, taraflardan birine sağlanan ve karşılığı bulunmayan gerçek veya hükmî fazlalığı ifade eder. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "Faiz" maddesinde belirtildiği üzere, riba kavramı Kur'an'da sözlük anlamıyla kullanılmış, hadislerde ise kapsamı genişletilerek fıkhî bir terim haline gelmiştir.
İslam alimleri faizi temel olarak iki ana başlıkta incelemiştir:
- Nesie faizi (ribe'n-nesîe): Vadeli işlemlerde, ödemenin ertelenmesi karşılığında alınan fazlalıktır. Cahiliye dönemi Arapları arasında yaygın olan ve borcun zamanında ödenememesi halinde anaparanın kat kat artırıldığı uygulama bunun en bilinen örneğidir.
- Fadl faizi (ribe'l-fadl): Aynı cinsten malların birbiriyle değişiminde, taraflardan birinin fazla mal alması durumunda ortaya çıkan faizdir. Örneğin bir ölçek kaliteli hurmanın iki ölçek düşük kaliteli hurmayla peşin değişimi bu kapsamdadır.
Kur'an-ı Kerim'de Faizin Hükmü
Faizin yasaklanması Kur'an'da tedrici (aşamalı) bir şekilde gerçekleşmiştir. Mekke döneminde inen Rûm sûresinde, faizin Allah katında bir bereket getirmediğine dikkat çekilir:
— Rûm sûresi, 39İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah'ın rızasını isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar mallarını kat kat artıranlardır.
Medine döneminde hüküm netleşmiş ve faiz kesin olarak haram kılınmıştır. Bakara sûresinin ilgili ayetinde alışveriş ile faiz açıkça birbirinden ayrılır:
— Bakara sûresi, 275Hâlbuki Allah alım satımı helâl, faizi ise haram kılmıştır.
Âl-i İmrân sûresinde, cahiliye dönemindeki kat kat artırma uygulamasına özel olarak işaret edilir: "Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz." (Âl-i İmrân, 130). Faiz konusundaki en kesin uyarı ise Bakara sûresinin son inen ayetlerindendir:
— Bakara sûresi, 278-279Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve gerçekten iman etmiş iseniz faizden kalanı bırakın. Bunu yapmazsanız Allah ve resulü tarafından size bir savaş açıldığını bilin. Eğer tövbe ederseniz, haksızlık etmemek ve haksızlığa uğramamak üzere anaparanız sizindir.
Bu ayetler, faizin yalnızca bir günah değil, aynı zamanda Allah ve Resulü'ne karşı açılmış bir savaş olarak nitelendirildiği tek mali muameledir. Tövbe halinde ise borç verene yalnızca anaparasının kalması, İslam'ın hem haksızlık etmeyi hem de haksızlığa uğramayı yasakladığını gösterir.
Hadislerde Faiz
Hz. Peygamber (s.a.v.) faizi en ağır günahlardan biri olarak nitelemiştir. Faizin yalnızca alan ve veren tarafı değil, işleme aracılık eden herkesi kapsadığı şu hadiste açıkça belirtilir:
— Sahih Muslim, Musâkât 25, no. 1598Resûlullah (s.a.v.) faizi yiyene, yedirene, yazana ve onun iki şahidine lanet etti ve "Onların hepsi birdir (günahta eşittir)" buyurdu.
Faiz, Hz. Peygamber'in helak edici (mûbikat) olarak nitelediği yedi büyük günah arasında, Allah'a şirk koşmak ve haksız yere cana kıymak gibi günahlarla birlikte sayılmıştır:
— Sahih al-Bukhari, Vesâyâ 23, no. 2766Helak edici yedi şeyden sakının... Allah'a ortak koşmak, sihir yapmak, Allah'ın haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak ve iffetli kadınlara iftira atmak.
Bu rivayetler, faizi büyük günahlar arasında konumlandırır. Faizin neden olduğu ekonomik adaletsizlik, zenginin servetini emek vermeden artırması ve ihtiyaç sahibinin daha da yoksullaşması, İslam'ın korumayı hedeflediği toplumsal dengeyi bozar.
Faiz Neden Haram Kılındı?
İslam, malın emek, risk ve gerçek bir üretim karşılığında kazanılmasını esas alır. Faizde ise para, hiçbir emek ve risk üstlenilmeden yalnızca zamanın geçmesiyle artar. Bu durum, serveti dar bir kesimin elinde toplar, borçluyu giderek ağırlaşan bir yük altında bırakır ve toplumsal dayanışmayı zayıflatır. Bakara sûresinin 276. ayetinde bildirildiği üzere Allah, faizli kazancın bereketini giderir, sadaka ve infakı ise artırır.
İslam'ın faize karşı önerdiği alternatif, karz-ı hasen yani Allah rızası için verilen faizsiz, güzel borçtur. Bunun yanında kâr-zarar ortaklığına dayalı meşru ticaret biçimleri, infak, zekât ve sadaka gibi yardımlaşma kurumları, faizin doğurduğu adaletsizliği gidermeyi amaçlar. Faiz konusundaki bu hassasiyet, faizin de yer aldığı büyük günahlar bütününün bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Faizden Korunmak ve Tövbe
Faiz bulaşmış bir kazançtan kurtulmanın yolu, samimi bir tövbe ile birlikte haram yolla elde edilen fazlalığı bırakmak, mümkünse sahibine iade etmek ya da hayır yollarında harcamaktır. Bakara sûresinin 279. ayeti, tövbe edenin yalnızca anaparasına hak kazandığını bildirir. Bilmeden ya da zaruret hali içinde faizle karşılaşan kişiler, içinde bulundukları durumla ilgili bağlayıcı bir hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yetkili dini mercilere danışmalıdır; bu yazı bir fetva değil, kaynaklara dayalı genel bir bilgilendirmedir.
Konuyla ilgili daha fazla bilgi için sitemizdeki Kur'an-ı Kerim ve hadis bölümlerini inceleyebilir, helal kazanç ve mali sorumluluk üzerine hazırladığımız diğer içeriklere göz atabilirsiniz.
Kaynakça
- Bakara sûresi, 275, 276, 278-279 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali ve Tefsiri).
- Âl-i İmrân sûresi, 130 — kuran.diyanet.gov.tr.
- Rûm sûresi, 39 — kuran.diyanet.gov.tr.
- Sahih Müslim, Musâkât, Hadis No. 1598 — sunnah.com (Câbir b. Abdullah'tan).
- Sahih Buhârî, Vesâyâ, Hadis No. 2766 — sunnah.com (Ebû Hüreyre'den).
- "Faiz" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDV) — islamansiklopedisi.org.tr.