Günah, Allah Teâlâ'nın yapın dediği bir şeyi yapmamak yahut yapmayın dediği bir şeyi yapmaktır. Kur'an-ı Kerim günahları küçük ve büyük (sagire–kebire) olmak üzere ikiye ayırır; bu ayrım, mü'minin kalbinde bir sıralama kurmasını ve önce can-âlim olanı bırakmasını ister. Bu vaazda günah kavramı, büyük günahın tanımı, helâk eden yedi günahın ne olduğu ve hepsinin başındaki şirk günahı ele alınıyor. Devamı için Büyük Günahlar Vaazı (2) yazısına bakabilirsiniz.
Günah Nedir ve Neden Büyük–Küçük Diye Ayrılır?
Günah Farsça bir kelimedir; dinde suç sayılan, Allah'ın yasak ettiği söz ve davranışlar anlamına gelir. Allah Teâlâ'nın "yap" dediği bir emri terk etmek günah olduğu gibi, "yapma" dediği bir yasağı işlemek de günahtır. Namazı bilerek terk etmek birinci tipe; haksız yere bir cana kıymak ise ikinci tipe örnektir.
Kur'an-ı Kerim, günahların hepsini eşit görmez. Nisâ Sûresi'nin 31. âyetinde şöyle buyurulur:
إِن تَجۡتَنِبُواْ كَبَآئِرَ مَا تُنۡهَوۡنَ عَنۡهُ نُكَفِّرۡ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَنُدۡخِلۡكُم مُّدۡخَلࣰ ا كَرِيمࣰ ا
— Nisâ Sûresi 4:31Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz.
Âyet açıkça gösteriyor: büyük günahlardan sakınmak, sahibi için küçük hataların örtülmesine bir kapı açar. Bedensel bir yarayla kalbî bir hıyanet, bir tokatla bir cinayet aynı kefede tartılmaz. Aynî'nin de ifade ettiği gibi günahların büyüklük ve küçüklüğü "izâfî", yani bir başkasına nispetledir.
Kur'an'ın "büyük günahlar şunlardır, başkası yoktur" demediğini bilmek gerekir. Ancak Nisâ 4:31, Necm 53:32, Şûrâ 42:37 gibi âyetlerde "kebâir" yani büyük günahlar topluca anılır; hadis-i şeriflerde ise toplumu fazlasıyla etkileyenler dikkat çekecek şekilde sayılır.
Büyük Günahın Tanımı
Büyük günahın, herkesin üzerinde ittifak ettiği tek bir tanımı yoktur. İslâm âlimleri farklı tarifler yapmıştır. En tutarlı kabul edileni şudur:
Allah'ın adam öldürmek ve zina etmek gibi ceza tayin ettiği ve işleyene cehennemde azap edeceğini bildirdiği her günah, büyük günahtır.
İbn Hacer el-Heytemî ez-Zevâcir an iktirâfi'l-kebâir adlı eserinde 467 büyük günah saymıştır. Hadis âlimi Zehebî Kitâbü'l-Kebâir'inde yüz küsur büyük günahtan söz etmiştir. İbn Abbas (ra.) "büyük günahlar yetmişe daha yakındır" demiş, başka bir rivayette "yediyüze yakındır; ancak tövbe ve istiğfar ile büyük günah diye bir şey kalmadığı gibi ısrar ile küçük günah büyük günaha dönüşür" demiştir. Yani küçük bir günahta ısrar etmek — onu hafife alıp tekrarlamak — onu büyük günaha çevirir; bu, "ısrarsız büyük yoktur, ısrarla küçük yoktur" kaidesidir.
Helâk Eden Yedi Günah
Peygamberimiz (s.a.v.) ashabının dikkatini büyük günahların en yıkıcılarına çekerken yedi tanesini açıkça saymıştır:
— Sahih al-Bukhari, Vesâyâ, no.İnsanı helâk eden yedi günahtan kaçının. "Ey Allah'ın elçisi, bu yedi günah nedir?" diye sordular. Peygamberimiz: "Allah'a ortak koşmak, sihir yapmak, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı bir kimseyi haksız yere öldürmek, yetim malı yemek, riba (faiz) yemek, düşmana hücum anında savaştan kaçmak, namuslu, kendi hâlinde mümin kadınlara zina iftirası yapmaktır," buyurdu.
Bu sayı, "başka büyük günah yoktur" demek değildir. Aynî'nin de işaret ettiği gibi Peygamberimiz toplumu en çok zedeleyenleri öne almıştır. Anaya babaya sövdürmenin de büyük günah olduğunu bildiren bir başka hadis bu sınırlamayı zaten kaldırır. Vaazımızın bu birinci bölümünde sadece bu listenin başına oturan şirk günahına ayrıntılı bakacağız; diğer altısını Büyük Günahlar 2 yazısında ele alıyoruz.
Günahın Kalp Üzerindeki Etkisi
Günah dışarıda bir suç olmadan önce kalbin içinde bir leke olarak başlar. Ebû Hüreyre (ra.) Peygamberimizden şunu nakleder:
— al-Tirmidhi, Tefsîru'l-Kur'an, no.Şüphe yok ki mü'min ilk defa bir günah işlediği zaman o günah onun gönlünde siyah bir nokta — kara bir leke — olarak belirir. Eğer mü'min pişman olur, tövbe ve istiğfar ederse leke silinir, kalbi yine parlar. Mü'min günaha dönerse leke artar; sonra arta arta bir kılıf gibi kalbini kaplar. İşte Allah Teâlâ'nın "Hayır, onların işleyip kazandıkları şeyler kalplerinin üzerine pas tutmuştur" (Mutaffifîn 83:14) buyurduğu "rayn" budur.
Birincisi, bir günahı hiç işlememek esastır. İkincisi, tövbe vakit geçirmeden gelmelidir; aksi takdirde leke kalıcılaşır ve "Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir" (Bakara 2:7) hakikati o kalpte tahakkuk eder.
Anlatılan Kıssalar — Şirkin Yıkıcılığı
Kıssa 1 — Tâğut Yapan Sâmirî
Hz. Mûsâ aleyhi's-selâm Rabbiyle vaad edilen yere çıktığında, geride bıraktığı kavmin altın ziynetlerini eriterek bir buzağı heykeli yaptıklarını, Sâmirî'nin telkiniyle bu heykele tapmaya başladıklarını gördü. Buzağı, "ses çıkaran" bir put olarak takdim edilmişti; ama Allah Teâlâ ona ne işitme ne konuşma ne fayda ne zarar verme gücü vermişti (Tâhâ 20:89). Mûsâ döndüğünde Sâmirî'ye sordu: "Yâ Sâmirî, ne oldu sana?" Sâmirî suçunu kabul etti. Mûsâ aleyhi's-selâm heykeli yaktı ve külünü denize savurdu. Kıssa şunu öğretir: bir put yapacak kadar güçlü el bile o putu yine yakabilecek kadar acizdir. Putun gücü, ona sığınanın korkusudur.
Kıssa 2 — Lokmân'ın Oğluna Öğüdü
Sûre-i Lokmân, hikmet sahibi bir babanın oğluna öğütlerini Kur'an'a kayıt düşer. Konunun başına ne yerleştirilmiştir? Şirkten kaçınmak.
وَإِذۡ قَالَ لُقۡمَٰنُ لِٱبۡنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَٰبُنَيَّ لَا تُشۡرِكۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّ ٱلشِّرۡكَ لَظُلۡمٌ عَظِيمࣱ
— Lokmân Sûresi 31:13Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür," demişti.
Bir baba çocuğuna iyiyi öğütlemek istediğinde ilk söyleyeceği söz: Yaratıcına başkasını ortak etme. Çünkü şirk, üzerinde başka her şey yükselen sapmadır; o yıkıldığında onunla birlikte hayatın bütün anlamı da yıkılır.
Kıssa 3 — Hristiyanların Hz. Îsâ'yı Yüceltmesi
Peygamberimiz, şirke düşmenin yolunu Hristiyanların düştüğü yanılgıyla örnekler. Hz. Îsâ aleyhi's-selâm bir Peygamberdi, Allah'ın bir kuluydu. Hristiyanlar ona aşırı sevgi ve yüceltmeyle yaklaştılar; sonra onu "Allah'ın oğlu", sonra da bizzat "Allah" konumuna çıkardılar. Bu sürüklenişi Kur'an "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir diyenler kâfir olmuşlardır" (Mâide 5:72) cümlesiyle açıkça reddeder. Peygamberimiz de uyarmıştır: "Hristiyanların Meryem oğlu Îsâ'yı övdükleri gibi beni övmeyin; ben Allah'ın kuluyum. Bana 'Allah'ın kulu ve elçisi' deyiniz, yeter" (Sahih al-Bukhari, Enbiyâ). Aşırı sevgi de Allah'ın hakkını çiğnemek için bir kapı olabilir.
Bir kulu — peygamber, evliya, âlim, devlet adamı, herhangi biri — yalnızca Allah'a yakışan sıfatlarla yüceltmek, ona Allah'ın hakkını vermek, etekleyerek cennete gideceğine inanmak; bunların hepsi şirkin sızdığı kapılardır. Sevgi haktır, ibadet Allah'a; bu çizgi karışmamalıdır.
Kıssa 4 — Riya: Gizli Şirk
Peygamberimiz, küçük şirk (şirk-i hafî) olarak riyayı tarif etmiştir. Bir kimse namazını uzun kılarsa "iyi kıldığını gören var" diyerek uzatması; sadakasını verirken "halkın takdirini" gözetmesi; ibadetin dış kalıbını Allah için, içini "insanlar görsün" için yapması. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurur: "Sizin üzerinizde en çok korktuğum şey küçük şirktir." Sordular: "Küçük şirk nedir?" Peygamberimiz: "Riyadır," buyurdu (Müsned, Ahmed b. Hanbel). Kehf 18:110 da buna işaret eder: "Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi O'na ortak koşmasın." Açık putperestlik daha azdır; halkı içinde gizli kalan bu kapının kapatılması her gün niyet yenilemekle olur.
Şirk: Büyük Günahların En Büyüğü
Büyük günahların en büyüğü, Allah'a ortak koşmaktır. Bu sadece büyük günah değil, aynı zamanda küfürdür. Bütün peygamberler Allah'ın bir olduğunu, ortağı ve dengi bulunmadığını, yalnız O'na ibadet edilmesi gerektiğini duyurmuşlardır.
İhlas Sûresi'nde bu hakikat en yoğun ifadesini bulur:
قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدُۢ
— İhlâs Sûresi 112:1-4De ki: O Allah birdir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir.
Mekke müşrikleri putperest olmalarına rağmen göklerin ve yerin yaratıcısının Allah olduğunu kabul ediyorlardı; ama "putlar bizi Allah'a yaklaştırsın" diyerek aracılar ediniyorlardı. Kur'an bu mantığı reddeder; çünkü Allah'ın huzurunda şefaat O'nun iznine bağlıdır, hiç kimse izinsiz aracı olamaz. Sadece var olmak için bile her an Rabbe muhtaç olan bir kul, başka bir kulu — taş, ağaç, soy, makam, ne olursa olsun — Allah'la kendi arasına ortak edemez.
Allah Teâlâ şirkin akıbetini Nisâ 4:48'de açıkça bildirir: "Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz. Bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar." Bu, Allah'ın merhametinin daraldığı bir an değildir; aksine "ortak koştuğun yerine geri dönmen" çağrısıdır. Şirkten tövbe edenin de tövbesi kabul edilir. Bağışlanmayan şey, üzerinde ısrarla kalınan ve tövbesiz ölünen şirktir.
Lokmân Sûresi'nin az önce naklettiğimiz âyetindeki son cümlesi konuyu özetler: "Şirk büyük bir zulümdür." Çünkü her şeyini Allah'a borçlu olan kul, hakkı sahibi olan Allah'a o hakkı vermeyince hem kendine hem hakikate zulmetmiş olur. Şirkten kaçınmak, hayatın diğer hiçbir günahından kaçınmaktan önce gelir.
VAAZ ile Şirkten Korunmayı Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed gibi tevhidi pekiştiren isimler açıklamalarıyla yer alır; bu isimleri zikretmek kalpteki tevhidin günlük tazelenmesi için iyi bir kapıdır. Niyet yenilemek için dua arşivindeki "Allâhümmec'al ameli kullehu sâlihâ" duası ile başlanabilir. Tövbe için Tövbe Vaazı, büyük günahlardan kaçınmanın iç eğitimi için Takva Vaazı tamamlayıcı okumalardır.
Bu vaazın ikinci bölümünde, helâk eden yedi günahın diğer altısını — sihir, adam öldürmek, yetim malı yemek, faiz, savaştan kaçmak ve iffetli kadına iftira — ele alacağız. Konu üzerine seriyi tamamlamak için Büyük Günahlar Vaazı (2) yazısına geçebilirsiniz.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi 4:31, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Lokmân Sûresi 31:13, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, İhlâs Sûresi 112:1-4, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi 4:48, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mâide Sûresi 5:72, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mutaffifîn Sûresi 83:14, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbü'l-Vesâyâ ve Kitâbü'l-Enbiyâ (Helâk eden yedi günah; Hz. Îsâ'yı övme).
- Sünen-i Tirmizî, Tefsîru'l-Kur'an (Kalpteki kara leke hadisi).
- Müsned, Ahmed b. Hanbel (Riya hakkında "küçük şirk" hadisi).
- İbn Hacer el-Heytemî, ez-Zevâcir an iktirâfi'l-kebâir.
- Zehebî, Kitâbü'l-Kebâir.
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Tövbe ve günah bahsi.