Hesap günü güneş başlara bir mil mesafede olduğunda ve insanların bir kısmı ter içinde kıvranırken, Allah Teâlâ'nın Arş'ının gölgesinden başka bir gölge bulunmayacaktır. Peygamberimiz Buhârî ve Müslim'in Ebû Hüreyre'den naklettikleri hadis-i şerifte, o gölgenin altında gölgelendirilecek yedi sınıf insanı saymıştır. Bu vaaz, o yedi sınıfın her birini sırasıyla açıklıyor — adâlet ölçüsünden iffet imtihanına, gizli sadakadan tenhada akan göz yaşına kadar bir mü'min hayatının yedi sütununa.
Hadis-i Şerifin Tamamı
Buhârî ve Müslim'in Ebû Hüreyre (ra.) den rivayet ettiklerine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
— Sahih al-Bukhari, Ezân, no. 660Yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teâlâ onları kendi (Arş'ının) gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı (Kıyamet) gününde Arş'ının gölgesinde gölgelendirir: Âdil yönetici; Allah'a ibadetle büyüyen genç; kalbi camilere bağlı kimse; Allah için birbirini seven, bu uğurda bir araya gelen ve bu sevgi ile ayrılan iki kişi; mevki sahibi olan güzel bir kadın tarafından birlikte olmaya çağrıldığı halde "Ben Allah'tan korkarım" cevabıyla karşılık veren kimse; sağ elinin verdiği sadakayı sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka veren kimse; tenha bir yerde Allah'ı anarak gözleri yaşla dolup taşan kimse.
Hadisin lafzı sade, listesi yedidir. Ama her bir maddesi mü'min hayatının ayrı bir sınamasını içerir. Şimdi yedisini birer birer açıyoruz.
1. Âdil Yönetici (İmâmun âdil)
Adâlet, her şeyi lâyık olduğu yere koymak, doğru hüküm vermek, taraflı davranmaktan sakınmaktır. Nahl Sûresi'nin Cuma hutbelerinin sonunda her hafta okunan âyeti, adâleti İlâhî emirlerin başına yerleştirir:
۞إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَٱلۡإِحۡسَٰنِ وَإِيتَآيِٕ ذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ
— Nahl Sûresi 16:90Şüphesiz Allah size adâleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder.
Adâlet yalnız devlet başkanına değil, üzerinde yetkisi bulunan herkese — patrona, öğretmene, anne-babaya, ağabeye, hâkime — yüklenmiş bir sorumluluktur. Bir baba çocukları arasında âdil olamazsa, kalpler birbirine düşman olur; Numan b. Beşir'in babası yalnız bir oğluna hibe ettiğinde Peygamberimiz şahit olmayı reddetmiş, "Allah'tan korkun ve çocuklarınız arasında adâlet edin" buyurmuştur (Sahih al-Bukhari, Hibe 13).
Adâletten saptıran iki şey vardır. Birincisi, maddi çıkar — rüşvet ki "alanı da vereni de cehennemde" demiş Peygamberimiz (Ebû Dâvûd, Akdiye). İkincisi, duygusal yakınlık — bir akrabası, sevdiği, aynı düşünceyi paylaştığı kimse aleyhine bile şahitlik etmeyi Allah emreder:
۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّٰمِينَ بِٱلۡقِسۡطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمۡ أَوِ ٱلۡوَٰلِدَيۡنِ وَٱلۡأَقۡرَبِينَ
— Nisâ Sûresi 4:135Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adâleti gözetin.
Peygamberimiz "Kıyamet gününde insanların Allah Teâlâ'ya en sevgili olanı ve Allah'a en yakın makamda bulunanı âdil yöneticilerdir" buyurmuştur. Bir bireyin küçük bir karar verirken bile âdil davranması, kıyamet gününde Arş'ın gölgesinde yer alma sebebidir.
2. Allah'a İbadetle Büyüyen Genç (Şâbbun neşee fî ibâdeti'r-Rab)
İnsan hayatı çocukluk, gençlik ve yaşlılık olmak üzere üç dönemdir; bunların en güçlüsü gençliktir. Sağlık yerinde, dayanıklılık fazla, nefsin çekiciliklere meyli en yüksek. Bu dönemde Allah'a karşı yükümlü olduğu ibadetleri aksatmadan yapan, kendisine ve topluma yararlı işlerle meşgul olan genç — Allah katında özel bir mertebededir.
Bir şair der ki: "Nolaydı gençlik bir daha geri gelseydi de yaşlılığın bana yaptığını ona anlatsaydım." Ama geçen gün gitmiştir. Gençken günahtan kaçınmak ve ibadeti kuruyorlanın "vakit gelince yaparım" demesinden çok daha değerlidir Allah katında; çünkü direnci en güçlü olduğun zamanda iradeni Allah'a vermişsindir.
Genç bir mü'min cuma günü babasıyla birlikte camiye giden, oruçta diyetine ekleme yapanı kınamayan, sosyal medyasında gözünü koruyan, parası varken faiz değil ortaklık tercih eden kimse demektir. Sıradan görünür; ama o sıradanlık, gölge altındaki yedinin ikincisidir.
3. Kalbi Camilere Bağlı Kimse (Raculun kalbuhu muallakun bi'l-mesâcid)
Camiler, Allah'a ibadet edilen yerlerdir; ruhun huzura erdiği mekânlardır. "Kalbi camilere bağlı kimse" demek, beş vakit namazını camilerde cemaatle kılan, namaz biter bitmez camiyi terk etmek yerine bir vakitten diğerine kalbiyle camide kalan kişidir. Bu sözle Peygamberimiz, bedenle değil kalple bir bağdan söz eder: kişi işinin başında olsa bile bir sonraki ezanı düşünmektedir; sokakta yürürken bile bir caminin yanından geçmek ona iç sevinç vermektedir.
Bu sınıfa girmenin pratik yolu, beş vakit namazı camide cemaatle kılmayı bir alışkanlık haline getirmektir; ev yakınında bir cami yoksa iş veya okul yakınında bir tane edinmek; geç kalkıldığında akşam mutlaka bir vakti camide kılarak gelmek. Camilerin temizliğine, hayrına, eğitim faaliyetlerine katkıda bulunmak da bu bağı kuvvetlendirir.
4. Allah İçin Birbirini Seven İki Kişi
Sevgilerin en güzeli, bir insanı Allah için sevmektir. Tanımadığımız ama sevdiğimiz pek çok insan vardır: Peygamberimizin sahabesi, ilk Müslümanlar, İslâm'a hizmet etmiş âlimler, hayrını duyduğumuz insanlar. Aramızda dünyevi bir çıkar olmadığı için bu sevgi saftır.
Bir kudsî hadiste şöyle buyurulur:
— al-Tirmidhi, Zühd, no. 2390Benim hoşnutluğum uğrunda sevişenler için, peygamberlerin ve şehitlerin bile imrenecekleri derecede nurdan kürsüler vardır.
Bir kişinin Allah için sevdiği bir başka kişi, dünyada onun yanlışını söyleyecek cesarete sahip, doğrusunu kıskanmadan tebrik edecek olgunluğa sahip, hâlinden zarar veren bir alışkanlığa dönerse uyaracak vefaya sahip kimsedir. Bu sevginin yan ürünü "ortak menfaat" değildir; bu sevgi, bizzat sevginin kendisini hedef olarak kabul etmiştir.
5. "Ben Allah'tan Korkarım" Diyen Kimse
Bu sınıf, hadisin en somut maddelerinden biridir: mevki sahibi güzel bir kadın kendisini birlikte olmaya çağırdığı halde "Ben Allah'tan korkarım" diyen erkek. Hadis bir cinsiyetle sınırlı değildir; aynı ilkesel davranış başka bir bedensel arzu önünde, başka bir maddi çıkar önünde, makam veya şöhret teklifi önünde "ama Allah görüyor" diyebilen herkesi kapsar. Bu, yukarıda zikrettiğimiz mağaradaki üç kişi kıssasındaki üçüncü şahsın aynı ahlâkıdır: fırsat el altında, arzu kalpte, kimse görmüyor — ama Allah görüyor.
Allah korkusu ahlâka yükseklik veren bir duygudur. Mehmed Âkif Ersoy bu hakikati özlü bir kıtayla söyler:
Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır, Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havf-ı Yezdânın, Ne irfanın kalır tesiri kat'iyyen, ne vicdânın.
Allah korkusu yalnız "cehennem korkusu" değildir; kulun kendisine her şeyi veren Rabbinin huzurunda bir saygı duygusudur. Bir günah karşısında "Allah görüyor" cümlesi, ahlâkın bütün ek olmayan parametrelerinden daha güçlü bir kalkandır.
6. Gizli Sadaka Veren Kimse
Kur'an-ı Kerim sadakanın açıkça veya gizli verilebileceğini söyler, ama bir tarafa ağırlık koyar:
إِن تُبۡدُواْ ٱلصَّدَقَٰتِ فَنِعِمَّا هِيَۖ وَإِن تُخۡفُوهَا وَتُؤۡتُوهَا ٱلۡفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۚ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّـَٔاتِكُمۡ
— Bakara Sûresi 2:271Sadakaları açıkça verirseniz o ne iyi olur; gizler de fakirlere verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın bir kısmının bağışlanmasına sebep olur.
Gizli verilen sadakanın iki üstünlüğü vardır. Birincisi, gösterişten uzaktır; verenin niyeti yalnızca Allah'ın rızasıdır. İkincisi, yoksulun onuru korunmuş olur; sadaka aldığı bilinen biri, alanlar arasında küçük düşmez.
İstisna vardır: sadakayı başkalarını da iyiliğe teşvik için açıkça vermek de faziletlidir. Farz olan zekât hakkında ise daha çok açıkça verilmesi tercih edilir; çünkü açıkça vermek "vermediği" zannını ortadan kaldırır.
Bu sınıfa girmenin pratik yolu, hayır vermenin standart birim olmaktan çıkarılmasıdır: her ayın bir tarihinde küçük bir miktarı tanımadığın birine elden veya bir hesap aracılığıyla iletmek, kimseye söylememek. Ramazan'da iftarlık yapıp ihtiyaç sahibine bırakmak, çocuğun okul masrafına gizli destek olmak — yedinin altıncısının pratik şekilleridir.
7. Tenha Yerde Allah'ı Anarak Gözleri Yaşaran Kimse
Allah her zaman ve her yerde anılır; ama tenha bir yerde — kimse görmezken — gözün yaşarması, gösterişin tam karşı kıyısıdır. Allah korkusundan akan gözyaşının değeri Peygamberimizin bir hadisinde şöyle ifade edilir:
— al-Tirmidhi, Fezâilü'l-Cihâd, no. 1669Allah katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur: Allah korkusundan akan yaş ve Allah yolunda dökülen kan damlaları. İki ize gelince: Allah yolunda alınan yara izleri ile Allah'ın farzlarından birini ifâ ederken meydana gelen izlerdir.
Bir başka hadis: "Sağılan süt memeye dönmediği gibi, Allah korkusundan ağlayan kimse de cehenneme girmez" (al-Tirmidhi, Zühd). Bu gözyaşı pişmanlık yaşı veya cennet-cehennem korkusundan akan yaş olabilir; ortak özellik, riyadan tamamen uzak olması ve Allah'a yönelik bir saygıyı barındırmasıdır.
Bu sınıfa girmenin yolu vakitleri yönetmektir: Kur'an okurken bir korku âyetine geldiğinde durup üzerinde düşünmek; gece namazında secdeye gidip kalbi yumuşatacak bir dakika beklemek; Allah'ın isimlerinden el-Halîm ve er-Rahmân üzerinde tefekkür etmek. Gözyaşının kendisi hedef değildir; hedef, Allah ile yalnız kalmaktır — yaş, o yalnızlığın doğal bir uzantısıdır.
Anlatılan Kıssalar — Mahşer Sahnesinden Yedi Sınıf
Kıssa 1 — Hz. Ömer'in Adâleti
Hz. Ömer (ra.) halife olduğu dönemde geceleri kıyafetini değiştirip Medine sokaklarını dolaşır, halkın hâlini bizzat görürdü. Bir gece ağlayan bir bebeğin sesi onu bir evin önünde durdurdu; içeride bir anne çocuğunu su ile aldatmaya çalışıyordu. Hz. Ömer kapıyı çaldı, derdini sordu. Kadın anlattı: kocası savaşta, kendisinin de doyuracak yemeği yok. Hz. Ömer hiçbir şey demeden eve döndü, hazineden bir çuval un alıp sırtladı ve o aileye götürdü. Hazinedarı, "Halifenin sırtında un olmaz" dediğinde, "Kıyamet günü bu unu sırtıma kim taşıyacak?" demiş. Âdil yönetici sınıfının somut tarifi budur: yetkiyi taşıdığı yükün bilincine getiren ve onun ağırlığıyla davranan kişi.
Kıssa 2 — Hz. Yûsuf'un Gençliğindeki İmtihan
Hz. Yûsuf'un Aziz'in karısının davetine "Maâzallah" demesi, beşinci sınıfın Kur'an'daki en parlak örneğidir. Genç, mevki olarak emrindeydi, ortam tenhaydı, kapılar kilitlenmişti. Ama o "ben Allah'tan korkarım" dedi ve zindana razı oldu (Yûsuf 12:23-33). Bu kıssa beşinci sınıfla ikinci sınıfı birleştirir: hem mevki teklifine "hayır" demek, hem de bunu bir genç olarak yapmak. Allah onu hem dünyada Mısır'ın hazinedarlığıyla yüceltti hem de âhirette peygamberlik makamına çıkardı.
Kıssa 3 — Ali ve Fâtıma'nın Geceleri
Hz. Ali ve Hz. Fâtıma (Allah ikisinden de razı olsun) sahabenin en seçkinlerindendi; ama dünya nimetlerinden değil, sadeliklerinden bilinirlerdi. Bir akşam Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için topladıkları bir somun ekmeği — yüzleri açken — kapıya gelen bir yoksula vermişlerdi; ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün bir esire. Hz. Cebrâil bu olay üzerine "Hayrı sırf O'nun rızası için verirler" manasındaki âyeti (İnsan 76:8-9) Peygamberimize getirmişti. Gizli sadakanın saf hali budur: vermek, görünür olmadan ve hatta zararına olduğu hâlde.
Kıssa 4 — Muâz b. Cebel'in Şahidi
Muâz b. Cebel (ra.) Hz. Ömer'in zekât tahsildarı idi. Zekât tahsilinden dönüp evine eli boş geldi. Eşi, "Diğer tahsildarlar hediyelerle dönerken sen niye boşsun?" diye çıkışınca, Muâz: "Gözcü vardı, beni gözetliyordu" dedi. Eşi bu sözden Hz. Ömer'in casus tuttuğunu zannetti ve şikâyetçi oldu. Hz. Ömer Muâz'ı çağırdı; Muâz "Hayır, kastettiğim Allah'tı" deyince ikisi gülüştüler (İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, III/123). Bu kıssa beşinci sınıftaki "Allah korkusu" mantığının günlük bir örneğidir: kimsenin görmediği, kanunla bağlı olmadığı bir anda bile Allah'ın görmesini gözcü saymak.
VAAZ ile Mahşer Hazırlığını Pratiğe Dökmek
Bu yedi sınıf bir kontrol listesi değil, mü'min hayatının yedi farklı boyutudur. VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Adl (mutlak adâlet sahibi), el-Hâkim (her hükmü hikmetli), er-Rakîb (her şeyi gözeten) isimleri açıklamalarıyla yer alır; bu üçü, yedi sınıfın gözeten kısmını günlük zikre alır. Dua arşivinde sabah ve akşam zikirleri yedi sınıfın iç eğitimi için iyi bir çerçevedir.
Konunun komşu vaazları: hesap günü hazırlığı için Hesap Günü Vaazı, iç eğitim için Takva Vaazı. Hz. Yûsuf'un imtihanı ve mahşer kıssaları için Peygamber Kıssaları Vaazı.
Peygamberimiz bu hadis-i şerifle bir liste değil bir hayat şekli vermiştir. Her bir sınıfın yer ettiği davranış, başkalarının gözünden tamamen gizli olabilir — yalnız bir gencin gece teheccüdü, yalnız bir patronun çalışanına ödediği fazla ücretin gizliliği, yalnız bir annenin çocuğuna verdiği gizli sabır. Mahşer günü Arş'ın gölgesi, dünyada hiç görünmeyenleri Allah'ın katında belli kılacak gölgedir.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Nahl Sûresi 16:90, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi 4:58 ve 4:135, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:271, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Yûsuf Sûresi 12:23-33, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, İnsân Sûresi 76:8-9, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbü'l-Ezân, Hadis No. 660 (Yedi sınıf insan); Kitâbü'l-Hibe (Numan b. Beşir'in babası).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbü'z-Zekât (Yedi sınıf insan rivayeti).
- Sünen-i Tirmizî, Kitâbü'z-Zühd (Allah için sevenler hadisi); Kitâbü Fezâili'l-Cihâd (Allah korkusundan ağlama).
- Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Akdiye (Rüşvet hadisi).
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn (Muâz b. Cebel kıssası).
- Mehmed Âkif Ersoy, Safahat (Adâlet ve Allah korkusu üzerine kıtalar).