Nazar, yani göz değmesi, hem günlük dilde sıkça anılan hem de hakkında pek çok hurafe üretilen bir konudur. Oysa İslam, göz değmesinin gerçekliğini kabul ederken, ondan korunmanın yolunu da yalnızca Allah'a sığınmaya bağlamıştır. Bu yazıda nazarın ne olduğunu, Kur'an ve sünnetteki yerini ve nazardan korunmanın meşru yollarını kaynaklarıyla birlikte ele alıyoruz.
Nazar (Göz Değmesi) Nedir?
Sözlükte "bakmak, görmek, düşünmek" anlamlarına gelen nazar kelimesi, Türkçede "beğenilen bir şeye kıskançlık veya hayranlıkla bakıp ona zarar verecek şekilde tesir etmek" manasında "nazar etmek" ya da "göz değmek" şeklinde kullanılır. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "Nazar (göz değmesi)" maddesinde belirtildiği üzere, kavram insanlık tarihi kadar eskidir ve Cahiliye Arapları'nın hayatında da önemli bir yer tutmuştur.
İslam'ın nazara bakışı, onu ne tamamen reddeden ne de büyütüp bir korku kaynağına dönüştüren dengeli bir çizgidedir. Göz değmesi, bakan kişinin gözünden çıkan mistik bir güç değil, Allah'ın dilemesiyle (meşîet) gerçekleşen bir tesirdir. Yani asıl fâil ve yaratıcı her durumda Allah'tır; göz, O'nun yarattığı sebeplerden yalnızca biridir. Bu temel ilke, konuyu hurafeden ayıran en kritik noktadır.
Kur'an-ı Kerim'de Nazara İşaret
Kur'an-ı Kerim, göz değmesini açık bir terim olarak ele almasa da müfessirlerin nazarla ilişkilendirdiği âyetler bulunmaktadır. Kalem sûresinde, inkârcıların Hz. Peygamber'e duydukları kin ve hasetle bakışları tasvir edilirken kullanılan ifade, klasik tefsirlerde göz değmesinin tesirine bir işaret olarak yorumlanmıştır:
— Kalem sûresi, 51Şüphesiz inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.
Yine Yûsuf sûresinde Hz. Yâkub'un, oğullarını Mısır'a gönderirken onlara ayrı ayrı kapılardan girmelerini söylemesi, birçok müfessir tarafından göz değmesine karşı alınmış tedbirli bir tavır olarak okunmuştur. Ancak âyetin asıl vurgusu, tedbirin sonucu yine Allah'a havale etmektir:
— Yûsuf sûresi, 67Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben ona tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler.
Bu âyet, nazar konusundaki İslamî dengeyi özetler: meşru sebeplere başvurmak (tedbir) ile sonucu Allah'a bırakmak (tevekkül) birbirini tamamlar.
Hadislerde Göz Değmesi
Göz değmesinin bir gerçek olduğu, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) açık beyanlarıyla sabittir. Ebû Hüreyre'den nakledilen meşhur hadiste şöyle buyrulur:
— Sahih Buhârî, Tıb 36, no. 5740Göz değmesi haktır (gerçektir).
İbn Abbas'tan rivayet edilen bir başka hadiste, göz değmesinin tesirinin gücü ve karşısında yapılması gereken vurgulanır:
— Sahih Müslim, Selâm 41, no. 2188Göz değmesi haktır. Eğer kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı, bu göz değmesi olurdu. Sizden biri yıkanması istendiğinde yıkansın.
Bu hadis, hem göz değmesinin gerçekliğini teyit eder hem de bir tedavi yolu (gusül/yıkanma) öğretir. Burada dikkat çekici olan, "kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı" ifadesinin temsilî oluşudur; zira hiçbir şey kaderin önüne geçemez. Hadis, nazarın tesirinin ciddiyetini anlatmak için bu üslubu kullanır.
Göz değmesinin çoğu zaman farkında olmadan, hatta sevgi ve hayranlıkla gerçekleştiğini gösteren olay ise Sehl b. Huneyf'in başından geçmiştir. Sahâbeden Âmir b. Rebîa, gusül alan Sehl'in güzel teninine hayran kalıp aşırı övünce Sehl hastalanmış; durumu öğrenen Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
— Muvatta, Ayn 1, no. 1Biriniz neden kardeşini öldürüyor? "Bârekallah (Allah bereket versin)" deseydin ya! Göz değmesi haktır.
Hz. Peygamber bu olayda hem nazarın gerçekliğini bildirmiş hem de korunma yolunu göstermiştir: bir şeyi beğenen kişi, hayranlığını hayır duasıyla ifade etmelidir.
Nazardan Korunmanın Yolları
İslam, nazardan korunmayı tılsım ve muskaya değil, Allah'a sığınmaya ve O'nun kelâmına bağlamıştır. Başlıca meşru korunma yolları şunlardır:
- Felak ve Nâs sûrelerini (Muavvizeteyn) okumak. Bu iki sûre, her türlü kötülüğün, hasedin ve şerrin şerrinden Allah'a sığınmayı öğretir. Felak sûresinde haset doğrudan zikredilir:
— Felak sûresi, 1-5De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyip büyü yapan üfürükçülerin kötülüğünden ve haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Nâs sûresi ise insanın içine vesvese veren her türlü şerden Allah'a sığınmayı kapsar:
— Nâs sûresi, 1-6De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlâhına sığınırım."
- Hz. Peygamber'in öğrettiği dua ile sığınmak. Resûlullah (s.a.v.), torunları Hasan ve Hüseyin'i nazardan korumak için, Hz. İbrahim'in oğulları İsmail ve İshak için yaptığı şu duayı okurdu:
— Sahih Buhârî, Enbiyâ 10, no. 3371Her türlü şeytanın, zehirli hayvanın ve değen kem gözün şerrinden Allah'ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.
- Beğeniyi hayır duasıyla ifade etmek. Bir kişiyi, çocuğu ya da nimeti beğenen kimse "mâşallah" ve "bârekallah" diyerek beğenisini bereket dileğine çevirmelidir. Sehl b. Huneyf olayında Hz. Peygamber'in tavsiyesi tam da budur.
Hurafelerden Kaçınmak: Önemli Bir Uyarı
Nazar konusu, ne yazık ki İslam dışı pek çok inanç ve uygulamayla karışmıştır. Nazar boncuğu, at nalı, kurşun döktürme, muska gibi nesne ve uygulamalara bizzat koruyucu güç atfetmek, tevhid inancıyla bağdaşmaz. Çünkü zararı da faydayı da yaratan yalnızca Allah'tır; hiçbir nesnenin kendiliğinden koruma sağlama gücü yoktur. Bir nesneye böyle bir güç yüklemek, şirke kapı aralayan bir tutumdur.
Aynı şekilde, nazarı bahane ederek falcıya, büyücüye ya da "nazar açan" kişilere başvurmak da kesinlikle yasaktır. Bu konuda daha geniş bilgi için falcılık ve gaybı bilme iddiası üzerine hazırladığımız içeriği inceleyebilirsiniz. Meşru korunma; Kur'an okumak, dua etmek ve Allah'a tevekkül etmektir. Korku ve vesveseye kapılmak ise bizzat şeytanın istediği bir hâldir; mümin, tedbirini aldıktan sonra kalbini Allah'a teslim eder.
Sonuç
Göz değmesi, sünnetle sabit bir gerçektir; ancak İslam onu ne inkâr eder ne de bir saplantı hâline getirir. Doğru tutum, sebeplere yapışmakla (Felak-Nâs sûrelerini okumak, dua etmek, beğeniyi hayır duasına çevirmek) sonucu Allah'a bırakmayı (tevekkül) birleştirmektir. Nazardan korunmanın gerçek anahtarı, kalbi hurafelerden arındırıp yalnızca Allah'a yöneltmektir.
Bu yazı, kaynaklara dayalı genel bir bilgilendirme olup fetva niteliği taşımaz. Kişisel durumlarla ilgili bağlayıcı hükümler için Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yetkili dinî mercilere başvurulmalıdır.
Kaynakça
- Kalem sûresi, 51-52 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali).
- Yûsuf sûresi, 67 — kuran.diyanet.gov.tr.
- Felak sûresi, 1-5 — kuran.diyanet.gov.tr.
- Nâs sûresi, 1-6 — kuran.diyanet.gov.tr.
- Sahih Buhârî, Tıb, Hadis No. 5740 — sunnah.com (Ebû Hüreyre'den).
- Sahih Müslim, Selâm, Hadis No. 2188 — sunnah.com (İbn Abbas'tan).
- Sahih Buhârî, Ehâdîsü'l-Enbiyâ, Hadis No. 3371 — sunnah.com (İbn Abbas'tan).
- İmam Mâlik, Muvatta, Ayn (Göz Değmesi), Hadis No. 1 — sunnah.com (Sehl b. Huneyf'ten).
- "Nazar (göz değmesi)" maddesi, İlyas Çelebi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDV) — islamansiklopedisi.org.tr.