Mü'minin malla ilişkisi iki yanlış uçtan eşit mesafededir: bir uçta cimrilik, eli sıkı tutmak ve hayrı durdurmak; öbür uçta israf, ihtiyaçtan fazlasına savrulmak ve emaneti boşa harcamak. Bu vaaz, Kur'an'ın iki uçlu yıkımı tek bir orta yolla nasıl iyileştirdiğini ele alır. Mal Allah'ın emanetidir; ne kasaya kilitlenir, ne de rüzgâra savrulur.
Orta Yol — Furkan Sûresi 25:67
Allah Teâlâ "Rahmân'ın kullarını" tasvir ederken şöyle buyurur:
وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُواْ لَمۡ يُسۡرِفُواْ وَلَمۡ يَقۡتُرُواْ وَكَانَ بَيۡنَ ذَٰلِكَ قَوَامࣰ ا
— Furkan Sûresi 25:67Onlar, harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik; bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Âyet "qawāmā" der: dengeli, mutedil, sağlam duruş. Mü'minin malı kullanırken hedeflediği nokta budur — ne biriktirme tutkusu, ne savurganlığın gevşekliği.
İsrâ Sûresi ikiyi tek metaforla anlatır:
وَلَا تَجۡعَلۡ يَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومࣰ ا مَّحۡسُورًا
— İsrâ Sûresi 17:29Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün de açıp saçma (israf etme). Aksi hâlde kınanmış ve eli boş açıkta kalırsın.
İki ucun ortak sonu aynıdır: "kınanmış" ve "eli boş." Hem cimri hem müsrif sonunda hem kendine yazık eder hem itibar kaybeder. Doğru olan, ihtiyacın gerektirdiğini esirgemeden vermek, gereksizine de uzanmamaktır.
Mal Allah'ın Emanetidir
İsrafın da cimriliğin de altındaki yanlış şudur: malın bana ait olduğu sanrısı. Hâlbuki Kur'an'ın çerçevesi nettir — mal Allah'ın, biz emanetçiyiz.
هَٰٓأَنتُمۡ هَٰٓؤُلَآءِ تُدۡعَوۡنَ لِتُنفِقُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَمِنكُم مَّن يَبۡخَلُۖ وَمَن يَبۡخَلۡ فَإِنَّمَا يَبۡخَلُ عَن نَّفۡسِهِۦ
— Muhammed Sûresi 47:38İşte siz, Allah yolunda infak etmeye çağırılan kimselersiniz. Kiminiz cimrilik yapıyor; ama cimrilik yapan, ancak kendisine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz.
Bu âyet cimriliğin paradoksunu açıkça koyar: cimri sandığının aksine sermayesini büyütmez; aksine kendi nasibinden çalar. Çünkü Allah hiçbir şeye muhtaç değildir; biz O'na muhtacız.
Cömertliğin emanet boyutu da aynı şekilde teşvik edilir:
وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ هُوَ خَيۡرࣰ ا لَّهُمۖ بَلۡ هُوَ شَرࣱّ لَّهُمۡۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُواْ بِهِۦ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:180Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Aksine, bu onlar için bir kötülüktür. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.
1. İsraf — Haddi Aşmanın Üç Yüzü
İsraf, malı meşrû olmayan veya gereğinden fazla yerlere savurmaktır. Kur'an birkaç açıdan ele alır:
A. Yiyip İçme ve Süste İsraf
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدࣲ وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
— A'râf Sûresi 7:31Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin. Şüphesiz Allah müsrifleri sevmez.
Bu âyet zinet ve yemeyi sınırlamaz; israfı sınırlar. Mü'min, Allah'ın helâl kıldığı temiz ve güzel olanı kullanır, ama gereğinden fazlasına savrulmaz.
B. Saçıp Savurmanın Şeytanla Akrabalığı
إِنَّ ٱلۡمُبَذِّرِينَ كَانُوٓاْ إِخۡوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِۖ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورࣰ ا
— İsrâ Sûresi 17:27Saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
Tebzîr (saçıp savurma) ile şeytanın kardeşliği nankörlük zemininde kurulur. İsraf, Allah'ın verdiğini Allah'ın yasakladığı veya pis bulduğu yerlere harcamaktır — bu da nimete nankörlüktür.
C. İbadette Bile İsrafa Yer Yok
Peygamberimiz (s.a.v.) Sa'd'a (ra.) abdest alırken — suyu ihtiyaçtan fazla harcadığını görünce — sordu:
— Sa'd, bu israf nedir?
— Abdestte de israf olur mu yâ Resûlallah?
— Evet, akar bir nehir kenarında abdest alsan bile israf söz konusudur.
— Sünen İbn Mâce, Tahâret, no. 425İbadetteki kaynak kullanımında bile israfın yasaklandığı bir dinin, dünyevî harcamalarda nasıl bir titizlik istediği açıktır.
2. Cimrilik — Hayrın Önünü Kesmek
Cimrilik, çok zengin olayım veya elimde kalsın diye kazancını hayır ve ihtiyaç yerlerinden esirgemektir. Kur'an cimriliği nifakla yan yana zikreder:
ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتُ بَعۡضُهُم مِّنۢ بَعۡضࣲۚ يَأۡمُرُونَ بِٱلۡمُنكَرِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَقۡبِضُونَ أَيۡدِيَهُمۡۚ
— Tevbe Sûresi 9:67Münâfık erkekler ve kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emrederler, iyiliğe engel olurlar, ellerini de sıkı tutarlar.
Peygamberimiz (s.a.v.) cimriliğin imanla bağdaşmadığını açıkça bildirir:
— Sünen et-Tirmizî, Birr, no. 1962İki huy mü'minde toplanmaz: cimrilik ve kötü ahlâk.
Diğer bir hadiste:
— Sünen en-Nesâî, Cihâd, no. 3110Allah yolundaki bir toz ile cehennemin dumanı bir kulun içinde ebediyen bir araya gelmez. İman ile cimrilik de bir kulun kalbinde ebediyen birleşmez.
Kur'an, "nefsinin cimriliğinden korunan" kimseleri "kurtulanlar" olarak tarif eder — bu kurtuluş hem dünyevî hem uhrevîdir (Teğâbun 64:16; Haşr 59:9).
Anlatılan Kıssalar — İki Aşırılığın Sahneleri
Cimri ile Cömert — Demir Zırh Misali
Ebû Hüreyre'nin (ra.) rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamberimiz cimri ile cömerdin hâlini şöyle resmeder:
— Sahih al-Bukhari, Zekât, no. 1443Cimri ile cömerdin örneği şöyledir: İkisinin de göğsünden köprücük kemiklerine kadar uzanan demir zırhları vardır. Cömert sadaka verdiği zaman, zırhı vücudunda genişler, aşağıya doğru uzar, ayak parmaklarını örtecek kadar yayılır; eteği yerde sürünüp izlerini siler. Cimriye gelince — sadaka vermek istediği zaman, zırhın halkaları derhal aynı hizada birbirini sıkar; cimri onu genişletmek ister ama başaramaz.
Bu temsil cimriliğin iç dünyasını açar. Cimri, yardım etmek istese bile yapamaz; içindeki sıkışma onu felç eder. Cömert ise verdikçe genişler. Mal harcandıkça gönül genişler, cimrilik ettikçe kalp daralır.
İsâr — Cömertliğin Zirvesi (Ebû Talha'nın Eşi)
Ebû Hüreyre (ra.) anlatır: Bir gün aç bir kişi Peygamberimize geldi: "Yâ Resûlallah, açlıktan zayıfladım, dayanma gücüm kalmadı."
Peygamberimiz onu hanımlarına gönderdi; onlar: "Yanımızda sudan başka bir şey yok," dediler. Peygamberimiz çevresindekilere: "Şu adamı kim ağırlar?" diye sordu. Ensar'dan Ebû Talha kalktı: "Ben."
Ebû Talha misafiri evine götürdü, eşine: "Peygamberimizin misafirini ağırla," dedi. Eşi: "Çocukların azığından başka evde bir şey yok," cevabını verdi. Ebû Talha:
— Sen yemeği akşam çocuklara yedirir gibi hazırla, lambayı yak, sonra söndürürmüş gibi yap. Bir gece de aç yatarız.
Karı-koca böylece kendilerini yiyor gösterip misafire yemek yedirdiler. Sabah olduğunda Peygamberimiz Ebû Talha'yı gördü:
— Bu gece Allah sizin yaptığınızdan razı oldu, dedi. Sonra şu âyet indi:
وَيُؤۡثِرُونَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ وَلَوۡ كَانَ بِهِمۡ خَصَاصَةࣱ
— Haşr Sûresi 59:9 — Sahih al-Bukhari, Menâkıbu'l-Ensâr, no. 3798Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler.
İsâr — kendi nasibinden başkası için vazgeçmek — cömertliğin tepesidir. Mü'minin malla ilişkisinin en yüksek noktası budur.
Borçlanmaktan Kaçmak — "Borcu Azalt ki Hür Yaşayasın"
Hz. Aişe (ra.) anlatır: Peygamberimiz her namazın sonunda: "Allah'ım, günahtan ve borçtan Sana sığınırım," diye dua ederdi. Bir gün:
— Yâ Resûlallah, borçtan Allah'a sığındığınız kadar başka bir şeyden sığınmıyorsunuz. Sebebi nedir?
Peygamberimiz cevap verdi:
— Kişi borçlandığı zaman geçmişten söz ederken (vereyim diye söyleyip de) yalan söyler. Sözünü yerine getiremez.
— Sahih al-Bukhari, İstikrâz, no. 2397Bu hadis israfın gizli zincirini gösterir: israf kişiyi borca, borç ahlâkî düşüşe sürükler. Bu yüzden Peygamberimizin tavsiyesi açıktır: "Borcu azalt ki hür yaşayasın." Borç sadece maddî değil ahlâkî bir kelepçedir.
Cimrilikten Kurtulmanın Asgarisi
Cömertliğin tam zirvesine erişemeyen mü'min için bile, cimrilik dairesinin dışında durmanın bir asgarisi vardır. Peygamberimiz (s.a.v.) buyurur:
— el-Mu'cemu'l-Kebîr lit-Taberânî, no. 6228Zekâtını veren, misafiri ağırlayan, bir felâket anında yardımda bulunan, cimrilikten kurtulmuş olur.
Yani üç asgari pratik var: zekât (Allah'ın emrettiği), misafire ikram (toplumsal bağ), felâkette yardım (insanî vazife). Bunları yapan, kalbin daralmasından çıkmıştır.
İsraf ve cimrilik çoğu zaman birbirine karşı tepkide doğar. "Çocukluğum darda geçti, ben rahat etmeliyim" diyen kişi israfa düşebilir; "Hep cömert davrandım, kimse hatırlamadı" diyen kişi cimriliğe çekilebilir. Hâlbuki Kur'an'ın orta yolu (Furkan 25:67) ne dünün acısının ne de hatırlanma beklentisinin değil, Allah'ın hoşnutluğunun üzerine bina edilir.
Mü'minin Pratiği — Ölçü, Niyet, Bereket
Mal kullanmanın üç sağlam ölçüsü:
- Niyeti her harcamaya yerleştir. "Ailemin ihtiyacı için," "kardeşimin imdadına," "Allah'ın rızası için" — niyet harcamayı ibadet, gereksiz harcamayı israf hâline getirir.
- Asgariyi ihmal etme. Zekât, sadaka-i fıtır, kurban, akrabaya gelen ihtiyaç. Bu asgari sınırlar mü'mini cimriliğin daralmasından çıkarır.
- Borca dikkat et. Mecbur kalmadıkça borçlanma; aldıysan ödemeyi geciktirme. Borç, hem mü'minin hür yaşamasının hem ahlâkının korunmasının kapısıdır.
Peygamberimizin uyarısı:
— Şu'abu'l-Îmân lil-Beyhakî, no. 10500Günahı azalt ki ölümün kolay olsun. Borcu azalt ki hür yaşayasın.
VAAZ ile Bu Dengeyi Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Vehhâb (çok bağışlayan, karşılıksız veren) ismi üzerinde tefekkür, "verme" alışkanlığını kalbe yerleştirir; er-Razzâk ismi ise rızkın gerçek kaynağını hatırlatarak cimriliğin zeminindeki kaygıyı söker. Dua arşivindeki "Allah'ım, cimrilikten sana sığınırım" duası, Peygamberimizin namaz sonrası tekrarladığı korunmadır.
İnfak ve sadakanın bütüncül çerçevesi için İnfak Vaazı ve Zekât ve Sadaka Vaazı yazılarına; orta yolun ahlâkî zemini için Güzel Ahlak pillar yazısına bakabilirsin.
Mü'min, malını ne kasaya kilitleyerek ne de rüzgâra savurarak Allah'a teslim eder. Mal harcanmak için var; ama harcanışı, Allah'ın çizdiği orta yolun kıvamındadır.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Furkan Sûresi 25:67, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi 17:26-27 ve 17:29, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, A'râf Sûresi 7:31, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 3:180, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Muhammed Sûresi 47:38, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Tevbe Sûresi 9:67, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Haşr Sûresi 59:9, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Teğâbun Sûresi 64:16, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'z-Zekât, Hadis No. 1443 (Cimri-cömert demir zırh misali).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Menâkıbi'l-Ensâr, Hadis No. 3798 (Ebû Talha'nın îsârı).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-İstikrâz, Hadis No. 2397 (Borçtan Allah'a sığınma).
- Sünen-i İbn Mâce, Kitâbu't-Tahâret, Hadis No. 425 (Abdestte israf).
- Sünen et-Tirmizî, Kitâbu'l-Birr, Hadis No. 1962 (Cimrilik ile kötü ahlâk).
- Sünen en-Nesâî, Kitâbu'l-Cihâd, Hadis No. 3110 (İman ile cimrilik bir araya gelmez).
- Beyhakî, Şu'abu'l-Îmân, Hadis No. 10500 ("Borcu azalt ki hür yaşayasın").