Ana icerige atla
Mekkî · 52 ayet

سورة الحاقة

Hâkka

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Hâkka Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 69. suresidir; elli iki âyetten oluşur ve kıyametin kesin gerçekliği, geçmişte hakikati yalanlayan kavimlerin helakı ve hesap günü amel defterinin sağdan ya da soldan verilişi konularını işler. Sure, adını ilk âyetinde geçen ve gerçekleşmesi kesin olan anlamındaki Hâkka kelimesinden alır. Âd, Semûd ve Firavun örnekleriyle tarihin tanıklığına başvuran sure, kıyamet sahnelerini sarsıcı bir dille tasvir eder ve Kur'an'ın bir şair ya da kâhin sözü olmadığını ilan eder. Bugünün okuru için sure, hesap verme bilincini diri tutar; hayatın gidişatını kitabı sağından verilenler arasına girme hedefiyle düzenlemeye çağırır.

Nüzul ve arka plan

Hâkka Suresi Mekkî'dir; Mekke döneminin, inkârcıların baskısının yoğunlaştığı yıllarında nazil olduğu kabul edilir. Kıyameti ve yeniden dirilişi yalanlayan müşriklere karşı hem geçmiş kavimlerin akıbetini hem de vahyin kaynağının sağlamlığını delil olarak ortaya koyar. Surenin sarsıcı üslubu ve kısa, vurgulu âyet yapısı bu erken dönemin karakteristik özelliklerini taşır.

Ana temalar

Surenin ana temaları kıyametin gerçekliği, helak edilen kavimler ve vahyin korunmuşluğudur. Semûd'un şiddetli bir sarsıntıyla, Âd'ın yedi gece sekiz gün süren dondurucu bir kasırgayla helak edilişi anlatılır (69:5-7); Nuh tufanına, sizi gemide biz taşıdık hatırlatmasıyla değinilir (69:11). Sûra üflenince kopacak kıyamet ve hiçbir sırrın gizli kalmayacağı hesap sahnesi tasvir edilir (69:13-18). Kitabı sağından verilenlerin sevinci ile solundan verilenlerin pişmanlık feryadı (69:19-29) karşıt iki tablo oluşturur. Son bölüm, Kur'an'ın şerefli bir elçinin tebliğ ettiği kesin gerçek olduğunu, şair ve kâhin sözü olmadığını vurgular (69:40-43).

169:1

ٱلۡحَآقَّةُ

Gerçekleşecek olan

269:2

مَا ٱلۡحَآقَّةُ

Nedir o gerçekleşecek olan gün

369:3

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡحَآقَّةُ

Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir

469:4

كَذَّبَتۡ ثَمُودُ وَعَادُۢ بِٱلۡقَارِعَةِ

Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar

569:5

فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهۡلِكُواْ بِٱلطَّاغِيَةِ

Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi

669:6

وَأَمَّا عَادࣱ فَأُهۡلِكُواْ بِرِيحࣲ صَرۡصَرٍ عَاتِيَةࣲ‏

Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi

769:7

سَخَّرَهَا عَلَيۡهِمۡ سَبۡعَ لَيَالࣲ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومࣰ اۖ فَتَرَى ٱلۡقَوۡمَ فِيهَا صَرۡعَىٰ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ خَاوِيَةࣲ‏

Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün

869:8

فَهَلۡ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةࣲ‏

Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün

969:9

وَجَآءَ فِرۡعَوۡنُ وَمَن قَبۡلَهُۥ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَٰتُ بِٱلۡخَاطِئَةِ

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi

1069:10

فَعَصَوۡاْ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةࣰ رَّابِيَةً

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı

1169:11

إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلۡمَآءُ حَمَلۡنَٰكُمۡ فِي ٱلۡجَارِيَةِ

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

1269:12

لِنَجۡعَلَهَا لَكُمۡ تَذۡكِرَةࣰ وَتَعِيَهَآ أُذُنࣱ وَٰعِيَةࣱ‏

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır

1369:13

فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ نَفۡخَةࣱ وَٰحِدَةࣱ‏

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

1469:14

وَحُمِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ‏

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

1569:15

فَيَوۡمَئِذࣲ وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar

1669:16

وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِيَ يَوۡمَئِذࣲ وَاهِيَةࣱ‏

Gök yarılır; o gün düzeni bozulur

1769:17

وَٱلۡمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرۡجَآئِهَاۚ وَيَحۡمِلُ عَرۡشَ رَبِّكَ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ ثَمَٰنِيَةࣱ‏

Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir

1869:18

يَوۡمَئِذࣲ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِيَةࣱ‏

O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz

1969:19

فَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواْ كِتَٰبِيَهۡ

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

2069:20

إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَٰقٍ حِسَابِيَهۡ

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der

2169:21

فَهُوَ فِي عِيشَةࣲ رَّاضِيَةࣲ‏

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

2269:22

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةࣲ‏

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

2369:23

قُطُوفُهَا دَانِيَةࣱ‏

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir

2469:24

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَآ أَسۡلَفۡتُمۡ فِي ٱلۡأَيَّامِ ٱلۡخَالِيَةِ

Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz

2569:25

وَأَمَّا مَنۡ أُوتِيَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي لَمۡ أُوتَ كِتَٰبِيَهۡ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

2669:26

وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

2769:27

يَٰلَيۡتَهَا كَانَتِ ٱلۡقَاضِيَةَ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

2869:28

مَآ أَغۡنَىٰ عَنِّي مَالِيَهۡۜ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

2969:29

هَلَكَ عَنِّي سُلۡطَٰنِيَهۡ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der

3069:30

خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın

3169:31

ثُمَّ ٱلۡجَحِيمَ صَلُّوهُ

Sonra cehenneme yaslayın

3269:32

ثُمَّ فِي سِلۡسِلَةࣲ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعࣰ ا فَٱسۡلُكُوهُ

Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun

3369:33

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِيمِ

Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı

3469:34

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ

Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi

3569:35

فَلَيۡسَ لَهُ ٱلۡيَوۡمَ هَٰهُنَا حَمِيمࣱ‏

Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur

3669:36

وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِينࣲ‏

Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

3769:37

لَّا يَأۡكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡخَٰطِـُٔونَ

Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur

3869:38

فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

3969:39

وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

4069:40

إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولࣲ كَرِيمࣲ‏

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür

4169:41

وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تُؤۡمِنُونَ

O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz

4269:42

وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنࣲۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَذَكَّرُونَ

Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz

4369:43

تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir

4469:44

وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

4569:45

لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

4669:46

ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık

4769:47

فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ

Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız

4869:48

وَإِنَّهُۥ لَتَذۡكِرَةࣱ لِّلۡمُتَّقِينَ

Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür

4969:49

وَإِنَّا لَنَعۡلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz

5069:50

وَإِنَّهُۥ لَحَسۡرَةٌ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür

5169:51

وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلۡيَقِينِ

O, şüphesiz kesin gerçektir

5269:52

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et

VAAZ
VAAZ UYGULAMASI

VAAZ'ı cebinize indirin

Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.

  • Ezan bildirimi
  • Kur'an & meal
  • Kıble pusulası
  • Günün ayeti ve hadisi