Allah Teâlâ kâinatı yarattı, sayısız mahlûku rızıklandırdı; ancak içinden bir tek mahlûku öne çıkardı ve ona "halife" dedi. Bu, insandır. İnsan ne kuru bir çamur parçası, ne de yalnız akıl sahibi bir canlıdır; en güzel biçimde yaratılmış, Allah'ın irâdesini yeryüzünde temsil etmekle görevlendirilmiş ve kendisine beş temel emanet verilmiş seçkin bir yaratıktır. Bu vaaz, insan onurunu Kur'an'ın çizgileriyle ve İslâm'ın koruduğu beş temel hak — din, can, akıl, nesil ve mal — etrafında ele alıyor.
Ahsen-i Takvîm — En Güzel Biçimde Yaratılış
Allah Teâlâ insanı tasvir ederken kullandığı ifade muazzamdır:
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِيٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمࣲ
— Tîn Sûresi 95:4Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık.
"Ahsen-i takvîm" — sadece fizikî güzellik değil, bedenin yapısı, kabiliyetlerin tam-mükemmel ölçüsü, ruhun letâfeti ve aklın eşsizliği. Allah Teâlâ insanı toprak ile rûh arasında bir denge üzerine kurmuştur. Mü'minûn Sûresi bu yaratılışı aşamalı bir mucize olarak resmeder:
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ
— Mü'minûn Sûresi 23:14Sonra nutfeyi alâkaya, alâkayı bir parça ete, etten kemikleri yarattık ve kemiklere et giydirdik. Sonra onu bambaşka bir yaratık olarak inşa ettik. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!
"Halkan âhar" — başka bir yaratık. Aynı maddeden, ama bir mucize ile ruh sahibi olan, bilen, seven, isteyen, sorumluluk üstlenen bir varlık. İşte bu varlığa Allah Teâlâ vahiyle hitap etti, ahd aldı ve yeryüzünde halife olarak yerleştirdi.
Şerefli Kılınmış İnsan
Allah Teâlâ insanı yaratıklarının pek çoğundan üstün kıldığını bildirir:
۞وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِيٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ كَثِيرࣲ مِّمَّنۡ خَلَقۡنَا تَفۡضِيلࣰ ا
— İsrâ Sûresi 17:70Andolsun ki biz insanoğullarını şerefli kıldık; onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.
Bu "kerâmet" — onur — verili değil emanettir. İnsana akıl verildi, sorumluluk verildi, vahiy verildi, Peygamber gönderildi. Bu nimetler karşılığında insanın "halifelik" görevi yerine getirilmelidir. Allah meleklere insanın halife olacağını bildirdiğinde melekler şaşırarak sordular:
قَالُوٓاْ أَتَجۡعَلُ فِيهَا مَن يُفۡسِدُ فِيهَا وَيَسۡفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحۡنُ نُسَبِّحُ بِحَمۡدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۖ قَالَ إِنِّيٓ أَعۡلَمُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ
— Bakara Sûresi 2:30Melekler: "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim," buyurdu.
Allah'ın bildiği — onların bilmediği — şuydu: İnsanın içinde bir Yûsuf vardı, bir İbrâhim vardı, bir Muhammed (s.a.v.) vardı. İnsan, hem en aşağıya düşebilen hem en yüceye yükselebilen yegâne yaratıktır. Bu, onun şerefi de imtihanıdır.
İnsanın Yaratılış Gayesi — Allah'a Kulluk
İnsan başıboş yaratılmamıştır. Allah Teâlâ buyurur:
وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ
— Zâriyât Sûresi 51:56Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yarattım.
Bu kulluk, sadece namaz ve oruç gibi mahsus ibadetler değildir; kulun hayatının her ânını Allah'ın rızasına göre düzenlemesi anlamına gelir. Yemek-içmek, çalışmak, evlenmek, çocuk büyütmek, ticaret yapmak — bütün bunlar niyetle ibadete dönüşür. Allah Teâlâ insandan değil insan Allah'tan müstağnîdir.
Peygamberler bu kulluğu hatırlatmak için gönderildi. Tebliğ ettikleri her şey beş temel hakkın korunmasına yöneliktir: din, can, akıl, nesil ve mal. Bunlara "el-darûriyyât el-hams" denir. Şimdi bunları kısaca ele alalım.
Birinci Emanet — Dini Korumak
Bir Müslümanın sahip olduğu değerlerin başında dini gelir. Dini korumak demek, her şeyden önce emir ve yasakların kişinin hayatına yansıtılmasıdır. Sadece "ben Müslümanım" demek yeterli olmaz; Müslümanlığı kabul edenin vecîbeleri yerine getirmesi ve dinin yasakladığından sakınması gerekir.
Allah Teâlâ Mâide Sûresi'nde bunu açıkça bildirir:
ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينࣰ ا
— Mâide Sûresi 5:3Bugün dininizi sizin için tamamladım, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslâm'ı beğendim.
Dini koruma, sadece bireysel ibâdet değil, ailede ve toplumda da onun korunmasıdır. Anne-babanın çocuğa namazı öğretmesi, kardeşin kardeşe iyiliği emredip kötülükten men etmesi — bunların hepsi "dini koruma" hükmüne girer.
İkinci Emanet — Canı Korumak
Allah Teâlâ açıkça emreder:
وَلَا تُلۡقُواْ بِأَيۡدِيكُمۡ إِلَى ٱلتَّهۡلُكَةِ
— Bakara Sûresi 2:195Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.
Hayat hakkı dokunulmazdır. Başkasının canına kıymak büyük günahtır; intihar da öyle. Peygamberimiz şöyle buyurur:
— Sahih al-Bukhari, Mezalim, no. 2480Kim ki hayatı uğrunda öldürülürse şehittir.
Sağlık nimeti, ibadetlerin temelidir. Hasta olan kimse ne Rabbine, ne ailesine, ne topluma karşı görevlerini yerine getirebilir. Bu yüzden Peygamberimiz: "İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit" (Sahih al-Bukhari, Rikâk, 6412), buyurmuştur. Mü'min, sağlığını korur; bedenine eziyet etmez, sağlığı zora sokan riskli davranışlardan kaçınır.
Dinimiz hatta Ramazan ayında hastaya oruç tutmamasına izin vermiştir; abdest veya gusül için suyun kullanımı sağlığa zarar veriyorsa teyemmüm öğütlenmiştir. Bu ruhsatlar, canın korunmasının nasıl bir öncelik olduğunu gösterir.
Üçüncü Emanet — Aklı Korumak
Akıl, insanı diğer yaratıklardan ayıran nimettir. Allah Teâlâ buyurur:
أَلَمۡ تَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَأَسۡبَغَ عَلَيۡكُمۡ نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَةࣰ وَبَاطِنَةࣰ
— Lokmân Sûresi 31:20Allah'ın göklerde ve yerde olanları buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz?
Bu "açık ve gizli nimetlerin" başında akıl gelir. İmam Gazâlî İhyâ'da nakleder: Hz. Aişe (ra.) Peygamberimize sordu: "İnsanlar dünyada ne ile birbirine üstün olurlar?" Peygamberimiz: "Akıl ile," buyurdu. "Ya âhirette?" Yine "Akıl ile," buyurdu. Akıl, hem dünya hem ahiret üstünlüğünün dayanağıdır.
Aklı koruma ödevi, ona zarar veren şeylerden kaçınmayı da içerir. Akla en çok zarar veren içki ve uyuşturuculardır. İçki insanın aklını başından alır; insan sarhoş olunca ne söylediğinin farkında olmaz, can ve mal kayıplarına yol açar. Uyuşturucu daha da yıkıcıdır — bağımlısı hem aklını hem sağlığını kaybeder. Bunun için dinimiz her ikisini de haram kılmıştır.
Dördüncü Emanet — Nesli Korumak
Nesli korumak ve devam ettirmek, nikâhla evlenmek ve aile yuvası kurmakla mümkündür. Peygamberimiz buyurur:
— Sünen et-Tirmizî, Nikâh, no. 1080Dört şey vardır ki bunlar bütün peygamberlerin sünnetidir: Hayâ, güzel koku, misvak ve evlenme.
İslâm zinâyı haram kılmakla ailenin ve neslin temeline koymuştur en güçlü kalkanı:
وَلَا تَقۡرَبُواْ ٱلزِّنَىٰٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةࣰ وَسَآءَ سَبِيلࣰ ا
— İsrâ Sûresi 17:32Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkindir ve kötü bir yoldur.
"Yaklaşmayın" — yalnız zinâyı değil, ona götüren her şeyi. Bu nesli koruma fıkhının kökenidir.
Beşinci Emanet — Malı Korumak
Mal da can gibi dokunulmazdır. Peygamberimiz Vedâ Hutbesi'nde mü'minlerin canlarını ve mallarını "haram" — dokunulmaz — ilan etti:
— Sahih al-Bukhari, Hac, no. 1739Canlarınız ve mallarınız, bu gününüzün, bu ayınızın, bu beldenizin haramlığı gibi birbirinize haramdır.
Mal koruma, sadece başkasının malına saygı değil, kendi malını helâlden kazanmak ve doğru kullanmaktır. Allah Teâlâ buyurur:
وَكُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
— A'râf Sûresi 7:31Yiyin için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.
İsraf da cimrilik gibi maldaki dengeyi bozar. Mü'min iki uç arasında, Allah'ın çizdiği itidal yolundadır.
Anlatılan Kıssalar
İlk İnsan — Hz. Âdem'in Yaratılışı
Allah Teâlâ Âdem'i topraktan yarattığında meleklere onu "halife" yapacağını bildirmişti. Hz. Âdem'in yaratılışından sonra Rabbi ona Cennet'i ikam yeri olarak verdi ve tek bir ağaç dışında her şeyden yemesini söyledi. Hz. Âdem ve Havvâ şeytanın aldatmasıyla bu ağaçtan yediler; ardından pişmanlıkla geri döndüler:
رَبَّنَا ظَلَمۡنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمۡ تَغۡفِرۡ لَنَا وَتَرۡحَمۡنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ
— A'râf Sûresi 7:23Rabbimiz, biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.
Bu duâ, insanın halifelik yolunda düşse bile tövbe ile yükselebileceğinin ilk örneğidir. Yaratılışın hikâyesi bir helak değil, bir terbiye hikâyesidir. Allah Teâlâ tövbeyi kabul etti ve Âdem'e yol gösterdi.
Hz. Süleyman'ın Karınca İmtihanı
Allah Teâlâ Hz. Süleyman'a saltanat, rüzgâra hükmetme, hayvanların dilini anlama gibi büyük nimetler vermişti. Bir gün ordusuyla yürürken bir karınca: "Ey karıncalar, yuvalarınıza girin! Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi. Hz. Süleyman bu sözü duyunca tebessüm etti ve Rabbine şöyle yöneldi:
رَبِّ أَوۡزِعۡنِيٓ أَنۡ أَشۡكُرَ نِعۡمَتَكَ ٱلَّتِيٓ أَنۡعَمۡتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَيَّ وَأَنۡ أَعۡمَلَ صَٰلِحࣰ ا تَرۡضَىٰهُ
— Neml Sûresi 27:19Rabbim, bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın sâlih amel işlememi nasîp et.
İnsanın halifeliği şu sırrı barındırır: Saltanat ne kadar büyürse büyüsün, kul karıncadan ders alacak kadar mütevazı kalır. Aklın koruyuculuğu, gücün yıkıcılığa dönüşmesini önler.
Hz. Ebû Bekir'in Malı
Hz. Ebû Bekir (ra.) Müslüman olduğu gün servetinin önemli bir kısmı vardı. Bu malı ne biriktirdi, ne savurdu — Allah yolunda harcadı. İşkence gören Müslüman köleleri satın alıp âzâd etti. Tebük seferi öncesi Peygamberimiz infak çağrısı yaptığında Hz. Ömer (ra.) bütün servetinin yarısını getirirken Hz. Ebû Bekir bütün servetini getirdi. Peygamberimiz: "Ailene ne bıraktın?" diye sorduğunda: "Onlara Allah'ı ve Resûlünü bıraktım," dedi.
Bu kıssa "malı korumak"ın gerçek manasını gösterir: Mal, Allah katında bir emanettir; insan bu emaneti kendi servetini büyütmek için değil, Allah yolunda kullanmak için elinde tutar. Hz. Ebû Bekir'in bütün servetini vermesi cimrilik karşısında israf değil, Allah yolunda en yüksek itidaldir.
"Ümmetimle Övüneceğim"
Peygamberimizin biraz tüm beş emaneti birden kuşatan bir hadisi şöyle:
— Sünen Ebî Dâvûd, Nikâh, no. 2050Evleniniz, çoğalınız. Çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı kıvanç duyacağım.
Evlilik nesli korur; çocuk yetiştirmek nesli devam ettirir; sâlih nesil dini taşır; helal mal aileyi korur; sağlıklı bir hayat aklı korur; iman bütün bunları kuşatır. Beş emanet aslında tek bir ağacın beş dalıdır: insanın halifelik şerefi.
VAAZ ile İnsan Yaratılışını Anlamak
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Hâlık (yaratan), el-Musavvir (en güzel sûreti veren) ve el-Bâri' (yaratışı kemâle erdiren) isimleri insan yaratılışının ilâhî ölçüsünü idrâk için pencere açar. Dua arşivindeki "Allahümme ente halaktenî" duası kulun yaratılış imtihanını her gün hatırlatır.
İnsan onurunun nesil boyutu için Aile Vaazı, kulluk gayesi için İman Vaazı tamamlayıcıdır. İnsan, kuru bir madde değil, Allah'ın işaretini taşıyan ve halifelik şerefiyle yücelten bir emanettir; beş emanetin hepsi birden korunduğu sürece ahsen-i takvîm'in hakkı verilmiş olur.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Tîn Sûresi 95:4-5, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, İsrâ Sûresi 17:32, 17:70, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:30, 2:195, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mü'minûn Sûresi 23:12-14, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Zâriyât Sûresi 51:56, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, A'râf Sûresi 7:23, 7:31, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Neml Sûresi 27:19, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Lokmân Sûresi 31:20, Mâide Sûresi 5:3, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Mezâlim, Hadis No. 2480 (Malı koruyan şehittir).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Hac, Hadis No. 1739 (Vedâ Hutbesi).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'r-Rikâk, Hadis No. 6412 (Sağlık ve boş vakit).
- Sünen et-Tirmizî, Kitâbu'n-Nikâh, Hadis No. 1080 (Peygamberlerin dört sünneti).
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, İnsan ve akıl bahsi.