Ticaret, dinimizin onayladığı en şerefli kazanç yollarından biridir. Peygamberimiz (s.a.v.) peygamber olmadan önce ticaretle uğraşmış, el-Emîn (güvenilen) ünvanını çarşıda kazanmıştır. Hz. Ebû Bekir halife seçildiği gün bile sabahleyin elbiseleriyle çarşıya çıkmıştır. Bu vaaz, ticaretin Kur'an'daki meşrûiyetini, alışveriş ahlâkının beş temel ilkesini — ölçü adâleti, doğru söz, müşteriyi aldatmama, borçluya kolaylık, karaborsacılığın yasaklığı — ve dürüst tüccarın âhiretteki müjdesini ele alıyor.
Helâl Kazancın Şerefi
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurur ki:
مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ خَيۡرًا مِنۡ أَنۡ يَأۡكُلَ مِنۡ عَمَلِ يَدِهِۦۖ وَإِنَّ نَبِيَّ ٱللَّهِ دَاوُۥدَ كَانَ يَأۡكُلُ مِنۡ عَمَلِ يَدِهِۦ
— Sahih al-Bukhari, Buyû', no. 2072Hiçbir kimse, kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah'ın Peygamberi olan Dâvud aleyhi's-selâm da kendi elinin emeğini yerdi.
Hz. Aişe (ra.) Peygamberimizin sahâbesini şöyle anlatır: "Onlar kendi işlerinin işçileri idi; namaza geldiklerinde vücutları ağır kokardı." Çalışan eli sevmek, dinimizin temel ölçülerindendir. Peygamberimiz başka bir hadiste şöyle buyurur: "Sizden birinizin ipini alıp dağdan arkasına bir bağ odun yüklenerek getirip satması, herhangi bir kişiden istemekten çok daha iyidir."
Allah Teâlâ ticaretin meşrûiyetini açıkça ifade eder:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَأۡكُلُوٓاْ أَمۡوَٰلَكُم بَيۡنَكُم بِٱلۡبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٖ مِّنكُمۡ
— Nisâ Sûresi 4:29Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rızâ ile yapılan ticaretle yeyin.
Ribâ (faiz) ile alışveriş arasındaki sınır da kesindir:
وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلۡبَيۡعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰاْ
— Bakara Sûresi 2:275Allah, alışverişi helâl, ribâyı haram kıldı.
Ribâdan tövbe etmeyenlere ise Kur'an açık bir savaş ilân eder: "Eğer böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin" (Bakara 2:278-279). Ribâ, dinimizde malın ahlâkını çürüten en ağır günahlardan biridir.
1. Ölçü ve Tartıyı Adâletle Yapmak
Göklerin ve yerin ayakta duruşu bir ölçü ve denge ile olur. Bütün hakların ölçeği terâzidir. Şu'ayb aleyhi's-selâm kavmine şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın." (Hûd 11:84) Mutaffifîn Sûresi — "eksik ölçenlerin sûresi" — bu hatânın ne büyük bir vebal olduğunu açıkça beyân eder:
وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ. ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ. وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ
— Mutaffifîn Sûresi 83:1-3Ölçüde eksik yapanların vay haline! Onlar, insanlardan kendileri için ölçüp aldıkları zaman tam alırlar; ama onlara bir şeyi ölçüp tarttıkları zaman eksik tutarlar.
Bu üç âyet, dünyâ ticaretinin en küçük detayını dahi göz altında tutan ilâhî nezâreti gösterir. Müfessir Elmalılı, "Böyle az bir şeyi çalan veyli hak ederse, çok çalanların kaç katlı veyli hak edecekleri düşünülmelidir" der.
2. Yalan Konuşmamak ve Yalan Yere Yemin Etmemek
Mü'min, sözüne güvenilen kişidir. Hele ticaretle uğraşan bir kimse, müşterinin kendisine güvenebileceği bir adam olmalıdır. Hakîm b. Hizâm'ın (ra.) naklettiği hadis bu ilkenin anahtar metnidir:
الْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا — أَوْ قَالَ: حَتَّى يَتَفَرَّقَا — فَإِنْ صَدَقَا وَبَيَّنَا بُورِكَ لَهُمَا فِي بَيْعِهِمَا، وَإِنْ كَتَمَا وَكَذَبَا مُحِقَتْ بَرَكَةُ بَيْعِهِمَا
— Sahih al-Bukhari, Buyû', no. 2079Alıcı ile satıcı meclisten ayrılıncaya kadar serbesttirler. Eğer ikisi de doğru konuştu, mallarının kusurlarını ve değerini olduğu gibi açıkladılarsa, alışverişleri kendilerine bereketli olur. Malın ayıbını ve fiyatını gizlediler ve yalan söylediler ise, belki kâr ederler — fakat alışverişlerinin bereketini mahvederler.
Yalan yere yemin etmenin ağırlığı için Âl-i İmrân 77. âyeti açık bir hüküm getirir: "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar — onların âhirette bir payı yoktur. Allah kıyâmet günü onlarla hiç konuşmayacak ve onlara bakmayacaktır."
Peygamberimizin başka bir hadisinde "Allah'ın kıyâmet günü kendileriyle konuşmayacağı üç kişi" arasında sayılanlardan biri: *"Satılık eşyasına yalan yere yemin ederek sürüm sağlayan kimse"*dir (Sahîh Müslim, Îmân, no. 106). Yalan yere yemin, mala sürüm sağlasa bile, kazancın bereketini mahveder.
3. Müşteriyi Aldatmamak — "Bizden Değildir" Tehdidi
Peygamberimiz çarşıdan geçerken ekin pazarındaki bir buğday kümesine eli ile dokundu ve içinin ıslak olduğunu fark etti. Buğday sahibine: "Bu nedir?" diye sordu. Adam: "Yâ Resûlallah, yağmur altında kaldı" dedi. Peygamberimiz: "O ıslak kısmı insanların görmesi için ekinin üstüne koysaydın ya! Aldatan benden değildir." (Sahîh Müslim, Îmân, no. 102)
İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn'de Yûnus b. Ubeyd adındaki bir tüccarın hikâyesini anlatır: Bu zâtın dükkânında iki yüz dirhemden dört yüz dirheme kadar farklı fiyatlarda kumaşlar varmış. Bir gün namaza giderken yeğenini dükkâna bırakmış. Döndüğünde bir adamın elinde, kendi iki yüz dirhemlik kumaşının dört yüz dirheme satıldığını anlamış. Adamı geri çağırmış: "Aldanmışsın — bu kumaş iki yüz dirhem eder. Geri dön, paranın üstünü al." Adam: "Bu kumaş bizim orada beş yüz dirhem de eder, aldanmış değilim" demiş. Yûnus: "Hayır, olmaz. Götür kumaşı geri ver. Öğüt vermek dünyâ kârından hayırlıdır." Sonra yeğenine dönüp: "Allah'tan korkmadın mı? Müslümanlara öğüt vermeyi terkettin!" Yeğeni: "Vallahi adam kendi rızâsı ile aldı" deyince Yûnus şu cümleyi söyler: "Peki, o râzı oldu — senin vicdânın buna nasıl râzı oldu?"
4. Borçluya Kolaylık Göstermek
Borçluya kolaylık göstermek, Peygamberimizin defalarca tavsiye ettiği bir hasenedir:
رَحِمَ اللَّهُ رَجُلًا سَمْحًا إِذَا بَاعَ، وَإِذَا اشْتَرَى، وَإِذَا اقْتَضَى
— Sahih al-Bukhari, Buyû', no. 2076Allah, satarken, alırken, alacağını isterken (ve borcunu öderken) kolaylık gösteren kimseye rahmet etsin.
Süleyman b. Büreyde (ra.) Peygamberimizin önce, "Yokluk içindeki bir borçluya borcunu ertelemek, her ertelenen gün için borç kadar sadaka sevâbıdır"; sonra "vadesi geldikten sonra ertelemek için ise iki misli sadaka sevâbı" buyurduğunu nakleder. Vade gelmeden ertelemek bir, vadeden sonra ertelemek iki — zaman geçtikçe sadâka katlanır. Bu hadis, Allah'ın yokluk içindeki borçluya yapılan iyiliği nasıl değerlendirdiğini açıkça gösterir.
Bir kıssa daha: Peygamberimizden devesini isteyen bir bedevî, bedevîlik âdeti üzere yakışıksız sözler söyledi. Sahâbe onu susturmak isteyince Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Bedevîyi bırakınız! Her hak sahibinin söz hakkı vardır. Buna bir deve alıp verin." Sahâbe: "Bunun devesinden daha kıymetlisinden başka deve bulamadık" deyince Peygamberimiz: "O kıymetli deveyi satın alıp verin. Sizin hayırlınız borcunu güzel verendir." (Sahîh Buhârî, İstikrâz, no. 2390)
5. Karaborsacılığın Yasaklığı
Karaborsacılık (ihtikâr) — yiyecek maddelerini stoklayıp fiyat yükseldiğinde satmak — dinimizin onaylamadığı haksız kazanç yollarındandır. Peygamberimiz şöyle buyurur:
بِئْسَ الْعَبْدُ الْمُحْتَكِرُ: إِنْ أَخْصَرَ اللَّهُ الْأَسْعَارَ حَزِنَ، وَإِنْ أَغْلَاهَا فَرِحَ
— el-Beyhakî, Şu'abu'l-Îmân, no. 11079Karaborsacı ne kötü insandır! Ucuzluk olunca üzülür, pahalılık olunca sevinir.
Karaborsacının duâsı, bütün toplumun zararına bir duâdır — kazancını başkasının ihtiyacının üzerinden çıkardığı için. Peygamberimiz bir başka hadiste de şöyle buyurur: "Kim karaborsacılık yaparsa o, günahkârdır." (Sahîh Müslim, Müsâkât, no. 1605)
Ticaret, Allah'ı Anmaktan Alıkoymamalı
Allah Teâlâ buyurur ki:
رِجَالٞ لَّا تُلۡهِيهِمۡ تِجَٰرَةٞ وَلَا بَيۡعٌ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَإِقَامِ ٱلصَّلَوٰةِ وَإِيتَآءِ ٱلزَّكَوٰةِ
— Nûr Sûresi 24:37Öyle adamlar vardır ki, ne ticaret ne de alışveriş onları, Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz.
Cuma günü ezânı okunduğunda alışverişin durdurulması bu ölçüyü görsel olarak temsil eder:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
— Cum'a Sûresi 62:9Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir.
Namaz bitince yeryüzüne dağılıp Allah'ın lütfundan rızık istemek mubâhtır (62:10) — yâni dünyâ ile âhiret hayatı tek bir ritimde örülür.
Anlatılan Kıssalar
Peygamberimizin Hz. Hatice ile Ticareti
Peygamberimiz (s.a.v.) gençliğinden itibaren ticaretle uğraştı. Yirmi beş yaşındayken Hz. Hatîce'nin ticarî mallarını alıp Şâm'a götürmek üzere onun namına ticaret yapmaya başladı. Hatîce'nin azatlısı Meysere'nin Şam dönüşü Hatîce'ye anlattıkları olağanüstüydü: "Bu adamın doğruluğu, müşterilere karşı şeffaflığı, ölçüye titizliği, ödemelerini zamanında yapması — daha önce kimsede görmedim." Bu sefer Hatîce'nin Peygamberimize evlilik teklif edişinin sebeplerinden biri oldu. Muhammedü'l-Emîn (güvenilir) ünvanı, ona bir mescidde değil, çarşıda verilmiştir.
Hz. Ebû Bekir'in Ticarî Dürüstlüğü
Hz. Ebû Bekir (ra.) halife seçildiği gün bile âdeti üzere sabahleyin elbiseleriyle çarşıya çıktı. Hz. Ömer ile Ebû Ubeyde onu yolda görüp şaşırdılar: "Halîfe, çarşıda ne arıyorsun? Sen müslümanların işini üstlendin!" Ebû Bekir: "Ya ben âilemi nasıl geçindireceğim?" dedi. Beyt'ü-mâlden günlük yarım koyun nafaka takdîr edildi ve Ebû Bekir bunu fazla görerek dahi azaltmaya çalıştı. Ölümünden sonra geride yalnızca bir hizmetçi ve bir deve bıraktı. Bu mallar bile Halife Hz. Ömer'e teslim edilmek üzere vasiyet edilmişti. Ömer (ra.) bunları aldığında: "Allah Ebû Bekir'e rahmet etsin. Ardından gelene zor düşürdü" dedi. Ticarette dürüstlük, devlette dürüstlük olur — Hz. Ebû Bekir hayatı boyunca bunu uyguladı.
Abdurrahman b. Avf — Allah'tan Pazar İstedi
Abdurrahman b. Avf (ra.) Mekke'den hicret ettiğinde, Peygamberimiz onunla Sa'd b. Rebî arasında kardeşlik akdetti. Sa'd, Medîne'nin en zenginlerinden biriydi. Abdurrahman'a malının yarısını teklif etti: "Hatta iki eşimden birini de boşayayım, beklediğin bittiğinde sen onunla evlen." Abdurrahman'ın cevabı, ticaret tarihinin en güzel cümlelerinden biridir: "Allah malına ve âilene bereket versin. Bana sadece pazarın yolunu göster." Kaynuka pazarına götürüldü ve birkaç ay içinde tekrar zengin oldu. Şerefi muhâfaza eden bir tüccar, sadakaya bağlı yaşamaz — emeği ile rızkını arar. Abdurrahman ileride en zengin sahabilerden biri oldu, malının üçte ikisini Allah yolunda infak etti.
Dürüst Tüccarın Mahşerdeki Mevkii
Konuyu Peygamberimizin müjdesiyle bitirelim:
التَّاجِرُ الصَّدُوقُ الْأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ
— Sünen et-Tirmizî, Buyû', no. 1209Güvenilir ve dürüst ticaret yapan kıyâmet gününde Peygamberler, sıddîklar ve şehîtlerle beraber olacaktır.
Bu hadis-i şerif, dünyâda hile yapmadan kazanılan helâl paranın âhirette ne kadar muazzam bir paye olduğunu gösterir. Bir tüccar, çarşıda doğruluğuyla, sıddîk ve şehîd mertebesine yükselebilir.
VAAZ ile Ticarî Hayatı Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu Allah Teâlâ'nın er-Rezzâk (rızık veren), el-Fettâh (kapıları açan), ve el-Vehhâb (cömertçe bağışlayan) isimlerini açıklar — rızkın gerçek kaynağı bu isimlerdir. Helâl kazanç ve bereket için dua arşivindeki rızık ve bereket duâlarını günlük zikrine ekleyebilirsin. İçeriği derinleştirmek için emanet vaazı ile israf vaazı yazılarına da bakabilirsin.
Ticarette başarı, sadece kâr etmek değildir; berekettir. Yalanla, hile ile, ölçüden çalmayla elde edilen para çoksa da bereketsizdir. Doğrulukla kazanılan para azsa da, çoluk çocuğa, sıhhata, huzûra dönüşür. Allah Teâlâ'dan, helâl kazanca yetinme, ölçüde adâlet, dilde doğruluk ve borçluya merhamet nasîb etmesini niyâz ediyoruz.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi 4:29, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:275, 2:278-279 ve 2:282, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mutaffifîn Sûresi 83:1-3, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Cum'a Sûresi 62:9-10, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nûr Sûresi 24:37 ve Hûd 11:84, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Buyû', Hadis No. 2072 (Elin emeği), 2076 (Borçluya kolaylık), 2079 (Alıcı-satıcı muhayyerliği) ve 2390 (Bedevînin devesi).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Îmân, Hadis No. 102 (Aldatan bizden değildir) ve 106 (Üç sınıf).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Müsâkât, Hadis No. 1605 (Karaborsacılık).
- Sünen et-Tirmizî, Kitâbu'l-Buyû', Hadis No. 1209 (Dürüst tüccarın âhiretteki mevkii).
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Kitâbu Edebi'l-Kesb ve'l-Meâş bölümü.