Tesettür, İslam ahlâkının hem giyim hem de iç dünyayla ilgili boyutları olan temel kavramlarından biridir. Bu yazıda tesettürün ne anlama geldiğini, Kur'an ve hadislerdeki dayanağını, âlimlerin bu konudaki değerlendirmesini ve örtünmenin ardındaki hikmeti kaynaklarıyla birlikte ele alıyoruz.
Tesettür Nedir?
"Örtünmek, gizlenmek, korunmak" anlamlarına gelen setr kökünden türeyen tesettür, sözlükte "örtünme, saklanma" demektir. Fıkıh terimi olarak ise dinin belirlediği ölçüde bedenin örtülmesi gereken yerlerinin örtülmesini ifade eder. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin "Tesettür" maddesinde belirtildiği üzere kavram, hem namaz sırasında hem de namaz dışında örtülmesi gereken uzuvların örtülmesini kapsar; kadınlar bağlamında ise iffeti korumak amacıyla giyilen dış giysiyi de içine alır.
Âlimler bu çerçevede iki kavramı birbirinden ayırır:
- Setr-i avret: Namazda ve namaz dışında dinen örtülmesi zorunlu olan yerlerin örtülmesidir. Bu, hem erkekleri hem kadınları ilgilendiren genel bir ilkedir.
- Sokak/dış örtüsü (cilbâb): Kadının toplum içinde iffetini koruyacak biçimde giyindiği dış giysidir.
Tesettür yalnızca kadınlara özgü bir yükümlülük değildir. İslam, erkek ve kadının her ikisine de kendi ölçüsünde örtünme ve iffeti koruma sorumluluğu yükler; farklılık örtülmesi gereken yerlerin kapsamındadır.
Kur'an-ı Kerim'de Tesettür
Örtünmenin temel dayanağı Kur'an-ı Kerim'de iki âyette açıkça yer alır. Nûr sûresinde mümin kadınlara iffetlerini korumaları, ziynetlerini açığa vurmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredilir:
— Nûr sûresi, 31Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tefsirinde belirtildiği üzere, "başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" ifadesi baş, boyun ve göğüs bölgesinin örtülmesini emreder ve cahiliye döneminde ön kısmı açık bırakan giyim alışkanlığını değiştirir. Aynı âyette örtünme yükümlülüğünün dışında tutulan yakın akrabalar (mahremler) tek tek sayılır. Nûr sûresinin bir önceki âyetinde ise aynı sorumluluğun erkeklere de yöneltildiği; onlara da gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumalarının emredildiği görülür.
İkinci temel âyet Ahzâb sûresindedir. Burada mümin kadınların dış giysilerine bürünmeleri istenir:
— Ahzâb sûresi, 59Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır.
Diyanet tefsirine göre bu emrin somut bir sebebi vardı: Medine'de ihtiyaçları için dışarı çıkan kadınlar, bazı kimselerin tacizine maruz kalıyordu. Dış giysi (cilbâb), hür mümin kadının tanınmasını ve rahatsız edilmemesini sağlayan bir tedbir olarak emredilmiştir. Âlimler, Nûr sûresindeki örtünmeyi iffeti korumaya yönelik kalıcı bir yükümlülük, Ahzâb sûresindeki tanınma vurgusunu ise dönemin şartlarıyla ilgili koruyucu bir boyut olarak değerlendirir.
Hadislerde Örtünme ve Hayâ
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) örtünmeye dair uygulamalarını yansıtan rivayetlerden biri, Hz. Âişe'den nakledilen şu hadistir. Rivayete göre Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ, ince bir elbiseyle Resûlullah'ın huzuruna girmiş, Peygamberimiz yüzünü çevirerek şöyle buyurmuştur:
— Sünen-i Ebû Dâvûd, Libâs, no. 4104Ey Esmâ! Kadın ergenlik çağına ulaştığında, onun şu ve şu yerleri dışında bir yerinin görünmesi uygun olmaz.
Burada Peygamberimizin yüz ve ellerine işaret ettiği nakledilir. Kaynaklarda bu rivayetin senedinde bir kopukluk bulunduğu (Ebû Dâvûd'un onu mürsel saydığı), buna karşılık başka delillerle desteklenerek bazı âlimlerce hasen derecesinde değerlendirildiği belirtilir. Bu sebebe binaen âlimlerin çoğunluğu, kadının yüz ve ellerinin örtülmesi zorunlu yerlerden (avret) sayılmadığı görüşüne varmıştır; bu husus mezhepler arasında ayrıntıda farklılık gösterebilir.
Örtünme meselesi, İslam'da yalnızca bir kıyafet kuralı olmayıp hayâ (edep, utanma duygusu) kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Hz. Peygamber hayâyı imanın bir parçası olarak nitelemiştir:
— Sahih Buhârî, Îmân, no. 24Hayâ imandandır.
Abdullah b. Ömer'den nakledilen ve Buhârî ile Müslim'in ittifakla sahih kabul ettiği (müttefekun aleyh) bu rivayet, örtünmenin kaynağının dıştaki bir giysiden önce içteki bir erdem olduğuna işaret eder. Hayâ, kişinin hem Allah'a hem insanlara karşı taşıdığı bir sorumluluk bilincidir; giyimdeki tesettür de bu iç hâlin dışa yansımasıdır. Konuyla ilgili daha fazla rivayeti sitemizin hadis bölümünde inceleyebilirsiniz.
Örtünmenin Amacı ve Hikmeti
İslam düşüncesinde örtünme, tek başına bir yasak listesi değil, iffeti ve toplumsal huzuru koruyan bir ölçüdür. TDV İslam Ansiklopedisi'nde ifade edildiği üzere tesettür, hem zinaya götürmesi muhtemel yolların kapatılması hem de kişilerin rahatsız edici bakış ve algılardan korunarak huzurlu bir toplumsal düzenin kurulması hedefiyle yakından ilişkilidir. Bu yönüyle örtünme, iffetin korunmasını amaçlayan geniş bir ahlâk anlayışının parçasıdır; İslam'ın zina ve fuhşa karşı koyduğu sınırlar bütününün bir halkasıdır.
Örtünmenin bir başka boyutu da samimiyet ve niyettir. Dıştaki örtü, içteki hayâ ve Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle birleştiğinde anlamını bulur. Bu sebeple örtünme, gösteriş ya da toplumsal baskıyla değil, Allah'ın rızasını gözeten bir bilinçle yerine getirildiğinde gerçek değerini kazanır.
Âlimlerin Görüşü ve Diyanet'in Yaklaşımı
Klasik fıkıh kaynaklarında ve dört Sünnî mezhebin ortak kabulünde örtünme, dinî bir yükümlülük (farz) olarak değerlendirilir. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'ndeki bilgilere göre Diyanet İşleri Başkanlığı, başörtüsünün Kur'an, Sünnet ve müslümanların ortak kabulüne dayanan dinî bir vecîbe olduğunu resmî kararlarında açıkça ifade etmiştir.
Örtülmesi gereken yerlerin sınırı, kadının yüz ve ellerinin durumu gibi ayrıntılarda mezhepler arasında farklı değerlendirmeler bulunabilir. Bu tür ayrıntılar, ilgili delillerin yorumundan kaynaklanan meşru içtihad farklılıklarıdır ve konunun aslını, yani örtünmenin dinî bir yükümlülük olduğu gerçeğini değiştirmez. Örtünme; imanın, hayânın ve mümin kişiliğinin bütünlüğü içinde anlaşıldığında yerli yerine oturur.
Sonuç
Tesettür, dıştaki bir giysiden çok içteki hayâ ve iffet bilincinin bir yansımasıdır. Kur'an ve Sünnet'in ortaya koyduğu bu ölçü, insanın onurunu ve mahremiyetini korumayı, toplumda huzurlu bir ilişki düzeni kurmayı amaçlar. Örtünmenin kapsamına ve kişisel durumlara ilişkin bağlayıcı bir hüküm için Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yetkili dinî mercilere danışılmalıdır; bu yazı bir fetva değil, güvenilir kaynaklara dayalı genel bir bilgilendirmedir. Konuyla ilgili âyetleri Kur'an-ı Kerim bölümümüzden okuyabilirsiniz.
Kaynakça
- Nûr sûresi, 30-31 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali ve Tefsiri).
- Ahzâb sûresi, 59 — kuran.diyanet.gov.tr (Diyanet Meali ve Tefsiri).
- Sünen-i Ebû Dâvûd, Libâs, Hadis No. 4104 — Hz. Âişe'den (rivayet mürsel olup Elbânî tarafından hasen sayılmıştır); sunnah.com.
- Sahih Buhârî, Îmân, Hadis No. 24 ve Sahih Müslim, Hadis No. 36 — Abdullah b. Ömer'den (müttefekun aleyh); hadeethenc.com.
- "Tesettür" maddesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDV), c. 40, s. 543-545 — islamansiklopedisi.org.tr.