Allah Teâlâ insanı başıboş yaratmadı. İlk insan Hz. Âdem'den son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.v.) gelinceye kadar pek çok peygamber göndererek kullarına yol gösterdi. Bu, ilâhî rahmetin en büyük tezâhürüdür — çünkü insan akılla Allah'ın varlığına ulaşabilse de O'na nasıl ibadet edeceğini, neyi emrettiğini ve neyi yasakladığını ancak vahiyle bilebilir. Bu vaaz, peygamberlik kavramının ne olduğunu, peygamberlerin sıfatlarını, görevlerini ve son peygamberin bu zincirdeki yerini ele alıyor.
Peygamberlik Nedir?
"Peygamber" Farsça bir kelimedir; "haber getiren" anlamına gelir. Allah ile insanlar arasında elçilik görevini ifade eder. Arapçada bu görev risâlet ve nübüvvet kelimeleriyle anlatılır; görevliye Resûl veya Nebî denir.
Resûl ile Nebî arasındaki fark: Kendisine yeni bir kitap indirilen peygambere Resûl; daha önceki bir kitaba göre amel etmekle görevlendirilen peygambere Nebî denir. Her Resûl aynı zamanda Nebî'dir; ancak her Nebî Resûl değildir.
Peygamberlik kesb ile değil vehb ile elde edilir: Allah dilediği kuluna verir. Mekke müşriklerinden bazıları "Peygamberlik niçin bize değil de Hz. Muhammed'e verildi?" diye itiraz edince Allah Teâlâ şu âyetle cevap verdi:
ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥ
— En'âm Sûresi 6:124Allah peygamberlik görevini kime vereceğini daha iyi bilir.
Peygamberin gönderiliş hikmetini Allah Teâlâ kullarına şöyle açıklar:
رُّسُلࣰ ا مُّبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَى ٱللَّهِ حُجَّةُۢ بَعۡدَ ٱلرُّسُلِۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمࣰ ا
— Nisâ Sûresi 4:165Müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir mazereti olmasın. Allah üstündür, hikmet sahibidir.
Mahşer günü kimse "Bize bildiren olsaydı dönerdik" diyemesin diye Allah peygamberler gönderdi. Bunlar, beşerin bilebileceği bütün mazeret kapılarını kapatan ilâhî rahmetin habercileridir.
Peygamberlerin Vahiy Zinciri
Allah Teâlâ peygamberleri sürekli kıldı, ümmetsiz bir nesil bırakmadı:
۞إِنَّآ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ كَمَآ أَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ نُوحࣲ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعۡدِهِۦۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡمَٰعِيلَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَ وَٱلۡأَسۡبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَٰرُونَ وَسُلَيۡمَٰنَۚ وَءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ زَبُورࣰ ا
— Nisâ Sûresi 4:163Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik; Dâvud'a Zebûr verdik.
Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberlerin sayısı 25'tir: Âdem, İdris, Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, Lût, İsmâil, İshâk, Ya'kûb, Yûsuf, Eyyûb, Şuayb, Mûsâ, Hârûn, Yûnus, Dâvud, Süleyman, İlyâs, Elyesâ, Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ, Zü'l-kifl ve Muhammed (aleyhimu's-selâm). Ancak gönderilen peygamberlerin tamamı bunlardan ibaret değildir; Allah Teâlâ buyurur:
وَرُسُلࣰ ا قَدۡ قَصَصۡنَٰهُمۡ عَلَيۡكَ مِن قَبۡلُ وَرُسُلࣰ ا لَّمۡ نَقۡصُصۡهُمۡ عَلَيۡكَۚ وَكَلَّمَ ٱللَّهُ مُوسَىٰ تَكۡلِيمࣰ ا
— Nisâ Sûresi 4:164Daha önce sana anlattığımız peygamberler ve sana anlatmadığımız peygamberler gönderdik. Allah Mûsâ ile özel olarak konuşmuştur.
Bu âyet, peygamberlerin sadece Kur'an'da zikredilenlerden ibaret olmadığını, yalnız Allah'ın bildiği daha pek çok elçi gönderildiğini bildirir. Bu da "Niçin peygamberler hep belli bir bölgeden çıkmış?" itirâzına cevaptır: Her millete elçi gönderilmiş, ancak adlarını ve görev yerlerini Allah bilir.
Peygamberlerin Beş Sıfatı
Bütün peygamberlerde bulunması gereken beş sıfat vardır:
- Sıdk (Doğruluk): Peygamber yalan söylemez, kimseyi aldatmaz. Doğruluk peygamberin değişmez vasfıdır.
- Emânet (Güvenilirlik): Allah Teâlâ buyurur: "Bir peygamber için emanete hıyanet yaraşmaz" (Âl-i İmrân 3:161). Peygamberler kendilerine teslim edilen vahye, davete ve emanete tam riayet ederler.
- İsmet (Günahtan korunmuş olmak): Peygamberler şirk ve büyük günahlardan korunmuştur. Olmasalardı insanlar onlara güvenmez, onları örnek alamazdı.
- Fetânet (Akıl ve zekâ üstünlüğü): Peygamberler akıllı ve zekîdir; tebliğ ve eğitim için bu vazgeçilmezdir.
- Tebliğ (Vahyi ulaştırmak): Peygamberlerin asıl vazifesidir. Kendisine ulaştırılan vahyi hiçbir şey saklamadan tebliğ eder.
Peygamberlerin Görevleri
Peygamberlerin iki temel görevi vardır.
Birinci Görev — Tebliğ
Vahyi insanlara ulaştırmaktır. Allah Teâlâ Resûlüne hitap eder:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغۡ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ وَإِن لَّمۡ تَفۡعَلۡ فَمَا بَلَّغۡتَ رِسَالَتَهُۥ
— Mâide Sûresi 5:67Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun.
Peygamber tebliğini yapınca sorumluluk başkalarına geçer. Tebliği duyup uymayanların hesabı kendilerine aittir. Peygamberler de mahşerde sorgulanacaktır, ancak sorular farklıdır: Ümmetlere "Peygamberlere uydunuz mu?" diye, peygamberlere "Size ne cevap verildi?" diye sorulacaktır.
Allah Teâlâ Peygamberimize zorlama izni vermez:
أَفَأَنتَ تُكۡرِهُ ٱلنَّاسَ حَتَّىٰ يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ
— Yûnus Sûresi 10:99Sen, insanları mü'min olsunlar diye zorlayacak mısın?
Peygamberimiz tebliğde sevgi, sabır ve hikmet kullandı; baskı veya tehdit değil. Amcası Ebû Tâlib'in vefâtı bunun en hüzünlü misalidir: Hayatı boyunca Peygamberimizi koruyan amcasının iman etmesini istemiş, ölüm döşeğinde "Lâ ilâhe illâllâh" demesini istemişti. Ebû Tâlib son nefesinde "Ben Abdülmuttalip milleti üzereyim" diyerek vefat etti. Peygamberimiz çok üzüldü; bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyeti indirdi:
إِنَّكَ لَا تَهۡدِي مَنۡ أَحۡبَبۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يَشَآءُ
— Kasas Sûresi 28:56Sen sevdiğini hidâyete erdiremezsin; Allah dilediğine hidâyet verir.
Hidâyete çağırma görevi peygamberin, hidâyete ulaştırma yetkisi Allah'ındır.
İkinci Görev — Beyân
Peygamberin ikinci görevi vahyi açıklamaktır:
وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلذِّكۡرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ
— Nahl Sûresi 16:44Sana da Kur'an'ı indirdik ki insanlara, kendilerine indirileni açıklayasın; umulur ki düşünüp anlarlar.
Allah Teâlâ Kur'an'da "namazı kılın" buyurur — ama namazın kaç rekât olduğu, hangi okuyuşlar yapılacağı, hangi vakitlerde kaç rekât olacağı detayları Peygamberimiz tarafından gösterilmiştir. Peygamberimiz: "Beni nasıl namaz kılar görüyorsanız öyle kılın" (Sahih al-Bukhari, Ezân, 631), buyurdu. Zekât için de aynısı: Allah "zekât verin" der, ama hangi mallardan ne nispette verileceğini peygamber öğretir.
Bu yüzden Peygamberimizin sünnetini Kur'an'dan ayrı düşünmek mümkün değildir. Kur'an, Peygamberimize itaati doğrudan Allah'a itaate eşit kılar:
مَّن يُطِعِ ٱلرَّسُولَ فَقَدۡ أَطَاعَ ٱللَّهَ
— Nisâ Sûresi 4:80Kim Peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.
Peygamberler İnsandır
Peygamberler bizim gibi insandır. Yerler, içerler, evlenir, çoluk-çocuk sahibi olurlar; sevinir, üzülür, hastalanır, nihâyet vefât ederler. Kur'an-ı Kerim Hıristiyanların Hz. Îsâ'yı tanrılaştırmasına şiddetle karşı çıkar:
لَن يَسۡتَنكِفَ ٱلۡمَسِيحُ أَن يَكُونَ عَبۡدࣰ ا لِّلَّهِ
— Nisâ Sûresi 4:172Mesîh, Allah'a kul olmaktan asla çekinmez.
Hz. Îsâ "Meryem oğlu" diye anılır — beşer olduğu ve Allah'a kul olduğu vurgulanır. Necran heyetinin "Sen niçin sahibimize hakaret ediyorsun?" itirazına Peygamberimiz: "Allah'a kul olmak hakaret değil, şereftir," buyurdu.
Peygamberimizin Evrenselliği
Önceki peygamberler kavimlerine gönderilirken, Hz. Muhammed (s.a.v.) bütün insanlığa gönderilen son peygamberdir:
وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا كَآفَّةࣰ لِّلنَّاسِ بَشِيرࣰ ا وَنَذِيرࣰ ا
— Sebe' Sûresi 34:28Biz seni ancak bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Aynı sûrede O'nun rahmet olarak gönderildiği bildirilir:
وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَةࣰ لِّلۡعَٰلَمِينَ
— Enbiyâ Sûresi 21:107Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Ve O, peygamberlerin sonuncusudur:
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدࣲ مِّن رِّجَالِكُمۡ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ
— Ahzâb Sûresi 33:40Muhammed sizin erkeklerinizden birinin babası değil; o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur.
Anlatılan Kıssalar
Hz. İbrâhim'in Rabbini Araması
Hz. İbrâhim (a.s.) gençliğinde gece çıkıp gökyüzüne baktı; önce yıldızlara "Rabbim budur" dedi, batınca "Ben batanları sevmem" diye geri çevirdi. Sonra aya, sonra güneşe baktı; her ikisi de battı. Sonunda gözünü, görünmeyen ama her şeyi var edene çevirdi: "Ben hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah'a çevirdim" (En'âm 6:79). Akıl tek başına Allah'ın varlığına ulaşabilir; ancak nasıl ibadet edileceği için vahye ihtiyaç vardır. Allah, Hz. İbrâhim'in bu samimi arayışını peygamberlikle ödüllendirdi.
Hz. Mûsâ ve Tûr Dağı
Hz. Mûsâ (a.s.) ailesiyle yolda iken Tûr dağında bir ateş gördü ve "Belki size ondan bir koz getiririm" diye yaklaştı. Yaklaştığında Allah Teâlâ ona seslendi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen kutsal vadi Tuvâ'dasın" (Tâ-Hâ 20:11-12). Bu, Allah'ın kuluna doğrudan konuşmasıdır — Kur'an Hz. Mûsâ'yı bu yüzden "Kelîmullah" (Allah'ın konuştuğu) olarak anar (Nisâ 4:164). Peygamberlik bir vehb (ilâhî bağış) olduğunun en açık örneklerinden biridir.
"Vallahi Soruyorum Sana..."
Peygamberimiz Medine'deki günlerinden birinde bir yabancı bedevî mescide girdi. "Hanginiz Abdülmuttalib'in oğlu?" diye sordu. Peygamberimiz: "Benim," dedi. Bedevî: "Ey Muhammed, bazı şeyler soracağım. Vallahi soracağıma yemin ediyorum. Sen kızmayacaksın." Peygamberimiz: "Aklına geleni sor," buyurdu. Bedevî bütün İslâm'ın esaslarını tek tek sordu — Allah'tan ümit kesilmemesi, namaz, zekât, oruç, hac. Peygamberimiz hepsine sakin sakin cevap verdi. Sonunda bedevî dedi ki: "Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, ben bunlardan ne fazla ne eksik yapacağım." Peygamberimiz: "Eğer dediğini yaparsa cennete girer."
— Sahih al-Bukhari, İlim, no. 63Bu hadis Peygamberimizin tebliğdeki tavrının canlı bir tarifidir. Bedevîye kızmadı, sorgu üslubuna kapılmadı, dini olabildiğince yalın bir şekilde anlattı. İslâm'ın esasları beş soru-cevapta özetlenebildi. Peygamber, "gerçeği yüklemek" değil "gerçeği duyurmak" için gönderilmiştir.
Hz. Süheyb'in Hicreti
Hz. Süheyb (ra.) Mekke'den Medine'ye hicret etmek isteyince Kureyşliler önünü kestiler: "Sen yoksulluğun içinde bize geldin, burada zenginleştin; şimdi malını ve canını alıp gitmene izin vermeyiz." Süheyb dedi ki: "Eğer bütün malımı size bırakırsam, gitmeme izin verir misiniz?" Onlar: "Evet." Süheyb yıllarca biriktirdiği bütün malını verdi ve hicret yoluna düştü. Medine'ye vardığında Peygamberimiz onu görür görmez şöyle buyurdu:
— "Ey Ebû Yahyâ, alış-veriş kazançlı oldu!"
Bunu duyan Hz. Süheyb şaşırdı; sonra anladı: Bütün dünyâ malı bir tarafa, Resûlullah'ın iltifatı bir tarafa. Peygamberin sözündeki müjde, alış-verişin kazancını cennete kadar uzatmıştı.
Bu kıssa, peygambere ulaşmanın bedeli ne olursa olsun ödenmesi gerektiğinin sembolüdür.
VAAZ ile Peygamberlik Şuurunu Yaşamak
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Hâdî (hidâyete erdiren), el-Mübeyyin (apaçık beyân eden) ve er-Rahmân (sonsuz merhamet sahibi) isimleri peygamber gönderilmesinin ilâhî hikmetini idrâk için pencere açar. Dua arşivindeki salavât-ı şerife günlük zikre dâhil edildiğinde mü'min hem peygamber sevgisini hem peygamber sünnetine bağlılığını korur.
Peygamberlik şuurunun pratik karşılığı için Peygamber Kıssaları Vaazı'na, salavâtın faziletleri için Salavât Vaazı'na bakabilirsin. Peygamberlik, Allah'ın insana en büyük lütfudur — vahiyle aydınlatılmamış bir kalp karanlığa, peygambersiz bir nesil hesapsızlığa terkedilmiş olurdu.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi 4:163-165, 4:172, 4:80, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mâide Sûresi 5:67, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, En'âm Sûresi 6:79, 6:124, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Yûnus Sûresi 10:99, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nahl Sûresi 16:44, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Enbiyâ Sûresi 21:107, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Tâ-Hâ Sûresi 20:11-12, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Kasas Sûresi 28:56, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Ahzâb Sûresi 33:40, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Sebe' Sûresi 34:28, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-İlm, Hadis No. 63 (Bedevînin gelişi).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Ezân, Hadis No. 631 ("Beni nasıl namaz kılar görürseniz...").
- Âlûsî, Rûhu'l-Maânî, Hz. Îsâ ve Necran heyeti.