Ana icerige atla
Mekkî · 30 ayet

سورة الفجر

Fecr

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Fecr Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 89. suresidir; 30 ayetten oluşur ve tarihin zalim toplumlarına verilen cezalar, insanın mal ve imtihan karşısındaki tutumu, yetim ve yoksula karşı sorumluluklar ile huzura ermiş nefsin Rabbine dönüşü konularını işler. Fecre, on geceye, çifte ve teke, geçip giden geceye yeminle açılan sure; Âd, Semûd ve Firavun'un akıbetini hatırlatarak Rabbin gözetlemede olduğu uyarısını yapar. İnsanın nimetle şımarıp darlıkta yakınması eleştirilir; yetimi koruma ve yoksulu doyurma sorumluluğu hatırlatılır. Sure, 'Ey huzura eren nefis! Razı olmuş ve razı olunmuş olarak Rabbine dön' hitabıyla son bulur; Kur'an'ın en sevilen kapanışlarından olan bu ayetler, bir ömrün nihaî hedefini gösterir.

Nüzul ve arka plan

Fecr Suresi Mekkîdir; Mekke döneminin ilk yıllarında indiği kabul edilir. Mal ve güçle övünen, yetimi ve yoksulu gözetmeyen Mekke toplumunun zihniyetine doğrudan hitap eder. Yemin edilen 'on gece', tefsir kaynaklarında çoğunlukla Zilhicce ayının ilk on gecesi olarak yorumlanmıştır; surenin belirli bir olay üzerine indiğine dair yaygın bir rivayet nakledilmemiştir.

Ana temalar

Surenin ana temaları ilahi gözetim, tarihten ibret, mal hırsının eleştirisi ve nefsin olgunlaşmasıdır. Sütunlar sahibi İrem'iyle Âd'ın, vadide kayaları oyan Semûd'un ve kazıklar sahibi Firavun'un helâki (89:6-13), zulmün hiçbir çağda cezasız kalmadığını gösterir; 'Şüphesiz Rabbin gözetlemededir' ayeti (89:14) bu kıssaların özüdür. Yetime ikram etmemek, yoksulu doyurmaya teşvik etmemek, mirası hak gözetmeden yemek ve malı aşırı sevmek (89:17-20) dört toplumsal hastalık olarak sayılır. Surenin sonunda nefs-i mutmainneye yapılan 'Rabbine dön' çağrısı (89:27-30), kulluğun varış noktasını tarif eder.

189:1

وَٱلۡفَجۡرِ

Tanyerinin ağarmasına and olsun

289:2

وَلَيَالٍ عَشۡرࣲ‏

Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun

389:3

وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ

Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun

489:4

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi

589:5

هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍ

Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi

689:6

أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

789:7

إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

889:8

ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ

Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi

989:9

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

1089:10

وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

1189:11

ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

1289:12

فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ

Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi

1389:13

فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ

Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir

1489:14

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ

Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir

1589:15

فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ

Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der

1689:16

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ

Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der

1789:17

كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ

Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz

1889:18

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ

Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz

1989:19

وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰ ا لَّمࣰّ ا

Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz

2089:20

وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّ ا جَمࣰّ ا

Malı pek çok seviyorsunuz

2189:21

كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّ ا دَكࣰّ ا

Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman

2289:22

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّ ا صَفࣰّ ا

Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince

2389:23

وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ

O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne

2489:24

يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي

Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der

2589:25

فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱ‏

O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez

2689:26

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱ‏

Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz

2789:27

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ

Ey huzur içinde olan can

2889:28

ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰ‏

O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön

2989:29

فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي

Ey can! İyi kullarımın arasına gir

3089:30

وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي

Cennetime gir

VAAZ
VAAZ UYGULAMASI

VAAZ'ı cebinize indirin

Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.

  • Ezan bildirimi
  • Kur'an & meal
  • Kıble pusulası
  • Günün ayeti ve hadisi