Ana icerige atla
Mekkî · 26 ayet

سورة الغاشية

Gaşiye

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Gâşiye Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 88. suresidir; 26 ayetten oluşur ve her şeyi kuşatacak kıyamet günü, o gün ikiye ayrılacak yüzler, kâinattaki yaratılış delilleri ve Hz. Peygamber'in tebliğdeki konumu konularını işler. Sure, 'Gâşiye'nin haberi sana geldi mi?' sorusuyla açılır; bir yanda zillet içinde yorulmuş, kızgın ateşe giren yüzler, diğer yanda yüksek bir cennette mutlu ve hoşnut yüzler tasvir edilir. Ardından bakışlar yeryüzüne çevrilir: deve, gök, dağlar ve yer, üzerinde düşünülmesi gereken birer ayet olarak sıralanır. Sure, Hz. Peygamber'in yalnızca bir hatırlatıcı olduğunu, insanlar üzerinde zorlayıcı olmadığını bildirir; dönüşün ve hesabın yalnız Allah'a ait olduğunu vurgulayarak son bulur.

Nüzul ve arka plan

Gâşiye Suresi Mekkîdir; Mekke döneminin ilk yıllarında, ahiret inancının müşrikler tarafından yadırgandığı ve alaya alındığı bir ortamda indiği kabul edilir. Kıyamet sahneleriyle uyarıyı, yaratılış delilleriyle tefekkürü birleştiren yapısıyla erken Mekkî üslubun tipik bir örneğidir; sure hakkında özel bir nüzul sebebi nakledilmemiş, genel uyarı ve davet bağlamında değerlendirilmiştir.

Ana temalar

Surenin ana temaları kıyamet, cennet ve cehennem tasvirleri, kâinat üzerine tefekkür ve tebliğin sınırlarıdır. O gün yüzlerin zillete ya da nimete bürünmesi (88:2-16), ahiretin iki kutuplu gerçekliğini somutlaştırır. 'Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratıldı?' diye başlayan pasaj (88:17-20), gözlemi imana götüren bir yol olarak sunar. 'Sen ancak bir hatırlatıcısın; onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin' ayetleri (88:21-22), tebliğ ahlâkı açısından temel bir ilkeyi dile getirir. Dönüşün Allah'a, hesabın da O'na ait olduğu vurgusu (88:25-26) sureyi mühürler.

Fazileti

Hz. Peygamber'in cuma ve bayram namazlarında A'lâ Suresi ile birlikte Gâşiye Suresi'ni okuduğu sahih kaynaklarda nakledilir; asırlardır süren bu uygulama, sureyi cemaatle kılınan namazların en tanıdık ve en çok duyulan seslerinden biri hâline getirmiştir.

188:1

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡغَٰشِيَةِ

Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi

288:2

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ

O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür

388:3

عَامِلَةࣱ نَّاصِبَةࣱ‏

Zor işler altında bitkin düşmüştür

488:4

تَصۡلَىٰ نَارًا حَامِيَةࣰ‏

Yakıcı ateşe yaslanırlar

588:5

تُسۡقَىٰ مِنۡ عَيۡنٍ ءَانِيَةࣲ‏

Kızgın bir kaynaktan içirilirler

688:6

لَّيۡسَ لَهُمۡ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعࣲ‏

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur

788:7

لَّا يُسۡمِنُ وَلَا يُغۡنِي مِن جُوعࣲ‏

Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur

888:8

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ نَّاعِمَةࣱ‏

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır

988:9

لِّسَعۡيِهَا رَاضِيَةࣱ‏

Yaptıklarından hoşnuddurlar

1088:10

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةࣲ‏

Yüksek bir cennettedirler

1188:11

لَّا تَسۡمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةࣰ‏

Orada boş söz işitmezler

1288:12

فِيهَا عَيۡنࣱ جَارِيَةࣱ‏

Orada akan kaynak vardır

1388:13

فِيهَا سُرُرࣱ مَّرۡفُوعَةࣱ‏

Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır

1488:14

وَأَكۡوَابࣱ مَّوۡضُوعَةࣱ‏

Yerleştirilmiş kaseler

1588:15

وَنَمَارِقُ مَصۡفُوفَةࣱ‏

Sıra sıra yastıklar

1688:16

وَزَرَابِيُّ مَبۡثُوثَةٌ

Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır

1788:17

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلۡإِبِلِ كَيۡفَ خُلِقَتۡ

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

1888:18

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيۡفَ رُفِعَتۡ

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

1988:19

وَإِلَى ٱلۡجِبَالِ كَيۡفَ نُصِبَتۡ

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

2088:20

وَإِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَيۡفَ سُطِحَتۡ

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı

2188:21

فَذَكِّرۡ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرࣱ‏

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün

2288:22

لَّسۡتَ عَلَيۡهِم بِمُصَيۡطِرٍ

Sen, onlara zor kullanacak değilsin

2388:23

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır

2488:24

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَكۡبَرَ

Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır

2588:25

إِنَّ إِلَيۡنَآ إِيَابَهُمۡ

Doğrusu onların dönüşü Bize'dir

2688:26

ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا حِسَابَهُم

Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir

VAAZ
VAAZ UYGULAMASI

VAAZ'ı cebinize indirin

Ezan bildirimi, Kur'an-ı Kerim, kıble pusulası ve günlük içerikler — hepsi tek uygulamada, ücretsiz.

  • Ezan bildirimi
  • Kur'an & meal
  • Kıble pusulası
  • Günün ayeti ve hadisi