Adhan notifications, the Holy Quran, a qibla compass, and daily content — all in one free app.
Authentic hadith sources, categorized, with original Arabic text and Turkish translation.
عن أم سلمة رضي الله عنها قالت: «جاءت أمُّ سُلَيمٍ امرأةُ أَبِي طَلحة إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت: يا رسول الله، إنَّ الله لا يَسْتَحيِي من الحَقِّ، فهل على المرأة من غُسْلٍ إِذَا هِيَ احْتَلَمَت؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : نعم، إِذَا رَأَت المَاء».
“Ümmü Seleme -radıyallâhu anhâ- şöyle dedi: Ebû Talha'nın hanımı Ümmü Süleym, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve: "Ey Allah'ın Rasûlü! Kuşkusuz Allah, hakkın söylenmesinden haya etmez. Bir hanım ihtilam olduğu zaman gusül abdesti alması gerekir mi?" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Suyu (meniyi) gördüğü zaman evet (alması gerekir).» buyurdu.”
Ümmü Atiyye -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kızlarından biri vefat etti. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- dışarı çıktı ve şöyle buyurdu: «Onu üç defa ya da beş defa, uygun görürseniz daha fazla, su ve sedir ağacının yapraklarıyla yıkayın. Son yıkamada kâfûr -veya kâfûr benzeri bir şey ekleyin-. İşiniz bittiğinde bana haber verin.» Ümmü Seleme dedi ki: İşimiz bittiğinde ona haber verdik. O da bize belindeki kuşağı attı ve şöyle buyurdu: «Onu bu kuşakla bağlayın.» Ümmü Seleme şöyle dedi: "Ve onun başına üç örgü yaptık."
Ben yedi yaşımda iken, Vedâ haccında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında bana da haccettirdiler.
Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisini ve eşyalarını taşıyan bir deve ile haccetmiştir.
"Allah yolunda, bir gün nöbet/ribât beklemek, bir ay oruç tutmak ve gece namazı kılmaktan daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli(nin sevabı) ve (cennette) kendisine rızık verilmeye devam eder. Kabir sorgusundan da emin olur."
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ensar'dan bir kadına: «Senin bizimle beraber haccetmene engel olan şey nedir?» diye sordu.(Hadisin ravisi İbn-i Cüreyc; İbn-i Abbâs, bu kadının adını söyledi, fakat ben adını unuttum, dedi.) Kadın -Bizim su taşıyan iki devemizden başka malımız yoktur. Oğlum ile babası develerin birine binerek hacca gittiler. Bize su taşımak için yalnız bir deve bıraktılar. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Öyleyse ramazan geldiği zaman umre yap. Çünkü ramazanda yapılan umre, hacca denktir.»
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’tan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her ramazan on gün itikafa girerdi. Vefat ettiği senenin ramazanında yirmi gün itikafa girdi.
Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz cahiliye dönemindeki panayırlardandır. (Sahabeler) hac mevsiminde ticaret yaparak günaha girmekten korkuyorlardı. Bunun üzerine“-Hac mevsiminde ticaret yaparak- Rabbinizden gelecek bir lütfu aramanızda sizin için bir günah yoktur.” mealinde ki ayeti kerime nazil oldu. (Bakara 2/198)
Fadâle b. Ubeyd, Selmân-ı Fârisî ve Ukbe b. Âmir el-Cuhenî -radıyallahu anhum-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre: "Allah yolunda düşmana karşı nöbet tutan kimselerin dışında bütün ölülerin amel defterleri kapanır. Murabıtların ise, iyi amelleri kıyamet gününe kadar artmaya devam eder ve bu kimseler kabir fitnesinden emindirler." diye buyrulmuştur.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Kim Allah için hacceder de rafesten uzak durur ve büyük günah işlemezse, hacdan annesinden doğduğu günkü gibi (günahsız) olarak döner.»
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Ya Rasûlallah: "Cihadı amellerin en faziletlisi olarak görüyoruz. Bizler de (kadınlar) cihat etmeyelim mi?" Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Siz kadınlar için en faziletli cihat, mebrûr hacdır.»
Abbâs b. Abdulmuttalib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir keresinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek bana bir dua öğret ki onu okuyarak Allah -Azze ve Celle-'den istekte bulunayım, dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'tan afiyet dile.» diye buyurdu. Bir kaç gün geçtikten sonra tekrardan gelerek: Ya Rasûlallah! Bana bir dua öğret ki onu okuyarak Allah Teâlâ'dan istekte bulunayım, dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de bana şöyle cevap verdi: «Ey Abbâs! Ey Allah Rasûlü'nün amcası! Dünyada ve ahirette Allah'tan afiyet dile.»
Ebû Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde iken Müslümanlardan bir kişi yanına geldi, ona seslenerek şöyle dedi: Ya Rasûlallah, ben zina ettim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ondan yüz çevirdi. Fakat adam yüzünü çevirdiği tarafa dönerek: Ya Rasûlallah, ben zina ettim, dedi. Adam bunu dört kere tekrarladı. Fakat Rasûlullah her seferinde yüz çevirdi. Adam kendi aleyhinde dört defa sahitlik edince Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onu çağırdı ve: Sende delilik var mı? Diye sordu. Adam : Hayır cevabını verdi. O halde muhsan (evli) mısın diye sordu. Adam: Evet dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu götüründe recm edin, buyurdu. İbn Şihâb şöyle demiştir: Ebû Seleme b. Abdurrahman Cabir b. Adbullah'ı şöyle ederken işiitiğini bana haber verdi: Onu recm edenlerin arasında bende bulunuyordum. Onu Musallada recm ettik. Taşlar onun canını yakınca kaçtı. Harra bölgesinde ona yetiştik ve onu recm ettik.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- idmana çekilmiş ve zayıflatılmış atları el-Hafyâ'dan başlayıp Seniyyetu'l-Vedâ'ya kadar koşturtup yarıştırdı. Diğer defa da idmana çekilmemiş atları Seniyye'den tâ Benû Zurayk Mescidi'ne kadar koşturtup yarıştırdı. İbn Ömer: Ben de koşturup yarış edenler içinde idim, demiştir. Sufyân şöyle demiştir: el-Hafyâ'dan Seniyyetu'l-Vedâ'ya kadar beş yada altı mil; Seniyye ile Benû Zurayk Mescidi arası bir mildir.
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden birisi yemek yediği zaman elini yalamadıkça veya yalatmadıkça onu silmesin.»
İbni Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah -Azze ve Celle- Kıyamet Günü gelmiş geçmiş bütün insanları bir araya toplayacaktır. Her bir hain için bir sancak kaldırılacak ve şöyle denilecektir: Bu falanca oğlu falancanın hainliğidir.»
Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- (karnına aldığı darbe sebebiyle) cenini düşen kadın hakkında insanlarla istişare etti. Muğira b. Şu'be -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bu hususta Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in köle ya da cariyenin diyeti ile hükmettiğine şahit oldum. Ömer -radıyallahu anh- seninle buna şahitlik eden birini bana getir dedi. Muhammed b Mesleme -radıyallahu anh-, onunla birlikte buna şahitlik etti.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi: Sa'd b. Ubâde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- 'e: "Annem öldü, üzerinde adak borcu vardı ne yapayım?" diye (fetva) sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Annenin adağını onun adına sen yerine getir!» dedi.
Seleme b. Ekva' -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir seferde iken müşrikler tarafından bir casus geldi de sahâbîlerin yanına oturdu ve onlarla konuşmaya durdu. Sonra (devesine binerek) dönüp gitti. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onu arayıp bulun ve öldürün!» buyurdu. O casusu, Seleme b. Ekva' (arkasından gidip) öldürdü. Peygamber de casusun devesini ve üzerindeki eşyasını Seleme'ye (ganîmet payından) fazla bir atiyye olmak üzere verdi. Başka bir rivayette: «Adamı kim öldürdü?» diye sordu. Sahabeler: İbn Ekva' (öldürdü) dediler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onun bütün malı Seleme'nindir.» buyurdu.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan: "Hüzeyl'den iki kadın kavga etti; biri diğerine bir taş atıp hem onu, hem de karnındaki cenini öldürdü. Davaları Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e aksetti. Cenini için, bir erkek köle veya cariye diyetine hükmetli. Ölen kadının diyetinin de Öldürenin ailesi üzerine yüklenmesine hükmetti."Mirasına çocukları ve onlarla beraber olanlar (Ölen kadının akrabaları) vâris oldular. Hamel b. en-Nâbiğa el-Hüzelî dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Yemeyen, içmeyen, doğduğunda ses vermeyen bir ceninin ceremesini nasıl öderim; bu tür davranışlar insanları bezdirir."Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Bu adam, seci' yaptığı (kelimeleri şiirsel bir şekilde sıraladığı) için kâhinlerin kardeşlerindendir.''
Ebû Bekre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?» diye üç defa sordu. Biz de: Evet! Yâ Rasûlallah, dedik. Rasûlullah: «Allah’a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek» diye buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve «İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak» diye buyurdu. Bu sözü durmadan tekrarladı. Daha fazla üzülmesini istemediğimiz için keşke sussa, diye arzu ettik.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Cariyenin biri başı iki taş arasında ezilmiş bir şekilde bulundu. Bunu sana falanca falanca mı yaptı? diye sorulduğunda Yahudi bir kişi zikredildiğinde cariye başıyla evet işareti yaptı. Yahudiyi yakaladılar ve suçunu itiraf etti. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yahudinin başının iki taş arasında ezilmesini emretti. Muslim ve Nesaî'de: Yahudi cariyeyi zinet eşyası için öldürmüştü. Bunun üzerine Rasûlullah kısas gereği onu öldürdü.
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize yedi şeyi emredip, yedi şeyden de yasaklamıştır: Bizlere hasta ziyaretini, cenazenin arkasından gitmeyi, aksırana “Yerhamükellah” demeyi, yemin edenin yeminini yerine getirmesini, haksızlığa uğrayana yardım etmeyi, davet edenin davetini kabul etmeyi ve selamı yaygınlaştırmayı emretti ve bizlere altın yüzükler veya yüzük takmayı, gümüş kaptan su içmeyi, ipek minder kullanmayı, ipekten yapılmış elbise giymeyi, ince ipek giymeyi, kalın ipek giymeyi, halis ipek kumaştan elbise giymeyi yasakladı.
Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz ki Allah Teâlâ sizin babalarınızın adı ile yemin etmenizi yasakladı.» Ömer -radıyallahu anh- şöyle buyurdu: ''Allah'a yemin ederim ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onu yasakladığını duyduğumdan beri bilerek ya da başkasının yeminini aktarmak için yemin etmedim."
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e içki içen bir adam getirildi. Ona yaprakları soyulmuş iki hurma dalı ile yaklaşık kırk defa vurdu.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- üç dirhem değerinde -başka bir lafızda- fiyatında olan bir kalkan hırsızlığında hırsızın elini kestirdi.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Yahudiler Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip, içlerinden bir erkekle kadının zina ettiğini söylediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine: "Recm hakkında Tevrat'ta ne buluyorsunuz?" dedi. "Onları teşhir ederiz ve deynekle dövülür" dediler. Bunun üzerine Abdullah b. Selâm: " Yalan söylediniz. Onda recm ayeti var" dedi. Tevratı getirip, koydular. Yahudilerden birisi, elini recm ayetinin üstüne koydu, sonra onun öncesini ve sonrasını okumaya başladı. Abdullah b. Selâm Ona: "Elini kaldır" dedi. Adam elini kaldırdı, recm ayeti görünüverdi. Bunun üzerine Yahudiler: "Doğru söyledi. Ey Muhammed! Tevratta recm âyeti var" dediler. Rasûlullah da onların recmedilmelerini emretti ve recmedildiler. Abdullah b. Ömer: "Adamı, taşlardan korumak için kadının üzerine kapandığını gördüm dedi.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gazvelerinden birinde bir kadın öldürülmüş olarak bulundu. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kadınlarla çocukların öldürülmesini yasakladı.
İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Bir adam bir adamın elini ısırdı. Adam elini ağzından çekince ön dişlerinden ikisi söküldü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e başvurdular. Buyurdu ki: «Biriniz, kardeşinin elini erkek deve gibi ısırıyor! Sana diyet yoktur.»
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- altından bir yüzük yaptırdı. Yüzüğü taktığı zaman kaşını avucunun içine doğru takardı. Bunu gören sahabiler de aynı şekilde birer altın yüzük edindiler. Onların bu halini gören Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, «Ben bu yüzüğü takıyordum ve kaşını da iç tarafa yapıyordum» buyurdu. Parmağındaki bu yüzüğü çıkarıp attı ve sonra: «Bundan sonra hiçbir zaman altın yüzük takmayacağım» buyurdu. Bunun üzerine sahabiler de parmaklarındaki yüzükleri çıkarıp attılar. Bir lafızda ''Yüzüğü sağ eline taktı.'' şeklinde gelmiştir.
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, bal şerbetinden yapılan içkinin hükmü soruldu. Bunun üzerine Rasûlullah : Sarhoşluk verici her içki haramdır'' buyurdu.