Skip to content
Mekkî · 42 verse

سورة عبس

Abese

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Surah 'Abasa is the eightieth surah of the Quran, comprising forty-two verses on the equality of all people before the divine message, the precedence of sincere seeking over social rank, the blessings of creation, and the Day of Judgment. Its opening — a gentle yet unmistakable correction addressed even to the Prophet, occasioned by a blind seeker of guidance receiving less attention in that moment than the Meccan dignitaries — establishes with finality Islam's refusal to rank human beings by status. The surah then affirms that the Quran is an ennobled reminder inscribed on honored pages, and calls man to reflect on his creation and his sustenance. For readers today it is a timeless lesson in measuring people by sincerity rather than worldly weight, and in belittling no one.

Revelation & background

'Abasa is a Meccan surah, generally placed in the early Meccan years. As widely transmitted in the tafsir literature, it was revealed when the blind companion 'Abdullah ibn Umm Maktum came asking questions while the Prophet was occupied with winning over the notables of Quraysh and was not attended to in that moment; the surah corrected this posture.

Major themes

The surah's first section displays revelation's role as moral educator: the standard is not to court the self-sufficient but to attend to the one who comes striving in awe of God (80:1-10). The Quran is presented as a reminder borne on honored, exalted, and purified pages (80:13-16). The second section recalls man's creation from a drop and the order of provision laid out before him; the summons "Let man look at his food" (80:24) directs attention to the power behind the rain, the grain, and the orchards. The final section depicts the Day of the deafening blast, when a man flees from his brother, mother, father, spouse, and children (80:34-37), closing on the contrast between beaming and dust-covered faces.

180:1

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi

280:2

أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi

380:3

وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Ne bilirsin, belki de o arınacak

480:4

أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti

580:5

أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun

680:6

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun

780:7

وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Arınmak istememesinden sana ne

880:8

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun

980:9

وَهُوَ يَخۡشَىٰ

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun

1080:10

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun

1180:11

كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةࣱ‏

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür

1280:12

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Dileyen onu öğüt kabul eder

1380:13

فِي صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ‏

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir

1480:14

مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir

1580:15

بِأَيۡدِي سَفَرَةࣲ‏

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır

1680:16

كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ‏

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır

1780:17

قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür

1880:18

مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ

Allah onu hangi şeyden yaratmış

1980:19

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş

2080:20

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır

2180:21

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ

Sonra onu öldürür ve kabre koyar

2280:22

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir

2380:23

كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir

2480:24

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

İnsan, yiyeceğine bir baksın

2580:25

أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبࣰّ ا

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz

2680:26

ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقࣰّ ا

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

2780:27

فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبࣰّ ا

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

2880:28

وَعِنَبࣰ ا وَقَضۡبࣰ ا

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

2980:29

وَزَيۡتُونࣰ ا وَنَخۡلࣰ ا

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

3080:30

وَحَدَآئِقَ غُلۡبࣰ ا

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

3180:31

وَفَٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّ ا

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz

3280:32

مَّتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir

3380:33

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman

3480:34

يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar

3580:35

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar

3680:36

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar

3780:37

لِكُلِّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ شَأۡنࣱ يُغۡنِيهِ

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır

3880:38

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ مُّسۡفِرَةࣱ‏

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir

3980:39

ضَاحِكَةࣱ مُّسۡتَبۡشِرَةࣱ‏

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir

4080:40

وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةࣱ‏

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür

4180:41

تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür

4280:42

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır

VAAZ
THE VAAZ APP

Take VAAZ with you

Adhan notifications, the Holy Quran, a qibla compass, and daily content — all in one free app.

  • Adhan alerts
  • Quran & translation
  • Qibla compass
  • Daily verse & hadith