Skip to content
Mekkî · 21 verse

سورة الليل

Leyl

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Surah Al-Layl is the 92nd surah of the Quran, comprising 21 verses. It treats the diversity of human strivings, the two roads opened by generosity and miserliness, and the salvation of the one who gives seeking only God's pleasure. Opening with oaths by the night, the day, and the creation of male and female, it observes: 'Indeed, your efforts are diverse.' Whoever gives, is mindful of God, and affirms the best is eased toward ease; whoever is miserly, deems himself self-sufficient, and denies the best is eased toward hardship. The surah then praises the most God-conscious one, who gives his wealth to purify himself, seeking no favor in return but only the countenance of his Lord, the Most High. It is a concentrated declaration binding the ethic of giving directly to faith.

Revelation & background

Surah Al-Layl is Meccan, dated to the early years of the Meccan period. The commentaries relate that its closing verses praising the most God-conscious giver (92:17-21) were revealed concerning Abu Bakr, who purchased and freed enslaved believers tortured for their faith — a report widely transmitted in the tafsir literature.

Major themes

Its main themes are the diversity of strivings, the opposition of giving and miserliness, and divine facilitation. The easing of the path for the one who gives and is mindful, and the driving of the miser toward hardship (92:5-10), show how moral choices shape a person's trajectory. The warning that wealth will not avail him when he falls (92:11) draws the limit of riches. Guidance belongs to God, and to Him belong the Hereafter and the first life (92:12-13). That the most God-conscious one seeks only the countenance of his Lord, the Most High (92:19-21), is the very definition of sincerity.

192:1

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ

Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun

292:2

وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ

Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun

392:3

وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ

Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki

492:4

إِنَّ سَعۡيَكُمۡ لَشَتَّىٰ

Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir

592:5

فَأَمَّا مَنۡ أَعۡطَىٰ وَٱتَّقَىٰ

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız

692:6

وَصَدَّقَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız

792:7

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡيُسۡرَىٰ

Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız

892:8

وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسۡتَغۡنَىٰ

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız

992:9

وَكَذَّبَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız

1092:10

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡعُسۡرَىٰ

Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız

1192:11

وَمَا يُغۡنِي عَنۡهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ

O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez

1292:12

إِنَّ عَلَيۡنَا لَلۡهُدَىٰ

Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir

1392:13

وَإِنَّ لَنَا لَلۡأٓخِرَةَ وَٱلۡأُولَىٰ

Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir

1492:14

فَأَنذَرۡتُكُمۡ نَارࣰ ا تَلَظَّىٰ

Sizi alevler saçan ateşle uyardım

1592:15

لَا يَصۡلَىٰهَآ إِلَّا ٱلۡأَشۡقَى

Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz

1692:16

ٱلَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz

1792:17

وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلۡأَتۡقَى

Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur

1892:18

ٱلَّذِي يُؤۡتِي مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ

Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur

1992:19

وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعۡمَةࣲ تُجۡزَىٰٓ

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır

2092:20

إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ رَبِّهِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır

2192:21

وَلَسَوۡفَ يَرۡضَىٰ

Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır

VAAZ
THE VAAZ APP

Take VAAZ with you

Adhan notifications, the Holy Quran, a qibla compass, and daily content — all in one free app.

  • Adhan alerts
  • Quran & translation
  • Qibla compass
  • Daily verse & hadith