Hz. Aişe (ra.) annemize "Peygamberimizin ahlâkı nasıldı?" diye sorulduğunda, "Allah'ın elçisinin ahlâkı Kur'an idi" cevabını verdi ve Mü'minûn Sûresi'nin baş tarafındaki âyetleri okuyup "İşte peygamberlerin ahlâkı böyle idi" buyurdu. Bu vaaz, Mü'minûn 23:1-11'in çerçevelediği altı temel mü'min niteliğini — namazda huşû, lağvden yüz çevirme, zekât, iffeti koruma, emanet, namaza devam — inceleyerek hem peygamberlerin hem onlara uyan kâmil mü'minlerin portresini çiziyor.
"Gerçekten Mü'minler Kurtuluşa Erdi"
Mü'minûn Sûresi'nin baş kısmı, kurtuluş muştusuyla açılır:
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:1Gerçekten mü'minler kurtuluşa ermişlerdir.
Bu sertifika kim için verilir? Allah Teâlâ bunu belirsiz bırakmaz; sonraki on âyette kurtuluşa erenin altı niteliğini sıralar. Bu altı nitelik birbiriyle iç içe örülmüş bir profildir — biri zayıfsa diğerleri de eksilir.
Peygamberimiz bu pasaj hakkında çok özel bir şey söylemiştir. Hz. Ömer (ra.) anlatır: "Peygamberimize vahiy geldi. Bir saat bekledik, sonra kıbleye döndü, ellerini kaldırarak dua etti: 'Allahım, bize artır eksiltme, bizi yükselt alçaltma, bize ver mahrum bırakma, bizi üste çıkar alta düşürme, bizi razı et ve bizden razı ol.' Sonra şöyle buyurdu: 'Bana on âyet indi. O âyetlerle amel eden cennete girer.' Sonra Mü'minûn Sûresi'nin baş tarafındaki bu on âyeti okudu."
— Sünen Tirmizî, Tefsîr, no. 3173Bu altı niteliği tek tek inceleyelim.
1. Namazda Huşû — "Onlar Namazlarında Huşû İçindedirler"
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:2Onlar namazda huşû içindedirler.
Burada sadece namazın kılınmasından değil, "huşû ile" kılınmasından söz ediliyor. Huşû sözlükte sessiz ve sakin durmak, Hakk'a boyun eğmek anlamlarına gelir; terim olarak Allah'ın huzurunda derin bir saygı ile durmaktır. Aslı kalbde, belirtisi bedendedir.
Kalbî huşû: Allah'ın ululuğu karşısında nefsi küçük görmek, kalbin başka hiçbir şeye değil edep ve saygıya yönelmesi.
Bedensel huşû: Organlardaki sakinlik, gözün secde yerinden ayrılmaması, sağa sola dönmemek.
Hz. Aişe (ra.) anlatır: "Peygamberimize namazda yüzü çevirip bakmaya sordum. Şöyle buyurdu: 'O bir çalmadır ki şeytan onu kişinin namazından çalar.'" Yani şeytan kişinin namaza durmasına engel olamayınca, namazın içindeki tam huzuru bozmaya çalışır. Peygamberimiz "ihsân"ı tarif ederken şöyle buyurmuştur: "Allah'a sanki O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Eğer sen Allah'ı görmüyorsan O seni görüyor." (Sahih al-Bukhari, el-Îmân, 50)
Allah'ın kendisini gördüğüne inanan kimse, O'nun huzurunda dururken başka hiçbir şeye iltifat etmez.
2. Lağvden Yüz Çevirme — Boş ve Yararsızdan Uzak Durma
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:3Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
İnsanın en kıymetli sermayesi ömrüdür; ne kazanacaksa onunla kazanacaktır. Peygamberimiz iki büyük nimetten söz ederken şöyle buyurur:
— Sahih al-Bukhari, er-Rikâk, no. 6412İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunları değerlendirmekte aldanmıştır: sağlık ve boş vakit.
Müslüman, ömrünün her dilimini değerlendirir; kârsız geçen her gününün o büyük sermayeden bir zarar olduğunu bilir. Bir başka hadisinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
— el-Hâkim, el-Müstedrek, no. 7882İki günü eşit olan ziyandadır.
Ve şu önemli hadis:
— Sünen Tirmizî, ez-Zühd, no. 2317Boş ve faydasız işleri terketmek, kişinin İslâmiyetinin güzelliğindendir.
Lağv, mü'mine ne kendisine ne ailesine ne topluma ne âhirete fayda sağlamayan her şeydir. Mü'min bunlardan uzak durur ve enerjisini yararlı olana yöneltir.
3. Zekâtın Verilmesi
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:4Onlar zekâtlarını verirler.
Zekât, malî ibadetlerimizdendir ve İslâm'ın beş temel ibadetinden biridir. Müslüman, Allah'ın kendisine verdiği mal varlığının her yıl belirlenmiş bir miktarını yoksullara ve hak sahiplerine vermekle bu ibadeti yapmış olur. Kur'an, kazandıklarını Allah yolunda harcamayanları, Allah hakkını yoksullara ulaştırmayanları acıklı bir azapla uyarır.
Zekât burada sadece bir ekonomik dağılım değildir; mü'minin niteliğinin altı temel taşından biridir. Çünkü malını yoksulun hakkına ortak etmeyen kişi, mal sahibi olmuş gibi görünse de Allah'ın katındaki "kâr" sayfasından eksik dönecektir.
4. İffetin Korunması
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ. فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:5-7Onlar, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Ancak eşleri ya da ellerinin altında bulunan câriyeleri bunun dışındadır; onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Bu sınırı aşmak isteyenler, işte bunlar haddi aşan kimselerdir.
İnsanın tabii ihtiyaçlarından biri olan cinsel ilişkinin meşru yolu nikâhtır. Dinimiz, evlenme imkânı bulunanları evlenmeye çağırır, bulamayanları iffetle yaşamaya teşvik eder. Peygamberimiz buyuruyor:
— Sahih al-Bukhari, en-Nikâh, no. 5066Ey gençler! İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin; çünkü evlenmek gözleri haramdan daha çok korur ve iffeti daha çok muhafaza eder. Gücü yetmeyen oruç tutsun; çünkü orucun şehveti kıran bir özelliği vardır.
Kur'an bekarların evlendirilmesini de bir toplumsal görev sayar:
وَأَنكِحُواْ ٱلۡأَيَٰمَىٰ مِنكُمۡ وَٱلصَّٰلِحِينَ مِنۡ عِبَادِكُمۡ وَإِمَآئِكُمۡۚ إِن يَكُونُواْ فُقَرَآءَ يُغۡنِهِمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ
— Nûr Sûresi 24:32İçinizdeki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir.
Genç Sahabe ve Peygamberimizin Eğitimi
Ahmed b. Hanbel'in Ebû Umâme'den naklettiği bu rivayet, iffetin korunmasında Peygamberimizin sabırlı eğitiminin en güzel örneklerinden biridir:
Yeni Müslüman olmuş bir genç Peygamberimize gelir ve "Ey Allah'ın Peygamberi, zina etmeme izin ver, çünkü nefsime hakim olamıyorum" der. Etraftakiler "Sus, sus!" diye onu susturmaya çalışırlar. Peygamberimiz "Yaklaş" buyurur. Genç yaklaşır. Peygamberimiz "Otur" buyurur. Sonra şu diyalog geçer:
— Birisi bu işi annenle yaparsa hoşlanır mısın? — Hayır, vallahi hoşlanmam. — İnsanlar da senin gibi anneleri için bunu istemezler. Kızınla birisi bu işi yaparsa razı olur musun? — Hayır, vallahi razı olmam. — İnsanlar da kızları için razı olmaz. Kız kardeşin böyle yapsa razı olur musun? — Hayır. — İnsanlar da kız kardeşleri için razı olmaz. Halan? — Hayır. — Teyzen? — Hayır, vallahi hoş karşılamam.
Peygamberimiz elini gencin omzuna koyar ve dua eder: "Allahım, bu gencin günahını bağışla, kalbini bu duygulardan temizle, iffetini koru." Olayı rivayet eden zât diyor ki: "Genç bundan sonra böyle meşru olmayan bir işe iltifat etmedi."
— Müsned-i Ahmed, no. 22265Peygamberimizin gence "zina etme!" diye sertçe çıkışmayışı, yerine onun aklına soru sorarak konuşması — bu, İslâm eğitiminin zarafetini gösterir. Olgun iman, kendisi için istemediği bir şeyi başkası için de istememek prensibinden geçer. Peygamberimiz bunu açıkça bildirir: "Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini din kardeşi için de arzu etmedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz." (Sahih al-Bukhari, el-Îmân, 13)
5. Emanet ve Ahde Riâyet
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:8Onlar emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.
Bir mü'minin en belirgin özelliği güvenilir ve dürüst olmasıdır. Peygamberler ve onlara uyan mü'minler bu özellikleriyle tanınır. Peygamberlerde bulunması zorunlu beş sıfattan biri sıdk (dürüstlük), diğeri emanettir. Peygamberlerin "Ben size gönderilmiş emin bir peygamberim" demeleri sadece sözden ibaret değildi; hayatlarıyla bunu ispat ediyorlardı.
İnsan çevresi tarafından hangi özelliği ile güvenilir olarak tanır? Yalan konuşmadığını, verdiği sözü tuttuğunu, kimseyi aldatmadığını, kimseye haksızlık yapmadığını ve emanetlerine hıyanet etmediğini gördükleri zaman. Mü'minûn 23:8 bu özelliği mü'minin imzası olarak tescil eder.
Peygamberimiz mü'minin güvenilirliğini ortadan kaldıran dört davranışa dikkat çeker:
— Sahih al-Bukhari, el-Îmân, no. 34Dört şey kimde bulunursa o kimse katıksız münafık olur. Kimde bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde nifaktan bir haslet var demektir: konuştu mu yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz, vaadinden döner, davalaştığında haktan ayrılır.
Toplumda güven duygusu büyük önem taşır. Güveni kaybeden milletin varlığı çöker, huzuru bozulur. Kendilerine kamu sorumluluğu verilecek kimselerde aranacak özelliklerin başında dürüstlük ve güvenilirlik gelir. Bunun temelini Allah Teâlâ şöyle koyar:
۞إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُكُمۡ أَن تُؤَدُّواْ ٱلۡأَمَٰنَٰتِ إِلَىٰٓ أَهۡلِهَا
— Nisâ Sûresi 4:58Şüphesiz Allah size emanetleri ehline teslim etmenizi emrediyor.
Mü'min Allah adına yapılmış olan yeminden de cayamaz. Peygamberimiz, Allah'ın kıyâmet günü doğrudan davacı olacağı üç insan tipinin başında bu kimseyi sayar: "Benim adıma yemin eder, sonra yeminini bozar, verdiği sözü yerine getirmez."
6. Namaza Devam — Halkanın Kapanışı
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:9Onlar namazlarına devam ederler.
Mü'minin nitelikleri sayılırken ilk nitelik namazdır ve son nitelik de yine namazdır. İlkinde "huşû ile kılarlar" buyurulmuş, sonunda "namazlarını muhâfaza ederler" denilmiştir. Bu, namazın hem niteliğinin (huşû) hem niceliğinin (vaktinde ve düzenli) önemini anlatır.
Namazı vaktinde kılmak Peygamberimize göre amellerin en faziletlilerindendir. İbn Mes'ûd (ra.) anlatır: "Peygamberimize 'Hangi ameller daha faziletlidir?' diye sordum. 'Vaktinde kılınan namazdır' buyurdu."
— Sahih al-Bukhari, Mevâkîtu's-Salât, no. 527Peygamberimizin son vasiyetinin namaz olması da bunun önemini gösterir.
Firdevs Müjdesi
Mü'minûn Sûresi'nin baş kısmı, bu altı niteliği taşıyanlara açık bir müjdeyle kapanır:
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ. ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
— Mü'minûn Sûresi 23:10-11İşte onlar vâris olanların ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetlerine vâris olurlar; orada ebediyen kalacaklardır.
Firdevs, cennetin en yüksek mertebesidir. Peygamberimiz bir hadisinde "Allah'tan istediğiniz zaman O'ndan Firdevs'i isteyin; çünkü Firdevs cennetin en üstüdür" buyurmuştur. Bu altı niteliği taşıyan mü'minlere müjdelenen yer, cennetin tepesidir.
Anlatılan Kıssalar — Niteliklerin Yaşayan Örnekleri
Peygamberimizin Ahlâkı Kur'an İdi
Hz. Aişe (ra.) annemize sorulmuştu: "Peygamberimizin ahlâkı nasıldı?" Cevap, İslâm edebiyatının en meşhur cümlelerinden biri olarak kayda geçti:
— Allah'ın elçisinin ahlâkı Kur'an idi.
Sonra Mü'minûn Sûresi'nin baş tarafındaki âyetleri okudu ve "İşte peygamberlerin ahlâkı böyle idi" buyurdu. Yani Peygamberimizin yaşayışı, Mü'minûn 1-11'in canlı bir şerhidir.
Vahiy Anının Duası
Hz. Ömer (ra.) anlatır: Peygamberimize vahiy geldiğinde yanında arı uğultusuna benzeyen bir ses duyulurdu. Bir gün yanındaydık; vahiy geldi. Bir saat bekledik. Açıldı, kıbleye döndü, ellerini kaldırarak şöyle dua etti: "Allahım, bize artır eksiltme; bizi yükselt alçaltma; bize ver mahrum bırakma; bizi üste çıkar alta düşürme; bizi razı et ve bizden razı ol."
Ardından şöyle buyurdu: "Bana on âyet indi; o âyetlerle amel eden cennete girer." Sonra Mü'minûn Sûresi'nin baş tarafındaki bu on âyeti okudu.
Bu duanın hemen ardından Mü'minûn 1-11'in okunması anlamlıdır. Çünkü artırılma, yükseltilme, mahrum bırakılmama — hepsi bu altı niteliği taşıyan mü'minler için tahakkuk edecektir.
Zekât Vermemek Kalbe Nifâk Eker
Tevbe Sûresi'nde Allah Teâlâ verdiği sözden cayanların kalplerine "kıyâmete kadar nifâk yerleştirir." Bu söz, Sa'lebe b. Hâtıb kıssasına işaret eder. Sa'lebe Peygamberimize gelip mal istemişti; çok zengin olunca cuma namazına gelmeyi bıraktı, zekât tahsildarlarını geri çevirdi. Sözünden caymak ve zekâtı vermemek, ona kıyamete kadar kalpten silinmeyecek bir damga oldu.
Mü'minûn 23:4'ün zekât emrinin neden bu kadar ağır olduğunu Sa'lebe örneği iyice anlamamızı sağlar. Mali ibadet ihmal edildiğinde mü'minin iç dünyası da çatlar.
VAAZ ile Bu Altı Niteliği Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Mü'min, el-Kuddûs (her noksanlıktan münezzeh), er-Razzâk (rızık veren) gibi isimler bu altı niteliğin temel kavramlarına denk düşer. Namazda huşû'yu derinleştirmek için dua arşivindeki namaz öncesi-sonrası dualar ile günlük zikir rehberindeki tesbihatlar birlikte kullanıldığında etkili olur.
Bu altı niteliğin tek tek pratiğini ele almak istersen şu yazılara bakabilirsin: namaz için Namaz Vaazı, emanet için Emanet Vaazı, zekât için Zekât-Sadaka Vaazı. Mü'min Nitelikleri Vaazı, bu yazıların hepsini tek bir Kur'an pasajının altında toplar.
Allah Teâlâ bizleri Mü'minûn 1-11'in altı niteliğini taşıyan ve "Firdevs'e vâris olanlar" arasında zikredilen kullarından eylesin. Âmin.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Mü'minûn Sûresi 23:1-11, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nisâ Sûresi 4:58, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Nûr Sûresi 24:32, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'r-Rikâk, Hadis No. 6412 (Sağlık ve boş vakit).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Îmân, Hadis No. 34 (Münafıklığın dört alâmeti).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'n-Nikâh, Hadis No. 5066 (Evlenmenin teşviki).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Mevâkîti's-Salât, Hadis No. 527 (Amellerin en faziletlisi).
- Sünen Tirmizî, Kitâbu Tefsîri'l-Kur'ân, Hadis No. 3173 (Mü'minûn 1-10 nüzûlü).
- Sünen Tirmizî, Kitâbu'z-Zühd, Hadis No. 2317 ("Boş işleri terketmek").
- Müsned-i Ahmed b. Hanbel, Hadis No. 22265 (Genç sahabe ve iffet eğitimi).
- el-Hâkim, el-Müstedrek, Hadis No. 7882 ("İki günü eşit olan ziyandadır").
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Îmân, Hadis No. 50 ("İhsân"ın tarifi).