İnsan dünyada çalışarak pek çok rütbe ve unvan kazanır; ama bunların en üstünü ne ilim ne servet ne de saygınlıktır — canını ortaya koymakla, hayat karşılığında elde edilen mertebedir. Şehitlik ve gazilik, mü'minin Hak katında ve halk yanında yükseldiği iki ulvi makamdır. Bu vaaz, şehitlerin Kur'an'daki yerini, gaziliğin faziletini, üç çeşit şehidi ve bu cennet vatanın hangi ruhla bize emanet edildiğini ele alıyor.
Şehidin Tanımı, Gazinin Şerefi
Şehit, Allah'ın huzurunda diri olarak hazır bulunup rızıklandırılacağına ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır. Gazi ise Allah yolunda ve vatan uğrunda savaşıp, şehit olmayı arzu ettiği hâlde sağ kalan kimsedir. Niyeti yine şehadet olduğu için gazi de derece itibariyle şehitlere yakındır.
Peygamberimiz bir hadislerinde, niyetin şehadeti nasıl kazandırdığını şöyle bildirir:
— Sahih Muslim, el-İmâre, no.Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı can-u gönülden isterse, yatağında ölse dahi Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.
Bu hadis, şehadetin yalnız fiilî bir ölümle değil, sahici bir niyetle de kazanılabileceğini gösterir. Mü'min bütün bir ömrünü, Allah yolunda canını verme arzusuyla yaşadığında — savaş alanına ulaşamasa bile — son nefesinde o niyetin ecrine kavuşur.
Şehidin Faziletini Bildiren Âyetler
İnsan niçin şehit olmayı ister? Çünkü başka hiçbir amelle bu mertebeye ulaşılamaz. Bu, can karşılığında kazanılır. Tevbe Sûresi'nde Allah Teâlâ, hac hizmeti gibi başka faziletli amelleri bile şehitlik mertebesinin altında konumlandırır:
۞أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَجَٰهَدَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
— Tevbe Sûresi 9:19Hacca gelenlere su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve âhiret gününe inanıp Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar.
Bu âyet bir münakaşa üzerine inmiştir. Bir cuma günü Peygamberimizin minberi yakınında bazı kimseler "ben hacılara su versem başka amel istemem", "ben Kâbe'yi onarsam yeterli olur" demişlerdi. Üçüncü biri "Allah yolunda savaşmak bunların hepsinden faziletlidir" dediğinde Hz. Ömer tartışmayı kesti ve durumu Peygamberimize sordu; Allah Teâlâ da bu âyeti indirerek meselenin ölçüsünü koydu.
Saff Sûresi, mü'mini âdeta bir ticarete davet eder — kazancı azaptan kurtuluş ve cennettir:
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ تِجَٰرَةࣲ تُنجِيكُم مِّنۡ عَذَابٍ أَلِيمࣲ
— Saff Sûresi 61:10Ey iman edenler! Sizi can yakıcı bir azaptan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?
تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
— Saff Sûresi 61:11Allah'a ve Resûlü'ne inanırsınız; Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihat edersiniz. Bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Tevbe Sûresi'nin bir başka âyetinde ise bu alışveriş açıkça beyan edilir:
۞إِنَّ ٱللَّهَ ٱشۡتَرَىٰ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَنفُسَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلۡجَنَّةَۚ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقۡتُلُونَ وَيُقۡتَلُونَۖ
— Tevbe Sûresi 9:111Allah, şüphesiz, mü'minlerden mallarını ve canlarını, kendilerine cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar; öldürürler ve öldürülürler.
Bu âyetler şehidin niçin bu kadar yüksek bir makama ulaştığını anlatır: Çünkü o, Allah ile yaptığı alışverişin bedelini elinde tutulan en kıymetli sermaye olan can ile ödemiştir.
Şehit Ölü Değil, Diridir
Cenâb-ı Hak, şehitlerin mertebesini âyet-i kerîme'lerle yüceltir ve onların ölü değil diri olduklarını bildirir. Bakara Sûresi'nde şöyle buyurur:
وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٰتُۢۚ بَلۡ أَحۡيَآءࣱ وَلَٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ
— Bakara Sûresi 2:154Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.
Âl-i İmrân Sûresi bu hakikati daha geniş bir biçimde anlatır:
وَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٰتَۢاۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمۡ يُرۡزَقُونَ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:169Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanma. Aksine onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılırlar.
فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَيَسۡتَبۡشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمۡ يَلۡحَقُواْ بِهِم مِّنۡ خَلۡفِهِمۡ أَلَّا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:170Allah'ın lütfundan kendilerine verdikleriyle sevinçlidirler ve arkalarından henüz kendilerine katılmamış olan kardeşlerine de hiçbir korku ve hüzün olmadığını müjdelemek isterler.
Şehidin bu hayatı, bizim anlayamayacağımız bir hayattır. Berzah âleminde Allah'ın özel ikramı altındadır. Bu sebeple Hz. Peygamber bir hadisinde, cennete giren hiçbir kulun dünyaya dönmek istemeyeceğini, yalnız şehidin gördüğü ikrâm sebebiyle on defa daha şehit olmak isteyeceğini bildirir:
— Sahih al-Bukhari, Cihâd, no.Cennete giren hiç kimse, bütün dünyaya sahip olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Yalnız şehit, gördüğü ikram ve nimetlerden dolayı dünyaya dönüp on defa daha şehit olmayı arzu eder.
Bizzat Peygamberimiz de şehadeti birden çok kez istemiş; "Ruhumu kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmemi, sonra dirilip yine öldürülmemi, yine dirilip öldürülmemi arzu ederim," buyurmuştur.
Şehitlerin Üç Çeşidi — Dünya Hükmü ve Âhiret Mertebesi
İslâm âlimleri, üzerlerine uygulanan dünya hükümleri ile Allah katındaki dereceleri arasındaki farkları dikkate alarak şehitleri üç sınıfa ayırmışlardır:
1. Hem dünya hem âhiret şehidi. Savaşta düşmanla veya eşkıyalarla yapılan çatışmada öldürülenler; savaş alanında üzerinde öldürülme alâmeti taşırken bulunanlar; haksız bir saldırı sonucu öldürülen Müslüman; malını, canını, dinini veya ırzını korurken öldürülen kişi bu sınıftandır. Peygamberimiz bunu açıkça beyan eder:
— Sahih al-Bukhari, Mezâlim, no.Malını koruma uğrunda öldürülen şehittir. Canını koruma uğrunda öldürülen şehittir. Dinini koruma uğrunda öldürülen şehittir.
Bu sınıftaki şehit yıkanmaz, üzerindeki kanlı elbisesi kefen olarak bırakılır, namazı kılınıp öyle defnedilir. Sadece kefen cinsinden olmayan palto, ayakkabı gibi şeyler çıkarılır.
2. Âhiret şehidi. Savaş meydanında yaralanıp da hemen ölmeyen, tedavi gören, yemek-içmek-uyumak gibi bir şey gerçekleşen veya alandan başka bir yere nakledildikten sonra ölenler bu sınıftandır. Bunlar Allah katında şehit mükâfâtı alırlar, fakat dünya hükümleri itibariyle diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazları kılınarak defnedilirler. Ayrıca boğularak, yanarak, bir yıkıntı altında kalarak ölenler; helal kazanç peşinde iken can verenler; ilim yolunda vefat edenler de bu kategoride sayılır. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:
— Sahih al-Bukhari, Tıb, no.Şehitler beştir: Vebadan ölen, ishalden ölen, suda boğulan, yıkıntı altında kalan ve Allah yolunda şehit düşen.
3. Dünya şehidi. İnanmadığı hâlde Müslüman görünen ve Müslümanlar safında savaşırken öldürülen kimsedir. Dünya hükmü bakımından şehit muamelesi görür ama Allah katındaki niyetinin bilgisi yalnız Rabb'ine aittir. Buradan çıkan ders, niyetin amelin değerini belirlediğidir; Peygamberimiz bu ilkeyi tek bir cümleyle özetler: "Ameller ancak niyetlere göre değerlenir."
Bir bedevî gelip Peygamberimize sormuştu: "Adam var, ganimet için savaşır; adam var, şöhret için savaşır. Hangisi Allah yolunda savaşmış olur?" Peygamberimizin cevabı kesindi: "Allah'ın sözü ve dini üstün olsun diye savaşan kimse Allah yolunda savaşmış olur." Şehadetin manevî kıymeti, kılıcın inişiyle değil kalbin niyetiyle ölçülür.
Anlatılan Kıssalar — İslâm Tarihinde Şehadetin Yüzleri
Hz. Sümeyye — İslâm'ın İlk Şehidi
Mekke'de İslâm'ın ilk yıllarında, henüz hicret ufukta görünmezken Ammâr b. Yâsir'in annesi Hz. Sümeyye, kocası Yâsir ve oğullarıyla birlikte Mekkeli müşriklerin işkencesine maruz kaldı. Kızgın çöl güneşinin altında, demir gömlekler giydirilerek azaba uğratıldılar. Ebû Cehil, Sümeyye'ye Müslümanlıktan dönmesi için ısrar etti; o reddetti.
Sonunda Ebû Cehil yaşlı kadının üzerine yürüdü ve onu işkenceyle öldürdü. Hz. Sümeyye, böylelikle İslâm tarihinin ilk şehidi olarak Allah'a kavuştu. Peygamberimiz onu işkence altında gördüğünde şöyle demişti: "Sabredin ey Yâsir ailesi! Sizin için va'dedilen yer cennettir."
Bu olayın anlamı tarihîdir: İslâm, savaş alanı henüz açılmadan ihtiyar bir kadının bedeniyle ilk şehitini vermiştir. Şehadetin kapısını cihat etmeden önce iman açmıştır.
Bedir Şehitleri ve Hz. Ubeyde b. el-Hâris
Hicretin 2. yılında müşrik ordusuyla Müslümanlar arasında geçen Bedir Savaşı'nda Müslüman saflarından on dört kişi şehit oldu. Bunlar arasında Hz. Peygamber'in amcasının oğlu Ubeyde b. el-Hâris de vardı.
Ubeyde, savaşın başında yapılan mübâreze (teke tek vuruşma) sırasında müşrik ileri gelenlerinden Utbe ile karşılaştı. Mübâreze sonunda ayağı koparılan Ubeyde, Medine'ye dönülürken Safra denilen yerde vefat etti. Şehit edildiğinde Peygamberimiz onun başında durdu, dudaklarına bir damla su damlatamadan ruhunu teslim eden bu yiğit sahâbîye duâ etti.
Bedir şehitleri, İslâm tarihinin ilk savaş şehitleridir. Onlara Allah Teâlâ özel bir mevki tahsis etti; haklarındaki âyetler asırlar boyu mü'minlere okutulagelmektedir.
Hz. Hamza ve Uhud Şehitleri
Hicretin 3. yılındaki Uhud Savaşı, İslâm tarihinin en hüzünlü ve aynı zamanda en büyük şehadet hâdiselerinin yaşandığı meydandır. Peygamberimizin amcası Hz. Hamza b. Abdulmuttalib, Vahşi adlı bir kölenin attığı mızrakla şehit edildi. Mübarek vücuduna saygısızlık edildi. Peygamberimiz amcasının cesedini gördüğünde gözyaşlarını tutamamış; "Senin gibi bir musibet bir daha başıma gelmeyecek," buyurmuştu. Allah Teâlâ ona "Seyyidü'ş-Şühedâ" — şehitlerin efendisi — unvanını lutfetti.
Aynı savaşta İslâm'ın ilk muhâcir-Medineli elçilerinden Mus'ab b. Umayr da şehit oldu. Sancağı taşıyordu. Bir kolu kesildi, sancağı diğer eline aldı. O da kesildi, sancağı dişiyle tuttu ve nihayet yere düştü. Mus'ab Mekke'nin en zengin ailelerinden birinin oğluydu; Uhud'da o kadar fakirleşmişti ki, kefen olarak kullanılan bürdesi başını örtünce ayakları, ayaklarını örtünce başı açık kalıyordu. Peygamberimiz başının örtülmesini, ayaklarına ise izhir otu konmasını emretti.
Uhud'da toplam yetmiş sahâbî şehit oldu. Peygamberimiz bu şehitleri yıkamadan, kanları üzerlerinde, ikişer veya üçer bir kabire defnetti ve "Ben kıyamet günü bunlara şâhitlik edeceğim," buyurdu.
Yermük Savaşı ve Sahâbîlerin Su İkrâmı
Hz. Ömer'in hilâfeti döneminde, hicrî 15 yılında Bizans ordusuna karşı yapılan Yermük Savaşı'nda binlerce Müslüman şehit oldu. Savaş bittikten sonra yaralılar arasında dolaşan bir sahâbîye, susuzluktan can çekişen yaralı bir kardeşine su uzatıldı. Tam içecekken yanındaki yaralı sahâbî inledi; sudan vazgeçti, "Onun ihtiyacı daha çok," dedi.
Suyu ikinciye götürdüklerinde o da bir başkasını işaret etti. Su elden ele dolaştı. Sonunda ilk yaralıya geri döndüklerinde o şehit olmuştu; ikinci de, üçüncü de — hiçbirine yetişemediler. Bu kıssa İkrime b. Ebû Cehil, Hâris b. Hişâm ve Ayyâş b. Ebû Rebîa'ya nispet edilir ve îsâr ahlâkının (kendi yerine kardeşini tercih etme) sembolü olarak rivayet edilegelmiştir. Şehadet, hayatın son demlerinde bile mü'mine kardeşini düşünme terbiyesi kazandıran bir mektep olmuştur.
Vatan, Şehadet ve Mü'minin Mes'ûliyeti
Şehitlik olmadan vatan olmaz. Vatan yalnızca bir toprak parçası değil, uğruna can verilmiş bir mukaddes emanettir. "Toprak, eğer uğruna ölen varsa vatandır" sözü bu hakikati özetler.
Müslüman Türk milleti 1071 Malazgirt'ten itibaren Anadolu'yu vatan kıldı, 1453 İstanbul'un fethiyle Bizans'ı tarihten sildi, 30 Ağustos 1922 Dumlupınar Meydan Savaşı ile ülkeyi düşmandan temizledi. Bütün bu zaferleri kazandıran kuvvet, Allah'ın şehitler için va'dettiği mükâfâta erişme arzusudur.
Mü'mine düşen bu emaneti yaşatmak, vatanı imar etmek ve sonraki nesillere bozulmadan teslim etmektir. Bunu yapmadığımız takdirde, hem vatanımıza hem de şehitlerimize karşı görevlerimizi yerine getirmemiş, ruhlarını incitmiş oluruz.
VAAZ ile Şehitlik ve Gazilik Şuurunu Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki dua arşivi, şehitlerimiz ve gazilerimiz için yapılabilecek rahmet duâlarını derler. Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde eş-Şehîd ismi — "her şeye şâhit olan Allah" — şehadet kavramının kelime kökünü ve mü'min hayatındaki yerini açıklar.
Şehadetin temelinde yatan iman bilinci için İmanın Şartları yazısı; vatan, millet ve sorumluluk şuuru için Ashab-ı Kiram'ın Hayatından misaller okunabilir.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:154, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 3:169-171, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Tevbe Sûresi 9:19, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Tevbe Sûresi 9:111, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Saff Sûresi 61:10-13, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Cihâd ve Kitâbu'l-Mezâlim — şehitlik hadisleri.
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-İmâre — yatağında ölse dahi şehit derecesine ulaşma hadisi.
- İbn Hişâm, es-Sîretü'n-Nebeviyye — Bedir, Uhud ve Sümeyye kıssalarının nakli.
- İmam Taberî, Târîhu'l-Ümem ve'l-Mülûk — Yermük Savaşı ve îsâr ahlâkı.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Vaaz ve İrşâd Hizmetleri.