Mü'min bir kul yaşadığı şehri, kazandığı malını, tanıdığı insanları ve hatta giydiği kıyafeti geride bırakarak iki beyaz parça bezle Allah'ın evine doğru yola çıktığında, dünyanın ona giydirdiği bütün rütbeleri Beytullah'ın eşiğine bırakır. Hac bir gezi değil, ölüm yolculuğunun provasıdır. Bu vaazda haccın farziyeti, hikmetleri, Hz. İbrahim'in mirası ve Veda Haccı'nın ışığında bir kulluk seferinin manası ele alınacaktır.
Hac Nedir ve Niçin Farzdır?
Hac sözlükte "saygıdeğer makamlara isteyerek yapılan ziyaret" demektir. Dindeki anlamı ise ihrama girerek belli günlerde Arafat'ta bulunmak ve Kâbe'yi usulüne uygun olarak ziyaret etmektir. Namaz ve oruç gibi hac da farz-ı ayndır; Allah Teâlâ'nın kesin emridir:
فِيهِ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتࣱ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنࣰ اۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلࣰ اۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ
— Âl-i İmrân Sûresi 3:97Orada apaçık deliller, İbrâhim'in makamı vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirenlerin o evi ziyaret etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilsin ki Allah âlemlerden müstağnidir.
Hac, hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu yıl Hz. Ebû Bekir'i (r.a.) "Hac Emiri" olarak tayin etmiş, kendileri ise bir yıl sonra hicretin onuncu yılında hac vazifesini eda etmişlerdir. Bu, Resûlullah'ın hem ilk hem de tek haccıdır ve bundan sonra vefat ettikleri için "Veda Haccı" diye anılır.
Hac, diğer ibadetlerden ayrılan bir özelliğe sahiptir: namaz yalnız bedenî, zekât yalnız malîdir; hac ise hem malî hem bedenîdir. Aynı zamanda diğer ibadetler her yerde yapılabilirken hac yalnız Mekke-i Mükerreme'de eda edilebilir. Peygamberimiz hiçbir ibadet için "Allah'ım, bunu bana kolay kıl" diye dua etmediği halde, hacca niyet ederken yüksek sesle şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, hac yapmak istiyorum, bunu bana kolay kıl ve kabul eyle."
İslâm'ın beş şartından biri olduğu bu hadiste açıkça belirtilir:
— Sahih al-Bukhari, Kitâbu'l-Îmân, no. 8İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka tanrı olmadığına ve Muhammed'in O'nun resûlü olduğuna şahitlik etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.
Haccın Hikmetleri ve Yararları
Allah Teâlâ faydası olmayan bir şeyi kullarına emretmez. Hac da hem dünyevî hem uhrevî pek çok yarar barındırır. Bu yararlar Hac Sûresi'nde özetle bildirilir:
وَأَذِّن فِي ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَجِّ يَأۡتُوكَ رِجَالࣰ ا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرࣲ يَأۡتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقࣲ
— Hac Sûresi 22:27İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler.
لِّيَشۡهَدُواْ مَنَٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِيٓ أَيَّامࣲ مَّعۡلُومَٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ
— Hac Sûresi 22:28Tâ ki kendi menfaatlerine şahit olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.
Bu âyetin ışığında haccın başlıca hikmetlerini şöyle sıralayabiliriz:
- Mala karşı tutkunun kırılması. Peygamberimiz, "İnsanoğlunun iki dere dolu malı olsa bir üçüncüsünü ister; insanoğlunun ihtiras dolu gönlünü topraktan başka bir şey doyurmaz" buyurmuştur. Hacda harcanan para Allah yolunda harcanmış olur; mü'min ihtirastan kurtulur.
- Dinî duyguların kuvvetlenmesi. Yeryüzünde Allah'a ibadet için inşa edilen ilk mâbedi, Peygamberimizin doğup büyüdüğü beldeyi, vahyin indiği topraklan görmek; mü'mini saadet asrına götürür.
- Zorluklara dayanma melekesi. Hac turistik bir gezi değildir; bilakis yolculukların en zorlarındandır. Peygamberimiz hacda kadına yaklaşmamayı, kavga etmemeyi, ağzından çıkana dikkat etmeyi şart koşmuştur (Bakara 2:197).
- Mahşer gününün hatırlanması. İhrama bürünen mü'min kefen gibi sade iki bezle Allah'ın huzuruna çıkar. Sosyal mevkii ne olursa olsun her erkek hacı aynı kıyafete girer. Bu, doğuşta herkesin Allah katında eşit olduğunu ve bir gün hesap için tekrar dirileceğini hatırlatır.
- İslâm kardeşliğinin pekişmesi. Dilleri ve renkleri ayrı milyonlarca mü'min Kâbe etrafında bir araya gelir, tanışır, kaynaşır, dertlerini paylaşır. Hacda hiçbir kavmin diğerine üstünlüğü yoktur.
Haccın Günahlara Keffâret Olması
Hac, gönülden ve usulüne uygun olarak eda edildiğinde mü'mini günahlarından arındırır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
— Sahih al-Bukhari, Kitâbu'l-Hac, no. 1521Kim Allah için hacceder de hac esnasında kötü sözlerden ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlarından arınmış olarak hacdan döner.
Bir başka hadiste Resûlullah Amr b. el-Âs'a (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Bilemedin mi ki İslâm kendisinden önceki günahları yok eder; hicret kendisinden önceki günahları yok eder; hac kendisinden önceki günahları yok eder."
Hadis âlimleri bu mağfiretin Allah'a karşı işlenen günahlarla ilgili olduğunu, kul hakkını içermediğini belirtirler. Çünkü kul hakkı, sahibinden helâllik alınmadıkça başka bir ibadetle ortadan kalkmaz. Kâdı Iyaz, "İslâm âlimleri büyük günahların ancak tövbe ile silineceğinde ittifak halindedir" der.
Peygamberimiz Arefe gününün üstünlüğünü de şu sözleriyle bildirir: "Şeytan, Arefe gününden daha çok küçülmüş, daha hakir, zelil ve öfkeli olarak başka hiçbir günde görülmemiştir. Çünkü Allah o günde rahmetini indirir ve büyük günahları bağışladığını gösterir."
Hac Bilinen Aylarda ve Belirli Şartlarla Yapılır
Hac vakti Kur'an-ı Kerim'de bildirilir:
ٱلۡحَجُّ أَشۡهُرࣱ مَّعۡلُومَٰتࣱۚ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلۡحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِي ٱلۡحَجِّۗ وَمَا تَفۡعَلُواْ مِنۡ خَيۡرࣲ يَعۡلَمۡهُ ٱللَّهُۗ وَتَزَوَّدُواْ فَإِنَّ خَيۡرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ
— Bakara Sûresi 2:197Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girişen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin; şüphe yok ki azığın en iyisi takvâdır.
Hac, ömürde yalnız bir defa farzdır. Ebû Hüreyre'nin (r.a.) rivayetine göre Akra b. Hâbis'in "Her yıl mı, ey Allah'ın Resûlü?" sorusuna Peygamberimiz cevap vermemiş; soru üç defa tekrarlanınca şöyle buyurmuştur: "Evet desem her yıl farz olur; siz de buna güç yetiremezsiniz. Sizden öncekiler çok soru sormaları ve peygamberleri hakkında ayrılığa düşmeleri sebebiyle helâk olmuşlardır."
Haccın farz olmasının şartları yedidir: Müslüman olmak, akıllı olmak, ergenlik çağına gelmek, hür olmak, gidip gelmeye mâlî gücün bulunması, vakti idrak etmiş olmak, haccın farziyetini bilmek. Bunlara ek olarak haccın edâ şartları sağlık, yol güvenliği, tutuklu olmamak ve Hanefî mezhebine göre kadın için yanında eş veya mahremin bulunması (sefer mesafesini aşan yolculuk için) gibi maddeleri içerir.
Anlatılan Kıssalar
Hz. İbrahim'in Çağrısı ve Beytullah'ın İnşası
Allah Teâlâ Hz. İbrahim'e (a.s.) Kâbe'nin yerini göstermiş ve oğlu Hz. İsmail'le birlikte Beytullah'ın temellerini yükselttiklerini Kur'an şöyle anlatır: "Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor ve şöyle dua ediyorlardı: Ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur, sen işitensin bilensin" (Bakara 2:127).
Bina tamamlandığında Allah Teâlâ Hz. İbrahim'e "İnsanları hacca çağır" (Hac 22:27) emrini verdi. Hz. İbrahim "Ya Rabbi, sesim nereye ulaşır?" diye sorduğunda Allah, "Sen çağır, ulaştırmak bana aittir" buyurdu. İşte bu çağrıdır ki bugün hâlâ dünyanın dört bir köşesinden milyonlarca insanı Kâbe'nin çevresine çekmektedir.
Kâbe'nin yapılışından önce orada yalnız bir tepe vardı; binadan sonra dünyanın merkezi hâline geldi. Hac, taşların değil, Hz. İbrahim'in tevhid sadakatinin etrafında dönmektir.
Veda Haccı ve Mü'minlerin Vasiyeti
Peygamberimiz hicretin onuncu yılında, 25 Zilkâde günü Medine'den hareketle Veda Haccı'na çıktı. Yüz binin üzerinde sahabe kendisine eşlik etti. Arafat'ta Cebel-i Rahme yakınında, Kasvâ adlı devesinin üzerinde meşhur Veda Hutbesi'ni îrâd etti. Bu hutbede mü'minlerin kanlarının, mallarının ve namuslarının dokunulmaz olduğunu, faiz ve kan davasının kaldırıldığını, kadınların kocaları üzerinde hakları olduğunu, hac amellerini kendisinden öğrenmelerini ve Allah'ın kitabı ile sünnetine sımsıkı sarıldıkları sürece sapmayacaklarını bildirdi.
Hutbenin sonunda "Tebliğ ettim mi?" diye üç defa sorduğunda sahabe-i kiram "Evet, ey Allah'ın Resûlü, tebliğ ettin" diye cevap verdi. Peygamberimiz parmağını semaya kaldırdı ve "Şahit ol ya Rabbi!" buyurdu. Veda Haccı'nda "Bugün dininizi sizin için kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm'ı seçtim" (Mâide 5:3) âyeti nâzil oldu. Bu, Resûlullah'ın son haccı ve son büyük topluluk hitabıdır.
Bişr b. Hâris'in Hac Yolundaki Adamı
İmam Gazâlî İhyâu Ulûmi'd-Dîn'de şu hadiseyi nakleder: Adamın biri nâfile olarak hacca gitmek üzere hazırlanmış, sonra zamanın âlim ve sûfîlerinden Bişr b. Hâris'e gelerek "Ben hacca gidiyorum, bir emriniz var mı?" diye sorar. Bişr ona ne kadar parası olduğunu sorar; adam iki bin dirhem olduğunu söyler. Bişr: "Hacca, zühd için mi, Kâbe sevgisinden mi, yoksa Allah rızası için mi gidiyorsun?" diye sorduğunda adam "Allah rızası için" der.
Bunun üzerine Bişr ona şöyle der: "Evinde otururken sana Allah'ın rızasını kazandıracak bir şeyi tavsiye edersem yapar mısın?" Adam "Evet" deyince Bişr: "Şu iki bin dirhemi borcunu ödeyemeyen bir fakire, çocukları aç bir aileye, bir yetimin bakıcısına dağıt. Bir müslümanı sevindirmek, darda olanların sıkıntılarını gidermek nâfile olarak yapılan yüz hactan daha sevaptır. Eğer kalbinde hâlâ hacca gitme tarafı ağır basıyorsa söyle." Adam: "Doğrusu kalbimde hacca gitme tarafı ağır basıyor" deyince Bişr gülümseyerek der ki: "Servet şüpheli yollardan kazanıldığı zaman, nefis iyi amel yaptığını göstermek ister. Hâlbuki Allah yalnız muttakîlerin amelini kabul eder."
Bu hadise farz olan hac için değil, nâfile hac niyetiyle yola çıkmış bir adam içindir; farz hac, mâlî gücü olana sosyal bir vecibe gibi durmaz, ihmali kabul etmez.
VAAZ ile Hac Hazırlığını Pratiğe Dökmek
VAAZ uygulamasındaki dua arşivinde telbiye, niyet, tavaf ve sa'y duaları ile birlikte hacca çıkarken okunan yola çıkış duaları bir arada toplanmıştır. Haccın manevî hazırlığı için Esmâ-ül Hüsnâ koleksiyonu içinde el-Kuddûs, es-Selâm ve el-Vehhâb isimleri haccın takvâ niyetiyle nasıl bütünleştiğini öğretir.
Haccın akrabası olan kurban için Kurban Vaazı'na, hac yolculuğunun en derin tarihî zemini için Hicret Vaazı'na bakabilirsin. Hac, müslümanın "ben"den "biz"e doğru çıktığı en kapsamlı seferdir; içindeki ihram tövbesi, Arafat duası ve tavaf zikriyle yıllar sürecek bir kulluğa zemin hazırlar.
Peygamberimiz mübarek hutbesinde şöyle buyurmuştur: "Mebrûr (makbul) olan haccın sevabı ancak cennettir." Mü'min için en güzel azık takvâdır; en yüce şeref ise annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olarak Beytullah'tan dönmektir.
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân Sûresi 3:97, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:196-198, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Hac Sûresi 22:27-28, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Mâide Sûresi 5:3, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Kur'ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 2:127, Diyanet İşleri Başkanlığı Meali.
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Îmân, Hadis No. 8 (İslâm'ın beş şartı).
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu'l-Hac, Hadis No. 1521 (Hac günahları siler).
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu'l-Hac (Veda Haccı rivayetleri).
- Ebû Dâvûd, Sünen, Menâsik Bahsi (Akra b. Hâbis rivayeti).
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Kitâbu Esrâri'l-Hac.
- Kâdı Iyaz, eş-Şifâ bi-Ta'rîfi Hukûki'l-Mustafa.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal, Hac Bölümü.