Skip to content
Mekkî · 40 verse

سورة القيامة

Kıyame

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Surah Al-Qiyamah is the seventy-fifth surah of the Quran, consisting of forty verses on death, resurrection, the Day of Reckoning, and the human sense of accountability. Taking its name from the oath upon the Day of Resurrection in its opening verse, it answers those who denied life after death by declaring that the human being will be reassembled down to his very fingertips. Its striking deathbed scene, the contrast between radiant faces and darkened ones in the Hereafter, and the question "Does man think he will be left without purpose?" epitomize its arresting style. For readers today the surah keeps alive the awareness that life is not an aimless flow but a trust for which account will be rendered, setting the haste of this world against the perspective of eternity.

Revelation & background

Al-Qiyamah is a Meccan surah, generally placed in the middle Meccan period, when the resurrection was being most fiercely denied. Sound reports relate that during revelation the Prophet would move his tongue hurriedly for fear of forgetting, whereupon verses 75:16-19 came down, assuring him that the gathering and the recital of the Quran belong to God Himself.

Major themes

The surah's governing theme is resurrection: it opens with oaths by the Day of Resurrection and the self-reproaching soul (75:1-2) and affirms that human bones — even the fingertips — will be reassembled (75:3-4). The depiction of life's final moments shows the inescapability of a truth long deferred. The contrast between faces radiant, looking toward their Lord, and faces darkened by the dread of calamity (75:22-25) presents the outcome of two ways of living. The parenthetical passage on receiving revelation points to the divine safeguarding of the Quran, while the question "Does man think he will be left without purpose?" (75:36) condenses the surah's message of accountability into a single line.

175:1

لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ

Kıyamet gününe yemin ederim

275:2

وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ

Ve nedamet çeken nefse yemin ederim

375:3

أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor

475:4

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُۥ

Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz

575:5

بَلۡ يُرِيدُ ٱلۡإِنسَٰنُ لِيَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der

675:6

يَسۡـَٔلُ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلۡقِيَٰمَةِ

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der

775:7

فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

875:8

وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

975:9

وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

1075:10

يَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذٍ أَيۡنَ ٱلۡمَفَرُّ

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der

1175:11

كَلَّا لَا وَزَرَ

Hayır; hayır; bir sığınak yoktur

1275:12

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ

O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun

1375:13

يُنَبَّؤُاْ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir

1475:14

بَلِ ٱلۡإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِيرَةࣱ‏

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir

1575:15

وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir

1675:16

لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ

Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle

1775:17

إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ

Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer

1875:18

فَإِذَا قَرَأۡنَٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ

Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle

1975:19

ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ

Sonra onu sana açıklamak Bize düşer

2075:20

كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ

Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz

2175:21

وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ

Ahireti bırakırsınız

2275:22

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ نَّاضِرَةٌ

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır

2375:23

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةࣱ‏

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır

2475:24

وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةࣱ‏

O gün bir takım yüzler de asıktır

2575:25

تَظُنُّ أَن يُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةࣱ‏

Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır

2675:26

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِيَ

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir

2775:27

وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقࣲ‏

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir

2875:28

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ

Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır

2975:29

وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

Bacaklar birbirine dolaşır

3075:30

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ

O gün sevk Rabbin huzurunadır

3175:31

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti

3275:32

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti

3375:33

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti

3475:34

أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ

Sana yazıklar olsun, yazıklar

3575:35

ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ

Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar

3675:36

أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى

İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır

3775:37

أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةࣰ مِّن مَّنِيࣲّ يُمۡنَىٰ

O, katılan bir meni damlası değil miydi

3875:38

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti

3975:39

فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ

Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı

4075:40

أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ

Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter

VAAZ
THE VAAZ APP

Take VAAZ with you

Adhan notifications, the Holy Quran, a qibla compass, and daily content — all in one free app.

  • Adhan alerts
  • Quran & translation
  • Qibla compass
  • Daily verse & hadith