Faziletler ve Âdâb konulu hadisler
HadeethEnc'in Faziletler ve Âdâb başlığı altında toplanan 709 hadis. Her hadisin Arapça metni, anlamı ve kaynağı kendi sayfasında.
- Bu konudaki hadis
- 709
- Bu sayfada listelenen
- 30
- En çok hadis içeren koleksiyon
- Buhârî & Müslim (252)
Hadisler
İlk 30 hadis aşağıda. Konunun tamamı hadis arşivinde.
SahihTirmizî ve Ahmed rivayet etmiştir
Ey Abbâs! Ey Allah Rasûlü'nün amcası! Dünyada ve ahirette Allah'tan afiyet dile
Abbâs b. Abdulmuttalib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir keresinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek bana bir dua öğret ki onu okuyarak Allah -Azze ve Celle-'den istekte bulunayım, dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah'tan afiyet dile.» diye buyurdu. Bir kaç gün geçtikten sonra tekrardan gelerek: Ya Rasûlallah! Bana bir dua öğret ki onu okuyarak Allah Teâlâ'dan istekte bulunayım, dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- de bana şöyle cevap verdi: «Ey Abbâs! Ey Allah Rasûlü'nün amcası! Dünyada ve ahirette Allah'tan afiyet dile.»
SahihMuttefekun Aleyh
«Sizden birisi yemek yediği zaman elini yalamadıkça veya yalatmadıkça onu silmesin.»
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden birisi yemek yediği zaman elini yalamadıkça veya yalatmadıkça onu silmesin.»
SahihMuttefekun aleyh
Allah -Azze ve Celle- Kıyamet Günü gelmiş geçmiş bütün insanları bir araya toplayacaktır. Her bir hain için bir sancak kaldırılacak ve şöyle denilecektir: Bu falanca oğlu falancanın hainliğidir
İbni Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah -Azze ve Celle- Kıyamet Günü gelmiş geçmiş bütün insanları bir araya toplayacaktır. Her bir hain için bir sancak kaldırılacak ve şöyle denilecektir: Bu falanca oğlu falancanın hainliğidir.»
SahihMuttefekun aleyh
Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?
Ebû Bekre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?» diye üç defa sordu. Biz de: Evet! Yâ Rasûlallah, dedik. Rasûlullah: «Allah’a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek» diye buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve «İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak» diye buyurdu. Bu sözü durmadan tekrarladı. Daha fazla üzülmesini istemediğimiz için keşke sussa, diye arzu ettik.
SahihMuttefekun aleyh
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize yedi şeyi emredip, yedi şeyden de yasaklamıştır
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize yedi şeyi emredip, yedi şeyden de yasaklamıştır: Bizlere hasta ziyaretini, cenazenin arkasından gitmeyi, aksırana “Yerhamükellah” demeyi, yemin edenin yeminini yerine getirmesini, haksızlığa uğrayana yardım etmeyi, davet edenin davetini kabul etmeyi ve selamı yaygınlaştırmayı emretti ve bizlere altın yüzükler veya yüzük takmayı, gümüş kaptan su içmeyi, ipek minder kullanmayı, ipekten yapılmış elbise giymeyi, ince ipek giymeyi, kalın ipek giymeyi, halis ipek kumaştan elbise giymeyi yasakladı.
SahihMuttefekun Aleyh
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- altından bir yüzük yaptırdı.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- altından bir yüzük yaptırdı. Yüzüğü taktığı zaman kaşını avucunun içine doğru takardı. Bunu gören sahabiler de aynı şekilde birer altın yüzük edindiler. Onların bu halini gören Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, «Ben bu yüzüğü takıyordum ve kaşını da iç tarafa yapıyordum» buyurdu. Parmağındaki bu yüzüğü çıkarıp attı ve sonra: «Bundan sonra hiçbir zaman altın yüzük takmayacağım» buyurdu. Bunun üzerine sahabiler de parmaklarındaki yüzükleri çıkarıp attılar. Bir lafızda ''Yüzüğü sağ eline taktı.'' şeklinde gelmiştir.
SahihMuttefekun Aleyh
Sarhoşluk verici her içki haramdır.
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, bal şerbetinden yapılan içkinin hükmü soruldu. Bunun üzerine Rasûlullah : Sarhoşluk verici her içki haramdır'' buyurdu.
SahihMuttefekun Aleyh
"İçkinin haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki bu içki beş şeyden; üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan ve arpadan yapılmaktadır."
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anuma- dedi ki: Ömer -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in minberinde şu açıklamayı yaptı: "Ey insanlar! İçkinin haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki bu içki beş şeyden; üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan ve arpadan yapılmaktadır. (Oysa) hamr (içki), aklı örten şeydir. Üç şey vardır ki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu üç şey hakkında üzerinde karar kılacağımız bir açıklama yapmadan bizden ayrılıp (öbür âleme) gitmemesini ne kadar isterdim. Dedenin mirası, kelâle (çocuğu ve babası olmayıp ölen kişinin mirası) ve ribâ bölümünden bazısı.
SahihMuttefekun aleyh
Allah yolunda bir gün hudut nöbeti tutmak, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır
Sehl b. Sa'd es-Sâidî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah yolunda bir gün hudut nöbeti tutmak, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının Cennet'teki yeri, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır. Kulun, Allah Teâlâ'nın yolunda akşamleyin veya sabah erken vakitteki yürüyüşü de dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır.»
SahihMuttefekun Aleyh
“Malının bir kısmını dağıtmayıp elinde tutman senin için daha hayırlı olur”
Kâ'b b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: Yâ Rasûlallah! Tövbemin kabul edilmesine şükran olarak bütün malımı Allah ve Rasûlu uğrunda fakirlere dağıtmak istiyorum, dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Malının bir kısmını dağıtmayıp elinde tutman senin için daha hayırlı olur” buyurdu.
SahihMuttefekun aleyh
Sizden önceki insanlar arasında, vücudunda yarası bulunan bir adam vardı. Yaranın ağrısına dayanamadı, sızlandı, bir bıçak alıp elini kesti. Akan kan durmadı ve adam öldü. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Kulum, kendi canını ben onun canını almadan önce aldı, ona Cennet'i haram kıldım
Hasan'ın rivayetine göre şöyle demiştir: Cündüb b. Abdullah -radıyallahu anh- bize bu mescitte anlattı ve o anlattıktan sonra unutmadık. Cündüb'ün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında yalan söyleyeceğinden korkmuyoruz (yani yalan söylemez). Şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden önceki insanlar arasında, vücudunda yarası bulunan bir adam vardı. Yaranın ağrısına dayanamadı, sızlandı, bir bıçak alıp elini kesti. Akan kan durmadı ve adam öldü. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Kulum, kendi canını ben onun canını almadan önce aldı, ona Cennet'i haram kıldım.»
SahihMuttefekun aleyh
Saf ipek ve atlas elbise giymeyiniz. Altın ve gümüş kaptan bir şey içmeyiniz. Altın ve gümüş tabaklardan da yemek yemeyiniz! Bunlar dünyada kâfirler için, ahirette ise bizler içindir
Abdurrahman b. Ebî Leyla'dan rivayet edildiğine göre, Huzeyfe -radıyallahu anh-'ın yanında bulundukları bir vakit, Huzeyfe -radıyallahu anh- su istedi ve bir Mecûsi ona su getirdi. Bardağı eline verince onu attı ve şöyle dedi: Daha öncesinde onu bir iki kereden fazla bunu yapmaması için uyardım -Sanki: Ben bunu yapmadım diyor. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle dediğini duydum: «Saf ipek ve atlas elbise giymeyiniz. Altın ve gümüş kaptan bir şey içmeyiniz. Altın ve gümüş tabaklardan da yemek yemeyiniz! Bunlar dünyada kâfirler için, ahirette ise bizler içindir.»
SahihMuttefekun aleyh
Dünya'da ipek giyen ahirette giyemez
Ömer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dünya'da ipek giyen ahirette giyemez.»
SahihMuttefekun Aleyh
«Eğer bir kimse izinsiz olarak senin mahremiyetine bakar, sen de bir çakıl taşı atarak onun gözünü çıkarırsan, bundan dolayı artık sana herhangi bir günah yoktur.»
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Eğer bir kimse izinsiz olarak senin mahremiyetine bakar, sen de bir çakıl taşı atarak onun gözünü çıkarırsan, bundan dolayı artık sana herhangi bir günah yoktur.»
SahihMuttefekun Aleyh
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, (erkeklere) ipeği yasaklamıştır. İki, üç ve dört parmak kadarı olanı müstesnadır."
Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (erkeklere) ipek giymeyi yasakladı. Şu kadarı müstesna diyerek iki parmağını kaldırdı. İşaret parmağı ve orta parmak. Müslimdeki rivayette: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ipeği (erkeklere) yasaklamıştır. İki, üç ve dört parmak kadarı olanı müstesnadır, buyrulmuştur."
SahihMuttefekun Aleyh
«Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri, Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.»
Ebû Vâkıd Hâris b. Avf -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- mescidde oturmuş, sahâbîler de onun etrafını almışken karşıdan üç kişi çıkageldi. İkisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sözünü bitirince (bunlar hakkında) şöyle buyurdu: «Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri, Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan haya etti. Ötekine gelince o, (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.»
SahihTirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
«Allahumme fâtıra’s-semâvâti ve’l-ardi âlime’l-ğaybi ve’ş-şehâdeti , rabbe kulli şey’in ve melîkehu, eşhedu en lâ ilâhe illâ ente, eûzu bike min şerri nefsî ve şerri’ş-şeytâni ve şirkihi.(Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Gizliyi ve açığı bilen! Her şeyin Rabbi ve meliki olan Allah’ım! Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah olmadığına şahidlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım.)»
Ebû Hureyre -radıyalahu anh- şöyle dedi: Ebû Bekir -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e: Ey Allah’ın Rasûlü! Sabahladığım ve akşamladığım zaman okuyacağım kelimeleri bana emret, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurdu: «Sabahladığın, akşamladığın ve yatağa yattığın zaman şunları oku: Allahumme fâtıra’s-semâvâti ve’l-ardi âlime’l-ğaybi ve’ş-şehâdeti, Rabbe kulli şey’in ve melîkehu, eşhedu en lâ ilâhe illâ ente, eûzu bike min şerri nefsî ve şerri’ş-şeytâni ve şirkihi. (Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Gizliyi ve açığı bilen! Her şeyin Rabbi ve meliki olan Allah’ım! Senden başka hakkı ile ibadet olunan hiç bir ilah olmadığına şahidlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım!)»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Muâviye -radıyallahu anh- mescitte halka halinde oturan bir cemaatin yanına geldi ve şöyle dedi: "Burada niçin böyle toplandınız?" dediler ki: "Biz, Allah'ı zikretmek için oturduk." Muâviye -radıyallahu anh- "Allah için doğru söyleyin, siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?" diye sordu? Onlar: "Allah'a yemin olsun ki, yalnızca bunun için oturduk." dediler. Muâviye -radıyallahu anh-: "Ben sizin sözünüze inanmadığım için size yemin ettirmedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e benim kadar yakın olup da benden daha az hadis rivayet eden yoktur." dedi. Bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir ilim halkasında oturan sahabelerin yanına geldi de onlara: «Burada niçin oturuyorsunuz?» diye sordu. Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulunması sebebiyle Allah’ı zikretmek ve O'na hamdetmek için oturuyoruz, diye cevap verdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?» diye sordu. Onlar: "Evet, vallahi sadece bu maksatla oturduk", dediler. Bunun üzerine Allah'ın Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ben size inanmadığım için yem etmenizi istemedim. Fakat bana Cebrâil gelerek, Allah Teâlâ’nın meleklere karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» diye buyurdu.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gecelediği zaman şöyle derdi: «Emseynâ ve emse’l-mulku li’llâh, ve’l-hamdu li’llâh, lâ ilâhe illâ’llâhu vahdehû lâ şerîke leh. (Biz Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur, yalnız O vardır; O'nun ortağı yoktur.)»
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh- şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- gecelediği zaman şöyle derdi: «Emseynâ ve emse’l-mulku li’llâh, ve’l-hamdu li’llâh, lâ ilâhe illâ’llâhu vahdehû lâ şerîke leh. (Biz, Allah'ın (kulu) olarak geceledik, bütün mülk de Allah'ın olarak geceledi. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'dan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur, yalnız O vardır; O'nun ortağı yoktur.)» Ravi şöyle dedi: Bu duasında şöyle dediğini de gördüm: «Lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu ve huve alâ kulli şey’in kadîr, rabbi es’eluke hayra mâ fî hâze’l-yevmi ve hayra mâ ba‘deh, ve e‘ûzu bike min şerri mâ fî hâze’l-yevmi ve şerri mâ ba‘deh, rabbi eûzu bike mine’l-kesli ve sûi’l-kiber, rabbi eûzu bike min azâbin fî’n-nâri ve azâbin fî’l-kabr. (Mülk O'na mahsustur; hamd O'na mahsustur. O, her şeye kadirdir. Rabbim! Bu gecede bulunanın hayırlısını ve bundan sonra olanın da hayırlısını senden isterim. Bu gecede olanın şerrinden ve bundan sonra olanın şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, kocamaktan ve bunamaktan sana sığınırım. Cehennem'deki azaptan ve kabirdeki azaptan sana sığınırım.» Sabahladığı zaman yine bu duayı söylerdi. Yalnız başında; «Asbahnâ ve asbaha’l-mulku li’llâhi, (Biz Allah'ın (kulu) olarak sabahladık, bütün mülk de Allah'ın olarak sabahladı.)» derdi.
SahihMuttefekun aleyh
(Dikkat edin!) Bunlar muhakkak azap olunuyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmazdı, (iyice temizlenmezdi). Diğeri ise kovuculuk yapardı
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu: «(Dikkat edin!) Bunlar muhakkak azap olunuyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmazdı, (iyice temizlenmezdi). Diğeri ise kovuculuk yapardı.» Sonra Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yaş bir hurma dalı aldı ve ikiye ayırdı. Birini bir mezarın üzerine diğerini de diğer mezarın üzerine dikti. Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Bunu neden yaptın diye sordular. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Umulur ki, bunlar yaş olarak kaldığı müddetçe azapları hafifler.»
SahihMuttefekun aleyh
Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim
Mugîre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte bir yolculukta iken onun mestlerini çıkarmak için eğildiğimde şöyle dedi:«Onları bırak ben onları taharet üzerine giydim.» Sonra onların üzerine mesh etti.
SahihMuttefekun Aleyh
Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır.
Huzeyfe -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bizlere iki olay anlattı ki ben onlardan birini gördüm. Diğerini de beklemekteyim.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle anlattı: Emanet, salih kimselerin gönüllerinin derinliğine indi. Sonra onlar Kur’an’ı ve sünneti öğrendiler.''Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize ilmin kaldırılmasını anlattı:''Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır. Şu halde emanet, senin ayağına düşürdüğün bir ateş parçasının düştüğü yeri şişirip senin onu bir kabarcık şeklinde görmen gibidir. Hâlbuki o kabarcıkta bir şey yoktur. İnsanlar sabaha erip alış verişe başlarlar. Hiç kimse emaneti eda etmek imkânını bulamaz! ‘Falan oğulları içinde emin bir adam vardır, emaneti ona verelim’ denilir. Bir kimse için ‘Ne akıllı, ne zarif, ne de güçlü!’ denilir. Hâlbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur!''Huzeyfe -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Bana öyle bir zaman geldi ki o zamanda ben ‘kiminle alış veriş edeceğim?’ diye tasalanmazdım! Eğer alışveriş yaptığım Müslüman ise onu, beni aldatmaktan İslam alıkoyardı. Yok, Hristiyan ise onu da vali alıkoyardı. Bugün ise ben falan ve falandan başka kimseyle alışveriş yapamıyorum.''
SahihEbû Dâvûd, Tirmizî, Ahmed ve Nesâî de (Sünen-i) el-Kübrâ'da rivayet etmiştir
Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin
Mikdâd b. Mâdikerib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.»
SahihMuttefekun Aleyh
"Ya Rasûlallah! Bizden biri cünüp iken uyuyabilir mi?" Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet, abdest aldığı zaman uyuyabilir, (bunda bir sakınca yoktur)» buyurdu.
Abdulah b.Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre; Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh- şöyle sormuştur: "Ya Rasûlallah! Bizden biri cünüp iken uyuyabilir mi?" Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet, abdest aldığı zaman uyuyabilir, (bunda bir sakınca yoktur)» buyurdu.
SahihNesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir adam, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında otururken birisi o adamın yanından geçti. Adam: "Ey Allah'ın elçisi! Ben bu adamı seviyorum" dedi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında oturan adama: «Ona, kendisini sevdiğini haber verdin mi?» diye sordu. Adam: "Hayır!" diye cevap verdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ona bunu haber ver!» buyurdu. Adam kalkıp o adama yetişti ve ona: "Seni Allah için seviyorum" dedi. Adam da ona: "Beni kendisi için sevmiş olduğun Allah da seni sevsin" dedi.
SahihMuttefekun aleyh
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- helâya girdiğinde, ben ve benim yaşta bir çocukla birlikte, su dolu bir kap ve kısa bir mızrak taşırdık. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- su ile taharetlenirdi
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- helâya girdiğinde, ben ve benim yaşta bir çocukla birlikte, su dolu bir kap ve kısa bir mızrak taşırdık. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- su ile taharetlenirdi.
HasenEbû Dâvûd rivayet etmiştir
«Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Saçı sakalı ağarmış müslümana ikramda (saygıda) bulunmak, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ikramda bulunmak ve âdil hükümdara ikramda bulunmak (saygı göstermek), Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve tazimden ileri gelir.»
SahihMuttefekun aleyh
Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla isticmar yaparsa tek sayı olarak taş kullansın
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla isticmar yaparsa tek sayı olarak taş kullansın. Sizden biriniz uykusundan uyandığında abdest alacağı kaba, elini sokmadan önce yıkasın. Çünkü o elinin nerede gecelediğini bilmez.» Müslim'deki lafız şöyledir: «Sizden biriniz uykusundan uyandığında elini üç defa yıkamadan (içinde abdest suyu bulunan kaba daldırmasın. Çünkü o elinin nerede gecelediğini bilmez.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
"Ben onun için ağlamıyorum. Allah katındaki nimetlerin, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- için daha hayırlı olduğunu elbette biliyorum. Ben asıl, vahyin kesilmiş olmasından dolayı ağlıyorum, dedi. Bu sözleri duyduktan sonra, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma- duygulandılar. Onlar da Ümmü Eymen’le birlikte ağladılar."
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefâtından sonra Ebû Bekir, Ömer -radıyallahu anhuma-'ya: Kalk! Allah Rasûlü’nün yakını olan Ümmü Eymen -radıyalahu anha-'ya gidelim, Rasûlullâh -sallallahu aleyhi ve selllem-'in yaptığı gibi, biz de onu ziyâret edelim.” dedi. Yanına vardıklarında Ümmü Eymen-radıyallahu anhâ- ağlamaya başladı. Niçin ağlıyorsun? Allah katındaki nîmetlerin efendimiz için çok daha hayırlı olduğunu bilmiyor musun? dediler. Ümmü Eymen -radıyallahu anhâ-: Ben onun için ağlamıyorum. Allah katındaki nimetlerin, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- için daha hayırlı olduğunu elbette biliyorum. Ben asıl, vahyin kesilmiş olmasından dolayı ağlıyorum, dedi. Bu sözleri duyduktan sonra, Ebû Bekir ve Ömer -radıyallahu anhuma- duygulandılar. Onlar da Ümmü Eymen’le birlikte ağladılar.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Kişi evine girdiği zaman ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işitmiştir: «Kişi evine girdiği zaman ve yemek yediği zaman Allah Teâlâ’yı anarsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Size burada gece yiyecek bir yemek ve yatacak bir yer yok” der. Eğer kişi eve girerken Allah’ı anmazsa, Şeytan (arkadaşlarına), “Gece kalacağınız bir yer var” der. O kişi yemek vaktinde Allah’ı anmazsa Şeytan arkadaşlarına, “Gece kalacak yer ve yiyecek yemek buldunuz." der.»
Kaynak
- HadeethEnc.comHadis metinleri ve konu başlıkları HadeethEnc'ten alınmıştır.