Kur'an İlimleri konulu hadisler
HadeethEnc'in Kur'an İlimleri başlığı altında toplanan 67 hadis. Her hadisin Arapça metni, anlamı ve kaynağı kendi sayfasında.
- Bu konudaki hadis
- 67
- Bu sayfada listelenen
- 30
- En çok hadis içeren koleksiyon
- Buhârî & Müslim (23)
Hadisler
İlk 30 hadis aşağıda. Konunun tamamı hadis arşivinde.
SahihBuhârî rivayet etmiştir
Ömer -radıyallahu anh- Bedir gazvesine katılmış olan yaşlı sahabeler arasına beni de alıyordu. Sanki onların bir kısmı bunu hoş karşılamıyordu.
Ömer -radıyallahu anh- Bedir gazvesine katılmış olan yaşlı sahabeler arasına beni de alıyordu. Sanki onların bir kısmı bunu hoş karşılamıyordu. İçlerinden biri, "Bunu niçin bizim aramıza alıyor? Bizim de onun gibi çocuklarımız var." demişti. Ömer de "Onu, sizin de bildiğiniz gibi ilminden dolayı aranıza alıyorum" diye cevap verdi. Bir gün beni onların meclisine yine davet etti. Zannediyorum ki o gün, beni onlara göstermek için davet etmişti. Ömer onlara; "Allah'ın yardımı ve fethi geldiğinde" ayeti hakkında ne diyorsunuz?" diye sordu. Onların bir kısmı; "Bununla Allah'ın yardımına nail olup bize fetih müyesser olduğu zaman Allah'a hamd edip istiğfar etmemiz emredilmiştir." diye cevap verdiler. Bir kısmı da, hiç bir şey söylemeyip sessiz kaldı. Ömer bana yönelerek; "İbn Abbas! Sen de böyle mi diyorsun?" dedi. Ben; "Hayır!" dedim. "Peki ne diyorsun öyleyse?" deyince, ben de: "Bununla Allah, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ecelinin yaklaştığını bildirmiştir." diye cevap verdim. "Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde işte bu, senin ecelinin belirtisidir. O zaman Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Şüphesiz O, tevbeleri çok kabul edendir." buyrulmuştur. Bunun üzerine Ömer; "Bu hususta ben de senin dediklerinden başka bir şey bilmiyorum." dedi.
SahihMuttefekun aleyh
Ey amcacım! Lâ ilahe illallah de ki, Allah katında bu kelime ile seni müdafaa edeyim
Saîd b. Müseyyeb'in, babasından naklettiğine göre o şöyle demiştir: Ebû Tâlib, ölüm döşeğindeyken, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanına gitti. Yanında Ebû Cehil ve Abdullah b. Ebi Ümeyye b. Muğira da vardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- amcasına şöyle dedi: «Ey amcacım! Lâ ilahe illallah de ki, Allah katında bu kelime ile seni müdafaa edeyim.» . Ebû Cehil ile Abdullah b. Ebi Ümeyye dediler ki: Ey Ebû Talib, Abdülmuttalib'in dininden vaz mı geçiyorsun? Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- (sözünü) tekrarladı. O ikisi de sözlerini o kadar ısrarla tekrarladılar ki, Ebû Tâlib'in en son söylediği söz: "Abdülmuttalib'in dini üzere." oldu. Lâ ilâhe illallâh demeyi reddetti. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle dedi: «Yasaklanmadığım müddetçe senin için istiğfarda bulunacağım.» Böyle demesi üzerine Allah şu ayetleri indirdi: {Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek, Peygamber'e ve Müminlere yaraşmaz.} [Tevbe Suresi: 113] Allah Teâlâ, Ebû Tâlib hakkında şu ayeti indirerek Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle buyurmuştur: {(Rasûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.} [Kasas Suresi: 56]
SahihMuttefekun aleyh
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle dedi: «Bana Kur’an oku!
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bana şöyle dedi: «Bana Kur’an oku!». Ben; “Ya Rasûlallah, Kur'an sana indirilmişken ben mi sana okuyayım?” diye sorduğumda, «Evet» dedi. Bunun üzerine ben; O'na Nisâ Suresi'ni okumaya başlayıp; {Biz her ümmetten hakkıyla bir şahit getirdiğimiz, onlara da seni şahit kıldığımız zaman onların halleri nice olur.} (Nisâ Suresi: 41) mealindeki ayet-i kerimeye geldiğimde «Şimdilik yeter.» dedi. O'na baktığımda iki gözünden yaşlar boşalıyordu.
SahihHer iki rivayeti de Muttefekun Aleyh'dir
«Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir: Biri, Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse, diğeri, Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.»
Abdullah İbn Mes’ûd -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre: «Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir; biri, Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse, diğeri, Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.» İbn Ömer -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Yalnız şu iki kişiye gıpta edilmelidir: Biri, Allah’ın kendisine verdiği Kur’ân ile gece gündüz meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine verdiği malı gece gündüz harcayan kimsedir.»
SahihMuttefekun Aleyh
Allah -Azze ve Celle- Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e vefatından öncesine kadar vahiy göndermeye devam etti. Vahyin en çok geldiği zaman ise Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefat ettiği gündü.
Enes İbn Malik –radıyallahu anh-’tan merfû olarak rivayet edildiğine göre Allah -Azze ve Celle- Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e vefatından öncesine kadar vahiy göndermeye devam etti. Vahyin en çok geldiği zaman ise Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefat ettiği gündü.
SahihMuttefekun Aleyh
"Beytullâh'ı soluna, Mina'yı sağına alıp şöyle demiştir: Bu yer Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Bakara Suresi'nin indirildiği yerdir."
Abdurrahman b. Yezîd en-Nehai'nin rivayet ettiğine göre o, İbn Mesud ile birlikte haccetmiş ve İbn Mesud'u Akabe Cemresi'ne yedi çakıl taşı atarken görmüştür. (İbn Mesud) Beytullah'ı soluna Mina'yı sağına alıp şöyle demiştir: "Bu yer Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Bakara Suresi'nin indirildiği yerdir."
SahihMuttefekun Aleyh
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir adamı seriyyeye gönderdi. Adam, namazlarında arkadaşlarına Kur'an okuyor ve (rekâtını) ''Kul huvallahu ehad'' ile bitiriyordu.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir adamı seriyyeye gönderdi. Adam, namazlarında arkadaşlarına Kur'an okuyor ve okuyuşunu "Kul huvallahu ehad'' (suresi) ile bitiriyordu. Döndükleri zaman bunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e zikrettiler. (Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem) Onlara; «Ona neden böyle yaptığını sorun» dedi. Ona sordular. O şöyle dedi: Çünkü o, Rahman -Azze ve Celle-'nin sıfatıdır .Ben onu okumayı seviyorum. (Bunun üzerine) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Ona Allah Teâlâ'nın onu sevdiğini haber verin»
SahihMüslim rivayet etmiştir
"Kur'ân'ı okuyunuz. zira O, kıyâmet günü okuyan kimseler için şefaatçi olarak gelir."
Ebu Umâme el-Bâhilî -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre o Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işitmiştir: «Kur'ân-ı okuyunuz. zira o, kıyâmet günü okuyan kimse için şefaatçi olarak gelir.»
SahihMuttefekun aleyh
Kur'an okuma ve ezberine sahip kimsenin misali, bağlı deve gibidir. Eğer sahibi devesini korursa, onu eli altında tutar. Eğer salıverirse deve kaçıp gider
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kur'an okuma ve ezberine sahip kimsenin misali, bağlı deve gibidir. Eğer sahibi devesini korursa, onu eli altında tutar. Eğer salıverirse deve kaçıp gider.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen ve sadece sana verilen şu iki nurdan dolayı sana müjdeler olsun. Bunlar, Fâtihatü'l-Kitâb ve Bakara Suresi'nin sonundaki ayetlerdir. Bunlardan okuduğun her bir harfin karşılığı mutlaka sana verilecektir
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: «Bir gün Cebrâîl, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte otururken yukarıdan bir gıcırtı işitti. Cebrâil başını yukarı doğru kaldırdı ve şöyle dedi: Bu, bugün gökte açılan bir kapıdır. Bu kapı bugüne kadar hiç açılmamıştı. O kapıdan bir melek indi. Dedi ki: Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bu güne kadar hiç inmemişti. Melek selam verdi ve şöyle dedi: Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen ve sadece sana verilen şu iki nurdan dolayı sana müjdeler olsun. Bunlar, Fâtihatü'l-Kitâb ve Bakara Suresi'nin sonundaki ayetlerdir. Bunlardan okuduğun her bir harfin karşılığı mutlaka sana verilecektir.».
SahihMuttefekun aleyh
Şu Kur’an’ı hafızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed'in canını elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Kur’an’ın hafızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şu Kur’an’ı hafızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed'in canını elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Kur’an’ın hafızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.»
SahihBuhârî rivayet etmiştir
Sizin en hayırlınız Kur'an-ı öğrenen ve öğretendir
Osman -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizin en hayırlınız Kur'an-ı öğrenen ve öğretendir.»
SahihMuttefekun Aleyh
''Bir adam Kehf sûresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı.''
Berâ b. Âzib -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi:Bir adam Kehf sûresini okuyordu. Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz: ''O sekînedir; Kur'an okuduğun için inmiştir''buyurdu.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Evlerinizi mezarlığa çevirmeyin. Şüphesiz Şeytan, içinde Bakara Suresi okunan evden uzaklaşıp kaçar
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Evlerinizi mezarlığa çevirmeyin. Şüphesiz Şeytan, içinde Bakara Suresi okunan evden uzaklaşıp kaçar.»
SahihMuttefekun Aleyh
''Sana Dâvud -Aleyhisselam-'ın nağmelerinden (okuyuşundan) bir nağme verilmiştir.''
Ebû Musa el-Eşarî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ''Sana Dâvud’un -Aleyhisselam-'ın nağmelerinden (okuyuşundan) bir nağme verilmiştir.''Müslim'in rivayetinde:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu:''Eğer beni görseydin senin dünkü okuyuşunu dinliyordum.''
SahihMuttefekun aleyh
Kur'an okuyan Mümin turunçgiller gibidir; kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur'an okumayan Mümin hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir
Ebû Mûsâ el-Eşarî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kur'an okuyan Mümin turunçgiller gibidir; kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur'an okumayan Mümin hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir . Kur'an okuyan münafık fesleğen gibidir; kokusu hoş fakat, tadı acıdır. Kur'an okumayan münafık Ebû Cehil karpuzu gibidir; kokusu yoktur ve tadı da acıdır.»
Hasenİbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” Ebû Davud rivayetinde: "Şefaat eder" olarak gelmektedir.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Kim, Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccal’in fitnesinden korunur.» Başka bir rivayette ise: «Kehf Suresi'nin sonundan
Ebû Hureyre –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccal’in fitnesinden korunur.» Başka bir rivayette ise: «Kehf Suresi'nin sonundan...»
SahihMuttefekun aleyh
Her kim Bakara Suresi'nin son iki ayetini geceleyin okursa ona yeter
Ebû Mesûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim Bakara Suresi'nin son iki ayetini geceleyin okursa ona yeter.»
HasenTirmizî rivayet etmiştir
Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir
Abdullah b. Mes'ud -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. "Elif, Lâm, Mim" bir harftir demiyorum. Ancak Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim bir harftir.»
SahihEbû Dâvûd rivayet etmiştir
Kim Kur'ân'ı teganni ederek (güzel sesle okumaya gayret etmezse) bizden değildir.
Ebû Lübâbe Beşîr b. Abdulmünzir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kim Kur'ân'ı teganni ederek (güzel sesle okumaya gayret etmezse) bizden değildir.
SahihMüslim rivayet etmiştir
««Kıyamet gününde Kur’an ve dünyada ona göre davranan Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler.»
Nevvâs b. Sem’ân -radıyallahu anh- şöyle dedi: Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i, «Kıyamet gününde Kur’an ve dünyada ona göre davranan Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân Sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar.» buyururken işittim.
SahihMâlik rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Amr b. Hazm'a yazdığı kitapta (risalede): «Kur'an'a temiz olandan başkası dokunamaz.» buyrulmuştur.
Abdullah b. Ebî Bekr b. Hazm'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Amr b. Hazm'a yazdığı kitapta (risalede): «Kur'an'a temiz olandan başkası dokunamaz.» buyrulmuştur.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her anında Allah'ı zikrederdi
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her anında Allah'ı zikrederdi."
SahihBuhârî rivayet etmiştir
«Sana Kur'an'daki en büyük sureyi öğreteyim mi?»
Ebu Said İbnu'l-Muallâ -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, «Mescitten çıkmadan önce sana Kur'an'daki en büyük sureyi öğreteyim mi?» dedi. Ardından elimden tuttu. Mescitten çıkacağımız sırada ben: "Sana en büyük sureyi öğreteceğim dememiş miydiniz, ey Allah'ın Rasûlü?" dedim. Bana: «O sure Elhamdulillahi Rabbi'l-Alemin'dir ki, (namazlarda tekrar tekrar okunan) yedi ayet (es-Seb'u'l-Mesanî) ve bana verilen yüce Kur'an'dır.» diye buyurdu.
SahihMuttefekun aleyh
Kur’an’ı ustalıkla okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek, zorlukla okuyan kimseye de iki kat ecir vardır
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kur’an’ı ustalıkla okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek, zorlukla okuyan kimseye de iki kat ecir vardır.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Görmedin mi? Bu gece benzeri asla görülmemiş ayetler indirildi. Kul eûzu bi-Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi-Rabbi’n-nâs.»
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği bir hadiste Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Görmedin mi? Bu gece benzeri asla görülmemiş ayetler indirildi. Kul eûzu bi-Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi-Rabbi’n-nâs.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Allah bu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir, bazılarını da alçaltır.»
Ömer b. el-Hattab -radıyallahu anh-’den rivayet edilen bir hadise göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah bu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir, bazılarını da alçaltır.»
SahihBuhârî rivayet etmiştir
Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ebû Bekr Yemâme'de şehîd olanların ölümünü müteâkib haber yollayıp beni çağırdı. Yanında Ömer b. Hattâb da bulunuyordu. Ebû Bekr bana şu sözleri söyledi: Ömer bana geldi ve: Yemâme gününün şiddetli harbinde Kur'ân hafızlarından birçoğu şehit oldu. Ben diğer harb sahalarında da harbin şiddetli olup Kur'ân hafızlarının şehit edilmelerinden, bu sebeble de Kur'ân'dan büyükçe bir kısmın zayi olup gitmesinden endîşe ediyorum. Binâenaleyh ben senin, Kur'ân'ın kitâb hâlinde toplanmasını emretmeni düşünüyorum, dedi. Ben Ömer'e: Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yaparsın? Dedim. Ömer: Vallahi bu hayırdır, dedi ve bana görüşüme başvurmaya devam etti. Nihayet Allah benim göğsümü bu işi için açtı ve ben de Ömer'in düşündüğü bu işte onun gibi düşündüm. Zeyd dedi ki: Bu sözlerden sonra Ebû Bekr, bana hitaben şunları söyledi: Sen genç ve akıllı bir erkeksin, biz seni hiçbir kusurla itham etmiyoruz. Sen Rasûlullah için vahyi yazıyordun. Buna binaen sen Kur'ân'ı ara ve onu bir araya topla! Zeyd buna karşı: Vallahi eğer bana dağlardan bir dağın nakledilmesini teklif etmiş olsalardı, o iş benim üzerime, bana emrettiği bu Kur'ân'ı toplama işinden daha ağır olmazdı, dedi. Zeyd dedi ki: Ben: Sizler, Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yapıyorsunuz? Dedim. Ebû Bekr: Allah'a yemîn ederim ki, bu hayırlı bir iştir, dedi ve Ebû Bekr bana gelmeye devam etti. Nihayet Allah, Ebû Bekir'le Ömer'in akıllarını yatırdığı ve göğüslerini ferahlandırdığı bu işe, benim de aklımı açtı ve gönlümü ferahlandırdı. Bunun üzerine ben de Kur'ân'ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu hurma dallarından, ince taş levhalardan ve hafızların ezberlerinden topladım. Nihayet et-Tevbe Sûresi'nin sonunu Ebû Huzeyme el-Ensârî'nin yanında buldum. O âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım. Bu âyet,(Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.)Tevbe suresi 128. ayetten sûrenin sonuna kadar devam eden âyetti. Neticede toplanan bu sahîfeler, tâ Allah kendisini vefat ettirinceye kadar Ebû Bekr'in yanında bulundu. Sonra hayâtı müddetince Ömer'in yanında kaldı. Bundan sonra Ömer'in kızı Hafsa’nın yanında kaldı.Buharî rivayet etmiştir.
Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ebû Bekr Yemâme'de şehîd olanların ölümünü müteâkib haber yollayıp beni çağırdı. Yanında Ömer b. Hattâb da bulunuyordu. Ebû Bekr bana şu sözleri söyledi: Ömer bana geldi ve: Yemâme gününün şiddetli harbinde Kur'ân hafızlarından birçoğu şehit oldu. Ben diğer harb sahalarında da harbin şiddetli olup Kur'ân hafızlarının şehit edilmelerinden, bu sebeble de Kur'ân'dan büyükçe bir kısmın zayi' olup gitmesinden endîşe ediyorum. Binâenaleyh ben senin, Kur'ân'ın kitâb hâlinde toplanmasını emretmeni düşünüyorum, dedi. Ben Ömer'e: Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yaparsın? Dedim. Ömer: Vallahi bu hayırdır, dedi ve bana müracaatta devam etti. Nihayet Allah benim göğsümü bu işi için açtı ve ben de Ömer'in düşündüğü bu işte onun gibi düşündüm. Zeyd dedi ki: Bu sözlerden sonra Ebû Bekr, bana hitaben şunları söyledi: Sen genç ve akıllı bir erkeksin, biz seni hiçbir kusurla itham etmiyoruz. Sen Rasûlullah için vahyi yazıyordun. Buna binaen sen Kur'ân'ı ara ve onu bir araya topla! Zeyd buna karşı: Vallahi eğer bana dağlardan bir dağın nakledilmesini teklif etmiş olsalardı, o iş benim üzerime, bana emrettiği bu Kur'ân'ı toplama işinden daha ağır olmazdı, dedi. Zeyd dedi ki: Ben: Sizler, Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yapıyorsunuz? Dedim. Ebû Bekr: Allah'a yemîn ederim ki, bu hayırlı bir iştir, dedi ve Ebû Bekr bana görüşüme başvurmaya devam etti. Nihayet Allah, Ebû Bekir'le Ömer'in akıllarını yatırdığı ve göğüslerini ferahlandırdığı bu işe, benim de aklımı açtı ve gönlümü ferahlandırdı. Bunun üzerine ben de Kur'ân'ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu hurma dallarından, ince taş levhalardan ve hafızların ezberlerinden topladım. Nihayet et-Tevbe Sûresi'nin sonunu Ebû Huzeyme el-Ensârî'nin yanında buldum. O âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım. Bu âyet,(Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.)Tevbe suresi 128. ayetten sûrenin sonuna kadar devam eden âyetti. Neticede toplanan bu sahîfeler, tâ Allah kendisini vefat ettirinceye kadar Ebû Bekr'in yanında bulundu. Sonra hayâtı müddetince Ömer'in yanında kaldı. Bundan sonra Ömer'in kızı Hafsa’nın yanında kaldı.
SahihBuhârî rivayet etmiştir
İbn Şihâb şöyle rivayet etti: Ona da Enes b. Mâlik şöyle tahdîs etmiştir: Ermenistan fethinde Suriyeliler'le, Azerbeycan fethinde de Iraklılar'la birlikte savaşan Huzeyfe b. el-Yemân, bunların Kur'ân'ı çeşitli şekillerde okumalarının kendisine verdiği endîşe üzerine Osman'ın yanına geldi ve ona: Ey Mü'minlerin Emîri, sen, Kur'an'ı okumakta Yahûdîler'le Hristiyanlar'ın kendi kitâblarını okumakta uğradıkları ayrılığa benzer bir ihtilâfa düşmeden evvel bu ümmete yetiş, bu işin icabına bak, dedi.Bunun üzerine Osmân, Hafsa'ya haber gönderip: Bize Kur'an'ın yazılı olduğu sahîfeleri gönder de, biz sûreleri Mushaflara nakledelim, sonra da o sahîfeleri tekrar sana iade edelim, dedi. Bunun üzerine Hafsa muhafaza ettiği Kur'ân'ı Osman'a gönderdi. Osman da Zeyd b. Sâbit, Abdullah ibnu'z-Zubeyr, Saîd ibnu'l-Âs ve Abdurrahmân ibnu'l-Hâris ibn Hişâm'dan kurulu çoğaltıp yazma heyetine emir verdi. Onlar da bu asıl nüshadaki sûreleri Mushaflara çoğaltıp naklettiler. Osmân bu istinsah işinin başında, Zeyd'in Medîneli olması yüzünden Kureyşli olan üç kişiye hitaben: Sizler Zeyd b. Sâbit ile Kur'an'dan herhangi birşeyde ihtilâf ettiğiniz zaman, Kur'ân'ı Kureyş lisanı ile yazınız. Çünkü Kur'an, Kureyş lisanı ile nazil olmuştur, dedi. Onlar da işte böyle yaptılar, nihayet sahîfeleri Mushafları yazıp çoğalttıkları zaman, Osman asıl sahîfeleri tekrar Hafsa'ya iade etti.Heyet ferdlerinin yazıp çoğalttıkları Mushaflar'dan birer Mushaf'ı da her tarafa gönderdi. Bu gönderdiği (resmî) Mushaflar'ın dışında kalan ve içinde Kur'ân yazılı bulunan her sahîfenin yâhud mushafın da yakılmasını emretti.Buharî rivayet etmiştir.
İbn Şihâb şöyle rivayet etti: Ona da Enes b. Mâlik şöyle tahdîs etmiştir: Ermenistan fethinde Suriyeliler'le, Azerbeycan fethinde de Iraklılar'la birlikte savaşan Huzeyfe b. el-Yemân, bunların Kur'ân'ı çeşitli şekillerde okumalarının kendisine verdiği endîşe üzerine Osman'ın yanına geldi ve ona: Ey Mü'minlerin Emîri, sen, Kur'an'ı okumakta Yahûdîler'le Hristiyanlar'ın kendi kitâblarını okumakta uğradıkları ayrılığa benzer bir ihtilâfa düşmeden evvel bu ümmete yetiş, bu işin icabına bak, dedi.Bunun üzerine Osman, Hafsa'ya haber gönderip: Bize Kur'an'ın yazılı olduğu sahîfeleri gönder de, biz sûreleri Mushaflara nakledelim, sonra da o sahîfeleri tekrar sana iade edelim, dedi. Bunun üzerine Hafsa muhafaza ettiği Kur'ân'ı Osman'a gönderdi. Osman da Zeyd b. Sâbit, Abdullah ibnu'z-Zubeyr, Saîd ibnu'l-Âs ve Abdurrahmân ibnu'l-Hâris ibn Hişâm'dan kurulu çoğaltıp yazma heyetine emir verdi. Onlar da bu asıl nüshadaki sûreleri Mushaflara çoğaltıp naklettiler. Osman bu istinsah işinin başında, Zeyd'in Medîneli olması yüzünden Kureyşli olan üç kişiye hitaben: Sizler Zeyd b. Sâbit ile Kur'an'dan herhangi birşeyde ihtilâf ettiğiniz zaman, Kur'ân'ı Kureyş lisanı ile yazınız. Çünkü Kur'an, Kureyş lisânı ile nazil olmuştur, dedi. Onlar da işte böyle yaptılar, nihayet sahîfeleri Mushaflara istinsah edip naklettikleri zaman, Osman asıl sahîfeleri tekrar Hafsa'ya iade etti.Heyet ferdlerinin yazıp çoğalttıkları Mushaflar'dan birer Mushaf'ı da her tarafa gönderdi. Bu gönderdiği (resmî) Mushaflar'ın dışında kalan ve içinde Kur'ân yazılı bulunan her sahîfenin yâhud mushafın da yakılmasını emretti.Buharî rivayet etmiştir.
Kaynak
- HadeethEnc.comHadis metinleri ve konu başlıkları HadeethEnc'ten alınmıştır.