SahihAhmed rivayet etmiştir
«Allah bir kulu için hayrı dilediğinde o kulunu ölümünden önce kullanır.»
Ömer el-Cumaî -radıyallahu anh-'tan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah bir kulu için hayrı dilerse, o kulunu ölümünden önce kullanır.» (Sahabeler): ''Onu nasıl kullanır ya Rasûlallah?" diye sordular. Buyurdu ki: «Allah -Azze ve Celle-, ölümünden önce onu salih amele muvaffak kılar ve onun canını o, bu amel üzerinde iken alır.»
SahihMuttefekun Aleyh
«O kadınlar, doğru söylemişlerdir. Onlar, kabirlerinde öyle bir azap görür ki, o azabı bütün hayvanlar işitir.»
Âişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: “Medine'deki Yahudilerin yaşlı kadınlarından ikisi yanıma girip bana; “Kabirlerde olanlar, kabirlerinde azap görürler” dediler. Ben onların bu sözlerini yalanladım. Onları tasdik etmek için “Evet” demeye gönlüm razı olmadı. Daha sonra çıkıp gittiler. Derken Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yanıma girdi. O'na: “Ey Allah'ın Rasûlü! Medine Yahudilerinin yaşlı kadınlarından ikisi yanıma gelip; “Kabir halkı, kabirlerinde muhakkak azap olunurlar, sözlerini naklettim." Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «O kadınlar, doğru söylemişlerdir. Onlar, kabirlerinde öyle bir azap görür ki, o azabı bütün hayvanlar işitir.» buyurdu. Aişe -radıyallahu anha-: “Bundan sonra Rasûlullah'ı her namazda kabir azabından (Allah'a) sığınırken görmüşümdür.” dedi.
SahihBuhârî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir
«Bana vahyolundu ki, sizler kabirde Deccal fitnesine yakın bir imtihandan geçeceksiniz.»
Esma bint Ebi Bekir -radıyallahu anha-’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün kalktı ve kişinin kabirdeki çekeceği sıkıntılardan bahsetti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bundan bahsedince Müslümanlar öyle bir bağrıştılar ki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ne söylediğini anlayamadım. İnsanların sesleri kesilince bana yakın olan bir adama: "Allah seni bereketli kılsın. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in son söyledikleri neydi?” diye sordum. O da şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in son sözü: «Bana vahyolundu ki, sizler kabirde Deccal fitnesine yakın bir imtihandan geçeceksiniz.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Şüphesiz bu ümmet kabirleri içinde imtihana tabi tutuluyorlar. Şayet ölülerinizi gömmeyi terk etmeniz endişesi olmasaydı, bu mezarlıktan işitmekte olduğum kabir azabından bazısını sizlere işittirmesini Allah’tan muhakkak talep ederdim.»
Ebû Saîd -radıyallahu anh- dedi ki: Bu hadise Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahit olmadım. Lakin Zeyd b. Sâbit -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Neccâroğulları'na ait bir bahçede ve katırının üzerinde bulunduğu bir sırada biz onunla beraberdik. Katır aniden yoldan saptı ve koştu. Nerede ise Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i yere atacaktı. Orada altı veya beş veya dört tane mezarla karşılaştık. Cerîrî böyle diyordu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bu mezarların sahiplerini kim tanıyor?» diye sordu. Bir adam: Ben tanıyorum dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunlar ne zaman öldüler?» dedi. O adam: Müşriklik zamanında öldüler dedi. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Şüphesiz bu ümmet kabirleri içinde imtihana tabi tutuluyorlar. Şayet ölülerinizi gömmeyi terk etmeniz endişesi olmasaydı, bu mezarlıktan işitmekte olduğum kabir azabından bazısını sizlere işittirmesini Allah’tan muhakkak talep ederdim» buyurdu. Sonra yüzünü bize dönerek: «Kabir azabından Allah’a sığının!» buyurdu. Sahabeler: Kabir azabından Allah’a sığınırız dediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kabir azabından Allah’a sığının!» buyurdu. Sahabeler: Kabir azabından Allah’a sığınırız dediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Fitnelerden, onların görünenlerinden ve görünmeyenlerinden Allah’a sığının!» buyurdu. Sahabeler: Fitnelerden, onların görünenlerinden ve görünmeyenlerinden Allah’a sığınırız dediler. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Deccal fitnesinden de Allah’a sığının!» buyurdu. Sahabeler: Deccal fitnesinden de Allah’a sığınırız dediler.''
SahihMuttefekun aleyh
Sizden biriniz öldüğü zaman sabah-akşam, (Cennet ve Cehennem'de ona ait olan) varıp yerleşeceği yeri ona gösterilir
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden biriniz öldüğü zaman sabah-akşam, (Cennet ve Cehennem'de ona ait olan) varıp yerleşeceği yeri ona gösterilir. Eğer ölü Cennet ehlinden ise, kendisine Cennet ehlinin varıp yerleşeceği yer gösterilir. Eğer ölü Cehennem ehlinden ise, kendisine Cehennem ehlinin varıp yerleşeceği yer gösterilir. Ona: "Allah, seni Kıyamet Günü diriltinceye kadar senin yerin burasıdır" denir.»
HasenTirmizî rivayet etmiştir
Kabir azabı ve nimetininin bir takım özellikleri
Ebû Hureyre –radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ölü mezara konulunca, birine Münker, diğerine Nekîr adı verilen siyah mavi iki melek gelir; ölüye derler ki: "Şu Muhammed –sallallahu aleyhi ve sellem- denilen zat hakkında ne dersin?" O da şöyle cevap verir. "O, Allah'ın kulu ve Rasûlü’dür. Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilâh yoktur, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- de O'nun kulu ve elçisidir. Bunun üzerine melekler; biz senin böyle diyeceğini zaten bilmekte idik" derler. Sonra onun mezarını yetmiş arşın genişletirler. Daha sonra bu ölünün mezarı ışıklandırılır ve aydınlatılır. Daha sonra melekler ölüye: "Yat ve uyu derler." O da; "Aileme gidin de durumu haber verin" der. Melekler ona; "Zifafa giren ve sadece en çok sevdiği kişi tarafından uyandırılan şahıs gibi mahşer gününe kadar sen uyumana devam et!" derler. Eğer ölü münâfık olursa, melekler şöyle der: "Şu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- denilen zat hakkında ne dersin?" Münâfık da şöyle cevap verir: "Halkın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında bir şeyler söylediklerini işitmiş, ben de onlar gibi konuşmuştum. Başka bir şey bilmiyorum. Melekler ona; "Böyle diyeceğini zaten biliyorduk" derler. Daha sonra yere; "Bu adamı alabildiğine sıkıştır!" diye seslenilir. Yer (kabir) de sıkıştırmaya başlar. Öyle ki o kimse kemiklerini birbirine geçmiş gibi hisseder. Mahşer gününe kadar bu sıkıntı devam eder.»
SahihBuhârî rivayet etmiştir
«Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say! 1.Benim ölümüm 2. Sonra Beytu'l-Makdis'in Fethi 3. Sonra çokça yaşanacak ölümler, zira bu koyun hastalığı gibi sizi yakalayacaktır. 4.Sonra mal çokluğu ki, siz bir kişiye yüz dinar verseniz bile (yine de bunu az ve küçük görerek) onun hoşnutsuzluğu ve husumeti sürüp gidecektir. 5. Sonra bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayacak, muhakkak her bir eve girecektir. 6. Sonra sizinle Asfaroğulları (denilen Rumlar) arasında bir barıştır.»
Avf b. Mâlik -radıyalahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Ben Tebûk Gazası'nda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, deriden yapılmış bir çadır içinde iken O'nun huzuruna geldim. (Görüşürken bana) şöyle buyurdu: «Kıyametin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şeyi say! 1. Benim ölümüm. 2. Sonra Beytu'l-Makdis'in fethi 3. Sonra çokça yaşanacak ölümler, zira bu koyun hastalığı gibi sizi yakalayacaktır. 4. Sonra mal çokluğu ki, siz bir kişiye yüz dinar verseniz bile (yine de bunu az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husumeti sürüp gidecektir. 5. Sonra bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayacak, muhakkak her bir eve girecektir. 6. Sonra sizinle Asfaroğulları (denilen Rumlar) arasında bir barış ki, düşmanlarınız o barışı müteâkib hıyanet edip ahdi bozarak üzerinize her bayrağın altında on iki bin kişi olmak üzere seksen bayrak altında (bir milyona yakın kuvvetle) size saldıracaklardır.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Ümmetimin son zamanlarında malı sayarak değil, avuçla avuçlayacak bir halife gelecektir.»
Ebû Nadra'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Cabir b. Abdillah -radıyallahu anhuma-'nın yanında idik. Iraklı'lara, bir kafiz (denilen ölçeklerin) ve dirhemin (gümüşlerin) toplanmayacağı zaman yakındır, dedi. Biz: Bu nereden? dedik. O; Acemler tarafından onlar bunu vermeyecekler, dedi. Sonra şunları ekledi: Şam halkına da bir dinarın bir müdy (denilen ölçeğin) toplanmayacağı zaman yakındır, dedi. Biz bu nereden? dedik. O; Rumlar tarafından, dedi. Sonra kısa bir süre sustu. Sonra dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- : «Ümmetimin son zamanlarında malı sayarak değil, avuçla avuçlayacak bir halife gelecektir.»buyurdu. (Ravi) dedi ki: Ben, Ebû Nadra ve Ebu'l Ala'ya: Sizce bu Ömer b. Abdulaziz midir? dedim. Her ikisi de; hayır! dedi.
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Sizler Arap yarımadasını fethetmek için savaş yapacaksınız. Allah onun fethini kolaylaştıracak sonra Fars diyarının fethi için savaşacaksınız, Allah onun da fethini kolaylaştıracak, sonra Rumlarla savaşacaksınız, Allah onun da fethini kolaylaştıracak, sonra Deccal’le savaşacaksınız, Allah onu da kolay kılacaktır.»
Nafi’ b. Utbe -radıyallahu Anh- şöyle dedi: “Biz bir gazvede Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdik. Derken batı tarafından bir kavim, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi. Üzerlerinde yün elbiseler vardı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e taştan yapılmış yüksek bir tepenin yanında rast geldiler. Kendileri ayakta duruyor, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ise oturuyordu. Nefsim bana, git onlarla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arasında dur da ona bir suikast yapmasınlar, dedi. Sonra, "Belki onlarla gizli bir şey konuşuyordur" dedim. Müteakiben yanlarına gelip onlarla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arasında durdum. Orada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den dört kelime ezberledim. Onları daima elimde hazır tutuyorum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sizler Arap yarımadasını fethetmek için savaş yapacaksınız, Allah onun fethini kolaylaştıracak, sonra Fars diyarının fethi için savaşacaksınız, Allah onun da fethini kolaylaştıracak, sonra Rumlarla savaşacaksınız, Allah onun da fethini kolaylaştıracak, sonra Deccal’le savaşacaksınız, Allah onu da kolay kılacaktır.» buyurdu. Nafi b. Utbe -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Ey Cabir! Biz, Rumlara karşı zafer kazanılana kadar Deccal’in çıkacağını zannetmiyoruz!''
SahihAhmed rivayet etmiştir
Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu tebliğ ulaşacak, ister kerpiçten yapılsın isterse deve kılından. Allah her eve İslâm'ı hâkim kılacaktır
Temîm ed-Dârî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu tebliğ ulaşacak, ister kerpiçten yapılsın isterse deve kılından. Allah her eve İslâm'ı hâkim kılacaktır. Bu da ya Allah'ın aziz kıldığı İslam'ın kabul edilmesi veya Allah'ın hor gördüğü küfrün boyun eğmesi ile gerçekleşecektir.» Temîm ed-Dârî şunu ilâve etti: "Ben bunu kendi yakınlarımda bizzat gördüm, Müslüman olanlara hep hayır, şeref ve izzet; kâfir olanlara da hep zillet, aşağılık ve cizye ulaştı.''
SahihMuttefekun Aleyh
«Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları yassı, sanki yüzleri çekiçle dövülmüş kalkan gibidir. Sizler, ayakkabıları kıldan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmaz.»
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları yassı, sanki yüzleri çekiçle dövülmüş kalkan gibidir. ,Sizler, ayakkabıları kıldan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmaz.»
Sahihİbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Fetih günü Mekke'de halka hitabetti.''Haberiniz olsun! Mal veya kandan, câhiliyye devrinde anılıp zikredilen tüm övünme vesilesi olan şeyler ayaklarımın altındadır. (Kaldırılmıştır.) Sadece Hacılara su vermek (sikâyetu'l-Hac) ve Kabe hizmeti (Sidânetû'l-Beyt) bundan müstesnadır.Haberiniz olsun!Şüphesiz, kamçı ve sopa ile olan amde benzeyen hata ile öldürmenin diyeti yüz devedir. Bunlardan kırkının karınlarında yavruları olacaktır."
Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Fetih günü Mekke'de halka hitabetti.''Haberiniz olsun! Mal veya kandan, câhiliyye devrinde anılıp zikredilen tüm övünme vesilesi olan şeyler ayaklarımın altındadır. (Kaldırılmıştır.) Sadece Hacılara su vermek (sikâyetu'l-Hac) ve Kabe hizmeti (Sidânetû'l-Beyt) bundan müstesnadır.Haberiniz olsun!Şüphesiz, kamçı ve sopa ile olan amde benzeyen hata ile öldürmenin diyeti yüz devedir. Bunlardan kırkının karınlarında yavruları olacaktır."
SahihMüslim rivayet etmiştir
Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin, bu imanın en zayıf derecesidir
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin, bu imanın en zayıf derecesidir.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Farz namazları kılsam, ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem
Câbir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e şöyle sordu: Farz namazları kılsam, ramazan orucunu tutsam, helalleri helal, haramları haram kabul etsem ve bundan fazla bir şey yapmasam Cennet'e girer miyim? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet!», diye buyurdu. Adam: Allah'a yemin ederim ki bundan fazla bir şey yapmayacağım, dedi."
SahihMüslim rivayet etmiştir
Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler
Ebu Malik el-Eş'ari -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Temizlik imanın yarısıdır. "Elhamdülillah" mizanı doldurur, “Subhânallâhi velhamdulillâh" sözleri ise yer ile gökler arasını doldurur. Namaz nurdur, sadaka burhandır, sabır ışıktır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde hüccettir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu azat kimi de helak eder.»
SahihEbû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce rivayet etmiştir
Kişinin koltuğuna oturup, benim bir hadisim kendisine ulaştığında şöyle demesi yakındır: Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır
Mikdam b. Madikerb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- şöyle buyurmuştur: «Kişinin koltuğuna oturup, benim bir hadisim kendisine ulaştığında şöyle demesi yakındır: Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır. Onda helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak bulduğumuzu da haram sayarız. Oysa (dikkat edin!) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Çünkü o bir gün olsun bile Rabbim, din (kıyamet) gününde benim günahımı bağışla, dememiştir.» diye buyurdu
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ya Rasûlallah! İbn Cud'ân cahiliye döneminde akrabalık bağını gözetir, yoksula yemek yedirirdi. Bunun ona faydası olacak mı? dedim. Allah Rasulü: «Hayır, ona faydası olmayacak Çünkü o bir gün olsun bile Rabbim, din (kıyamet) gününde benim günahımı bağışla, dememiştir.» diye buyurdu.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunu böyle hissetmeniz imanınızın doğruluğunu gösteriyor.» diye buyurdu
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından bazı kimseler gelip,
"Bazen içimize, dile getirmeyi büyük bir suç olarak gördüğümüz bazı şeyler düşüyor" diye sordular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Gerçekten de bu tür şeyleri hissediyor musunuz?» diye buyurdu, Ashab: Evet! diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bunu böyle hissetmeniz imanınızın doğruluğunu gösteriyor.» diye buyurdu.