Sahihİbn Mâce rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
«Allahım! Dirilerimizi ve ölülerimizi, küçüklerimizi ve büyüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı, burada bulunanlarımızı ve bulunmayanlarımızı bağışla! Allahım! Bizden hayatta bırakacaklarını İslâm üzere yaşat. Öldüreceklerini iman ile öldür. Bizi bu cenazede bulunmanın sevabından mahrum etme ve ondan sonra bizi fitneye düşürme!»
Ebu Hureyre, Ebu Katâde ve Ebû İbrahim El–Eşhelî’nin sahâbî olan babasından -radıyallahu anhum- rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir cenaze namazı kıldı ve şöyle dua etti: «Allahım! Dirilerimizi ve ölülerimizi, küçüklerimizi ve büyüklerimizi, erkeklerimizi ve kadınlarımızı, burada bulunanlarımızı ve bulunmayanlarımızı bağışla! Allahım! Bizden hayatta bırakacaklarını İslâm üzere yaşat. Öldüreceklerini iman ile öldür. Bizi bu cenazede bulunmanın sevabından mahrum etme ve ondan sonra bizi fitneye düşürme!»
SahihMuttefekun Aleyh
(Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, asıl manası kastedilmeden dille söylenen o meşhur sözü söyledi) Allah onu yaralasın, boğazında acı hissetsin. Bayramın ilk günü tavaf yaptı mı? dediğinde evet denildi. O halde hareket et (Safiyye).dedi.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Biz Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte hac yaptık. Bayramın birinci günü ifada tavafını yaptıktan sonra Safiyye -radıyallahu anha- hayız oldu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kocanın, karısından istediği şeyi yapmayı istiyordu. Ben "Ya Rasûlallah, o hayızdır, dedim." Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «O bizi yolumuzdan alıkoydu mu?» dedi. Onun yanındakiler: Ya Rasûlallah! Safiyye bayramın ilk günü ifâda tavafını yapmıştır, dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «O zaman yola koyulun.» dedi. Başka bir lafızda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: (Asıl manası kastedilmeden dille söylenen o meşhur sözü söyledi.) «Allah onu yaralasın, boğazında acı hissetsin. Bayramın ilk günü tavaf yaptı mı?» dediğinde evet denildi. «O halde hareket et.» (Safiyye) dedi.
SahihMuttefekun aleyh
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, üzerine {Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman...} (Nasr: 1) suresi indikten sonra, kıldığı her namazda mutlaka şöyle derdi: «Ey Rabbimiz Allah'ım! Seni, hamt ile tespih ederim. Allah'ım! Beni bağışla
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, üzerine {Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman...} (Nasr: 1) suresi indikten sonra, kıldığı her namazda mutlaka şöyle derdi: «Ey Rabbimiz Allah'ım! Seni, hamt ile tespih ederim. Allah'ım! Beni bağışla» Yine kendisinden yapılan bir başka rivayette şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rükû ve secdede şu duayı çokça okurdu: «Ey Rabbimiz Allah'ım! Seni, hamt ile tespih ederim. Allah'ım! Beni bağışla» Kur'an'ı böyle tefsir ederdi.
SahihMuttefekun Aleyh
«Güneş ve Ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar hiç kimsenin ölümü ve hayatı için tutulmazlar! Siz onları gördüğünüz zaman Allah’a dua edin, tekbir getirin, namaz kılın ve sadaka verin.»
Âişe -radıyallahu anha- şöyle dedi: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in zamanında güneş tutuldu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- mescide çıktı. İnsanlar onun arkasında saf oldular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- tekbir aldı ve uzun bir kıraatle Kur’an okudu. Sonra tekbir aldı uzun bir rüku ile rüku etti. Sonra: "Semiallahu limen hamideh" dedi doğruldu. Secde etmedi ve uzun bir kıraatle Kur’an okudu. Bu ikinci kıraati birincisinden daha kısa idi. Sonra tekbir aldı ve uzun bir rüku ile rüku etti. Bu ikinci rüku birinciden daha kısa idi. Sonra: "Semiallahu limen hamideh, Rabbena ve leke’l-hamd" dedi. Sonra secde etti. Bu secdeden sonra son rekâtta da aynı şeyleri birinci rekâttaki gibi söyledi. Böylece Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki rekâtta dört secde ile dört rükuyu kemale erdirdi. Namazdan çıkmadan önce güneş açıldı. Sonra hutbe için ayağa kalktı, Allah’a layık olduğu şekilde senada bulundu. Sonra: «Güneş ve Ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar hiç kimsenin ölümü ve hayatı için tutulmazlar! Siz onları gördüğünüz zaman Allah’a dua edin, tekbir getirin, namaz kılın ve sadaka verin.» «Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin ederim ki, erkek kulunun veya dişi kulunun zina edişinden dolayı Allah Teâlâ kadar kıskanç olan hiçbir kimse yoktur. Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin ederim ki, benim bilmekte olduğumu sizler bilseniz, muhakkak az güler, çok ağlardınız.» Başka bir lafızda: ‘’Dört rekât ve dört secde yaparak tamamladı.’’
SahihMuttefekun Aleyh
Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı vâlilikten azledip Ammar b. Yâsir'i Kufeye vâli tayin etti.
Câbir b. Semure -radıyallahu anhuma- dedi ki; Kûfeliler(in bir kısmı vâli) Sa'd b. Ebû Vakkâs'ı (halife) Ömer İbnu'l-Hattâb -radıyallahu anh-'a şikâyet ettiler. Ömer de Sa'd'ı vâlilikten azledip Ammar b. Yâsir'i Kufeye vâli tayin etti. Kûfeliler Sa'd hakkındaki şikâyetlerini, "Sa'd namaz kıldırmasını bile bilmiyor" demeye kadar vardırmışlardı. Ömer, adam gönderip Sa'd'ı Medineye getirtti ve:
Ey Ebû İshak! Bu adamlar senin namaz kıldırmayı bile bilmediğini iddia ediyorlar, dedi. Bunun üzerine Sa'd: Allah'a yemin ederim ki ben onlara Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı gibi namaz kıldırdım; ondan hiçbir şeyi eksik bırakmadım. Yatsı namazını kıldırırken ilk iki rekatta uzunca ayakta durur, son iki rekati de hafif tutarım, dedi. Ömer: Senden bizim beklediğimiz de aslında budur, Ey Ebû İshak, dedi. Sonra, (durumu bir de yerinde araştırmak üzere) Sa'd ile birlikte bir veya birkaç adamı Kûfeye gönderdi. Görevli kişi Kûfelilerden Sa'd'ın durumunu soruşturdu, bütün mescidlere gidip cemaata Sa'd'ı sordu. Onlar da Sa'd hakkında hep övgü dolu sözler söylediler. En sonunda Absoğulları mescidine gitti (ve herkesi Sa'd hakkında bildiklerini Allah için söylemeye davet etti). Onlar arasından Ebû Sa'de Usâme b. Katâde kalktı ve şöyle dedi: Mâdem ki bize Allah adını verdin, söyliyeyim: Sa'd, askerle birlikte harbe gitmez, mal taksiminde eşitliği gözetmez, adâletle hükmetmez, dedi. Bunun üzerine Sa'd şöyle dedi: (Madem ki sen böyle dedin) Ben de senin hakkında vallahi üç dilek dileyeceğim: Allahım, senin bu kulun bu söylediklerinde yalancı ise, sen onun ömrünü uzat, fakirliğini artır ve kendisini fitnelere çarptır. Sonraları Usâme'ye hali sorulduğunda: Kocamış, fitneye uğramış zavallı bir ihtiyarım ben. Sa'd'ın bedduasına tutuldum, diye cevap verirdi. Hadisi, Câbir b. Semure'den rivayet eden râvi Abdülmelik b. Umeyr şöyle der: Daha sonraki zamanlarda o kişiyi ben de gördüm. Yaşlılıktan dolayı kaşları gözlerinin üzerine düşmüş olduğu halde yollarda rast geldiği kız çocuklarına göz kırpardı.
SahihMuttefekun Aleyh
Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebî Tâlib -radıyallahu anh-'ın arkasında namaz kıldık. O, secde ettiği zaman tekbir getirirdi, başını secdeden kaldırınca tekbir getirirdi, iki rekâtı kıldıktan sonra kalkarken tekbir getirirdi.
Mutarrif b. Abdullah dedi ki: Ben ve İmrân b. Husayn, Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh'ın arkasında namaz kıldık.O, secde ettiği zaman tekbir getirirdi, başını secdeden kaldırınca tekbir getirirdi, iki rekâtı kıldıktan sonra kalkarken tekbir getirirdi. Namazı bitirdikten sonra İmrân b. Husayn ellerimden tuttu ve dedi ki: Bu, bana Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını hatırlattı. Ya da bize Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazını kıldırdı.
Hasenİbn Mâce rivayet etmiştir - Buhârî cezm sıygasıyla muallak olarak rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
«Ye, iç, giy ve tasadduk et. Fakat israftan ve kibirden sakın!»
Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhuma-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yeyin, için, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının.!»