SahihTirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
"Kedi necis değildir! O sizin çevrenizde dönüp, dolaşanlardandır."
Kebşe bintu Ka’b b. Malik anlatıyor, -kendisi Ebu Katâde'nin oğlunun nikâhı altında idi- Ebu Katâde yanına girdi. Kebşe ona abdest suyu döktü. Derken bir kedi geldi ve abdest suyundan içti. Ebu Katâde iyice içmesi için su kabına ona doğru meyil ettirdi. Kebşe dedi ki: Ebu Katâde, benim kendisine baktığımı görünce; Ey kardeşimin kızı! Hayret mi ediyorsun? dedi. Ben: Evet, dedim. Ebu Katâde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kedi necis değildir! O sizin çevrenizde dönüp, dolaşanlardandır.» diye buyurdu.
SahihBuhârî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
«Sizden birinizin içeceği içine sinek düştüğü zaman, o kişi sineği içeceğin içine batırsın, sonra çıkarsın (atsın). Çünkü sineğin iki kanadının birisinde hastalık, diğerinde de şifâ vardır.»
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den rivayet olunduğuna göre Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden birinizin içeceği içine sinek düştüğü zaman, o kişi sineği içeceğin içine batırsın, sonra çıkarsın (atsın). Çünkü sineğin iki kanadının birisinde hastalık, diğerinde de şifâ vardır.»Başka bir rivayette ise; «O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur.» ifadesi bulunmaktadır.
Sahihİbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Kız çocuğunun idrarından dolayı yıkanır, oğlanınkine ise, su serpilir.
Ebu 's-Semh’ den rivayet edildiğine göre; demiştir ki;"Rasûllullah sallallahu aleyhi ve sellem-'e hizmet ederdim. Efendimiz gusletmek istediğinde bana "Yönünü çevir" der, ben de çevirir ve onu gizlerdim, (siper olurdum). (Bir gün) Hasan veya Hüseyin -radıyallahu anhumâ- getirildi.Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in göğsü üzerine bevletti. Ben hemen onu yıkamaya geldim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:''Kız çocuğunun idrarından dolayı yıkanır, oğlanınkine ise, su serpilir'' buyurdu.
SahihEbû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
"Kanı yıkaman senin için yeterlidir, kalan lekesi zarar vermez"
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Havle bint Yesâr -radıyallahu anha- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelip: Ya Rasûlullah! Benim sadece bir tane elbisem var, ben o (elbisem) üzerimde iken hayız oluyorum, ne.yapayım? dedi. Nebî -sallallahu aleyhi ve selem- şu cevabı verdi: Temizlendiğin zaman onu yıka ve onunla namazını kıl." Havle dedi ki: Kan çıkmazsa (ne yapayım)? Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Kanı yıkaman senin için yeterlidir, kalan lekesi zarar vermez" buyurdular.
Sahihİbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
“Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in nasıl abdest aldığını öğrenmek kimi sevindirirse, işte Rasulullah’ın aldığı abdest böyleydi.”
Abd-i Hayr’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ali b. Ebî Talib -radıyallahu anh-’ın yanına geldik. O namazını kılmıştı ve abdest suyu istedi. Biz: “Abdest suyunu ne yapacak? Namazını yeni kıldı. Ama bize abdestin nasıl alınacağını öğretmek istiyor.” dedik. İçinde su bulunan bir kabla bir leğen getirildi. Ali -radıyallahu anh- kabdan sağ eline su döktü ve ellerini üç defa yıkadı. Sonra, kabdan su aldığı eliyle üç defa ağzını çalkaladı ve burnuna su çekip sümkürdü. Ağzını çalkalamayı ve su çekip sümkürmeyi su aldığı eliyle yaptı. Sonra yüzünü üç defa yıkadı. Daha sonra sağ kolunu ve sol kolunu üçer defa yıkadı. Sonra elini suya daldırıp çıkardı ve başını bir defa meshetti. Sonra sağ ayağını üç defa yıkadı. Sol ayağını da üç defa yıkadı. Sonra da: “Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in nasıl abdest aldığını öğrenmek kimi sevindirirse, işte Rasulullah’ın aldığı abdest böyleydi.” dedi.
SahihEbû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce rivayet etmiştir
Abdesti güzelce al, parmakların arasına suyu eriştir. Oruçlu değilken burnuna suyu çokça çek
Lakît b. Sabire -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben Müntefikoğulları'nın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gönderilen elçisi veya elçileri arasında idim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına vardığımızda onu evinde bulamadık, Müminlerin annesi Âişe'ye rastladık. Bizim için hazîre (denilen bir yemek) hazırlanmasını emretti. (Hazîre) bizim için derhal hazırlandı. Ve bir de 'kinâ' getirildi. (Hadîs-i nakleden) Kuteybe aslında 'kinâ' ibaresini kullanmamıştır. Kinâ, içinde hurma bulunan kap demektir. Derken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- geldi ve: «(Evde yiyecek) bir şeyler bulabildiniz mi? Yahut size bir şeyler hazırlanması emredildi mi?» dedi. Biz de "Evet, Ya Rasûlullah dedik." Biz Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber otururken bir çoban koyunlarını meraya götürüyor, yanında bir de yeni doğmuş meleyen bir kuzu vardı. Rasûlullah ona hitaben; «Ey falanca ne doğurdu?» diye sorunca o da bir dişi kuzu diye cevap verdi. Rasûlullah; «(Öyleyse) onun yerine bize bir koyun kes!» buyurdu ve ilave etti; «Sakın bunu, senin için kestiğimizi zannetme.» (Bu hadisi rivayet edenlerden biri der ki; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- "tahsibenne/zannetme" kelimesinin "sîn" harfini kesrayla telaffuz etti "sîn" harfini fethayla telaffuz etmedi. Bizim yüz koyunumuz var daha fazla artmasını istemediğimiz için bu koyunu kestik. Her ne zaman ki, çoban bize bir yavru doğurtur getirirse, biz de onun yerine bir koyun keseriz buyurdu. (Ravi) Lakît (sözlerine şöyle devam etti: Ben: "Yâ Rasûlallah! benim dilinde müstehcenlik olan bir karım var yani ağzı bozuk" (ona karşı tavrım ne olacak)?" dedim. (Nebî aleyhisselam-): «Öyleyse onu boşa!» buyurdu. Lakît şöyle dedi: "Yâ Rasûlallah! Onunla aramızda uzun bir birliktelik var. Bir de benim ondan çocuğum var" dedim. Rasûlullah: «Ona emret» buyurdu. (Ravi diyor ki: Peygamber bu sözüyle bana) «Ona öğüt ver» demek istiyordu. Rasûlullah: «Eğer onda bir hayır görürsen, nasihat etmeye devam edersin. Karını, cariyeni döver gibi dövme!» dedi. Ben; Ya Rasûlallah! Bana abdestten bahset dedim. O da şöyle buyurdu: « Abdesti güzelce al, parmakların arasına suyu eriştir. Oruçlu değilken burnuna suyu çokça çek.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
''Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu şekilde) abdest aldığını görmüş: (İlk önce) ağzına su çekti, (sonra) burnuna su çekti. Sonra yüzünü üç defa, sağ elini üç defa, diğer elini üç defa yıkadı. Elinin artığı olmayan (yeni) bir suyla başına mesh etti. Ayaklannı da, tertemiz edinceye kadar yıkadı.''Sahih-i Müslim.
"Abdullah b. Zeyd -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu şekilde) abdest aldığını görmüş: (İlk önce) ağzına su çekti, (sonra) burnuna su çekti. Sonra yüzünü üç defa, sağ elini üç defa, diğer elini üç defa yıkadı. Elinin artığı olmayan (yeni) bir suyla başına mesh etti. Ayaklannı da, tertemiz edinceye kadar yıkadı.''
SahihMüslim rivayet etmiştir
Güzelce abdest alıp, sonra iki rekât namaz kılan ve namaza bütün kalbi ve benliği ile yönelen bir Müslüman yoktur ki, kendisine Cennet vacip olmasın!
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bizim deve otlatma görevimiz vardı. Görev sırası bana gelince, develeri akşam üzeri otlatmaktan geri getirdim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem-'i insanların arasında ayakta konuşurken buldum. Onun sözlerinden şunları işittim: «Güzelce abdest alıp, sonra iki rekât namaz kılan ve namaza bütün kalbi ve benliği ile yönelen bir Müslüman yoktur ki, kendisine Cennet vacip olmasın!» (Bunları işitince kendimi tutamayıp:) "Bu ne güzel!'' dedim. (Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi: "Az önce söylediği daha da güzeldi!'' dedi. (Bu da kim? diye) baktım. Meğer Ömer b. el-Hattâb'mış. O, sözüne şöyle devam etti: "Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce şöyle demişti: «Sizden kim abdestini alır veya bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdullâhi ve Rasûluhu. (Şehâdet ederim ki Allah'tan başka hak ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Rasûlüdür)" derse, kendisine Cennet'in sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan Cennet'e girer.»