HasenTirmizî rivayet etmiştir
«Ölen herhangi bir kişinin arkasından ağlayıcılar, ey kendisine dayandığımız, ey efendimiz gibi onu övmeye başladılar mı, adamın başına iki melek görevlendirilip dikilir ve onu tartaklayarak; "Sen böyle biri miydin?" derler.»
Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ölen herhangi bir kişinin arkasından ağlayıcılar, ey kendisine dayandığımız, ey efendimiz vs. onu övmeye başladıkları zaman, adamın başına iki melek görevlendirilip dikilir ve onu tartaklayarak; "Sen böyle biri miydin?" derler.»
SahihEbû Dâvûd rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ma‘rufta (iyilikte) itaat konusunda bizden aldığı biat (söz) içinde, iyilikte kendisine isyan etmeyeceğimize (özellikle musibet karşısında) yüzü(müzü) tırmalamayacağımıza, vah vah diye feryad etmeyeceğimize, yaka(mızı) yırtmayacağımıza, saç(larımızı) dağıtmayacağımıza dair aldığı (söz) de vardı.
Üseyd b. Ebû Üseyd et–Tâbiî'nin, Peygamber'e biat etmiş kadınlardan birinden naklettiğine göre o hanım sahâbî şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ma‘rufta (iyilikte) itaat konusunda bizden aldığı biat (söz) içinde, iyilikte kendisine isyan etmeyeceğimize (özellikle musibet karşısında) yüzü(müzü) tırmalamayacağımıza, vah vah diye feryad etmeyeceğimize, yaka(mızı) yırtmayacağımıza, saç(larımızı) dağıtmayacağımıza dair aldığı (söz) de vardı.
SahihBuhârî rivayet etmiştir
"Eğer buralı/Medineli olsaydınız canınızı yakardım. Zira siz, Rasûlullah'ın mescidinde sesinizi yükseltiyorsunuz."
Es-Sâib b. Yezîd -radıyallahu anh- anlatıyor: "Bir gün Mescitte duruyordum. Birden adamın biri bana bir çakıl taşı artı. Hemen dönüp baktım. O kişi Ömer b. El-Hattab idi. Bana, 'Git şu iki adamı tut getir, dedi. Ben de gittim, onları tutup getirdim. Onlara 'Nerelisiniz?' diye sordu. Onlar da 'Taifli'yiz' diye cevap verdiler. Bunun üzerine Ömer onlara şöyle dedi: Eğer buralı/Medineli olsaydınız canınızı yakardım. Zira siz, Rasûlullah'ın mescidinde sesinizi yükseltiyorsunuz."
SahihMüslim rivayet etmiştir
"Ey insanlar! Sizler, ancak kötü kokulu olduklarını gördüğüm iki bitkiden yiyorsunuz. Bunlar soğan ve sarımsaktır."
Ömer b. el-Hattab -radıyallahu anh- cuma günü insanlara hutbe verir ve hutbesinde şöyle derdi: "Sonra ey insanlar! Sizler, ancak kötü kokulu olduklarını gördüğüm iki bitkiden yiyorsunuz. Bunlar soğan ve sarımsaktır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in mescitte bir adamda bunların kokusunu duyup, mescitten çıkarılmasını emrettiğini gördüm. O kişi, Baki mezarlığına kadar uzaklaştırıldı. Kim bu ikisinden yerse onları pişirerek öldürsün de öyle yesin."
SahihMüslim rivayet etmiştir
Kurban edeceği bir hayvanı olan kimse, zilhicce ayının hilali göründüğü zaman, kurbanını kesinceye kadar saç ve kıllarından veya tırnaklarından hiçbir şey kesmesin
Müminlerin annesi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in eşi Ümmü Seleme -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kurban edeceği bir hayvanı olan kimse, zilhicce ayının hilali göründüğü zaman, kurbanını kesinceye kadar saç ve kıllarından veya tırnaklarından hiçbir şey kesmesin.»
HasenTirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
"(Hayır) kaza etmezler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kadınları, lohusalıkta kırk gece otururlar namazı terk ederlerdi de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara lohusalık zamanındaki namazlarını kaza etmelerini emretmezdi."
Kesîr b. Ziyâd şöyle dedi: Bana el-Ezdiye yani Müsse şöyle dedi: Hacca gitmiştim, Ümmü Seleme -radıyallahu anhâ-’nın huzuruna girdim ve ey müminlerin annesi, Semure b. Cündub kadınların hayız günlerindeki namazlarını kaza etmelerini emrediyor dedim. Bunun üzerine Ümmü Seleme -radıyallâhu anhâ-: "(Hayır) kaza etmezler, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kadınları lohusalıkta kırk gece otururlar namazı terk ederlerdi de Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara lohusalık zamanındaki namazlarını kaza etmelerini emretmezdi" dedi. Başka bir rivâyette: "Yüzümüzde meydana gelen lekeleri gidermek için yüzlerimize zaferan bitkisi sürerdik.” demiştir.
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Bu, Allah’ın Âdem’in kızlarına takdir buyurduğu fıtrî bir şeydir. Kâbe’yi tavaf hariç hacı kimsenin bütün yapması (gerekenleri) yerine getir.»
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle haber vermiştir: “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Hac maksadıyla yola çıktık. Serif denilen yere geldiğimizde ben aybaşı oldum ve ağlıyordum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ne oldu sana! Aybaşı mı oldun?» buyurdu. Ben de: “Evet!” diye cevap verdim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bu, Allah’ın Âdem’in kızlarına takdir buyurduğu fıtrî bir şeydir. Kâbe’yi tavaf hariç hacı kimsenin bütün yapması (gerekenleri) yerine getir. Yanında hedy kurbanı olanların dışında dileyen haccını umreye çevirsin.» dedi. Hedy kurbanı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekr, Ömer ve maddi durumu iyi olanların yanında vardı. Mina'ya gittikleri zaman niyet ettiler. Bathâ gecesi olunca temizlendim ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana ifâda/ziyaret tavafını yapmamı emretti. Bize inek eti verdiler. Bu ne dedim? Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hanımları adına inek kesti dediler. Ya Rasûlallah -sallallahu aleyhi ve sellem- arkadaşlarım hac ve umreyle dönüyor, bense yalnız bir hacla dönüyorum (ne dersin?) dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- emretmesi üzerine (kardeşim) Abdurrahman b. Ebî Bekr, beni devesinin arkasına bindirdi bu şekilde Ten'im'e gittik. Ben küçük yaşta bir kızdım,uykum geliyordu devenin sağrısı yüzüme çarpıyordu. Orada umre yapan insanların umresine karşılık olarak ihrama girdim.
SahihMuttefekun aleyh
Ey kadınlar, sadaka verin! Zira sizin cehennemliklerin çoğunluğu olduğunuzu gördüm.» Onlar: “Neden, ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. Dedi ki: «Çok lanet okuyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Akıllı adamın aklını başından alan sizden daha akıl ve dince eksik birini görmedim
Ebu Said el-Hudri -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Kurban veya Ramazan Bayramı'nda namazgâhına doğru çıkmıştı. Kadınların yanından geçerken şöyle dedi: «Ey kadınlar, sadaka verin! Zira sizin cehennemliklerin çoğunluğu olduğunuzu gördüm.» Onlar: “Neden, ey Allah’ın Rasûlü?” dediler. Dedi ki: «Çok lanet okuyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Akıllı adamın aklını başından alan sizden daha akıl ve dince eksik birini görmedim» Dediler ki: "Dinimizde ve aklımızda ne eksiklik var, ey Allah'ın Resulü?" Dedi ki: «Bir kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğinin yarısı kadar değil midir?» Onlar: "Evet" dediler. Dedi ki: «Bu, onun aklının eksikliğindendir. Adetli iken namaz kılmaz, oruç tutmaz, öyle değil mi?» Onlar: “Evet.” dediler. O da: «Bu da, onun dinindeki eksikliktendir» dedi.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Yahudiler, bir kadın hayız olduğunda, onu evden çıkarırlar, onunla beraber (yemek) yemezler, içmezler ve aynı evde birlikte bulunmazlardı. Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduklarında Allah Teâlâ: "Sana kadınların ay hâlini de sorarlar. De ki, O bir ezâdır. Onun için hayız zamanında kadınlardan ayrı kalın..." ayetini indirdi.
Enes -radıyallahu anh- demiştir ki; Yahudiler, bir kadın hayız olduğunda, onu evden çıkarırlar, onunla beraber yemezler, içmezler ve aynı evde birlikte bulunmazlardı. Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sorduklarında Allah Teâlâ: "Sana kadınların ay hâlini de sorarlar. De ki: O bir ezadır. Onun için hayız zamanında kadınlardan ayrı kalın..." (Bakara Suresi: 222) mealindeki âyet-i kerimeyi indirdi; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «Cimâ(cinsel ilişki) haricindeki herşeyi yapınız!» buyurdu. Bu söz Yahudilere ulaştığında: "Bu adam, bizim (dinimizin) işinden hiç bir şey bırakmadan hepsine muhalefet etmek istiyor" dediler. (Bunu duyan) Useyd b. Hudayr ve Abbâd b.Bişr Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldiler ve: "Ya Rasûlallah, Yahudiler şöyle şöyle diyorlar, hayızlı kadınlarla (cinsî) temasta da bulunsak mı?" dediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yüzünün (rengi) değişti, hatta biz onlara kızdığını zannettik. Bu iki zat çıkmışlardı ki, Rasûlullah'a hediye olarak süt getiren biri ile karşılaştılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- peşlerinden gönderip kendilerine (bu sütten) içirdi. Böylece o ikisi Rasûlullah'ın onlara kızmadığını anladılar."
SahihMüslim rivayet etmiştir
Hayzın (normalde) seni hapsettiği (engellediği) süre kadar bekle, sonra da yıkan
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdurrahman b. Avf ile evli Ummu Habibe binti Cahş, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e (istihâze, özür) kanından şikayette bulundu ve bunun hakkında soru sordu: Nebi -aleyhisselâm- ona şöyle buyurdu: «Hayzın (normalde) seni hapsettiği (engellediği) süre kadar bekle, sonra da yıkan.» (Ummu Habibe binti Cahş) Her namaz için yıkanıyordu.
Hasenİbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ya Rasûlallah! Ben çok fazla hayız gören bir kadınım. Buna ne dersin? Bu beni namazdan ve oruçtan men etti dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sana pamuğu öğütlerim, zira o kanı giderir.» buyurdu. Ben: Kan bundan daha çoktur, dedim.
Hamne bint Cahş -radıyallahu anha- şöyle dedi: Çok fazla hayız görüyordum. Bu durumu haber verip fetva istemek için kardeşim Zeynep bint Cahş'ın evinde bulunan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldim ve: Ya Rasûlallah! Ben çok fazla hayız gören bir kadınım. Buna ne dersin? Bu beni namazdan ve oruçtan men etti, dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sana pamuğu öğütlerim, zira o kanı giderir.» buyurdu. Ben: Kan bundan daha çoktur dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bez kullan!» dedi. Ben: Kan bundan daha fazladır, fışkırır gibi geliyor dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunun üzerine: «İki hüküm söyleyeyim, hangisini yaparsan sana yeter!» dedi. «Bunlardan hangisini yapmaya güç yetirirsen, orasını sen daha iyi bilirsin, dedi. Bu durum şeytanın darbelerinden bir darbedir. Altı veya yedi gün Allah’ın sana bildirdiği müddet kendini hayızlı kabul et; sonra yıkan. Hayızdan temizlenip arındığına kanaat getirdiğin yirmi üç veya yirmi dört gün namaz kıl ve oruç tut. Çünkü bu sana yeter. Aynı şekilde her ay normal kadınlar nasıl hayız günlerinde hayız, temizlik günlerinde de temizleniyorlarsa sen de her ay öyle yap. Öğleyi tehir edip ikindide acele ederek sonra yıkanır ve iki namazı cem eder kılarsın. Akşamı tehir edip yatsıda acele ederek sonra yıkanır ve iki namazı cem eder kılarsın. Sabah namazında yıkan (ve o şekilde namazını kıl). Gücün yeterse oruç tut. Bu (şekilde yapman) bana göre iki işin daha sevimli olanıdır.» buyurdu.
SahihEbû Dâvûd rivayet etmiştir
«Subhânallah! Bu şeytandandır. Bir leğene otursun! Suyun üzerinde bir sarılık görürse öğlen ve ikindi için bir defa gusül alsın, akşam ve yatsı için de bir defa gusül alsın, sabah için de bir defa gusül alsın. Bunların arasında da abdest alsın.» buyurdular.
Esma bint Ümeys -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Ya Rasûlallah! Fatıma bint Ebî Hubeyş şu kadar zamandan beri müstehazadır. (İstihaza kanının namaza mani olduğunu zannettiği için) namazını kılmamaktadır, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Subhanallah! Bu şeytandandır. Bir leğene otursun! Suyun üzerinde bir sarılık görürse öğlen ve ikindi için bir defa gusül alsın, akşam ve yatsı için de bir defa gusül alsın, sabah için de bir defa gusül alsın. Bunların arasında da abdest alsın» buyurdular.
HasenEbû Dâvûd rivayet etmiştir
«Onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün. Dikkat edin! Bilmiyorsanız sorunuz. Zira cahilliğin şifası sormaktır. Onun teyemmüm yapması yeterdi. Başını bir bez parçasıyla bağlar, onun üzerini mesheder ve vücudunun geri kalan kısmını yıkardı.» dedi.
Câbir -radıyallahu anh- şöyle dedi. Sefere çıkmıştık. Bizden bir adamın başına taş isabet etti ve onun başını yardı. Daha sonra adam ihtilam oldu ve arkadaşlarına teyemmüm yapabilmem için bana ruhsat var mıdır? diye sordu. Onlar: Senin için teyemmüm yapabilme ruhsatı yoktur, dediler. Adam bu cevap üzerine o haliyle gusletti ve başındaki yaraya suyun isabet etmesi nedeniyle öldü. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına döndüğümüzde bu olay kendisine anlatılınca Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün. Dikkat edin! Bilmiyorsanız sorunuz. Zira cahilliğin şifası sormaktır. Onun teyemmüm yapması yeterdi. Başını bir bez parçasıyla bağlar, onun üzerini mesheder ve vücudunun geri kalan kısmını yıkardı.» dedi.
SahihNesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
«Doğru olanı yaptın, kıldığın namaz sana yeterlidir.»
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, dedi ki: İki adam bir yolculuğa çıktılar. Namaz vakti geldi, ama yanlarında su yoktu. Bunun üzerine ikisi de temiz toprakla teyemmüm edip namaz kıldı. Sonra henüz namaz vakti çıkmadan su buldular. Bunun üzerine onlardan birisi abdest alıp namazı yeniden kıldı. Öteki ise kılmadı. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek durumu ona anlattılar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- namazı iade etmeyene: «Doğru olanı yaptın, kıldığın namaz sana yeterlidir» dedi. Namazı iade edene ise: «Senin için iki kere ecir var.» dedi.
SahihTirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
«On seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın abdest suyu (temizleyicisi) dur. Ancak suyu bulduğun zaman onu bedenine dök (guslet). Çünkü bu daha hayırlıdır.»
Ebu Zer Cundup b. Cunâde -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında (gelen zekâtlardan) küçük bir koyun sürüsü birikti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yâ Ebâ Zer, bu sürüyü (gütmük üzere) kıra götür.» buyurdular. Ben de Rabeze köyüne sürdüm. Ben cünup oluyor ve (su olmadığı için yıkanamadan) beş altı (gece) kalıyordum. Nihayet Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bana; «Ebû Zer (bu halin ne!)?» diye buyurdular. Ben (cevap vermeden) sustum. «Ya Ebâ Zer, anan acını görmesin yazık anana!» buyurdu ve benim için siyah bir câriye kız çocuğu çağırdı. Câriye, içerisinde su dolu bir kova getirdi, beni (bir taraftan) bir örtü ile gizledi. Ben de (öte yandan bir) devenin arkasına geçerek gizlendim ve yıkandım. Üstümden bir dağı atmış gibi oldum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «On seneye kadar bile olsa temiz toprak müslümanın abdest suyu (temizleyicisi) dur. Ancak suyu bulduğun zaman onu bedenine dök, (guslet). Çünkü bu daha hayırlıdır.» buyurdu.
SahihMüslim rivayet etmiştir
«(Diğer) İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık: Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı. Arzın tamamı bize mescid kılındı. Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı. Başka bir özellik daha zikretti.»
Huzeyfe -radıyallahu anh-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-şöyle buyurmuştur: «İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık: Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı. Arzın tamamı bize mescid kılındı. Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı. Başka bir özellikte zikretti.»