HasenEbû Dâvûd rivayet etmiştir
Rifâa b. Râfi' ez-Zürakî -radıyallahu anhh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından biriydi.Dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken,bir adam geldi ve Rasûlullah'a yakın bir yerde namaz kılı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Ona selam verdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- selamını aldı ve dön namazını tekrar kıl,çünkü sen namaz kılmadın buyurdu.O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın!, buyurdu.Ya Rasûlullah! bana nasıl kılacağımı öğretirmisin? dedi.Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:Kıbleye döndüğün zaman İftitah tekbirini al,Fatiha suresini oku,istediğin yerden Kur'an oku, sonra rükuya vardığında avuç içlerini diz kapaklarına koy.Sırtını düz yap ve düzgün bir rükû yap.Başını kaldırdığın zaman kemikler mafsallarına dönene kadar sırtını düz tut.Secde ettiğin zaman tam bir secde et.Başını secdeden kaldırınca sol baldırının üzerine otur.Sonra da bu yaptığını her secde ve rükûda yap.İmam Ahmed'in Müsned'i.Başka bir rivayette:''Abdesti Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi tam bir şekilde almadıkça şüphesiz ki sizden birinin namazı kabul olmaz.Yüzünü yıkar ellerini dirseklerine kadar yıkar.Başını mesh eder ve ayaklarını aşık kemiklerine kadar yıkar.Sonra da Allah Azze ve Celle'ye tekbir getirir ve hamd eder.Sonra da Kur'an'dan ona izin verildiği ve kolayına geldiği kadar okur.Sonra da tekbir getirir ve secde eder yüzünü tam olarak alnı burnu değecek şekilde mafsalları ve tam bbir şekilde sükünet bulup rahatlayana kadar eğer.Sonra da tekbir getirir ve düz bir şekilde dübürünün üzerine oturur ve sırtını düz yapar.Ve namazı bu şekilde dört rekat olarak anlattı.Böyle yapmadan sizden birinizin namazı tam olmaz.Sünen-i Ebû Dâvud.Başka bir rivayette:''Sana Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi abdest al sonra da teşehhüd yap.Düz dur sonra tekbir getir.Ezberinde Kur'an varsa onu oku.Eğer yoksa Allah'a hamd et tekbir getir ve La ilahe illallah de.Sünen-i Ebû Dâvud.
Rifâa b. Râfi' ez-Zürakî -radıyallahu anhh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabından biriydi.Dedi ki:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken,bir adam geldi ve Rasûlullah'a yakın bir yerde namaz kılı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Ona selam verdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- selamını aldı ve dön namazını tekrar kıl,çünkü sen namaz kılmadın buyurdu.O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı.Sonra da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi.Dön tekrar kıl; çünkü sen, namaz kılmış olmadın!, buyurdu.Ya Rasûlullah! bana nasıl kılacağımı öğretirmisin? dedi.Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:Kıbleye döndüğün zaman İftitah tekbirini al,Fatiha suresini oku,istediğin yerden Kur'an oku, sonra rükuya vardığında avuç içlerini diz kapaklarına koy.Sırtını düz yap ve düzgün bir rükû yap.Başını kaldırdığın zaman kemikler mafsallarına dönene kadar sırtını düz tut.Secde ettiğin zaman tam bir secde et.Başını secdeden kaldırınca sol baldırının üzerine otur.Sonra da bu yaptığını her secde ve rükûda yap.İmam Ahmed'in Müsned'i.Başka bir rivayette:''Abdesti Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi tam bir şekilde almadıkça şüphesiz ki sizden birinin namazı kabul olmaz.Yüzünü yıkar ellerini dirseklerine kadar yıkar.Başını mesh eder ve ayaklarını aşık kemiklerine kadar yıkar.Sonra da Allah Azze ve Celle'ye tekbir getirir ve hamd eder.Sonra da Kur'an'dan ona izin verildiği ve kolayına geldiği kadar okur.Sonra da tekbir getirir ve secde eder yüzünü tam olarak alnı burnu değecek şekilde mafsalları ve tam bbir şekilde sükünet bulup rahatlayana kadar eğer.Sonra da tekbir getirir ve düz bir şekilde dübürünün üzerine oturur ve sırtını düz yapar.Ve namazı bu şekilde dört rekat olarak anlattı.Böyle yapmadan sizden birinizin namazı tam olmaz.Sünen-i Ebû Dâvud.Başka bir rivayette:''Sana Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi abdest al sonra da teşehhüd yap.Düz dur sonra tekbir getir.Ezberinde Kur'an varsa onu oku.Eğer yoksa Allah'a hamd et tekbir getir ve La ilahe illallah de.
Sahihİbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktığında tekbir alır ve (tekbir alır almaz) şöyle (dua e)derdi: «Subhâneke, Allahumme ve bi hamdike ve tebâreke's muke ve teâlâ cedduke ve lâ ilâhe ğayruke» (Allah’ım! Seni tesbîh ve sana hamd ederim. İsmin mübârek, şânın yücedir. Senden başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur)
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- gece namaz kılmak için kalktığında tekbir alır ve (tekbir alır almaz) şöyle (dua e)derdi: «Subhâneke, Allahumme ve bi hamdike ve tebâreke's-muke ve teâlâ cedduke ve lâ ilâhe ğayruke» (Allah’ım! Seni tesbîh ve sana hamd ederim. İsmin mübârek, şânın yücedir. Senden başka ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.) Sonra da: «Lâ ilahe illallah» (Allah'tan başka hak ilah yoktur.) der, daha sonra da üç kez: «Allahu Ekber» (Allah en büyüktür) «Eûzu billâhi's-semî'il alîm mine'ş şeytanirracîm, min hemzihi ve nefhıhî ve nefsih» (Kovulmuş Şeytan'ın kibrinden, yalanından ve vesvesesinden herşeyi hakkıyla işiten ve bilen Allah'a sığınırım.) der sonra (diğer okuyacaklarını) okurdu.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza tekbir ile, kıraate de ''Elhamdulillahi Rabbi'l-âlemîn"i okuyarak başlardı
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namaza tekbir ile, kıraate de ''Elhamdulillahi Rabbi'l-âlemîn"i okuyarak başlardı. Rükûya eğildiği zaman başını ne yukarı kaldırır, ne de aşağı indirirdi; (başını bu) ikisi arasında tutardı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman dimdik ayakta doğrulmadan secdeye varmazdı. Başını secdeden kaldıracak olursa iyice oturmadan secdeye varmazdı. Her iki rekât sonunda tahiyyatı okurdu. Sol ayağını yere yatırır, sağ ayağını dikerdi. Şeytan oturuşunu nehyettiği gibi, bir kimsenin yırtıcı hayvanlar gibi kollarını yere yaymasını da yasaklardı ve namazı selam vererek bitirirdi.
Sahihİbn Huzeyme rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebubekir ve Ömer -radıyallahu anhum- namazlarına ''Elhamdulillahi Rabbilalemin ile başlarlardı.''
Enes -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebubekir ve Ömer -radıyallahu anhum- namazlarına ''Elhamdulillahi Rabbilâlemin ile başlarlardı.'' Müslim bu hadise ilave olarak "Onlar, namazda kıraatın ne önünde ve ne de sonunda (bismillâhirrahmânirrahîm) derlerdi. (Yani bunu demezlerdi) sözünü rivayet etmiştir. Ahmed'in, Nesâi'nin ve İbn Mâce'nin rivayetlerinde "Onlar, (Bismillâhirrahmânirrahîm)'i sesli olarak okumazlardı." şeklinde gelmiş, İbn Huzeyme'nin rivayetinde ise: "Onlar sessiz okurlardı.'' şekilde gelmiştir. Bu rivayeti illetli sayan kimseye Müslim'in rivayetindeki nefiy (olumsuzluk ifadesi) buna (yani besmelenin sessizce okunduğuna) hamledilir.
HasenEbû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
«İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu.»
Abdullah b. Ebî Evfâ -radıyallahu anh- anlatıyor: "Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek; "Ben Kur’an'dan bir şey ezberleyemiyorum. Bana yeterli gelecek ve onun yerine geçecek başka bir şey öğret!" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Subhanallahi ve’l-hamdulillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahi’l-Aliyyi’l-Azîm» “Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim. Allah'a hamd olsun, Allah'tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur, Allah En büyüktür, yücelik ve azamet sahibi Allah'tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur.” Ey Allah'ın Rasûlü! Bu zikir Allah içindir. (O'na senâdır), Kendim için dua olarak ne söyleyeyim? dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allahım bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rızık ver! diye dua et!» dedi. Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek: "Şöyle (sımsıkı belledim!)" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve ve sellem- bunun üzerine: «İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu!» buyurdu.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Bizler, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in öğle ve ikindi namazlarının (uzunluğunu) ölçerdik. Öğle namazının ilk iki rekatındaki kıyamı Secde suresini okuyacak kadardı. Son iki rekâttaki kıyamı ise bunun yarısı kadardı.
Ebu Said -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre şöyle demiştir: "Bizler, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in öğle ve ikindi namazlarının (uzunluğunu) ölçerdik. Öğle namazının ilk iki rekâtındaki kıyamı Secde suresini okuyacak kadardı. Son iki rekâttaki kıyamı ise bunun yarısı kadardı. İkindi namazındaki ilk iki rekâtının kıyamı, öğlenin son iki rekâtındaki kıyamı kadar, son iki rekâttaki kıyamı ise bunun yarısı kadardı. Ebu Bekir rivayetinde Secde suresi kadar ibaresini zikretmemiş, otuz ayet kadardır, demiştir.
SahihNesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
''Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra, namazı onun namazına bundan daha fazla benzeyen başka bir kimsenin arkasında namaz kılmadım. O insan arkasında namaz kıldım. O, öğle namazının kıyamında ilk iki rekatını uzun tutuyor, son iki rekatını ise kısa tutuyordu. İkindi namazını daha kısa kılıyor, akşam namazında kısa surelerden okuyordu. Yatsı namazında Şems Suresi ve benzerlerini okuyordu. Sabah namazında ise iki uzun sure okuyordu.''
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: ''Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra, namazı onun namazına bundan daha fazla benzeyen başka bir kimsenin arkasında namaz kılmadım. O insan arkasında namaz kıldım. O, öğle namazının kıyamında ilk iki rekatını uzun tutuyor, son iki rekatını ise kısa tutuyordu. İkindi namazını daha kısa kılıyor, akşam namazında kısa surelerden okuyordu. Yatsı namazında Şems Suresi ve benzerlerini okuyordu. Sabah namazında ise iki uzun sure okuyordu.''
SahihMüslim rivayet etmiştir
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in- namazı, rükûsu, başını rükûdan kaldırması, secdesi ve iki secde arasındaki oturuşu birbirine aynı gibi yakındı."
Hakem'den rivayet edildiğine göre; Kûfe'ye bir adam hakim olmuştu -ismini de söyledi- Zemen b. Eş'as Ebû Ubeyde b. Abdillah'ın insanlara namaz kıldırmasını emretti. Namaz kılarken başını rükûdan kaldırdığı zaman «Allahumme Rabbenâ ve leke'l-hamdu, mil'us-semâvâti ve mil'ul ardi ve mil'u mâ şi'te min şey'in ba'du. Ehle's senâi ve'l mecdi. Lâ mânia limâ a'teyte ve lâ mu'tiye limâ mena'te velâ yenfeu ze'l ceddi minke'l ceddi.» (Allah'ım! Hamd sanadır, yeryüzü ve gökyüzü dolusunca, senin istediğin şeyler kadar, sen övülmeye layıksın ve yücelik ehlisin. Verdiğine engel olacak yoktur. Engel olduğunu da verecek yoktur. Varlıklı ve servet sahibi kimsenin varlığının sana karşı bir faydası olmaz.) diyecek kadar dururdu. Hakem dedi ki: Bunu Abdurrahman b. Ebî Leylâ'ya zikrettim. Ve bana dedi ki: Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'ı şöyle derken dinledim: ''Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namazı, rükûsu, başını rükûdan kaldırması, secdesi ve iki secde arasındaki oturuşu birbirine aynı gibi yakındı." Şu'be dedi ki: Bunu Amr b. Murra'ya zikrettim. Dedi ki: İbn Ebî Leylâ'yı gördüm onun namazı böyle değildi.
SahihMuttefekun aleyh
Ben, yedi kemik üzerine secde etmek ile;
İbni Abbas -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ben, yedi kemik üzerine secde etmek ile; alın, burun, eller, dizler, ayakların parmak uçları ve namaz sırasında elbisemi ve saçımı toplamamakla emrolundum.»
HasenEbû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki secde arasında şöyle diyordu: «Allahummağfirlî, verhamnî ve âfinî, vehdini ve'rzuknî» (Allah'ım! Bana mağfiret et, merhamet et, sağlık ver, bana hidayet ver ve beni rızıklandır.)
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- iki secde arasında şöyle diyordu: «Allahummağfirlî, verhamnî ve âfinî, vehdini ve'rzuknî» (Allah'ım! Bana mağfiret et, merhamet et, sağlık ver, bana hidayet ver ve beni rızıklandır.)
SahihMuttefekun Aleyh
“Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- rukûdan sonra bir ay kunut yaptı. Suleymoğulları'ndan bazı kabilelere beddua ediyordu. ”Enes -radıyallahu anh- sayıda tereddüd ederek dedi ki: (Nebi -sallallahu aleyhive sellem-) Kırk ya da yetmiş kurrâyı müşriklere gönderdi. O müşrikler ile Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- arasında yapılmış bir anlaşma olmasına rağmen, o kabileler kurrâlara karşı çıkıp, onları öldürdüler. Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunlara hüzünlendiği kadar hiçbir kimseye hüzünlendiğini görmedim.''
Âsım'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Enes –radıyallahu anh-’a kunuttan sordum. O da: “Rukûdan önce” diye cevap verdi. Bunun üzerine ben: “Falanca, senin (kunutu) rûkudan sonra dediğini iddia ediyor buna ne dersin? dedim." Bunun üzerine Enes-radıyallahu anh-, o yanlış söylemiştir, dedi. Sonra bize Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’den şöyle rivayet etti: “Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- rukûdan sonra bir ay kunut yaptı. Suleymoğulları'ndan bazı kabilelere beddua ediyordu.” Enes -radıyallahu anh- sayıda tereddüd ederek dedi ki: (Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-) Kırk ya da yetmiş kurrâyı müşriklere gönderdi. O müşrikler ile Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- arasında yapılmış bir anlaşma olmasına rağmen, o kabileler kurrâlara karşı çıkıp, onları öldürdüler. Ben Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunlara hüzünlendiği kadar hiçbir kimseye hüzünlendiğini görmedim.''
Sahihİbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ey babacığım! Muhakkak ki sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali -radıyallahu anhum-'un arkasında ve Ali -radıyallahu anh-'ın arkasında burada Kûfe'de yaklaşık beş yıl namaz kıldın. Sabah namazında kunut yapıyorlar mıydı? Ey oğulcuğum bu sonradan çıkan bir şeydir, dedi.
Ebû Mâlik el-Eşcaî Sa'd b. Târık -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki: Babama dedim ki: Ey babacığım! Muhakkak ki sen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali -radıyallahu anhum-'un arkasında ve Ali -radıyallahu anh-'ın arkasında burada Kûfe'de yaklaşık beş yıl namaz kıldın. Sabah namazında kunut yapıyorlar mıydı? Ey oğulcuğum bu sonradan çıkan bir şeydir, dedi.
SahihTirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir
«Sizden biri secde ettiği zaman, deve çöküşü gibi çökmesin, iki elini önce, iki dizini sonra koysun.»
Ebu Hureyre -radıyallahu anh'tan- merfû olarak rivayet edilen hadiste şöyle denilmektedir: «Sizden biri secde ettiği zaman, deve çöküşü gibi çökmesin, iki elini önce, iki dizini sonra koysun.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda oturduğu zaman, sağ avucunu sağ uyluğunun üzerine koyar, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı.(Şehâdet) parmağı ile işârette bulunur, baş parmağını orta parmağının üzerine koyar, sol eliyle de sol diz kapağını kavrardı.
Abdullah b. Zübeyr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazda oturduğu zaman, sağ avucunu sağ uyluğunun üzerine koyar, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı. (Şehâdet) parmağı ile işarette bulunur, baş parmağını orta parmağının üzerine koyar, sol eliyle de sol diz kapağını kavrardı.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi teşehhüdde okuyacağımız duayı öğretirdi.
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi teşehhüdde okuyacağımız duayı öğretirdi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- teşehhüdde şöyle (dua e) derdi: (Tahiyyat Duası) «Et-tahiyyâtu'l-mubârekâtu's-salavâtu't-tayyibâtu li’llâhi es-selâmu aleyke eyyuhe’n-nebiyyu ve rahmetullahi ve berakâtuhu es-selâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhi’s-sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illâllâh ve eşhedu enne Muhammeden Rasûlullah.» (Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Ey peygamber! Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve salih ameller işleyen kullarının üzerine olsun. Ben kabul eder ve şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ibadet edilecek hak ilâh yoktur ve yine kabul eder ve şahitlik ederim ki, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’ın kulu ve Rasûlüdür.) İbn Rumh'un rivayetinde, ''Bize Kur'an'ı öğrettiği gibi'' ifadesi vardır.
HasenEbû Dâvûd rivayet etmiştir
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte namaz kıldım. O, sağ tarafına, «Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuh» diyerek, sol tarafına da «Esselamu aleykum ve rahmetullah» diyerek selam verirdi
Vâbil b. Hucr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte namaz kıldım. O, sağ tarafına, «Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuh» diyerek, sol tarafına da «Esselamu aleykum ve rahmetullah» diyerek selam verirdi.