SahihMuttefekun aleyh
her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır
Ubâde -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmadığına, Allah’ın bir olduğuna ve O'nun bir ortağı olmadığına, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O'nun kulu ve rasûlü (elçisi) olduğuna, aynı şekilde İsa -aleyhisselam-’ın da Allah’ın kulu ve elçisi olup Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendi (yarattığı) bir ruh olduğuna, aynı şekilde Cennet ve Cehennem'in hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır.»
SahihBuhârî rivayet etmiştir
İbn Abbas –radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine Allah Teâlâ'nın şu ayetinde; "Vedd’i, Suvâ’ı, Yağûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i bırakmayın." Bu isimler Nuh kavminde yaşayan salih kişilerin adları idi. Bunlar ölünce şeytan, insanlara bunların hatıralarını devam ettirmek için yaşadıkları yerlere heykellerini dikmelerini ilham etti. Onlar da bunu yaptılar ve diktikleri heykellere onların isimlerini verdiler. Önceleri bunlara tapan yoktu; fakat onları dikenler öldükten sonra zamanla haklarındaki bilgiler ve heykellerin dikiliş gayeleri unutuldu ve insanlar bunlara tapmaya başladılar.
İbn Abbas –radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Allah Teâlâ'nın "Vedd’i, Suvâ’ı, Yağûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i bırakmayın." ayetinde geçen isimler, Nuh kavminde yaşayan salih kişilerin adları idi. Bunlar ölünce, şeytan, insanlara bunların hatıralarını devam ettirmek için yaşadıkları yerlere heykellerini dikmelerini ilham etti. Onlar da bunu yaptılar ve diktikleri heykellere onların isimlerini verdiler. Önceleri bunlara tapan yoktu; fakat onları dikenler öldükten sonra zamanla haklarındaki bilgiler ve heykellerin dikiliş gayeleri unutuldu ve insanlar bunlara tapmaya başladılar.
SahihMuttefekun Aleyh
«Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır.»
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse, abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler onun için: Allah'ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazdaymış gibidir.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Allah Teâlâ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlaslı ve seçkin yakın çevresi ve ashabı vardı
Abdullah b. Mes'ud -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ’nın benden önceki her bir ümmete gönderdiği peygamberin, kendi ümmeti içinde sünnetine sarılan ve emrine uyan ihlaslı ve seçkin yakın çevresi ve ashabı vardı. Bu samimi çevre ve ashabından sonra, yapmadıklarını söyleyen ve emrolunmadıklarını yapan kimseler onların yerini aldı. Böyle kimselerle eliyle cihat eden Mümindir, diliyle cihat eden Mümindir, kalbiyle cihat eden de Mümindir. Bu kadarı dahi bulunmayanda hardal tanesi ağırlığında bile iman yoktur.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Kim, İslâm’da iyi bir çığır açarsa, o kimseye bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey eksilmez. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayrılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey eksilmez.»
Cerîr b. Abdullah -radıyallahu anh- şöyle dedi: Birgün erken vakitlerde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ in huzurunda idik. O esnada, kaplan derisine benzeyen alaca çizgili elbise veya abalarını delerek başlarından geçirmiş ve kılıçlarını kuşanmış, tamamına yakını, belki de hepsi Mudar Kabilesi'ne mensup neredeyse çıplak vaziyette bir topluluk çıkageldi. Onları bu derece fakir görünce, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yüzünün rengi değişti. Eve girdi ve sonra da çıkıp Bilâl -radıyallahu anh-'a ezan okumasını emretti; o da okudu. Bilâl -radıyallahu anh- kâmet getirdi ve Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldırdı. Daha sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir hutbe irad etti ve şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının. Allah şüphesiz hepinizi hakkıyla görüp gözetmektedir.” (Nisâ Suresi: 1) Sonra da Haşr Suresi'nin sonundaki şu âyeti okudu: “Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkun ve her nefis yarın için ne hazırladığına baksın.” (Haşr Suresi: 18) Sonra: «Her bir fert, altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir sa’ bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka versin; hatta yarım hurma bile olsa sadaka versin.» buyurdu. Bunun üzerine Ensar'dan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan aciz kaldığı, hatta kaldıramadığı bir torba getirdi. Ahali birbiri peşine sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim, İslâm’da iyi bir çığır açarsa, o kimseye bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey eksilmez. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayırılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey eksilmez.»
SahihBuhârî rivayet etmiştir
Cenaze tabuta konulup da insanlar (veya erkekler) onu omuzlarına aldıklarında, eğer o iyi biriyse, "Beni bir an önce götürünüz, beni çabuk götürünüz!’’ diye seslenir
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Cenaze tabuta konulup da insanlar (veya erkekler) onu omuzlarına aldıklarında, eğer o iyi biriyse, "Beni bir an önce götürünüz, beni çabuk götürünüz!’’ diye seslenir. Eğer iyi biri değilse, "Vay başıma gelen! Beni nereye götürüyorsunuz?" diye feryat eder. Onun sesini, insanlar hariç her varlık duyar. Şayet insan, onu işitecek olsaydı (dehşetten) düşüp bayılırdı.»
SahihBuhârî rivayet etmiştir
«Ey Hârise'nin annesi! Cennette birçok dereceler vardır. Şüphesiz senin oğlun bunlardan El-Firdevsu'l-A'lâ'ya, yani en yüksek Firdevs'e erişti.»
Enes İbn Mâlik -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre El-Berâ kızı Ümmü'r-Rubeyy'i bu kadın, Harise ibn Surâka'nın da annesidir. Kendisi Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve Ey Allah'ın Rasûlü! Hârise(nin hâlin)den bana haber vermez misin? O Bedir günü öldürülmüştü. Eğer oğlum cennette ise (bu acıya) sabrederim. Cennette değilse ona gücüm yettiği kadar ağlamaya çalışırım, dedi. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- cevaben: «Ey Hârise'nin annesi! Cennette birçok dereceler vardır. Şüphesiz senin oğlun bunlardan El-Firdevsu'l-A'lâ'ya, yani en yüksek Firdevs'e erişti.» buyurdu.
SahihMuttefekun Aleyh
Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kurrâ olan yetmiş kişiyi onlara gönderdi.
Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Birtakım kimseler Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-´e gelerek, bize Kur´an´ı ve Sünnet´i öğretecek insanlar gönderseniz, dediler. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-, içlerinde dayım Harâm´ın da bulunduğu, Ensâr'dan kendilerine kurrâ denilen yetmiş kişiyi onlara gönderdi. Bunlar Kur´an okuyor, geceleri onu aralarında müzakere edip öğreniyorlardı. Gündüzleri ise su getirip mescide koyuyorlar, odun toplayıp onu satıyor, bedeliyle de Suffe ehline ve fakirlere yiyecek satın alıyorlardı. İşte Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara bu kişileri göndermişti. Fakat gidecekleri yere varmadan önlerine çıktılar ve onları öldürdüler. Onlar (öldürülmeden önce): "Allah'ım! Bizim haberimizi Peygamberimiz´e ulaştır. Bizler sana kavuştuk ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun." dediler. Bir adam, yaklaşıp Enes´in dayısı Harâm´a mızrağını sapladı, hatta vücudunun bir tarafından öbür tarafına geçirdi. Bunun üzerine Harâm: "Kâbe´nin Rabbine yemin ederim ki, cenneti kazandım gitti." dedi. Bu olay üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: «Şüphesiz ki din kardeşleriniz öldürüldüler. Onlar hem de şöyle dediler: Allah'ım! Bizim haberimizi Peygamberimiz´e ulaştır. Bizler sana kavuştuk ve senden razı olduk; sen de bizden razı oldun.» buyurdu.