SahihMuttefekun aleyh
Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah -Azze ve Celle- şöyle demiştir: Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim. Beni andıkça onun yanında olurum. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Eğer o, bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Muhakkak ki Allah, bir ümmete rahmet etmeyi dilerse, o ümmetten evvel peygamberinin ruhunu kabzeder de onu o ümmeti için bir öncü ve bir selef yapar.»
Ebu Musa el-Eş'arî -radıyallahu anh-'den merfû olarak rivayet olunan bir hadiste şöyle buyrulmuştur: «Muhakkak ki Allah, bir ümmete rahmet etmeyi dilerse, o ümmetten evvel peygamberinin ruhunu kabzeder de onu o ümmeti için bir öncü ve bir selef yapar. Şayet bir ümmetin helakini dilerse onlara peygamberleri sağ iken azap eder. Ve peygamberin gözünün önünde onları helak eder. Ümmeti onu yalanlayıp emrine isyan ettikleri için, onları helak etmekle peygamberini de memnun eder.»
SahihMuttefekun Aleyh
Allah Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla eziyete uğradı, ama sabretti.
Abdullah b. Mesud -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Huneyn Günü, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ganimet paylaşımında bazı kimselere öncelik verdi. Akra' b. Hâbis -radıyallahu anh-'a yüz deve verdi. Üyeyne b. Hısn -radıyallahu anh-'a da aynısını verdi. O gün Arapların önde gelenlerine öncelik vererek onlara ganimet paylarından verdi. Adamın biri: "Vallahi bu içinde adalet yapılmayan bir taksimat olmuştur ve bunda Allah'ın rızası da gözetilmemiştir" dedi. Ben de, "Vallahi bu sözü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber vereceğim" deyip O'na geldim ve (o adamın) dediğini anlattım. Bunun üzerine Rasûllullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yüzü öyle bir değişti ki, kırmızı boya gibi oldu ve sonra: «Allah ve Rasûlü adaletli olmamış ise, kim adaleti tatbik edebilir?» buyurup ardından; «Allah Musa -aleyhisselam-'a rahmet etsin. O'na bundan daha kötü sözlerle eziyet edildiği halde O, sabretmişti.» buyurdu. İbni Mes'ûd -radıyallahu anh- devamla der ki: "Bu olaydan sonra kesinlikle ona -bu tür- sözleri götürmeyeceğim" dedim.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Eğer şu hurmalarımı yiyinceye kadar yaşarsam, bu gerçekten uzun bir hayattır, diyerek elindeki hurmaları attı. Sonra şehit oluncaya kadar müşriklerle savaştı.
Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile ashabı yola çıktı ve müşriklerden önce Bedir'e vardılar. Atrdından müşrikler de geldiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden hiçbiriniz, ben başında olmadıkça herhangi bir şey yapmasın.» Sonra müşrikler yaklaştı; bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete girmek üzere ayağa kalkınız!» buyurdu. Enes der ki: Ensardan Umeyr b. Humâm -radıyallahu anh-: Yâ Rasûlallah! Genişliği göklerle yer arası kadar olan cennet mi? diye sordu. Peygamberimiz: «Evet!» buyurdu. Umeyr: Ne iyi, ne âlâ! dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Niye öyle söyledin?» diye sordu. Umeyr: Allah'a yemin ederim ki, yâ Rasûlallah, cennet ehlinden olmayı istediğim için öyle söyledim, başka maksadım yok, dedi. Rasûl–i Ekrem: «Şüphesiz sen cennetliksin.» buyurdu. Umeyr, bu söz üzerine torbasından bir kaç hurma çıkartıp onları yemeye başladı. Sonra: Eğer şu hurmalarımı yiyinceye kadar yaşarsam, bu gerçekten uzun bir hayattır, diyerek elindeki hurmaları attı. Sonra şehit oluncaya kadar müşriklerle savaştı.
SahihMüslim rivayet etmiştir
Fakat şimdi ne üzere biat edelim? dedik. O da: «Yalnızca Allah’a ibadet edip, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacak ve beş vakit namazınızı kılacaksınız. Allah'a itaat edeceksiniz.» dedikten sonra seslerini alçaltarak; «İnsanlardan hiçbir şey istemeyecek ve talep etmeyeceksiniz!
Ebû Müslim el-Havlânî'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Benim için değerli ve güvenilir olan Avf b. Mâlik el-Eşcaî -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Biz yedi, sekiz ya da dokuz kişi olarak Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna çıktık. Bizlere şöyle buyurdu: «Allah’ın Rasûlü’ne biat etmek istemez misiniz?» ve bunu üç kere tekrarladı. Bizler o vakit yeni biat etmiştik. Ey Allah'ın Rasûlü! Bizler biat ettik diye cevap verdik. Ardından bizlere yine «Allah’ın Rasûlü’ne biat etmek istemez misiniz?» diye buyurunca, biz de ellerimizi uzatarak, Ey Allah’ın Rasûlü! Sana biat ettik. Fakat şimdi ne üzere biat edelim? dedik. O da: «Yalnızca Allah’a ibadet edip, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacak ve beş vakit namazınızı kılacaksınız. Allah'a itaat edeceksiniz.» dedikten sonra seslerini alçaltarak; «İnsanlardan hiçbir şey istemeyecek ve talep etmeyeceksiniz!» buyurdular. Bundan sonra bizim bu gruptan hiçbir kimse düşürdükleri kamçılarını bile insanlardan kendilerine vermelerini istemedi.
SahihMuttefekun Aleyh
«Ebu Bekir’e emredin de insanlara namazı kıldırsın.»
Abdullah İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre O, şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ağrıları şiddetlendiği zaman ona, namaz için haber verildi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ebu Bekir’e emredin de insanlara namazı kıldırsın.» buyurdu. Bunun üzerine Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: “Ebu Bekir, yumuşak kalpli bir kimsedir. Kur’ân okuduğu zaman gözyaşlarını tutamaz,” dedi. Allah Rasulü -sallallahu aleyhi ve sellem-: «O’na emredin, namazı kıldırsın.» buyurdu. Başka bir rivayette ise Âişe -radıyallahu anhâ- şöyle demiştir: “ Dedim ki, muhakkak ki Ebu Bekir, (namaz için) senin makamına geçtiği zaman ağlamasından dolayı insanlara sesini işittiremez.”
SahihMuttefekun aleyh
Kabirde soru sorulduğunda, Müslüman kişi; Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik eder
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kabirde soru sorulduğunda, Müslüman kişi; Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik eder.» Bu ise, Allah'ın; {Allah, kendisine iman edenleri, dünya ve ahiret hayatında sabit bir söz üzere sebatkâr kılar.}[İbrahim Suresi: 27] ayeti(nin anlamıdır).»
SahihMuttefekun aleyh
Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ben, Allah’tan başka hak ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekâtı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları takdirde, kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. İslâm’ın gerektirdiği haklar ise bunların dışındadır. Onların gizli hallerinin hesabı Allah’a aittir.»
HasenHadisi İbn Mâce, Beyhakî ve diğerleri rivayet etmiştir
Şüphesiz Allah, ümmetim hakkında hatalarını, unutmalarını ve zorla yapmaya mecbur kaldıklarını bağışlamıştır
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz Allah, ümmetim hakkında hatalarını, unutmalarını ve zorla yapmaya mecbur kaldıklarını bağışlamıştır.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
«Ben şüphesiz buna, senden daha layığım, kulumu serbest bırakın!»
Huzeyfe,-radıyallahu anhu- göre Nebi -sallallahu -aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ'nın huzuruna kendisine yüce Allah’ın çokça mal mülk verdiği bir kul getirilir. Ona: "Dünyada ne iş yaptın?" diye sorar. (O gün) Kullar Allah’tan hiçbir sözü gizlemezler! Adam: "Ey Rabbim! Bana malını verdin ve ben de insanlarla alışveriş yapardım. Benim bir (ticari) ahlakım vardı. İmkânı olanlar için kolaylık gösterir, zor durumda olanları da beklerdim, dedi. Allah Teâlâ da: "Ben şüphesiz buna, senden daha layığım, kulumu serbest bırakın." diye buyurur.» Ukbe bin Amir ve Ebu Mes'ud el-Ensarî -radıyallahu anhuma- "Biz bu hadisi aynen Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böylece duyduk." dediler.
SahihMuttefekun aleyh
Mümin kimse Rabbine, örtüsünü üzerinize örtüp rahmetiyle kuşatıncaya kadar yaklaşır. Sonra da ona günahlarını itiraf ettirerek
Safvân b. Muhriz'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bir adam İbn Ömer'e -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den (Müminlerin) gizlice hesaba çekilmesi hakkında ne duydun?'' İbn Ömer dedi ki: Onun şöyle söylediğini duydum: «Mümin kimse Rabbine, örtüsünü üzerinize örtüp rahmetiyle kuşatıncaya kadar yaklaşır. Sonra da ona günahlarını itiraf ettirerek şöyle buyurur: Sen, şunu şunu biliyor musun? O da ''Evet Rabbim, biliyorum'' der. Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur: Ben, senin yaptıklarını dünyada gizlemiştim, bugün de affediyorum. Ardından ona hasenatlarının kitabı verilir. Kâfirler ve münafıklar ise, bütün mahlukatın başucunda ''İşte bunlar Allah'ı yalanlayanlardır'' denilerek çağırılır.»
SahihMüslim rivayet etmiştir
Güneş, kıyamet gününde insanlara bir mil mesafe kalıncaya kadar yaklaştırılır
Mikdâd b. el-Esved -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim: «Güneş, kıyamet gününde insanlara bir mil mesafe kalıncaya kadar yaklaştırılır.» Hadisi Mikdât’tan rivayet eden Süleym b. Âmir: Allah’a yemin ederim ki, Rasûlullah mil ile yeryüzündeki mesafe ölçüsünü mü yoksa göze sürme çekmek için kullanılan mili mi kastetti bilmiyorum, demiştir. Rasûlullah şöyle buyurmuştur: «İnsanlar, işledikleri kötü amelleri kadar tere batarlar. Onlardan bir kısmı topuklarına, bir kısmı dizlerine, bazıları kuşak yerlerine kadar ter içinde kalır; bazılarının da ter âdeta ağızlarına gem vurur.» Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- eliyle ağzına işaret etti.
SahihMüslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
«Allah, rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Doksan dokuz parçasını kendi katında alıkoymuş, birini yeryüzüne indirmiştir. İşte varlıklar bu bir parça rahmet sebebiyle birbirlerine acıyıp, rahmet eder. Hatta hayvanlar, yavrusunun üzerine basacağı endişesiyle ayağını çekip kaldırır.»
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre, “Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken dinledim.” demiştir: «Allah, rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Doksan dokuz parçasını kendi katında alıkoymuş, birini yeryüzüne indirmiştir. İşte varlıklar bu bir parça rahmet sebebiyle birbirlerine acırlar. Hatta hayvanlar, yavrusunun üzerine basacağı endişesiyle ayağını çekip kaldırır.» Bir başka rivayette şöyle buyurulmuştur: «Allah Teâlâ’nın yüz rahmeti vardır. Bunlardan birini insanlar, cinler, hayvanlar ve böcekler arasına indirmiştir. Onlar bu sebeple birbirlerini sever ve birbirlerine acırlar. Yabani hayvan yavrusuna bu sebeple şefkat gösterir. Allah, o doksan dokuz rahmeti kıyamet günü içindir.» Müslim’in Selmân–ı Fârisî’den naklettiği bir başka hadiste, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz Allah Teâlâ’nın yüz rahmeti vardır. Bu rahmetten bir tanesi sebebiyle varlıklar birbirlerine merhamet ederler. Doksan dokuz (rahmet) ise Kıyamet günü içindir buyurdu.» Başka rivâyette Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: «Allah, gökleri ve yeri yarattığı gün, yüz rahmet yaratmıştır. Her bir rahmet göklerle yer arasını dolduracak enginliğe sahiptir. Bunlardan sadece bir rahmeti yeryüzüne indirmiştir. İşte anne yavrusuna bu sayede şefkat gösterir. Yabani hayvanlar ve kuşlar bunun sonucu olarak birbirlerine merhamet ederler. Allah Teâlâ kıyamette, bu biri doksan dokuza katarak rahmetini yüze tamamlayacaktır.»